Konu: Yorumsuz! : Haberler  (Okunma sayısı 1143719 defa)

tossty

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 787
  • Teşekkür 486
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2007 08:40:05
Kitaplar konusunda söylenenlere ben de katılıyorum.Zaten ihtiyaçtan fazla kitap geliyor ve israf oluyor.Ayrıca bir çok öğrencimin velisi kitapları --bedava ve kıymetsiz saydıkları için olsa gerek-- evlerinde soba tutuşturmak için kullandı. Kitapları korumanın önemini ne kadar anlatsakta yine de öğrenci kitapları paramparça.Çünkü bedava. Bu uygulamaya bir son verilmeli bence.


*Bedava kitap dağıtmak yerine etkinlikleri ve bunlara uygun çalışma yapraklarını her bir öğrenci için, test sayfaları gibi gönderebilirler.Hem öğretmen fotokopiyi nasıl çektireceğini düşünmez hem de bunlar dosyalanıp not verilebilir.

Çünkü hem fotokopi parasını cepten vermek imkansız, hem de devletin kitaba boş yere harcadığı paraya.

Biz okurken ders kitapları çok pahalıydı, şimdi ucuz. Millet pahalıyken alıyordu,şimdi de pekala alabilir.

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2007 21:10:20
Unakıtan'dan öğretmenlere dayak nasihati
   
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, öğretmenlere seslenerek, "Değerli öğretmenlerim, çocukları dövmeyin. Sakın ha onlara vurmayın, tokat atmayın. O çocuklar kendilerine güvenli yetişsinler" dedi.

TOKİ konutlarının anahtar teslim törenine katılmak üzere Afyonkarahisar'a gelen Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Özel Zafer Koleji Kapalı Spor Salonu'nun açılış törenine katıldı. Burada 5. Türkçe Olimpiyatları'nda yarışan Nepalli öğrencilerle bir süre sohbet eden Unakıtan, daha sonra kapalı spor salonunun açılışını gerçekleştirdi. Tören sonunda çeşitli yarışmalarda Türkiye ve dünyada dereceye giren başarılı öğrencilere ödül veren Unakıtan, burada yaptığı konuşmada, öğretmenlere yönelik tavsiyelerde bulundu.

Gençleri kendilerine güveni olan ülkelerin ileri gittiğini belirten Unakıtan, "Bu gençlerimizi kendilerine güvenen gençler olarak yetiştirmemiz lazım. Atatürk ne demiş, 'Güven, Çalış, Öğün'. Güvenli gençlik yetiştirebilmemiz için aman değerli öğretmenlerim, çocukları dövmeyin. Sakın ha onlara vurmayın, tokat atmayın. O çocuklar kendilerine güvenli yetişsinler. Derslerine çalışmayabilirler, istemediğimiz hareketler yapabilirler. Ama ne olursa olsun tahammül edin, sabır gösterin. Onları dövmeyin. Dövmeyin ki kendilerine güvenen bir gençlik yetişsin. Herkesin profesör olacak hali yok. Ancak kendine güvenen gençlik çok önemli. Bu gençlerimiz bize lazım. Türkiye'nin hızlı kalkınması lazım" diye konuştu.

Siyasi gündemin ağır olduğunu ifade eden Unakıtan, "Ancak, Türkiye'nin birinci gündem maddesi ekonomidir. Buna göre çocuklarınızı olduğundan daha iyi yetiştirin. Türkiye'nin kendisine güvenen gençlere ihtiyacı var" şeklinde konuştu. Dünya üzerinde en iyi yatırımın insana yapılan yatırım olduğunu kaydeden Unakıtan, "Çeşitli yerlere yatırım yapabilirsiniz. Tarıma, sanayiye, elektroniğe yatırım yapabilirsiniz. Hepsi birbirinden güzel. Ancak en yi yatırım insana yapılan yatırımdır. Bu bütün dünya milletleri tarafından kabul edilmiş bir prensiptir. Ülkesinde eğitime, yani insana yapılan yatırım en fazla olan ülkeler, en ileri ülkelerdir. İnsanına en az yatırım yapan ülkeler de en geride kalan ülkelerdir. Küreselleşmenin iyi tarafı da var, kötü tarafı da var. Eğer siz küreselleşmenin standartlarına ülkenizi kavuşturamazsanız, küreselleşmeden nasibinizi alamazsınız. Hatta onun zararlarını çekersiniz" diye konuştu.

Basketbol topuyla yaptığı atışta başarısız olan Bakan Unakıtan, daha sonra TOKİ konutlarının anahtar teslim törenine katılmak üzere Dinar ilçesine hareket etti.
  kaynak:9 Haziran 2007  İHA19:00
 
  yorum yok arkadaşlar,yorum yok(!!!!!!!!)

Aslıhan63

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 533
  • Teşekkür 875
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2007 21:21:32
yazıların hepside yorumsuz gerçekten................

Aslıhan63

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 533
  • Teşekkür 875
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2007 21:24:26
birşey merak ettim.tv larda öğrenciden para toplamayın diye seslenip,okulun hiçbir masrafını karşılamayan ve bizi veli karşısında zor durumda bırakan zihniyeti anlayan var mı?
   

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2007 20:28:29
Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin eğitim konusunda çok kısır tartışmalar sonucunda fazla ilerleme sağlayamadığını belirterek, “Hele hele yüksek öğrenim konusunda maalesef dünyadan koptuk çok gerilerde kaldık. Önümüzdeki dönemde tüm bu konulara, köklü ve korkusuz bir şekilde Türkiye'nin el atması gerekiyor” dedi.

-Babacan, “İdeolojik siyasi yaklaşımlardan uzak, sadece ve sadece daha iyi

yetişmiş nesilleri nasıl Türkiye'de görürüz, bunun için hep beraber toplum olarak çaba göstermemiz gerekiyor” diye konuştu.

İSTANBUL(ANKA)- Devlet Bakanı Ali Babacan, Türkiye’nin eğitim konusunda çok kısır tartışmalar sonucunda fazla ilerleme sağlayamadığını belirterek, “Hele hele yüksek öğrenim konusunda maalesef dünyadan koptuk çok gerilerde kaldık. Önümüzdeki dönemde tüm bu konulara, köklü ve korkusuz bir şekilde Türkiye'nin el atması gerekiyor” dedi.

Yatırım Danışma Konseyi dördüncü toplantısı sonrasında düzenlenen basın toplantısında Devlet Bakanı Ali Babacan, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Babacan, bir gazetecinin “İşgücü üzerine bir madde var bildiride. İşgücü arzında sorunu nasıl aşacaksınız. İleride meslek liselerinin yapılaşmasının siyasal sonuçlarıyla beraber aşılması nasıl gerçekleşecek?” sorusu üzerine, eğitim konusu gerçekten Türkiye'nin orta ve uzun vadede geleceğini belirleyecek en önemli konu olduğunu söyledi. Genç nüfusa güvendiklerini belirten Babacan, şöyle konuştu:

“Nüfusumuzun genç olmasıyla da övünüyoruz ancak genç nüfusumuzun çok iyi eğitim almış, modern dünyanın gerektirdiği, özellikle ekonomimizin değişen yapısının gerektirdiği bir şekilde eğitilmesi, donanım kazanması son derece önemli. Türkiye'nin uzun vadeli kalkınması ancak fert fert yüksek katma değer üretmekten geçiyor. Türkiye'de aradığı vasıfta çalışacak eleman bulamayan binlerce firma söz konusu. İşsizlerimizin sahip olduğu özelliklerle kuruluşların firmaların aradıkları nitelikler arasında çok ciddi uyumsuzluklar söz konusu. Bunun da temelinde bizim eğitimle ilgili sorunlarımız yatıyor. Sadece bu mesleki eğitim değil aynı zamanda üniversite sistemimizle ilgili sorunlar yatıyor. Konu Türkiye’de yıllarca bir tartışma konusu olarak sürdü geldi. Maalesef çok kısır tartışmaların, kısır çatışmaların sonucunda da Türkiye bu konularda fazla ilerlemeler sağlayamadı.

Hele hele yüksek öğrenim konusunda maalesef dünyadan koptuk. Çok çok gerilerde

kaldık. İnşallah önümüzdeki dönemde tüm bu konulara çok köklü şekilde korkusuz

bir şekilde Türkiye'nin el atması gerekiyor. Eğer bu kronik sorunların hızla

çözülmesi gerekiyor. Aksi halde kısır çatışma sahası olarak kalırsa konular

nesillerimize yazık etmiş oluruz. Türkiye’nin hiç bir zaman o potansiyel büyümesini, hayalimizde arzu etmiş gelişmişlik seviyesine ulaşmasını sağlayamayız. Bu konulara hep birlikte ağırlık vermek zorundayız. İdeolojik siyasi yaklaşımlardan uzak sadece ve sadece daha iyi yetişmiş nesilleri nasıl Türkiye'de görürüz, bunun için hep beraber toplum olarak

çaba göstermemiz gerekiyor.”

BİRDE LAFLAR İCRAATA DÖNSE............

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2007 20:32:16
Bağımsız Eğitimciler Sendikası AR-GE Kurulu tarafından yapılan "Eğitim Çalışanlarının alım gücü" araştırmasında, "Son bir yılda eğitim çalışanlarının ortalama ücretlerinin yüzde 11 arttığı, buna karşın kira, yakacak, beslenme gibi zorunlu ve vazgeçilmez giderlerle ilgili artışların ise yüzde 25'lere çıktığı" savunuldu.

Sendika Genel Başkanı Gürkan AVCI, "Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenimizin 4 kişilik ailesi olduğu baz alınırsa zorunlu ve vazgeçilmez ihtiyaçları olan kira, yakacak, giyecek, yiyecek, eğitim, sağlık, ulaşım ve haberleşme gibi ihtiyaçlarını en vasat nitelikte karşılayabilmesi için en az 2.400 YTL aylık gelire sahip olması gerekir" dedi.

Bir öğretmenin 1 kilogram et için 5 yıl önce 4 Saat 9 dakika çalışırken bu gün 7 Saat 5 dakika çalışması gerektiği, 5 yıl önce 1 kilogram beyaz peynir için 2 Saat 28 dakika çalışan öğretmenin bu gün 3 Saat 52 dakika çalıştığı, takım elbise için 71 Saat 41 dakika çalışan öğretmenin bu gün 100 Saat 26 dakika çalışması gerektiği, 5 sene önce ayakkabı için 23 Saat 54 dakika çalışırken bu gün 29 Saat 50 dakika çalıştığı ve ev kirası için 5 sene önce 95 Saat 35 dakika çalışırken bu gün 159 Saat 20 dakika çalıştığı ve adeta öğretmenlerin maaşının kiraya gittiğini söyleyen AVCI, şöyle kaydetti;

"Bir öğretmen ailesi şu anki ortalamayla 920 YTL maaşla çadırda yaşasa, battaniyelere sarılarak ısınsa, başkalarının verdiği giyeceklerle yetinse, çocuklarını okula göndermese, hastalanmasa, iş yerine yürüyerek gidip-gelse, haberleşme ihtiyaçlarını tamamen kısıtlasa aldığı ücret karnını doyurmaya yetmemektedir.

Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı Hükümetin "Zenginden alıp fakire veren Robin Hood'un aksine, zenginlere dokunmayıp fakirden alarak daha fakire verdiğini, bedava kömür, şeker, pirinç gibi ihtiyaç maddeleri dağıtarak gecekondu semtlerine seçim yatırımı yaptığını ve hükümetin bu haliyle Robin Hood'un naylon versiyonu olduğu" suçlamasında bulundu.

"Eğitim çalışanlarının yüzde 30'unun açlık, yüzde 70'inin de yoksulluk sınırı altında maaş aldığını hatırlatan AVCI, şöyle devam etti;

Bu nedenlerle, en düşük öğretmen maaşının 845 YTL'den 1250 YTL'ye, ek ders ücretinin de 5 YTL'den, 10 YTL'ye çıkarılmalıdır.

RÜYADA GÖRSEM İNANMAM!!!!!1

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2007 20:49:44
Atama bekleyen iki beden eğitimi öğretmen adayı, bilboardlara afiş yapıştırarak geçimlerini sağlıyor.

Kayseri’de atama bekleyen iki beden eğitimi öğretmen adayı, bilboardlara afiş yapıştırarak geçimini sağlamaya çalışıyor.

Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu öğretmenler, 27 yaşındaki Kemal Karakaya ve 30 yaşındaki Levent Kaya, geçimlerini kazanmak için bilboardlara afiş yapıştırdıklarını söyledi. Devlet okullarında çalışmak için KPSS sınavlarına girdiklerini ancak atama yapılmadığını belirten Kemal Karakaya, “Sevdiğim ve mesleğim olan iş öğretmenliğini yapmak istiyorum. Ama, atamamız olmadı” diyor. Kendileri gibi öğretmen adayı olan bir çok arkadaşlarının aynı gerekçeyle kapıcılık dahi yaptığını belirten, evli ve bir çocuk babası Levent Kaya, atama bekleyen öğretmenlerin sesinin duyulmasını istedi. Talas ilçesinde bulunan bilboardlara adet başına 25 Ykr’a afiş astıklarını belirten gençler, gelirlerinin asgari ücret altında olduğu belirttiler.

Bu da ülkemizin eğitim gerçeği!!!!!!!!!

aladag44

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 174
  • Teşekkür 49
    • Çevrimdışı
  • # 12 Haz 2007 22:08:27
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Atama bekleyen iki beden eğitimi öğretmen adayı, bilboardlara afiş yapıştırarak geçimlerini sağlıyor.
Bizim okulda çalışan bir bayan öğretmen arkadaşımızın eşi de demir doğrama işi yapıyor.
O da yukarıda bahsedilen arkadaşlar gibi beden eğitimi bölümü mezunu.

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 14 Haz 2007 21:45:33
Türk Eğitim Sen: Öğretim yılı sonunda MEB sınıfta kaldı
14 Haziran 2007 19:48
Türk Eğitim Sen Genel Başkanı Şuayip Özcan, eğitim sisteminin sorunlarının 2006-2007 eğitim öğretim yılında da artarak devam ettiğini belirtti. Özcan, “Hükümet ve Bakanlık sınıfta kaldı” dedi.

Özcan yazılı açıklamasında, eğitim öğretim yılının değerlendirmesini yaptı, hükümeti ve Milli Eğitim Bakanlığı’nı eleştirdi. Eğitimde yaşanan sıkıntıların 2006-2007 döneminde daha da katmerleştiğini savunan Özcan, eğitime yeterli kaynak ayrılmamasından fırsat eşitsizliğine, okullarda yaşanan şiddetten sınav sistemine, öğretmen açığından meslek liselerine ve katsayı adaletsizliğine kadar eğitim sisteminin çok tartışılan sorunlarından bahsetti. Özcan, bakanlığın ve hükümetin bu öğretim yılında da sınıfta kaldığını belirtti. Özcan, şöyle dedi:

“Türkiye’de okul, derslik ve öğretmen açığı hala büyük bir handikaptır. Üstelik okullarda ders-araç gereç donanımı sağlanamamış, taşımalı eğitim ve birleştirilmiş sınıf uygulaması devam etmektedir. Eğitime ayrılan pay hala OECD ülkelerinin çok altındadır. Mevcut kaynak, eğitimin temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır. Öğretmen açığını giderebilmek için ise Bakanlık sözleşmeli öğretmen alımı yapmaktadır. Ancak bu uygulama sözleşmeli köleler oluşturmaktan öteye gitmemiştir. Hiçbir güvencesi olmayan, komik ücretlerle çalışan sözleşmeli öğretmenler, hak gaspı yaşamaktadır. Bu nedenle sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilmeli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına son verilmelidir.”

ÖSS BÜYÜK ENGEL

Türk Eğitim-Sen Başkanı Özcan, katsayı adaletsizliğine vurgu yaptığı açıklamasında yaklaşan ÖSS'ye girecek öğrencilere başarılar diledi. Özcan, sınav sistemini şöyle eleştirdi:

“Eğitim sistemimiz her yeri oynayan bir yapıya dönüşmüştür. Öyle ki bu oynak yapı, üniversitelere öğrenci yetiştiremememize, okullarımızın dünya ülkeleri arasında son sıralarda yer almasına neden olmaktadır. ÖSS, öğrencilerin önünde büyük bir engeldir. Her yıl sınav heyecanı yaşayan öğrencilerimiz, üniversiteli olabilmek için birbiriyle kıyasıya yarışmaktadır. Bu yarışta meslek liseleri ne yazık ki mağdur taraf olmaktadır. Katsayı adaletsizliğini bir türlü gideremeyen Bakanlık, meslek lisesi öğrencilerinin umudunu kırmaktadır.”

NOTLARI ZAYIF ÖĞRENCİLERE HOŞGÖRÜLÜ OLUN

Özcan, karne heyecanı yaşayan öğrencilerin ailelerine de uyarıda bulundu. Öğrenciler için karne döneminin bir “sendrom” haline geldiğini kaydeden Özcan, kırık notlar nedeniyle evden kaçan hatta intihara kalkışan öğrenciler bulunduğunu hatırlatarak, velilerden çocuklarına karşı daha anlayışlı olmalarını istedi. Türk Eğitim-Sen Başkanı Özcan şöyle dedi:

“Karnesi zayıf olan çocuklara savaş ilan etmek, onları arkadaşlarıyla kıyaslamak, sözle ya da fiziksel olarak rencide etmek yerine, onlarla diyalog kurmaya çalışmalı, karnedeki zayıf notların nedenlerini araştırmalıyız. Karne dünyanın sonu değildir. Karnesi zayıf çocukları başarısız olarak ilan ederek, onları hayata küstürmenin, kriz oluşturmanın hiçbir faydası olmayacaktır.”

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 14 Haz 2007 21:51:29
Açlık sınırında maaş alan öğretmenler, geçinmek için okulda kitap-defter satmaya başladı. Kırtasiyeci 'Batıyoruz' isyanında

Öğretmenlerimiz az maaş alıyor, fazla çalışıyor, dinlenemiyor... Öğretmenlerimizin sırtında çok fazla sorumluluk var... Birkaç gün önceki 'Öğretmen açlık sınırında' başlıklı yazımda, yüzde 70'inin yoksulluk, yüzde 30'unun açlık seviyesinde ücret aldığını anlatmıştım. Durum o kadar kötü ki, geçinemeyen öğretmenler öğrencilere defterkitap pazarlayarak 35 kuruş kazanmanın peşine düştü. Sene başında özellikle ilköğretim okullarında yazı defteri ve yardımcı ders kitabı satan öğretmenler, şimdi de öğrencilere tatil kitabı pazarlayarak ek gelir elde etmeye çalışıyor.

'SATIŞ YAPAMIYORUZ'

Öğretmenler düştükleri bu duruma üzülürken, kırtasiyecileri de kızdırıyor. Kırtasiyecilerin iddialarına göre, kendilerinin 2-3 YTL'ye sattıkları kitaplar öğretmenler tarafından öğrencilere 8-10 YTL'ye veriliyor. Zor durumda kaldıklarını söyleyen kırtasiyeciler, "Biz bir yığın masraf edip dükkan açıyoruz. Devlete vergi veriyoruz, sigortaya prim yatırıyoruz.

Ama okullarda yapılan bu satışlar yüzünden zarar görüyoruz. Buna Milli Eğitim'in el koymasını istiyoruz" diyor.

Özetlersek, manzara şöyle:

* Öğretmen, sattığı 3-5 kitaptan alacağı 3-5 kuruşa muhtaç edilmiş...

* Esnaf, öğretmenin sattığı kitaplarla bile batacak duruma geliyor...

* Veli, ay sonunu bile zor getirirken 2 liralık kitabı 8 liraya alıyor...

* Bu arada Borsa yükseliyor, dolar düşüyor, ekonomimiz tıkırında...



erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 16 Haz 2007 20:23:13
10 Lira yoksa karne de yok
16 Haziran 2007 06:57
Eğitim-öğretim yılı dün öğrencilerin karne almasıyla sona erdi. Ancak Esenyurt Merkez İlköğretim Okulu’nda okuyan yaklaşık 300 öğrencinin boynu bükük kaldı.

Okul müdürü Hayrettin Beştaş, kapanış töreninde yaptığı konuşmada “Bugün herkese karne dağıtmayacağız. Velileri aidat parasını vermeyen öğrenciler karnelerini alamayacak” dedi. Parayı ödeyen bin 100 öğrenci karnesini alırken ödeyemeyen 300 öğrenci ağlayarak evlerine döndü. Öğrencilerden aylık 10 YTL para istendiği öğrenildi.

11 yaşındaki Gülşah öğretmeninin arkadaşları içinde kendisine ‘Okul olarak bu yıl bir karar alındı. Aidatlarını ödemeyenler karne vermeyeceğiz. Eğer temmuz ayınıda paranızı verirseniz karnelerinizi alırsınız’ dediğini anlattı.

İki çocuğunun bu nedenle karne alamadığını söyleyen Hüseyin Işık“Her ay 15 YTL istediler. Uygulamayı normal bulmadığım için vermedim. Çocuklarımın durumu çok kötü. Böyle uygulama olmaz” diye isyan etti.

SONUCUNA KATLANIR

İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ata Özer, okullarda velilerden zorunlu aidat alınması diye bir uygulama olmadığını belirterek “Eğer zorunlu aidat isteyen okul müdürü varsa ve bu parayı vermeyen öğrencileri karnesini vermemekle tehdit ediyorsa, sonuçlarına katlanır. Çok açık konuşuyorum” dedi. Özer, sadece etüt beslenme sınıflarında 180 YTL ve ana okullarında 55 YTL para alındığını söyledi.



erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 17 Haz 2007 13:19:20
İstanbul’da yaşanan paralı karne rezaleti ses getirdi. İstanbul’daki Esenyurt Merkez İlköğretim Okulu’nda okuyan 300 öğrenciye 10 YTL aidat ödemedikleri için karnelerinin verilmemesinin ele alındığı haber, aynı olayı yaşayan velileri harekete geçirdi. Gazetemizi telefon yağmuruna tutan onlarca veli karne günü yaşadıkları utancı anlattı. Çocuklarına zarar gelmesinden çekindikleri için isimlerini açıklamaktan çekinen velilerin ihbarına göre, Üsküdar Zeynep Kamil İlköğretim Okulu, Şişli Nilüfer Hatun İlköğretim Okulu, Bahçelievler Atatürk İlköğretim Okulu’nda da aidatını ödemeyen çocuklar evlerine gözü yaşlı ve karnesiz gönderildi.

‘AŞAĞILANDIK’

Üsküdar’dan arayan bir devlet memuru, “Zeynep Kamil İlköğretim Okulu’nda da aynı uygulama oldu. Aidat ödemeyen veliler aşağılandı. Özellikle kadın velilere diş geçirmeye çalıştılar. Kadınlar çocuklarının karnesini almak için öğretmenlere yalvardı. Benim çocuğum karnesini aldı ama o velilerin durumu içimi parçaladı” dedi.

‘ŞİŞLİ’DE DE YAPILDI’

Bir veli de Şişli Nilüfer Hatun İlköğretim Okulu’nda karne parası olarak 50 YTL’nin istendiğini söylerken, bir başka veli “4 torunum için okula 200 YTL gönderdim” dedi. Bir başka veli de üç çocuğunun Bahçelievler Atatürk İlköğretim Okulu’nda okuduğunu ve her karneye 30 YTL istendiğini, daha veremediğini, zar zor küçük çocuğunun karnesini alabildiğini söyledi.



erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2007 13:13:23
Annesi, geçirdiği trafik kazası sonucu iki ay yoğun bakımda kalan lise son sınıf öğrencisi, devamsızlık hakkını 7 gün geçirdiği gerekçesiyle sınıfta kaldı.

AA muhabirinine açıklama yapan öğrencinin babası Orhan Akçiçek, Naime Tömek Ticaret Meslek Lisesi öğrencisi oğlunun birinci dönem onur belgesi aldığını, çok çalışkan olduğunu anlatarak, ’Oğlum çok zor bir dönem geçirdi. Annesi trafik kazası geçirdi ve yoğun bakımdaydı. Beyninin üçte ikisinin zarar gördüğü ve her an ölebileceği söylendi. Annesi bu durumda olan bir öğrenciye, hiç olmazsa devamsızlık hakkını aşan sürede idari izin verilebilirdi" dedi.

Akçiçek, eşi Gülşah Akçiçek’e karşıdan karşıya geçerken hızla gelen bir aracın çarptığını ve kaldırdıkları Çiğli Devlet Hastanesinde eşinin 2 ay yoğun bakımda kaldığını ifade ederek, "Eşimi kaybettik diye düşünüyorduk. Onun bu durumuna çok üzülen annesi, tansiyonun yükselmesi nedeniyle hayatını kaybetti" konuştu.

Oğlunun, annesine üzülürken, anneannesinin ölümüyle sarsıldığını, annesini de kaybedeceğini düşünerek depresyona girdiğini belirten Akçiçek, şunları söyledi:

"Milli Eğitim Bakanlığı’nın Olağanüstü Durumlar Yönetmeliği’nde bir yakının kaybedilmesi, kaza gibi olağanüstü durumlarda öğrencinin idari izinli sayılması maddesi var. Ayrıca oğlumun o dönem sağlığı bozuldu, özel bir tıp merkezine gidip tedavi oldu. O döneme ait raporu var. Ancak onu da kabul etmediler." Akçiçek, oğlunun üniversite sınavına da girdiğini belirterek, sınavının iyi geçtiğini, ancak bu durumda kazansa bile üniversiteye gidemeyeceğini söyledi.

Oğlunun derslerinin iyi olduğunu, şimdiye kadar hep takdir ve teşekkür belgesi aldığını dile getiren Akçiçek, "Okul yönetimi de oğlumun gerçekten zor durumda olmazsa devamsızlık yapmayacağını bilir. Neler yaşadığının göz önüne alınmasını isterdim. Dersleri kötü olduğu için sınıfta kalsa anlardık. Ancak bu durumu kabullenemiyoruz" diye konuştu.

Eşinin yoğun bakımdan çıktığını, ancak hareket etmekte zorlanan ve konuşamayan annesine, kendisi işte olduğunda oğlunun bakmak zorunda kaldığını kaydetti.

İzmir İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şahan Çoker de öğrencinin kendisine ait, devlet hastanelerinden alınmış bir rapor olması gerektiğini belirterek durumuna üzüldüklerini söyledi.

erdemc28

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.974
  • Teşekkür 421
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2007 13:18:07
serbest kürsü

Bizler, Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışan eğitimcileriz. Bakanlığımızın bilerek ya da bilmeyerek eğitimcilerin eline geçen cüzi miktardaki ek dersi yok etme girişimini esefle karşılıyoruz.

Bilindiği üzere, 4-10 Haziran tarihlerinde 8.sınıf öğrencilerine OKS’den dolayı izin verilmiştir. Ancak çıkarılan genelge açık olmadığından dolayı, 8.sınıfta derse giren öğretmenlerin ek dersleri kesileceği söylenmektedir.

Halbuki izin öğrencilere verilmiş olup, öğretmenler okula gelmişlerdir. Dolayısıyla ücretlerin kesilmesi tamamen haksız bir uygulamadır.

23 Nisan Bayramında öğretmenlerin ücretlerinin haksız olarak kesildiğini sayın bakan şifahen söylemiş olup, gerisi gelmemiştir.

Eğitimciler cüzi miktardaki ek derslerinin peşinde koşar olmuş, bu da mesleğin saygınlığını maalesef düşürmektedir.

Eğitimcileri sefalete sürüklemekle varılacak nokta aşikardır. Öğretmenler olarak, ücretimizi hesap etmek peşinde koşmaya mecbur bırakılmaktan rahatsızlık duyduğumuzu belirtmek isteriz.

> Bir Grup Öğretmen

TÜRKİYE gazetesi

asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 21 Haz 2007 13:50:53
30 bin öğretmen adayına sevindirici haber
21 Haziran 2007 05:25
Ağustos ayında yapılacak 10 bini kadrolu, 20 bini sözleşmeli olmak üzere 30 bin öğretmenin atamasında herhangi bir problem olmadığı bildirildi.

Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Remzi Kaya, 22 Temmuz'da yapılacak seçim, öğretmen atamalarını etkilemeyeceğini söyledi.

Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Remzi Kaya, "Atamalarda sorun olmaz. Öğretmen adaylarımız endişe etmesin. Ağustos'ta atamalar yapılacak" dedi. Maliye Bakanlığı, 30 bin öğretmen alımında 10 bin kadrolu öğretmen için 'olur' verirken, sözleşmeli öğretmen kadroları için de vizenin önümüzdeki günlerde geleceği öğrenildi.

KPSS İLE BELİRLENECEK

Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı'nın Kamu Personeli Seçme Sınavı'ndan sonra yapmayı düşündüğü Alan Seçme Sınavı uygulaması Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı çıkmasıyla askıya alındı. Adaylar halen yürürlükte olan KPSS kriterlerine göre belirlenecek. Bu yıl ayrıca formasyonlu adayların başvurularından kontenjan kaldığı takdirde ihtiyaç olanlarda, ëpedagojik yönden eksiklikleri daha sonra tamamlanmak üzereí fen edebiyat fakültesi mezunlarından orta öğretim alan öğretmenliği, tezsiz yüksek lisans ya da pedagojik formasyon eğitimi olmayanlardan atama yapabilecek

 

Egitimhane.Com ©2006-2023