Konu: Yorumsuz! : Haberler  (Okunma sayısı 1143721 defa)

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 06 Tem 2007 19:16:24
Et yiyen örümcek paniği
 İstanbul Akatlar'da bir çiçekçide, insan eti yiyen ve Latince adı Galeodes olan örümcek cinsi bulundu.

Kamil Murat Türkyılmaz'a ait çiçekçide şehir dışından gelen çiçek demetleri arasında bulunan böceği ziraat ve böcek uzmanı Derya Ulaşoğlu tespit etti. Ulaşoğlu söz konusu böceğin insan eti de yediğini ve insanlara virüs bulaştırdığını söyledi. Zehir bezleri olmayan böceğin iki çift dişi bulunduğunu ve saldırgan olduğunu vurgulayan Ulaşoğlu, böceğin ana vatanının Orta Asya olduğu vurguladı. Ulaşoğlu, "Böcek yüksek ihtimalle çiçek demetleri arasında İstanbul'a ulaşmış. İnsan etini de yiyebilir ve insana taşıdığı bakteri ve virüsleri bulaştırabilir" dedi. Bu cins örümceklerin diğer küçük böcekleri de yediğini söyleyen Ulaşoğlu "Halk arasında et yiyen örümcek olarak bilinir ama aslında bu bir böcektir" şeklinde konuştu.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 06 Tem 2007 19:24:39
Hayatımızı inanılmaz ölçüde değiştiren teknolojinin ödememiz gereken bir faturası da var; atalarımız Her nimetin bir külfeti var sözünü boşuna söylememişler.

Fare-klavye hastalığı

Bugün, tıpta ‘Tekrarlayıcı zorlamalara bağlı hasar’ adıyla bilinen ve uzun süre bilgisayar kullananlarda ortaya çıkan bir hastalıktan bahsetmek istiyorum. Buna kısaca, ‘Fare-klavye hastalığı’ da diyebiliriz, çünkü hastalık bilgisayar klavye ve faresi kullananlarda aynı hareketlerin sürekli olarak tekrarlanmasına bağlı olarak el ve kollardaki sinir, tendon, kas ve diğer yumuşak dokularda meydana gelen zedelenmeler bağlı olarak ortaya çıkıyor. Sürekli tekrarlanan hareketlerin dokulardaki kan akımını bozabileceğini veya kaslardaki ağrı sensörlerinin aşırı hassaslaşmasına yol açabileceğini düşünenler de var.

BELİRTİLER AYLAR HATTA YILLAR İÇİNDE GELİŞİYOR

Belirtiler öyle hemen değil, aylar hatta yıllar içinde gelişiyor. Başlangıçta parmaklarda, bilekte, kol ve dirsekte fazla rahatsız edici olmayan gerginlik, katılık, ağrı... hissediliyor; ama hastalığın ilerlemesi ile hem bu şikayetlerin şiddeti artıyor, hem de el ve parmaklarda uyuşukluk, karıncalanma, soğukluk gibi nörolojik belirtiler de ortaya çıkıyor. Ellerde koordinasyon bozukluğu ve güç kaybına bağlı olarak hareket kısıtlanması ve uygunsuz hareketler görülebiliyor. Birçok hastada geceleri artan ağrılar da oluyor

Nelere dikkat etmeli?

Klavye-fare hastalığını önlemek için bilgisayar kullanan herkesin titizlikle uyması gereken bazı kurallar var. Gereksiz bilgisayar kullanımından vazgeçmek, mesela oyun oynamamak.

Bilgisayar karşısında doğru oturmak. Masanın çok yüksek veya alçak olmamasına dikkat edilmeli. Bilgisayar kullanırken dik oturulmalı, ekrana veya klavyeye doğru eğilmemeli.

Klavyenin size bakan kenarının bir destekle birkaç santim yükseltilmeli. Uzun süre bilgisayar kullananlar, parçalı klavyeler ve bilek destekleri gibi ergonomik gereçlerden yararlanmalı.

İdeal kullanımın bile uzun zaman aynı şekilde sürdürülmesi de unutulmamalı ve arada gevşeme egzersizleri yapılmalı ve pozisyon değiştirilmeli.

Bilgisayarı kullanırken bilekler yanlara veya aşağı yukarı bükülmemeli, kullanıma ara verince el yanlara sarkıtılarak veya diz üzerinde dinlendirilmeli.

Büyük yazı karakterleri tercih edilmeli, ekranı görmek için öne doğru eğilmek zorunda kalınmamalı. Tuşlara döver gibi değil, yumuşak dokunmalı, fareyi sıkı değil hafif kavramalı.

Çift tuş fonksiyonlarında parmakları geren hareketlerden kaçınmalı, iki eli kullanmalı; omuzda telefon ahizesi ile bilgisayar kullanmamalı.

Tedavi de gerekebilir

Bu tedbirlerle rahatlamayanlarda bilgisayar kullanımının belirli bir süre tamamen yasaklanması, ağrı kesici ve romatizma ilaçları ile yoga, gevşeme egzersizleri gibi fizyoterapi yöntemlerine başvurulması da gerekebiliyor.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 06 Tem 2007 19:29:55
Polonya'da bir aile, kendi oturduğu apartmanın çatısını çaldı.

Polisin verdiği bilgiye göre, Bytom kasabasındaki ilginç olayda, "çatıları olmasa da yağmurda evi su basmayacağını tespit eden" apartmanın zemin katlarından birinde oturan aile, çatıyı çalarak sattı.

Ananova internet sitesindeki habere göre, hırsızların binalardaki drenaj boruları, oluklar, paratonerler, radyatörler, kiremitler gibi akla ne gelirse çalmalarından şikayet eden yetkililer, böyle giderse "kasabadan eser kalmayacağını" söylediler.

Hiçbir şeyin güvende olmadığı kasabada ek tedbirler alan polis, hırsızların geceleri boşalan kamu binaları ve okullarla inşaatlardan, götürebilecekleri her şeyi çaldıklarını söylediler.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 07 Tem 2007 10:57:56
Meğer bu yüzden esniyormuşuz!
07 Temmuz 2007 Cumartesi 00:55
Uykusuzluk, can sıkıntısı, halsizlik... Bugüne kadar insanların neden esnediği üzerine pek çok teori üretildi. Bunların yanı sıra 'kandaki düşük oksijen seviyesi' de kimi zaman esnemeyle ilişkilendirildi.
Ama bunların hiçbiri esnemenin temel nedeni değil meger beynimiz serinlesin diye esniyormuşuz.

New York Üniversitesi psikoloji profesörü Andrew C. Gallup'a göre, neden esnediğimizi aslında kimse bilmiyor, ancak o ve ekibinin yeni bir açıklaması var: Esneme vücudun beyni serinletmesi için bir yöntem.

Ekip çalışmada, deneklerin beyinlerinin ısındığı zamanlarda daha sık esnediğini gözlemlediklerini açıkladı.

Esnemenin, vücudun diğer sistemleri yetersiz kaldığında, beyin sıcaklığını düzenlediği yönündeki teoriyi ispatlamak için araştırmacılar, insanların çevresinde birileri esneyince, hemen esnemeye başladıkları gerçeğinden hareket etti.

Gönüllüler, gülen ya da esneyen insan görüntülerinin olduğu filmin oynatıldığı odaya alındı. Gözlemciler deneklerin ne sıklıkta esnediğini inceledi. Bazı deneklerden filmi izlerken burundan nefes almaları, daha sonra da alınlarına sıcak ya da serin tamponlar bastırmaları istendi. Beynin serinlemesini sağlayan alna buz konulması ve burundan nefes alınması sırasında, bulaşıcı esnemenin kesildiği görüldü.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 08 Tem 2007 11:40:24
Türkbükü'ne yangına yardım çağrısı yapıldı. Onlar keyiflerini bozmadı...
Bodrum’da çıkan yangında 500 hektarlık alan kül oldu. İstifini bozmayan Türkbükü sosyetesi ise "Söndürmeye yardım edin" çağrılarına rağmen eğlenceye devam ettiler..

Alevlerin etkilediği bölgede can pazarı yaşanırken, sahildekiler denizin tadını çıkardılar... Yanıbaşlarına kadar sokulan cehennem ateşini film izler gibi seyrettiler...


Bodrum'un tepelerini karartan yangında 6 ev, 1 itfaiye aracı ile bir kamyonet küle döndü. Dumandan zehirlenen 30 kişi hastaneye kaldırılırken, yangın gece saatlerinde kontrol altına alınabildi...


ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 08 Tem 2007 11:41:40
Ekran dikizcilerine filtre
08 Temmuz 2007 Pazar 09:45
Artık ekran dikizcilerinden kurtulacaksınız. Bu ekran kimseye geçit vermiyor.
Buluşlarıyla ünlü şirket 3M tarafından geliştirilen 'Ekran gizlilik filtreleri', bilgisayar ekranını karartarak yandan bakıldığında bilgilerin başkaları tarafından görülmesini engelliyor.

Yeni 'microlouver' teknolojisiyle geliştirilen '3M ekran gizlilik filtresi', bilgisayar ekranını sadece bilgisayarın tam karşısında oturan kişinin görmesini sağlıyor.

Kelton Research şirketinin yaptığı araştırmaya göre dünyada her dört kişiden üçü, yanında oturan kişinin bilgisayar ekranına gizlice bakabiliyor.

Amerika Endüstriyel Güvenlik Kurumu'nun yaptığı diğer bir araştırma sonucuna göreyse 2005 yılında Amerika'da gizli şirket bilgilerinin başkaları tarafından görülmesinin şirketlere olan zararı 59 milyon dolar.

Bilgisayar ekranının dizaynını bozmayan 3M ekran gizlilik filtreleri kolayca takılıp çıkarılabiliyor ve bilgisayar kapandıktan sonra da üzerinde kalabiliyor.

Her türlü bilgisayar ekranına uygun boyut seçeneği bulunan filtreler, bilgisayar ekranını, gelecek çeşitli darbelerden ve çizilmelerden de koruyor. Bilgisayar ekranının parlamasını da önemli düzeyde azaltan 3M filtreleri aynı zamanda ekranların üzerinde parmak izi kalmasına da engel oluyor.

Filtrenin özellikleri şöyle: Ekrandaki görüntüyü bozmadan ve bulanıklaştırmadan gizliliği tam sağlıyor. Hem masaüstü hem dizüstü bilgisayarlara uygun ekran gizlilik filtresi. Görsel rahatlık için; göz alıcı ışığı yüzde 99, radyasyonu yüzde 99.9, UV'yi yüzde 96, statik elektriği yüzde 99 oranında eliyor, takılması çok basit ve temizliği kolay olan filtreleri ömür boyu garantiye sahip.

50 binin üzerinde ürünün mucidi ve üreticisi olan 3M, 'yaratıcılık' ve 'yenilikçilik' kavramlarıyla anılıyor. 60 ülkede 70 binin üzerindeki çalışana sahip. Ar-Ge çalışmalarına yılda 1 milyar dolar ayıran 3M, her yıl 500 yeni patent alıyor. Yıllık geliri 21 milyar dolar olan 3M, 9.3 milyar dolarlık marka değerine sahip. Türkiye'de, Çerkezköy'de üretim yapıyor.

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 08 Tem 2007 11:43:58
Kuyumcu soygunu böyle kaydedildi
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 08 Tem 2007 11:45:10
Dünyanın 7 harikası açıklandı
Dünyanın yeni 7 harikası, Portekiz'in başkenti Lizbon'daki Benfica Stadı'nda yapılan törenle ilan edildi.

Ürdün'deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum ve Hindistan'daki Taç Mahal anıt mezarı olarak açıklandı.

Dünyanın 7 harikasının açıklandığı törene ABD'li sinema sanatçısı Hillary Swank, Hintli sinema sanatçısı Bipasha, Basu ve İngiliz sinema sanatçısı Ben Kingsley katılırken, ünlü ABD'li şarkıcı Jennifer Lopez ve ünlü opera sanatçısı Jose Carreras, seslendirdikleri parçalarla törene renk kattılar.

Dünyanın 7 harikası, başkanlığını İsviçreli Bernard Weber'in yaptığı merkezi İsviçre'de bulunan New7Wonders Vakfı tarafından, 100 milyondan fazla kişinin internetten veya cep telefonu mesajlarıyla 6 yıl içinde [linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] internet sitesine verdikleri oylarla belirlendi.

Merkezi Paris'te bulunan BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), dünyanın yeni 7 harikasını belirlemek amacıyla yapılan oylamayı, yalnızca oylamaya katılanların düşüncesini yansıttığı gerekçesiyle desteklemediğini açıklarken, New7Wonders Vakfı Başkanı Weber, oylama sonucu elde ettikleri gelirin yüzde 50'sinin tüm dünyadaki eserlerin restorasyonu amacıyla harcanacağını belirtti.

Restorasyonu yapılacak eserler arasında, Afganistan'da 2000 yılında Taliban tarafından havaya uçurulan dev Bamiyan Buda heykeli de bulunuyor.

asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2007 13:25:32
HALK DİLİNDE HASTALIK ADLARI
 Tıp dilinde farklı şekilde adlandırılsa da bir çok hastalık halk arasında ilginç isimlerle biliniyor

Tavuk karası: Tıptaki adı "retinitis pigmentosa" olan hastalık, beyne giden sinirlerin görevlerini zamanla yerine getirmemesinden kaynaklanıyor. Küçük yaşlarda fazla belirgin olmayan, ancak yaşın ilerlemesiyle birlikte belirmeye başlayan hastalık, zaman ilerledikçe körlüğe kadar gidebiliyor.


-İnce hastalık: Tıp dilinde "tüberküloz" ya da "verem" olarak bilinen hastalık, akciğerlere yerleşip kan veya lenf yoluyla yayılabiliyor. Günümüzde tedavisi mümkün ve korunulabilir bir hastalık olmasına karşın, hala en çok ölümle sonuçlanan bulaşıcı hastalıklardan biri olma özelliğini koruyor.


-Gut: Halk arasında "kralların hastalığı" olarak bilinen bu rahatsızlık vücuttaki ürik asit düzeylerinde oluşan sorundan kaynaklanıyor. Ürik asidin kristalize olup eklemlere çökelmesiyle oluşan hastalık, ayak başparmağı büyük ekleminde cereyan etmekle birlikte eller, kollar ve diğer eklem yerleri de etkilenebiliyor. Tedavi edilmezse böbrek rahatsızlıklarına, sakat eklemlere, kemik ve tendonlarda iltihaplanmaya neden olabiliyor.


-Karasu: Tıpta "glokom" olarak adlandırılan hastalık, göz tansiyonu anlamına geliyor. Göz içi tansiyonun normal değerleri aşması halinde sinir hücrelerinde kayıplar oluşmaya başlıyor. Sinirlerin tamamen tahrip olması durumunda da görme kaybı meydana geliyor.


-Bayılma: "Senkop" denilen bu durum, aniden gelişen, dolaşım yetmezliğine bağlı, beynin kısa süreli kansız kalması sonucu ortaya çıkan geçici bir bilinç kaybı. Kan basıncının düşmesi, açlık, ani sevinç, üzüntü ya da şaşkınlık, kapalı ve havasız ortamlarda uzun süre kalma gibi nedenlerle oluşabiliyor.


-Baloncuk: Tıp dilinde "anevrizma" denilen durumdur. Temiz kan taşıyan damarlarda oluşan genişlemelerden kaynaklanır. Beyin anevrizmaları ani kanamalarla zaman zaman dramatik sonuçlar doğurabilir.


-Dolama: Tıp dilinde "paronychia" olarak bilinen rahatsızlık, parmağa cisim batması sonucu tırnak dibinde meydana gelen iltihaplanmadan kaynaklanır. Başlangıçta kızarıklık ve hafif ağrıyla kendini gösterirken, daha sonra içi su dolu sivilceye dönüşür. Kan zehirlenmelerine neden olduğu için doktora görünmekte fayda vardır

asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2007 17:09:12
          Öğretmen çeşitleri


5 tür öğretmen istihdam etme şekli bulunmaktadır.

1. Kadrolu öğretmen

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/A bendine göre istihdam edilen öğretmenlerdir. Bu kapsamdaki öğretmenliğe kimlerin atanabileceği Talim ve Terbiye Kurulu kararı ile belirlenmiştir. 657 sayılı Kanunun 4/A maddesi şu şekildedir:

“Devlet Memurları Kanunu
İstihdam şekilleri:
Madde 4 –Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.
A) Memur:
Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu Kanunun uygulanmasında memur sayılır.
Yukarıdaki tanımlananlar dışındaki kurumlarda genel politika tespiti, araştırma, planlama, programlama, yönetim ve denetim gibi işlerde görevli ve yetkili olanlar da memur sayılır.”

2. 4/B li öğretmen

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/B bendine göre istihdam edilen öğretmenlerdir. 7/15754 sayılı Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar kapsamında görev yaparlar. Bu konuda hazırlanmış bir sözleşme imzalarlar. 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi şu şekildedir:

“Devlet Memurları Kanunu
İstihdam şekilleri:
Madde 4 –Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.
B) Sözleşmeli personel:
Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşleri alınarak Bakanlar Kurulunca geçici olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir. (36 ncı maddenin II - Teknik Hizmetler Sınıfında belirtilen görevlerde yukarıdaki fıkra uyarınca çalıştırılanlar için, işin geçici şartı aranmaz.)
Bunlara ödenebilecek ücretlerin üst sınırları ile verilecek iş sonu tazminatı miktarı, kullandırılacak izinler ve bu hususlara ilişkin esas ve usûller Bakanlar Kurulunca kararlaştırılır.
Ancak, yabancı uyrukluların; tarihi belge ve eski harflerle yazılmış arşiv kayıtlarını değerlendirenlerin mütercimlerin; tercümanların; Millî Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin; dava adedinin azlığı nedeni ile kadrolu avukat istihdamının gerekli olmadığı yerlerde avukatlarını, kadrolu istihdamın mümkün olamadığı hallerde, Bakanlar Kurulunca tespit edilecek esas ve şartlarla tabip veya uzman tabiplerin; Adli Tıp Müessesesi uzmanlarının; Devlet Konservatuvarları sanatçı öğretim üyelerinin; İstanbul Belediyesi Konservatuvarı sanatçılarının; Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve dış kuruluşlarda belirli bazı hizmetlerde çalıştırılacak personelin de zorunlu hallerde sözleşme ile istihdamları caizdir.”

3. 4/C li öğretmen

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 4/C bendine göre istihdam edilen öğretmenlerdir. 2006/11314 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında görev yaparlar. Bu konuda hazırlanmış bir sözleşme imzalarlar. 657 sayılı Kanunun 4/C maddesi şu şekildedir:

“Devlet Memurları Kanunu
İstihdam şekilleri:
Madde 4 –Kamu hizmetleri; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürülür.
C) Geçici personel:
Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Dairesinin ve Maliye Bakanlığının görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.”


4. Vekil öğretmen

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 86. maddesine göre istihdam edilen öğretmenlerdir. Öğretmenlerin kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil olarak atanan öğretmenlerdir. 657 sayılı Kanunun 86. maddesi şu şekildedir:

Vekâlet görevi ve aylık verilmesinin şartları:

Madde 86 –Memurların kanuni izin, geçici görev, disiplin cezası uygulaması veya görevden uzaklaştırma nedenleriyle işlerinden geçici olarak ayrılmaları halinde yerlerine kurum içinden veya diğer kurumlardan veya açıktan vekil atanabilir.
Bir görevin memurlar eliyle vekâleten yürütülmesi halinde aylıksız vekâlet asıldır.
Ancak, ilkokul öğretmenliği (Yaz tatili hariç), tabiplik, diş tabipliği, eczacılık, köy ve beldelerdeki ebelik ve hemşirelik, mühendis ve mimarlık, veterinerlik, köy ve kasaba imamlığına ait boş kadrolara Maliye Bakanlığının izni (mahallî idarelerde izin şartı aranmaz) ile açıktan vekil atanabilir.
Aynı kurumdan birinci fıkrada sayılan ayrılmalar dolayısıyla atanan vekil memurlara vekâlet görevinin 3 aydan fazla devam eden süresi için, kurum dışından veya açıktan atananlarla kurum içinden ilkokul öğretmenliğine atanan öğretmenler ile veznedarlık görevine atananlara göreve başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı ödenir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan veteriner hekim veya hayvan sağlık memurları, veteriner hekim veya hayvan sağlık memuru bulunmayan belediyelerin veterinerlik veya hayvan sağlık memurluğu hizmetlerini ifa etmek üzere bu hizmetlerle ilgili kadrolara vekâlet aylığı verilmek suretiyle atanabilirler.
Yukarıda sayılan haller dışında, boş kadrolara ait görevler lüzum görüldüğü takdirde memurlara ücretsiz olarak vekâleten gördürülebilir.
Bu Kanuna tabi kurumlarda, mali, nakdi ve ayni sorumluluğu bulunan saymanlık kadrolarının boşalması halinde bu kadrolara işe başladıkları tarihten itibaren vekâlet aylığı verilmek suretiyle memurlar arasından atama yapılabilir.


5. Ücretli öğretmen

Öğretmen sayısının yetersiz olması hâlinde Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Kararın 9.maddesi kapsamında görevlendirilen öğretmenlerdir.


16.12.2006 tarihli ve 26378 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 01.12.2006 tarihli ve 2006/11350 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 01.07.2006 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerinin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar.

“Ders ücreti karşılığında görevlendirme
MADDE 9- (1) Öğretmen sayısının yetersiz olması hâlinde;
a) Yüksek öğrenimli olmak koşuluyla;
1) Bu Karar kapsamındaki yönetici ve öğretmenler dışındaki resmî görevliler ile sınıf öğretmenlerine ilköğretim okulu 6, 7 ve 8 inci sınıflarında, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada 8 saate,
2) Resmî görevi bulunmayanlar ile emeklilere, okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim, özel eğitim ve yaygın eğitim kurumlarında haftada 30 saate,
kadar ek ders görevi verilebilir.
b) İlgili mevzuatında belirtilen esaslara göre uzman ve usta öğretici olarak nitelendirilenlerden;
1) Resmî görevi bulunanlara haftada 10 saate,
2) Resmî görevi bulunmayanlara haftada 40 saate,
kadar okul öncesi, meslekî ve teknik orta öğretim, özel eğitim ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders görevi verilebilir.”

asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2007 23:20:05
Her 12 gençten birisi çete üyesi 

ANKARA (ANKA)- Meclis Çocuk ve Gençlerdeki Şiddeti Araştırma Komisyonu'nun raporu, Türkiye'de her 12 gençten birinin çete üyesi olduğunu ortaya koydu.

Raporda yer alan araştırmaya göre, her 10 gençten biri delici-kesici alet, her 20 gençten biri de ateşli silah taşıyor. Komisyon raporu gençler arasında alkol, sigara ve kumar gibi kötü alışkanlıkların da yaygınlaştığı tespitinde bulundu. Rakamlara göre gençlerin yüzde 6.2'si kumar, yüzde 22,4'ü de şans oyunu oynuyor. Ortaöğretim kurumlarında okuyan gençlerin yüzde 15.6'sı sigara içerken, içki kullananların oranı da yüzde 16'yı buluyor.

Meclis Çocuk ve Gençlerdeki Şiddeti Araştırma Komisyonu'nun raporu, gençler arasında giderek artan kötü alışkanlıklara ilişkin önemli tespitler içeriyor. Komisyon tarafından “Türkiye'de Ortaöğretim Kurumlarına Devam Eden Öğrencilerde Şiddet ve Şiddeti Etkileyen Etkenlerin Saptanması” amacıyla yapılan araştırmaya göre, gençlerin yüzde 15.6'sı sigara kullanıyor. Bu oran erkek öğrencilerde yüzde 21.8 olarak belirlenirken kız öğrencilerin yüzde 7.5'i sigara içiyor. Yine gençler arasında içki içenlerin oranı yüzde 16.5'i buluyor. Yapılan araştırmada yer alan, “son üç ay içinde uyuşturucu/uyarıcı madde kullandınız mı?” şeklindeki soruya ise gençlerin yüzde 2.6'sı “Evet” yanıtını verdi.

GENÇLER ARASINDA ÇETELEŞME YAYGIN

Komisyon raporunda yer alan araştırmanın ortaya koyduğu bir başka önemli bulgu da gençler arasında çeteleşmenin giderek yaygınlaştığı yönünde oldu. Buna göre gençlerin yüzde 9.2'si delici-kesici alet taşırken, yüzde 5.9'u da üzerinde ateşli silah bulunduruyor. Araştırmaya göre ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerin yüzde 7.7'si de çete üyesi. Bu oranlar “gençler arasında yaralanma ve şiddet davranışları açısından riskli davranışların oldukça yaygın olduğu”nu gösteriyor. Aynı zamanda da her 10 gençten birinin delici-kesici alet, her 20 gençten birinin ateşli silah taşıdığını, her 12 gençten birinin de çete üyesi olduğunu ortaya koyuyor.

KUMAR DA YAYGINLAŞIYOR

Araştırmaya göre gençlerin yüzde 6.2'si kumar oynarken yüzde 22.4'ü de şans oyunları oynuyor. Raporda yasal olarak gençler arasında olmaması gereken kumar ve şans oyunu oynama davranışlarının tespit edildiği belirtilerek “kumar oynama ile ilgili yasal önlemlerin uygulamalarının yoğunlaştırılması gerekmektedir. Şans oyunu oynatan kurumların mutlaka, '18 yaş' sınırına dikkat etmeleri gerekmektedir. Başta ebeveynler olmak üzere toplumun gençlerin kumar ve şans oyunu oynamaları konusunda duyarlılıklarının artırılması gerekmektedir” denildi.

Raporda gerek çeteleşme gerekse kötü alışkanlıklar konusunda şu önerilerde bulunuldu:

-Gençlerin sigara, alkol ve uyuşturucu maddelere ulaşımının engellenmesine yönelik çalışmalar yoğunlaştırılmalı, sigara ve alkol satışı yapılan yerlerde 18 yaş sınırına dikkat edilmeli,
-Tütün ve tütün mamülleri konusunda TBMM'de bekleyen yasa tasarısı bir an önce hayata geçirilmeli,
-Sigara, alkol ve uyuşturucu kullandığı tespit edilen gençlere okullarda danışmanlık hizmeti sağlanmalı,
-Gençlerin silaha ulaşmalarının engellenmesi için, toplumda genel olarak silaha ulaşma ile ilgili yasal durum güçleştirilmeli,
-Gençler silah ve şiddet arasındaki ilişki konusunda bilgilendirilmeli,
-Evlerinde silah bulunduran ebeveynler silahların evden çıkmasını sağlamalı,
-Okullarda silah taşıma ve çete etkinliklerinin olma durumu izlenmeli,
-Eğitim, emniyet, SHÇEK, sağlık gibi kurumlar tarafından silah taşıdığı ve çete etkinliklerine katıldığı tespit edilen gençler mutlaka psikososyal yönden değerlendirilmeli ve desteklenmeli.


ayşegülaslanlı

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.576
  • Teşekkür 2014
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2007 23:26:06
Ne yapsak nasıl sesimizi duyursak dur desek sayın hocam,bizim elimizden gelen kendi öğrencilerimizi doğruca yetiştirmek olur sıkıntı anne baba tutumu olduğu kadar bence eğitimin eksik alınmasından da kaynaklanır umarım daha fazla ilerlemez bu rakamlar.lisede her 100 kız öğrenciden 8 inin sigara kullanıyor olması feci bişey..

asortik19

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 4.828
  • Teşekkür 2659
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2007 23:32:54
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Ne yapsak nasıl sesimizi duyursak dur desek sayın hocam,bizim elimizden gelen kendi öğrencilerimizi doğruca yetiştirmek olur sıkıntı anne baba tutumu olduğu kadar bence eğitimin eksik alınmasından da kaynaklanır umarım daha fazla ilerlemez bu rakamlar.lisede her 100 kız öğrenciden 8 inin sigara kullanıyor olması feci bişey..

lisede her 100 kız öğrenciden 8 inin sigara kullanıyor

 bence bu sayı daha fazladır.

8 yoksa 80 olmasın

biraz abartılı oldu ama ta ben lisede iken sigara içmeyen öğrenciye tuhaf bakarlardı.


özenti, model alma ,aile içi baskı, kendini kabul ettirme hep bunların sonucunda kendine ve cevresine zarar veren kişilerin yetişmesine  neden oluyor.


ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2007 13:58:53
Üzerinden tren geçti ama sapasağlam! 
Rayların arasında uyuyakalan sarhoş, üzerinden tren geçmesine rağmen uyanmadı

Almanya'da, rayların arasında uyuyakalan sarhoş, üzerinden tren geçmesine rağmen uyanmadı. Aleksander Fischer adlı 23 yaşındaki adamın üstünden tren geçmesine rağmen burnunun bile kanamamasının, rayların tam ortasına yatmış olmasından kaynaklandığı belirtildi.

Ananova sitesindeki habere göre, Berlin'deki istasyonunun çalışanları tarafından raylar arasından çekip çıkarılan Fischer, demir yoluna yattığını hiç hatırlamadığını söyledi. Fischer "İyi ki kollarımı bacaklarımı rayların üzerine uzatmamışım..." dedi.
 

ali2037

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.435
  • Teşekkür 836
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2007 14:24:18
Ayak kokusu polis baskınına yol açtı
Almanya'da, komşuların ''çok kötü koku geldiği'' ihbarı üzerine bir daireye baskın yapan polis, çürümüş ceset bulacağını sanırken, kokunun ev sahibinin ayaklarından geldiğini saptadı.

Apartman sakinleri, kepenkleri bir haftadır kapalı olan, posta kutusu da dolup taşmış daireden bir de merdivenlere kadar yayılan kötü koku gelince polise ihbarda bulundu.

Kaiserslautern polisi, muhtemelen çürümüş bir ceset bulacağı düşüncesiyle daireye baskın yapınca, ayağı çok kötü kokan bir adamı uyurken buldu.

Adamın yatağının yakındaki çamaşır sepetinin de dolup taşmış olduğu görüldü.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023