Konu: Yorumsuz! : Haberler  (Okunma sayısı 1143707 defa)

tekbaba

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.514
  • Teşekkür 437
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 12:47:52
 STAR ,gazetesi 6 TEMMUZ'da başlayarak 39 kupona "SESLİ MASALLAR CD si veriyor.Onlarca masal,dinle,dinlet..Merkezde çalışan arkadaşlarımız bu fırsattan yararlanabilir.Ben kendim kupon biriktireceğim.
Aynısını "Kitapsan Center"e sordum 80 YTL dediler.
Bilgilerinize..

tekbaba

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.514
  • Teşekkür 437
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 12:52:07
12 sınıflara gerek olur herhalde..Tercih sizin..

MİRKELAM

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 202
  • Teşekkür 121
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 13:24:05
İnşallah yarın unutmazsam sesli masallar adlı dosyayı sizlerle paylaşayım.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 14:35:45
Masumiyetin sembolü bebekler aslında hiç de o kadar masum değilmiş. Çoğu annenin farkettiği ama bebeklerine konduramadığı "numara yapıyor" durumu bilimsel bir araştırmayla ortaya çıktı.

İngiltere'de yapılan bilimsel bir araştırmaya göre bebekler 6'ıncı aydan itibaren yalan söylüyor hatta hile bile yapıyor. Portsmouth Üniversitesi'nin 50 bebek ve ailleri üzerinde yaptığı çalışmada davranış uzmanları, bebeklerin 6'ıncı aydanitibaren "yalan söylediğini" ve "numara yaptıklarını" ortaya çıkardı. Daha önceleri, bebeklerde böylesi bir durumun 4 yaşından önce olamayacağı varsaylıyordu.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 14:48:21
7. sınıf öğrencisi Mesut Şahin, ardışık iki sayının karesini kullanarak ardışık 3. sayının karesinin hesaplanmasında geliştirdiği yöntemle ilgili hazırladığı proje, “Benim Eserim” adlı proje yarışmasına kabul edildi.



Erzurum Kültür Kurumu İlköğretim Okulu 7. sınıf öğrencisi Mesut Şahin, ardışık iki sayının karesini kullanarak ardışık 3. sayının karesinin hesaplanmasında geliştirdiği yöntemle ilgili hazırladığı proje, Milli Eğitim Bakanlığı'nın TÜBİTAK ile ortak yürüttüğü “Benim Eserim” adlı proje yarışmasına kabul edildi.

Şahin, “sayı karelerinin sırrı” adlı projesinde 2 ardışık sayısının karesini kullanarak, bu iki sayıdan sonra gelen üçüncü sayının karesinin bulunmasında yeni yöntem geliştirdi.

Proje danışmanı ve matematik öğretmeni İbrahim Baltacı, öğrencisinin geliştirdiği yönteminin matematik literatüründe bulunmadığını ifade ederek, ”Öğrencimiz başarılı bir çalışmaya imza attı. Onunla gurur duyuyoruz” dedi.

Yarışmaya kabul edilen projenin önce bölge yarışmasına katılacağını anlatan Baltacı, “Proje bölge yarışmasında başarılı olursa ülke genelinde düzenlenecek yarışmaya katılmaya hak kazanacak” diye konuştu.

BABASI ÖĞRETMEN, ANNESİ EV HANIMI

Babası sınıf öğretmeni, annesi ev hanımı olan Şahin, rakamları çok sevdiğini belirterek, “Rakamlarla uğraşırken karelerinin bulunmasında yeni bir yöntem geliştirdim. Bununla ilgili proje hazırladım ve yarışmaya girdim” dedi.


Doktor olmayı hedefleyen Şahin, yaptığı çalışmayı şöyle anlattı:

“Ardışık iki sayısın karelerini birbirinden çıkardıktan sonra iki ekliyoruz. Bu sayıyı iki ardışık sayıdan büyüğünün karesi topluyor, 3. ardışık sayının karesini bulabiliyoruz. 3 ve 4 haneli rakamlarda da aynı işlemi yaptım ve başarılı oldum. Tüm pozitif sayılarda bu yöntem kullanılabilir.”

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 14:50:58
Öğrencisini kopya çekerken yakalayan bir öğretmen neler hisseder? Zafer, aldatılmışlık hissi, kendine güven?

 Almanya’da bir matematik öğretmeni, kopya dendiğinde en eğlenceli uğraşına malzeme bulmanın sevincini yaşıyor.

Çünkü 40 yıldır öğrencilerden topladığı kopya kâğıtlarını biriktiriyor. Bu merak boşa gitmiş de değil; kopya kâğıtları öğrencilerin iç dünyasını anlamaya yönelik bir araştırmaya konu olmak üzere. Sadece yazarının anlayabileceği kadar karışık, kimi zaman cepte, kimi zaman kalem kutusunda saklanan küçük kopya kâğıtları, sınava iyi hazırlanmayan öğrencilerin son umududur. Peki ya kopya çeken öğrenci, kopya ile işi bitince ne yapar? Ya bir daha yüzüne bakmamak üzere çantasının bir yerine sokuşturur veya çöpe atar. Daha cesaretlileri ise sırasının üzerinde bırakmakta sakınca görmez, kimisi de gerçekten unutur. İşte Almanya’da bir matematik öğretmeni tam 40 yıl boyunca sınıfta bırakılan ya da unutulan kopya kâğıtlarını biriktirmiş. Öğrencilerin arkasından sınıfı toplamayı alışkanlık haline getiren 66 yaşındaki Günter Hessenauer’in bu alışkanlığı ilerleyen zamanda bir hobiye dönüşmüş. Kopya kâğıtlarına öğrencilerin arasında gizli yazışmalarını yaptığı küçük kâğıtları da ekleyen Hessenauer’in elinde 40 yılın sonunda 5 bin dolayında kâğıt yığınından ibaret bir arşiv oluşmuş. Eşinin çöpe atması konusundaki ısrarlarına kulak asmayan Hessenauer, sonunda hobisiyle ilgilenecek birilerini bulmuş. Dev arşivini Erlangen-Nürnberg Üniversitesi’ne sunan Hessenauer’ın bu küçük kâğıtları, şimdilerde büyük etkileri olabilecek bir araştırmanın konusu olmaya hazırlanıyor. Öğrencilerin gündelik hayatını, iç dünyasını, yazışma dilindeki değişiklikleri kısacası ‘öğrenci kültürünü’ anlamaya yönelik bir araştırmanın konusu olacak olan kopyalar, ders sırasında yapılan yazışmalar ve mektuplardan oluşan dev kâğıt yığını, önümüzdeki ekim ayında Nürnberg Okul Müzesi’nde de sergilenecek.

1960’lı yıllarda ders sonunda yerdeki kağıt parçalarını biriktirmeye başlayan Hessenauer, bir süre sonra notların kopya ve ders kaynatmanın dışında bir bilgi taşıdığını fark eder. Notların bazılarında ciddi bir imdat çağrısı olduğunu belirten deneyimli öğretmen, bazı kağıtlarda intihar isteğinin veya kişisel problemleri yansıtan ifadelerin bulunduğunu fark etmiş. Bunun üzerine sınıfta bulduğu her kağıdı toplamaya başlayan öğretmenin bu hobisini öğrenen öğrenciler ve öğretmenler de kendisine yardımcı olmaya başlamış. Hessenauer’in en büyük yardımcısı ise ona her ay yaklaşık 30 kağıt parçası bulup getiren bir Türk öğrenci.

Hessenauer, bütün bu 40 yıllık alışkanlığının ardından adeta bir kopya uzmanı olmuş. Sıradan bir insanın basit bir ‘içecek şişesi etiketi’ deyip geçeceği ambalajın üzerinde kopya yazılı olduğunu anlamak çok da zor değil onun için. Sınav sırasında yanında duran içecekten ara ara birkaç yudum alan öğrenci, öğretmenin dikkatinin başka bir tarafa yönlendiği sırada göz ucuyla şişeyi incelemekten alamaz kendini. Buraya kadar her şey normal gibi görünse de geri planda çok iyi tezgahlanmış bir plan dikkat çekmektedir. Etiketin üzerinde yer alan ‘içindekiler’ bölümünde ‘su, şeker, vs.’ değil ABD eski Başkanı Franklin D.Roosevelt hakkında bir dizi bilgi yer almaktadır. Öğretmen, işini şansa bırakmaya niyeti olmayan bir öğrenci ile karşı karşıyadır. Zira bu basit bir kopya değildir. Etiket önce taranarak dijital ortama aktarılmış, ardından bilgisayar ortamında üzerinde gerekli değişiklikler yapılarak renkli çıktısı alınıp şişenin üzerine yeniden yapıştırılmıştır. Bu noktada ‘4-5 satırlık bir bilgiyi ezberlemek yerine neden bu kadar zahmete girer bir öğrenci?’ sorusu takılır insanın kafasına. Bu paradoks bile başlı başına bir analiz gerektirir öğrencilerin iç dünyasına ilişkin. Kopya çekmenin çekiciliği, riske girmenin heyecanı ya da arkadaşlara anlatacak bir anı…

80’li yılların kopyaları karamsar 90’lı yılların kopyaları iyimser

Araştırma henüz tamamlanmasa da projenin mimarının çok değerli gözlemlerine kulak vermekte fayda var. 40 yılın sonunda öğrencilere dair kendi çapında analizler yapan emekli öğretmen, 80’li yıllara ait yazışmalarda öğrencilerin çok daha karamsar olduğunu, 90’lı yıllara ait yazışmalar ve notlara ise daha iyimser bir havanın hakim olduğunu belirtiyor. Öğrencilerin günlük konuşma dili de yıllara göre epeyce farklılık göstermiş. 70’li yıllarda daha özenli bir dilin kullanıldığı yazışmalar 90’lı yıllara gelindiğinde internet dilinin de etkisiyle oldukça dejenere bir hal almış. Zaman ilerledikçe öğrencilerin dönemin siyasi atmosferine olan ilgisi de azalmış. Aşk itiraflarını içeren yazışmalar ise her dönemde var. Öğretmenin bir diğer gözlemine göre ise kız öğrencilerin yazışmalarına daha çok gönül işleri ve öğretmene duyulan öfke yansırken erkek öğrencilerin ise sınav öncesi son çırpınışlarının tezahürü olan kopyaya sarıldıkları gözleniyor.

Hessenauer’in arşivinde neler yok ki… Öğretmenin şiddet içerikli bir sahnede resmedildiği karikatürler, “Ben çirkinim, sadece ben” tarzında kişisel kompleksleri yansıtan notlar, ‘ölmek istiyorum’ intihar eğilimleri, sıra arkadaşına 5 dilde yapılan ilan-ı aşk’lar (Türkçe de var), bir kitap dolusu İngilizce dilbilgisinin yarım sayfaya sığdırılmış hali, Yahudiliğin temeli sayılan ‘on emir’, saat şeklinde hazırlanan kopyalar vs… Dünyada bir benzeri daha olmayan araştırmanın 2008’de tamamlanması bekleniyor. Hessenauer ise öğrenciyi cezalandırmak için değil, hobisine yeni malzemeler bulmak için ‘kopya avı’na çıkan ilk ve tek öğretmen olarak tarihe geçmeye hazırlanıyor!..

tekbaba

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.514
  • Teşekkür 437
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2007 21:50:17
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
İnşallah yarın unutmazsam sesli masallar adlı dosyayı sizlerle paylaşayım.

Bekliyoruz, bizi kupon biriktirmekten kurtardığınız için size tüm arkadaşlarım adına çok teşekkür ediyorum..

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2007 13:48:03
5 yaşındaki çocuk 150 yaşında çıktı!
      Yozgat’ta 2002 doğumlu çocuk, kayıt için götürüldüğü ana okulunda yapılan nüfus sorgulamasında doğum tarihinin 1857 çıkması üzerine yaşı okula uygun olmadığı gerekçesiyle kaydı
      yapılmadı.
      Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesinde yaşayan 5 yaşındaki Dilay Fakılı, annesi tarafından ana okuluna kaydedilmek üzere Cumhuriyet İlköğretim Okuluna götürüldü. Okul idaresince, minik Dilay’ın nüfus cüzdanında yazılan kimlik numarasından nüfus kaydı sorgulandı. Sorgulamada, minik Dilay’ın 1857 doğumlu çıkması üzerine okul idaresi aileye "yaşı ana okulu için
      uygun değil" yanıtını verdi.
      Aldıkları yanıt karşısında şaşırdıklarını ifade eden Dilay Fakılı’nın babası Nabi Fakılı, AA muhabirine gelişmeleri şöyle anlattı:
      "Bilgisayardan kimlik numarasına göre yaptığımız sorgulamada, 1857 doğumlu Fatma isminde birisinin kaydı çıkıyor. Okul idaresi de haklı olarak, yaşının uygun olmadığını söyledi. Yanlışlığı düzelttirmek için Nüfus Müdürlüğüne gitmeden önce evde bilgisayardan tekrar sorgulama yaptım. Bu kez kimlik numarası yerine, diğer bilgileri girdiğimde, bilgiler normal çıkıyor ama kimlik numarası değişiyor." Nabi Fakılı, kızı Dilay ile ilgili yanlışlığı giderebilmek için Yozgat Nüfus Müdürlüğüne gideceğini kaydetti.
      Nüfus idaresi yetkilileri, bu tür yanlışlıkların olduğunu, kendilerine başvuru yapılması halinde yanlışlığın hemen düzeltildiğini ifade ettiler.
     

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2007 14:02:32
 ABD’nin New Jersey eyaletinde Atlantik kıyılarında bulunan 2 metrelik kurt kafalı yılan balığı fosili uzmanları bile şaşırttı. Bilim adamları bunun Anarhichas lupus türü bir canlı olduğunu açıkladı. Deniz kenarında yürüyen bir kadın tarafından bulunan balık fosili Doğal Bilimler Akademisi’nde incelemeye alındı. Fosili bulan Susan Goeckeler, onu ilk gördüğünde, kurt kafatası sandığını söyledi.


asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2007 23:06:37
2 çocuk annesi üniversite birincisiGaziantep'de iki çocuk annesi Esin Aldoğan, üniversite'yi birincilikle bitirdi.

Gaziantep'te 2 çocuk annesi 36 yaşındaki Esin Alpdoğan, istemeden girdiği üniversiteyi bölüm birincisi olarak tamamladı.
Gaziantep Üniversitesi stadyumunda yapılan törende diplomasını alan Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Fen Edebiyat Fakültesi 3.sü ve Türk Dili Edebiyatı Bölümü birincisi olan Alpdoğan, mezuniyet sevincini eşi ve 2 çocuğuyla paylaştı. Ön lisans, lisans ve lisansüstü olmak üzere toplam bin 570 mezunun diploma aldığı törende evli ve 2 çocuk annesi 36 yaşındaki Esin Alpdoğan'ın başarısı törene katılanları şaşırttı.

Fen Edebiyat Fakültesi 3.sü olan Alpdoğan, diplomasını GAZÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Ekinci'nin elinden aldı. Mezuniyet sevincini eşi Hasan Alpdoğan ve çocukları ile paylaşan Esin Alpdoğan, daha önce de Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne bir yıl kadar devam ettikten sonra bıraktığını söyledi.
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne istemeden girdiğini belirten Esin Alpdoğan, "Gurbet zor gelince, İngiliz Dili ve Edebiyatı'nı 8 ay sonra bıraktım. Çocuklarımı büyüttükten sonra evde canım sıkıldı. Açıköğretim Fakültesi'nden İngiliz Dili ve Edebiyatı'nı okumak istiyordum. Burada Açıköğretim İngilizce Öğretmenliği Bölümü açılacağını duydum. Bir yıl boyunca hazırlandım. Daha sonra bölüm dışı kaldığımı ve sözel alandan tercih yapabileceğimi öğrendim. İstemeden de olsa bu bölümü yazdım. İlk zamanlar çok zorlandım. Daha sonra eşimin de desteğiyle bölümümü çok sevdim ve üniversiteyi birincilikle bitirdim" şeklinde konuştu.

Eşine manevi desteğini hiçbir zaman esirgemediğini belirten Hasan Alpdoğan da, "Eşim bir ara okulu bırakmayı bile düşündü. Ancak kendisine dektek olduk. Daha sonra bölümünü sevdi ve üniversiteyi başarıyla bitirdi" dedi. İlköğretim 6. sınıf öğrencisi Ekin Alpdoğan da annesi üniversiteyi bitirdiği için mutlu olduğunu söyledi.


asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2007 09:48:53
Sözleşmeli öğretmene '12 ay maaş' müjdesi
4 Temmuz 2007 06:30
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde geçici statüde çalıştırılan sözleşmeli öğretmenler 12 ay düzenli maaş alacakları tam zamanlı kadroya alınıyor.

Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, 4 yıllık fakülte mezunu sözleşmeli öğretmenlerin normal kadrolu öğretmenlerden hiçbir farkı olmayacak şekilde istihdam edileceğini açıkladı. 10 gün içinde sözleşmeli öğretmenlerin 12 ay düzenli maaş alacakları kadroya geçirileceğini ifade eden Bakan Çelik, "Tek fark sözleşmeli öğretmenlerin Sosyal Sigortalar Kurumu'na, devlet memuru olan öğretmenlerin ise Emekli Sandığı'na bağlı olmasıdır. Sosyal güvenlik yasası yürürlüğe girdiğinde bu fark da ortadan kalkacak." dedi. Bu şekilde istihdam edilecek öğretmenlerde Talim Terbiye Kurulu'nun öğretmen alımlarında aradığı şartları dikkate alacaklarını ifade eden Çelik şöyle konuştu: "Bakanlar Kurulu geçici statüdeki öğretmenlerin alımını valiliklere bırakmıştı. Bu şekilde çalışanlar arasında 2 yıllık yüksekokul mezunu olanlar da var. Bu yüzden biz sadece 4 yıllık fakülte mezunu ve öğretmenliğe şartları tutanları kadroya alacağız."

Geçici personel konumundaki öğretmenler Devlet Memurları Kanunu'nun 4/C maddesine göre istihdam ediliyordu. Bakanlığın özellikle Bilgisayar, İngilizce gibi branşlarda istihdam ettiği 3 bin 500 kişilik öğretmen kadrosunu Eğitim-Sen mahkemeye vermiş ve bu yılın başında iptal ettirmişti. Bakan Çelik, bu personelin devlet memuru olabilmesi için Kamu Personeli Seçme Sınavı'na (KPSS) girmesi gerektiğini hatırlatarak, "Geçici personelin doğrudan devlet memuru kadrosuna geçirilmesi mümkün değil. Devlet memurluğu için KPSS'ye girmek ve atama döneminde puan üstünlüğüne göre atanmak gerekiyor. Bu öğretmenlerimizin maaş yönünden hiçbir farkı olmayacak. Diğer öğretmen ne maaş alıyorsa onu alacak. Diğer öğretmen ek ders ücreti ne alıyorsa onu alacak." diye konuştu.



AKSA

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 1.567
  • Teşekkür 2846
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2007 17:05:28
Beden doğal bir tepki verdiği zaman, buna İÇGÜDÜ denir…
Ruh doğal bir tepki verdiği zaman, buna SEZGİ denir.
Bunlar birbirine benzer, ancak çok farklıdır.
İçgüdü bedene aittir ve kabadır.
Sezgi ise ruha aittir ve incedir.
İkisinin arasında ise uzman olan ZİHİN bulunur..
Ve zihin asla doğal tepki vermez. Zihin, BİLGİ demektir. Bilgi doğal olamaz…İçgüdü akıldan daha derindedir. Sezgi ise akıldan daha üsttedir. İkisi de aklın ötesindedir. Ve ikisi de iyidir…
Sezgi VAROLUŞÇU dur, içgüdü ise DOĞAL…
AKIL, karanlıkta yol bulmaya çalışmak gibidir…
Aklın ötesine ne kadar hızlı geçersen o kadar iyi olur. Ötesinde hiçbir şey olmadığını düşünenler için akıl bir duvar oluşturabilir. Akıl ötesinde bir şey olduğunu anlayanlar için ise çok güzel bir geçiş yolu olabilir..
BİLİM akılda durmuştur.
O yüzden benlik hakkında hiçbir şey ortaya koyamamaktadır. Sezginin uyanık olmadığı bir akıl, dünyanın en tehlikeli şeylerinden biridir.
Ve sen aklın tehlikeleri altında yaşıyorsun. Çünkü, akıl bilime çok büyük bir güç vermiştir. Ancak bu güç çocukların elindedir, bilge insanların elinde değil. Sezgi, bir insanı bilge yapar.Buna aydınlanma de, uyanma de, ne dersen de, bunlar sadece bilgelik için verilmiş olan isimlerdir. Ancak bilgeliğin ellerinde olduğu zaman akıl,güzel bir uşak olarak kullanılabilir… ZEKA, görme ve kavrama kapasitesidir. Kendi hayatını, doğana uygun yaşamaktır… Zeka budur.Peki ya APTALLIK nedir? Başkalarını takip etmek. Başkalarını taklit etmek. Başkalarına itaat etmek. Onların gözleriyle görmek. Onların bilgisini, kendi bilgin gibi görmek… Aptallık budur… Varlık tektir.. Dünya çokludur…Bu ikisinin arasında ise, BÖLÜNMÜŞ ZİHİN bulunur. İkilemde kalmış bir zihin…Tıpkı büyük bir meşe ağacı gibi; gövdesi tektir, ama sonra iki ana dala ayrılır, ilk çatallanma. Buradan binlerce farklı çatallanmalara gider ve dallar ortaya çıkar…
VARLIK, tıpkı ağacın gövdesi gibidir. Tektir, bütündür.ZİHİN, ağacın ikiye ayrıldığı ilk çatallanmadır. Orada ikileşir…Diyalektik ortaya çıkar..Tez ve anti-tez…Kadın ve Erkek…
Bütün bu dünyevi ikilikler, aslında zihinde oluşmuş ikiliklerdir. Bu ikiliğin altında ise varlığın tekliği bulunur. Eğer bu ikiliğin altına ulaşabilirsen, o tekliği bulursun…

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2007 20:24:56
ÇİN'in kuzeybatı bölgesinde, 22 yaşındaki bir gencin, cep telefonu pilinin patlaması sonucu öldüğü bildirildi.
      ABD medyasına da yansıyan, Çin gazeteleri kaynaklı habere göre, bir fabrikada sıcak havada çalışan adı açıklanmayan 22 yaşındaki Çinli işçinin cep telefonu, gömlek cebinde patladı. Çin'in Gansu bölgesinde meydana gelen olayda, Çinli gencin cebinde patlayan telefonu pilinin kaburga kemiklerinden birinin kırılmasına yol açtığı ve kalbe saplanan kaburga kemiğinin ölüme yol açtığı belirtildi.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2007 20:26:21
Memur maaşları yüzde 3 - 4 arası artıyor...
     

Memur maaşları bu ay, 2007 bütçesi uyarınca yüzde 3 ile yüzde 4 arasında artırılacak. Memurlara ayrıca 14 günlük zam farkı da ödenecek.
      Zam, yılın ilk yarısında olduğu gibi düşük maaşlılara yüzde 4, yüksek maaşlılara yüzde 3 olarak uygulanacak.
      Bu arada bütçede, yılın ilk 6 ayındaki enflasyonun yüzde 4'ü aşması halinde, aradaki farkın maaşlara yansıtılması öngörülürken, Haziran sonu enflasyon rakamı yüzde 3,87'de kaldığı için "enflasyon zammı" söz konusu olmayacak.
     
     KİM, NE KADAR ALACAK?

      Temmuz zammıyla birlikte kamuda hizmetli olarak görev yapan 13. derecenin 3. kademesindeki kamu görevlisinin eline 811 YTL yerine 843 YTL geçecek.
      9'un 1'inde işe başlayan üniversite mezunu bir devlet memurunun halen 831 YTL olan aylık maaşı 864 YTL'ye yükselecek. Genel müdür maaşı 3 bin 309 YTL'den 3 bin 414 YTL'ye, müsteşar maaşı 3 bin 640 YTL'den 3 bin 755 YTL'ye çıkacak. 1'in 4'ündeki kıdemli bir öğretmenin maaşı 1.236 YTL, uzman doktorun maaşı da 1.612 YTL olacak.
      Katsayılardaki artışa rağmen devletin zirvesindekilerin maaşları, yılın 2. yarısında, üst gelir vergisi dilimlerine geçmeleri nedeniyle düşecek.
     
     CUMHURBAŞKANI, BAŞBAKAN VE MİLLETVEKİLİ MAAŞLARI

      Öte yandan Cumhurbaşkanının ilk yarıda 16 bin 104 YTL olan aylık ortalama maaşı, ikinci 6 aylık dönemde 15 bin 247 YTL'ye gerileyecek. Başbakan'ın Ocak-Haziran döneminde 8 bin 522 YTL olan aylık ortalama maaşı da Temmuz-Aralık döneminde 8 bin 492 olacak.
      Bakanlar ikinci yarıda aylık ortalama 8 bin 444 YTL, milletvekilleri de 8 bin 202 YTL maaş alacak.
     
     YENİ MAAŞLAR

      Devletin zirvesinde görev yapan kamu görevlileri ile bazı devlet memurlarının aylık maaşları, ikinci yarıyıl zammı sonrası öncekiyle karşılaştırmalı şöyle:
     

 
KAMU GÖREVLİLERİ İLK 6 AY İKİNCİ 6 AY
Cumhurbaşkanı (ortalama) 16.104 15.247
Başbakan (ort.) 8.522 8.492
Bakanlar (ort.) 8.475 8.444
Milletvekilleri (ort.) 8.240 8.202
     

 
MEMURLAR HAZİRAN MAAŞI TEMMUZ MAAŞI
Müsteşar 1/4 3.640 3.755
Genel Müdür 1/4 3.309 3.414
Şube Müdürü 1/4 1.326 1.373
Memur 9/1 831 864
Memur 14/2 828 861
Hizmetli 13/3 811 843
Öğretmen 1/4 1.193 1.236
Öğretmen 9/1 998 1.036
İl Valisi 1/4 4.264 4.397
Kaymakam 7/1 2.189 2.261
Başkomiser 3/1 1.578 1.633
Polis 9/2 1.358 1.406
Uz. Doktor 1/4 1.558 1.612
Doktor 8/3 1.273 1.319
Hemşire-lise 12/3 936 972
Mühendis-Şantiye 1/4 1.549 1.603
Teknisyen-Büro 12/2 892 927
Profesör 1/4 2.804 2.894
Araştırma görevlisi 7/1 1.145 1.187
Avukat 1/4 1.754 1.814
     
Not: Memur maaşlarına aile ve çocuk yardımı dahildir. Kurumsal ve bölgesel ödemeler ile ek ders ve yabancı dil tazminatı ise dikkate alınmamıştır.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2007 20:41:02
Kabak aşılı karpuz 
 
Aydın'da, kabak fidesinden karpuz üretimi yapılıyor. Karpuz fidesinin üst kısmı ile kabak fidesinin alt kısmını birbirine yapıştırılıyor YENİ

Aydın'ın Sultanhisar ilçesi
Atça beldesinde, kabak fidesine yapılan aşılamayla karpuz üretimi
yapılıyor.

Atça Belde Belediye Başkanı Osman Yıldırımkaya, geçen yıl üç bin, bu yıl
ise 6 bin dekarlık bir rekolteye ulaştılarını söyledi.

Yıldırımkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Atça beldesinin 32 bin
dönümlük tarımsal alanı ile Aydın'ın önde gelen tarım arazisine sahip
bölgesi olduğunu, bu tarımsal alanda polikültür tarım yapıldığını
söyledi.

Polikültür tarımda en önemli ürünlerinin çilek ve karpuz olduğunu ifade
eden Yıldırımkaya, Atça'nın dağ ve ova köylerinde muz ile çay dışında
bütün tarım ürünlerinin yetiştirilebildiğini belirtti.

Üç yıl önce bir fuarda gördükleri 'kabak aşılı karpuz' uygulamasıyla
ilgili Antalya'da bulunan bir firma ile istişarede bulunduklarını ve iki
yıl önce bir üreticiye rica ederek 200 dekarlık alanda uygulamaya
başladıklarını vurgulayan Yıldırımkaya, şöyle konuştu:
"Geçen yıl üç bin, bu yıl 6 bin dekarlık bir rekolteye ulaştık. Normal
Adana karpuzu dediğimiz tohum vasıtasıyla üretilen karpuzun dekarında
4-5 ton ürün alabiliyorsunuz. Bu kabak aşılı karpuzda 8-9 ton'a, hatta
iyi bakmak suretiyle 10 ton'a çıkılabiliyor. Her sene aynı araziyi
normal karpuzda bir sene ekip bir sene nadasa bırakıyorsunuz. Ama bu
kabak aşılı karpuzda, her sene aynı araziye dikme şansınız var.

Kabak aşılı karpuzda, karpuz fidesinin üst kısmı ile kabak fidesinin alt
kısmını birbirlerine klipslerle ve kimyasallarla yapıştırmak suretiyle
monte ediyoruz. Böylece aşılanmış oluyor."

-İHRACAT İÇİN ÇALIŞMALARA BAŞLANDI-
Yıldırımkaya, geçen yıl elde edilen 6 bin dekarlık rekolteden Atça
halkının 2,5-3 milyon YTL'ye yakın gelir elde ettiğini açıklarken,
"İşte festivalleri, fuarları ve sempozyumları dolaşmak, teknolojiyi
takip etmek suretiyle beldemize, bölgemize böyle bir hizmet getirmiş
olduk" diye konuştu.

Kabak aşılı karpuz üretiminin beldelerinde başarılı olmasının ardından
aynı uygulamanın Aydın'ın Yenipazar, Köşk ilçeleri ile İsabeyli ve
Umurlu beldelerinde de gerçekleştirildiğinin altını çizen Yıldırımkaya,
ihracat yapmak için Eurogap ile ilgili çalışmalara başladıklarını
sözlerine ekledi.

 

 

Egitimhane.Com ©2006-2023