Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 78510 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.188
  • Teşekkür 144130
    • Çevrimiçi
  • # 10 Şub 2020 17:27:36
GÜL GÜZELİ
Başkaları gülü bir çiçek diye sever belki de. Ama biz, gülü -gül- olduğu için severiz.
Bizim için gül sevgilidir, gül güzelliktir, gül coşkudur. Gül, esmanın eşyaya tecellisinin esrarıdır.
Gül aşktır, gül sevinçtir, gül bahar muştusudur. Gül, ezelle ebed arasındaki bütün
zamanların en güzelinden yansımalar taşıdığı için güzeldir. Ve katmer gül;rengini şehit
kanından , kokusunu Efendimiz (A.S.)'ın mubarek teninden aldığı için sultanıdır.

Bu sebeple olsa gerek, gülün kokusuyla kendimizden geçeriz. Başka bir aleme gideriz.
Yol buluruz mâverâya…Biz güle , gülistan açan kaymer güllere ''Peygamberlik Gülzarının
Eşsiz Gülü'nün remzi olduğu için vurgunuz.Ve gülü her kokladığımızda salâvat getiririz,
O'nun terinin kokusundan bir zerreyi teneffüs ettiğimizden.Gülün tarife ne hacet; gül
Sevda-yı Muhammedî’dir. Gülün sevdası kalbimizin hâfi tepelerinde zirvelerinde sancak
açmıştır. Ve bizler, gönlü Gülşen olan insanlara meftun oluruz, Kainatın Solmayan

Güllü’nün aşkıyla... Gün gelir, gözyaşı ile gül sularız.
Biz gül için bin dikene su veririz. Ve biliriz ki, güllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde gül vardır. O, aşkımızın mihrabındaki gül.O alemlere rahmet olarak gönderilen bir Rasûl.O,çöl sıcağımda bir kevser şelâlesi.O, teşfikiyle kainatı aydınlatan ve ışık bahşeden sonsuz bir nur şulesi..Gündüzleri dünyayı ışıtan güneş ve geceleri gökyüzünde çiçek çiçek açan
yıldızlar, O’nun sönmeyen ışığının en mütevazi kandilleri… Sera da, süreye da O’nun
nuruyla aydınlanır. Onun sîreti bir amaç, O'nun sureti gönüllere ülfet ve nimet veren bir
âbı-hayat: Ruhumuz O'na aşık.O, gül Mushaflı sevdamızın sembolü.

O, on sekiz bin alemin emsali olmayan Gülü !

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.684
  • Teşekkür 35636
    • Çevrimdışı
  • # 10 Şub 2020 18:37:51
İKİ SİMGE

Yaşlı kızıldereli reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki kurt köpeğini izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve oniki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri kurt köpeğiydi bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için bir köpeğin yeterli olduğunu düşünüyor, dedesinin ikinci köpeğe neden ihtiyacı olduğunu ve renklerinin neden illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla, sordu dedesine: Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı.

- "Onlar" dedi, "benim için iki simgedir evlat."

- "Neyin simgesi" diye sordu çocuk.

- "İyilik ile kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürüm. Onun için yanımda tutarım onları.

Çocuk, sözün burasında; 'mücadele varsa, kazananı da olmalı' diye düşündü ve her çocuğa has, bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

- "Peki" dedi. "Sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle baktı torununa.

- "Hangisi mi evlat? Ben, hangisini daha iyi beslersem!"

stillhappy

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 72
  • Teşekkür 575
    • Çevrimdışı
  • # 10 Şub 2020 21:26:17
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] ...dosttt...burada anlatılandan bile ÖTE olduğun için...teşekkür ederim....

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.] gözümün körlüğünde ışığım, karamsarlığımda aydınlığım, sevinçlerimde katmerim, aymazlarımda farkındalığım...iyi ki varsın.. "elim sende"

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.684
  • Teşekkür 35636
    • Çevrimdışı
  • # 12 Şub 2020 17:29:01
Ormanda araştırma yapan Fizikçi, Matematikçi, Kimyacı, Jeolog ve Antropolog yağmura yakalanmışlar. Hemen yakınlarındaki bir orman evine giderek yardım istemişler.
Ev sahibi misafirlerini güzel karşılayarak ikram hazırlamak için mutfağa geçmiş. Bu sırada ekiptekilerin gözüne evdeki soba takılmış. Soba yerden bir metre kadar yukarı konularak, altına taşlarla destek yapılmış. Ekiptekiler bu konuda kafa yormaya ve yorumlamaya başlamışlar.

#Kimyacı, “Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış” der.
#Fizikçi, “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş” diye yorumlar.
#Jeolog, “Tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın ihtimalini azaltmayı amaçlamış.” der.
#Matematikçi, “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.” derken;
Bizimkiler aralarında böyle konuşurken ev sahibi içeri girer ve hep birlikte ona sobanın böyle yukarıda olmasının nedenini sorarlar. Adamdan çok manidar bir cevap gelir.
– Boru yetmedi...

Herkesin ne yapmaya çalıştığına kafa yormayın, bazen sadece boru yetmez.

(Alıntı)

tarkan555

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 9.398
  • Teşekkür 10334
    • Çevrimdışı
  • # 12 Şub 2020 21:18:32
''Anlamamış, anlaşılamamış, anlatamamışsındır kendini. Üzülmüşsündür. ''


Bir satırlık  cümle  ama  hayatımızın  bir dönemini yada bir çok dönemini özetlemiyor mu

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 8.482
  • Teşekkür 63159
    • Çevrimdışı
  • # 13 Şub 2020 01:11:07
"Sevmek… Riyasız, gösterişsiz, kusurları görmeden sevmek.
Sevmek… Menfaat ummadan, karşılık beklemeden, inanarak sevmek. Sevmek… Mahlûkatı, Yaradan’dan ötürü sevmek.
Sevmek, sevebilmek ne güzel. Hangi güzel şeyi araştırsanız sonunda mutlaka sevgiyi bulursunuz.
Sevgi, insanları birbirine bağlayan en sağlam bağ.
Sevgi; gönülleri fakirlikten kurtaran, aç ruhları doyuran, boş kalpleri dolduran yüce his.
Sevgi; mutluluğun zirvesine çıkan aile binasının temel taşı.
Sevgi; merhametin neticesi olarak gözpınarlarından süzülen gözyaşı.
Sevgi; iyiye, güzele ve doğruluğa giden yolun ilk durağı. Kurumaya yüz tutan nebat için yağmur ne ise, gözlerini adavet bürüyen insanlık için de sevgi odur.
Hiç kin ile bakan bir gözle, sevgi ile tebessüm eden göz bir olabilir mi? Çiçeği koklamayan, çocuğu okşamayan, güldeki güzelliği göremeyen sevgiden ne anlar?
Sevgiden mahrum bir zavallı saadeti ne bilir? Gönül bahçesine kin ve nefret tohumları eken biri, saksılarda rengârenk çiçek yetiştirse neye yarar?"

adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.583
  • Teşekkür 19097
    • Çevrimdışı
  • # 15 Şub 2020 01:48:05
Baba : Evladım seni çok göresim geldi, nerelerdesin?

Evlat : Baba çok işim var..

Baba : Evladım seni arıyorum, ama ulaşamıyorum.

Evlat : Baba toplantılarım var.

Baba : Evladım seni bugün yemeğe bekliyoruz.

Evlat : Baba arkadaşlarla önceden yaptığımız bir program var.

Baba : Evladım bir sesini duyayım dedim.

Evlat : Babacığım şimdi kapatmak zorundayım, ben seni ararım.

Baba : Evladım seni ne zaman göreceğiz?

Evlat : Baba çok işim var, bir ara uğrarım.

Baba : Evladım dün gece rüyalarıma girdin, iyi misin?

Evlat : İyiyim baba iyiyim.. Şimdi araba kullanıyorum, seni sonra ararım..

Baba : Evladım ne zaman arasam işin var, yoğunsun, seni çok özledim, ne zaman görüşeceğiz?

Evlat : OF BABA YAAA!!!

Bir zaman sonra evlat babasına telefon eder… Telefonu açan babasının komşusudur

Evlat : Babamla görüşeceğim, çok işim var, gelemeyeceğimi söyleyecektim..

Komşu : Babanız dün gece vefat etti, son sözleri de “Evladım şimdi iş toplantısındadır, onu rahatsız etmeyin, beni toprağa siz verin” oldu…

Sevdiklerinizi ihmal etmeyin belki az sonra çok geç olabilir!

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.188
  • Teşekkür 144130
    • Çevrimiçi
  • # 15 Şub 2020 09:10:35
"Biraz gülseler yüzümüze,
hemen gönlümüz alınır.
Öyle çocuğuz işte..."

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.010
  • Teşekkür 11908
    • Çevrimiçi
  • # 15 Şub 2020 19:52:35
 :)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.188
  • Teşekkür 144130
    • Çevrimiçi
  • # 15 Şub 2020 22:58:35
Biz büyüdük, kahkahalarımız azaldı...

Çocukken ne çok nedenimiz vardı gülmek için... Biz büyüdük, kahkalarımız azaldı...

Küçük çocuklara bakıyorum da, ne kadar çok şey buluyorlar kocaman kahkahalar atmak için, ne kolay onları güldürmek. Bir “ceee”, bir “gıdı gıdı”,bir mimik, bir söz yetiyor adeta. Biz de öyleydik, herbirimiz..Bir zamanlar çok nedenimiz vardı gülmek için, hatta nedene bile gerek yoktu.

Büyüdükçe ,her yeni yaşla kahkahalarımız biraz daha eksildi sanki... Biz mi espriden anlamaz olduk, hayat mı bize karşı espri yeteneğini kaybetti? Gülmeyi mi unuttuk, güldürmeyi mi? Anlık tebessümler yerleştirdik yüzlerimize. Koku filmindeki katilin güzel kokuları biriktirmesi gibi, güzel anılarımızı itinayla saklar, yeri geldiğinde özenle çıkartıp, koklayıp güler olduk...

Daha iyiydi belki hayatla “resmi”olarak tanıştırılmasak. El sıkışıp koşturmacasına biz de katılmasaydık keşke. İlk ağlamamızla “ben geldim” demeyip, uzaktan ses etmeden izleseydik daha iyiydi belkide, ağzımızda emziğimiz, kurulup lazımlığımıza kocaman kahkahalarımızla izleseydik hayatı.

Kalıcı değiliz hiçbirimiz, hayata bir bakıp çıkacağız. Bazılarımız içeri girmişken  bazıları kapıdan kovulur. Geldiysek madem buralara kadar, büyümüş bulunup büyük şansla içeri de alındıysak kısa süreliğine de olsa, ne zaman dışarı atarlar, içeride kim çelme takarı düşünüp durmaktansa, dışarıdaki gülücüklerimizi yüzümüze yerleştirip atılana kadar yeni tebessümleri aramak lazım karanlıkta. Eksilen her kahkahanın yerini doldurmak lazım.

Tek “ceee” lere gülmeyiz belki eskisi gibi ama, biz de “sevin-ce” güleriz, “sevilin-ce” güleriz, dostlarımızı “görün-ce” güleriz,  şarkı “söyleyin-ce” güleriz, “gezin-ce” güleriz... 

İmge Özbek Reyhan

Perspektif

  • Üye
  • *
  • İleti: 18
  • Teşekkür 34
    • Çevrimdışı
  • # 15 Şub 2020 23:18:51
Show TV de "Kuzey Yıldızı" dizisi var. 3 saatlik dizilerden işte. İlginç şeyler var ve seyirciye ne kadar normal geliyor.
Mafya 2 adamı alıp evinde ıslatıp alıkoyuyor NORMAL, iki hanımefendi eşlerini çat kapı mafyadan istemeye gidiyor NORMAL mafya lideri sulanıyor NORMAL , sonra junior AŞİRET REİSİ geliyor. BİZ AŞİRETİZ diyor. Mafyanın dizi çözülüyor. BAK AŞİRETİMLE GELİRİM KAPINA DAYANIRIM diyor. ALKIŞŞŞŞŞ.
Acaba NORMAL OLMAYAN seyirci mi DİZİ mi anlaymadım 🤔

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.010
  • Teşekkür 11908
    • Çevrimiçi
  • # 16 Şub 2020 00:06:11
 :)

eml48

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 6.684
  • Teşekkür 24955
    • Çevrimdışı
  • # 16 Şub 2020 12:47:20
....

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.684
  • Teşekkür 35636
    • Çevrimdışı
  • # 16 Şub 2020 16:01:34
Şems der ki;

Eğer hala KIZIYORSAN,
kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir.

Eğer hala KIRILIYORSAN,
gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir.

Eğer hala KINIYORSAN,
düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir.

Eğer hala KARŞILIKSIZ SEVMİYOR ve SEVGİNDE AYRIM YAPIYORSAN,
hala akıl ve mantığını kullanıyor, içindeki sevginin boyutlanmasına engel oluyorsun demektir.

Eğer hala ” BEN ” demekten vazgeçmiyorsan,
…dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir.

VE EĞER HALA ” ŞİKAYET ” EDİYORSAN, HAKİKATİ GÖREMİYORSUN DEMEKTİR!

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.863
  • Teşekkür 8840
    • Çevrimiçi
  • # 16 Şub 2020 21:55:19
.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023