Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 113431 defa)

tunahan111

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 40
  • Teşekkür 572
    • Çevrimdışı
  • # 10 Oca 2020 00:22:47
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hayatta öyle seçimler yap ki kazandığın şeyler, kaybettiklerine değsin. Che Guevara
Kolay değil ki böyle seçim yapmak,
böyle tercihlerde bulunabilmek dileğiyle
İyi geceler herkese :)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 11 Oca 2020 22:20:32
Seyh Edabali'nin Osman Gazi'ye nasihati.

Oğul insanlar vardir, şafak vakti doğarlar aksam ezaninda ölürler.
Avun oğlum avun, güçlüsün, kuvvetlisin, akillisin, kelamlisin ama bunlari nerede nasil kullanacagini bilmezsen, sabah rüzgarinda savrulur gidersin.
Öfken ve nefsin bir olup aklini yener.
Daima sabirli, sabatli ve iradene sahip olasin. Dünya senin gözlerinin gördügü gibi büyük degildir.
Bütün fethedilmemis gizemler, bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak senin fazilet ve erdemlerinle gün isigina çikacaktir.
Aileni atanı say, bereket büyüklerle beraberdir. Bu dünyada inancini kaybedersen, yesilken çorak olur, çöllere dönersin.
Açik sözlü ol. Her sözü üstüne alma.
Gördün söyleme bildin bilme.
Sevildigin yere sık gidip gelme kalkar muhabbetin itibar olmaz.
Üç kisiye aci, cahiller arasindaki alime, zenginken fakir düsene, hatirli iken itibarini kaybedene.
Unutma ki yüksekte yer tutanlar asağidakiler kadar emniyette degildir.
Hakli oldugunda mücadeleden korkma.
Bilesin ki atin iyisine doru, yigidin iyisine ' DELÍ ' derler


hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 12 Oca 2020 17:29:55
Evini bir parti(sohbet,davet) sonrası temizlemek için saatlerce uğraşıyorsan ;Bir
çok arkadaşın var demektir
Faturalarını ödeyebiliyorsan ;Bir işin var demektir.
Pantolonun biraz sıkıyorsa ;Aç kalmıyorsun demektir.
Gölgen seni izliyorsa ;Güneş ışığını görüyorsun demektir.
Otobüsten indiğin yerden işyerine yolu uzun bulu...yorsan ;Yürüyebiliyorsun
demektir
Hükümet hakkında eleştiri yapabiliyorsan ;Konuşma özgürlüğün var demektir
Yanındaki adamin sesinden rahatsız oluyorsan ;Duyuyorsun demektir.
Camları silmen , çatıyı onarman gerekiyorsa ;bir evde yasiyorsun demektir
Doğalgaz faturan yüklü geliyorsa ;Isınıyorsun demektir
Yığınla yıkanacak ve ütülenecek çamaşırların varsa ;Yığınla giyeceğin var
demektir
Çalar saatin sabahın köründe çalıyorsa ;Yaşıyorsun demektir
Aksamları kendini yorgun hissediyor ve bacakların ağrıyorsa ;
O gün üretici olmuşsun demektir
VE TÜM BUNLARIN FARKINA VARABİLİYORSAN!
MUTLUSUN DEMEKTİR

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.196
  • Teşekkür 13402
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2020 19:25:52
Birisi sana ”Nasılsın?” diye sorduğu zaman
Verdiğin cevaba dikkat et
Neden mi?
Sıkıcı, kötü, berbat
ve buna benzer olumsuz kelimeler kullandığın zaman
Baştan kaybetin demektir…
Bilmelisin ki bilinçaltın,
Bunları emir olarak alır ve uygulamaya koyar
Nerde bir sıkıntı, kötü, berbat şey varsa
Hayatına çeker getirir
Sende onları yaşamak zorunda kalırsın
Unutma:
Senin her zaman
Yapacak güzel şeylerin vardır..
Öncelikle sen Kendine başkalarından daha yakın ol
Kendini iç sesini yani beni dinle
Hala daha yeteneklerini keşfetmemiş olabilirsin
O zaman kendi gücünü keşfetmenin zamanı geldi demektir…
Boş boş durma, bir kurtarıcı da bekleme
Hayatında ne olacaksa
Kendi özgür seçimlerinin getirisi olacaktır
Bu yüzden
Küçük de olsa mutlaka hedeflerin olsun.

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.629
  • Teşekkür 29859
    • Çevrimdışı
  • # 17 Oca 2020 22:12:42
Bazıları pişman olmak için çok geç kalır...

Bu hayatta değişmeyen bir gerçek var:
"Bir gün herkes kaybettiği şeylerin değerini mutlaka anlayacak..."

Hani bazıları oluyorlar ya hayatınızda, hani üzerine çok düştükleriniz...
Hani şu, 'Yemek yedin mi? Üşürsün kalın giyin, saçların ıslak dışarı sakın çıkma...' dedikleriniz.
 
Bütün bunlardan bunalıp sizi yüzüstü bırakıp gidenler var ya, bir gün mutlaka pişman olacaklar.
Zaten böyle seven birini kaybetmek verilebilecek en büyük ceza aslında.
Bir gün onlar da anlayacak ama çok geç olacak...

Ezgin Kılıç

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 21 Oca 2020 09:34:49
20 PENS

İngiltere’de bir imam, Londra’nın bir semtindeki camiye tayin edilir. İmam evinden camiye belediye otobüsü ile gider gelir ve genelde hep aynı otobüs ve ayni şoför denk gelir. Tayininin üçüncü haftasındaydı, yine aynı otobüse biner, biletini ve para üstünü alır yerine oturur.  Para üstünü sayarken bir de bakar ki 20 pens fazla. Önce kendi kendine der:‘Bu benim hakkım değil, onu iade etmem lazım .‘  sonra aklına şu düşünce gelir :‘Bu önemli bir meblağ değil, kimse bunun farkında olamaz. Firma zaten çok kazanıyor en iyisi bende kalsın, belki de Allah’tan bana bir hediyedir.’ Şeklinde bir düşünceye kapılır. Fazla para üstünü iade edip etmeme konusunda nefsi ile mücadele içine girer. Parayı iade etmeme yönündeki meyil ağır basar.

            Otobüs, imamın ineceği durakta durur ve imam inmek üzere iken bir an durur, şoföre  “ para üstünü fazla verdin” diyerek  o 20 pensi iade eder. Şoför ona: “Sen şu caminin yeni imamı mısın? Diye sorar. O da “evet” der. Şoför, “Ben aslında senin camiye gelip seninle tanışıp İslam dini hakkında bilgi almak istiyordum. Ben o 20 senti bilerek sana fazla verdim ve nasıl bir tepki vereceğini öğrenmek istedim” der. Başına kaynar su döküldüğünü his eden imam otobüsten güçlükle iner ve en yakın bir direğe tutunur elini kaldırıp ağlayarak sadece şunları söyleyebilir: ”Aman yarabbi az daha dinimi 20 pense satacaktım.”

Demekki Allah katında hakkın büyüğü küçüğü yok, hak haktır. “Bazen küçük büyüktür.”  Gerçeğini unutmamak lazım.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 23 Oca 2020 23:30:05
Şükretmeyi yeterince bilmediğimi fark ediyorum bazen..
Acı ama en büyük itirafım olmalı bu,gördüğüm için renklerin güzelliğine hayranım ya göremesem ya kap karanlık olsa dünyam... İşte o sebeple uykunun ve uyanmanın kıymetini bilmeliyim diyorum... Olmuyor sanırım bazen kelimeler kifâyetsiz kalıyor ve ben kendi iç dünyama gömülüyorum..

  Bir de mutlu olaylar var hayatta.. Toz pembe olmasada,beyaz sayfalar açanlar var .. Onları görüp tebessüm ediyorum..... 

 gülebilmek en güzel hediye Rabbim'den bize.. Görmeyen , duymayan,  yürüyemeyen 
, evladını kaybeden, parasını malını evliliğini kaybedenin en çok ihtiyacı olan ve bedava olan kaygısız bir güzellik.. Gülümsemek bir sihidir diyorum sihrin varlığına inanmasamda sihir kadar etkileyici buluyorum.. Yüceler yücesi efendimizin hadis-i şerifi geliyor aklıma " tebessüm etmek sadakadır. Bir müslüman diğer müslümana tebessüm ederse sadaka vermiş gibi olur" o sebeple gülümsemenin değerini kaybetmemek dileğiyle.. 


fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.412
  • Teşekkür 12597
    • Çevrimdışı
  • # 25 Oca 2020 21:33:59
Bir genç babasına sordu:
“Siz daha önce nasıl yaşadınız?
Teknolojiye erişim yok
Uçak yok
İnternet yok
Bilgisayar yok
Gösteri yok
TV yok
Klima yok
Araba yok
Cep telefonu yok”...

Baba cevap verdi;
"Aynen sizin neslin bugün nasıl yaşadığı gibi yaşıyorduk"

“Dua yok
Şefkat yok
Onur yok
Saygı yok
Karakter yok
Utanç yok
Alçakgönüllülük yok
Zaman planlaması yok
Spor yok
Okuma yok”...

Biz, 1940-1980 arasında doğan insanlar Allahın  sevgili kullarıyız...

Hayatımız gerçek bir kanıtdır;

💗 Oynarken ve bisiklete binerken, asla kask takmadık.

💗 Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik.

💗 İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık..

💗 Susadığımız zaman,şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.

💗 Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.

💗 Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.

💗 Çıplak ayakla dolaşırdık ama ayaklarımıza bir şey olmazdı.

💗 Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.

💗 Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık.

💗 Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.

💗 Cep telefonlarımız, DVD'lerimiz, oyun istasyonumuz, XBox'ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, internet sohbetimiz olmadı - ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.

💗 Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik.

💗 Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu.

💗 Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.

💗 Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz.
Ayrıca, çocuklarını dinleyen ve dikkate alan ilk nesiliz.
Ve sizler yaşındayken asla var olmayan bir teknolojiyi nasıl kullanacağınız konusunda size yardımcı olabilecek kadar zeki olan da biziz !!!

SINIRLI sayıda üretildik... Bu yüzden;

Bizden keyf alın,
Bizden öğrenin,
Hazine biziz,
Dünyadan yok olmadan önce ...
Her şeyi ve herkesi sevin..💗.
Sevgiyle kalın

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 25 Oca 2020 22:54:28
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bir genç babasına sordu:
“Siz daha önce nasıl yaşadınız?
Teknolojiye erişim yok
Uçak yok
İnternet yok
Bilgisayar yok
Gösteri yok
TV yok
Klima yok
Araba yok
Cep telefonu yok”...

Baba cevap verdi;
"Aynen sizin neslin bugün nasıl yaşadığı gibi yaşıyorduk"

“Dua yok
Şefkat yok
Onur yok
Saygı yok
Karakter yok
Utanç yok
Alçakgönüllülük yok
Zaman planlaması yok
Spor yok
Okuma yok”...

Biz, 1940-1980 arasında doğan insanlar Allahın  sevgili kullarıyız...

Hayatımız gerçek bir kanıtdır;

💗 Oynarken ve bisiklete binerken, asla kask takmadık.

💗 Okuldan sonra akşama kadar sokakta oynardık. Hiç televizyon izlemezdik.

💗 İnternet arkadaşlarıyla değil gerçek arkadaşlarla oynardık..

💗 Susadığımız zaman,şişelenmiş su değil, musluk suyu içerdik.

💗 Aynı bardağı dört arkadaşla paylaştığımız halde hastalanmazdık.

💗 Her gün çok pilav yediğimiz halde hiçbir zaman kilo almadık.

💗 Çıplak ayakla dolaşırdık ama ayaklarımıza bir şey olmazdı.

💗 Annemiz ve babamız bizi sağlıklı tutmak için hiçbir zaman ek gıda takviyeleri, vitaminler vermezlerdi.

💗 Kendi oyuncaklarımızı kendimiz yaratır ve onlarla oynardık.

💗 Ailemiz zengin değildi. Bize mal mülk değil, sevgi verdiler.

💗 Cep telefonlarımız, DVD'lerimiz, oyun istasyonumuz, XBox'ımız, video oyunlarımız, kişisel bilgisayarlarımız, internet sohbetimiz olmadı - ama bizim gerçek arkadaşlarımız vardı.

💗 Arkadaşımızın evini davet olmadan istediğimizde ziyaret eder ve onlarla birlikte eğlenerek yemek yerdik.

💗 Senin dünyandan çok farklı olarak bütün akrabalarla iç içe yaşar, aramızda sıkı bağlar olurdu.

💗 Çektiğimiz fotoğraflar siyah beyazdı ama renkli anılarla dolu idi.

💗 Biz kendine has, anlayışlı bir nesiliz, çünkü biz ebeveynlerinin söylediğini dinleyen son nesiliz.
Ayrıca, çocuklarını dinleyen ve dikkate alan ilk nesiliz.
Ve sizler yaşındayken asla var olmayan bir teknolojiyi nasıl kullanacağınız konusunda size yardımcı olabilecek kadar zeki olan da biziz !!!

SINIRLI sayıda üretildik... Bu yüzden;

Bizden keyf alın,
Bizden öğrenin,
Hazine biziz,
Dünyadan yok olmadan önce ...
Her şeyi ve herkesi sevin..💗.
Sevgiyle kalın

👌👍👏

😯🤔😯😯🙋‍♀️

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.196
  • Teşekkür 13402
    • Çevrimdışı
  • # 25 Oca 2020 23:02:09
“Araştırmalar öğretmenlerin, öğrencilerinin yüksek yeteneğinin olduğuna inandığında, sözsüz iletişim tekniklerinden, göz kontağı kurma, öğrencinin başını okşama, öğrenciye doğru eğilme, gülümseme gibi davranışlarda daha sık bulunduğunu; az yetenekli olduğunu düşündükleri öğrencilerle  de daha az sözsüz iletişim kurduklarını göstermiş

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 25 Oca 2020 23:04:15
Ne güzel cahildik;
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Murat Başaran'ın bu muhteşem yazısını eski cahillikleri özleyenler için

Dışarıda kar...
Ama kuzine içten içe öyle yanıyor ki.
Kuzinenin üzerinde demir maşa...

Maşanın üzerinde de ekmek dilimleri.
Aydınlık bir kış sabahı ve kızarmış ekmek kokusu...
Sucuk lükstü. Yumurta lezzetli.
Ekmek her zaman ekmek gibi...

Bir kez olsun kümesten yumurta almamış,
bir kez olsun o kızarmış ekmeğin kokusunu duymamış ve fakat alışveriş merkezlerinin restoran katlarında, boğucu bir gürültü ve havasızlık içinde hamburger keyfine fit olmuş çocuklar ve gençler için ben ne kadar yaşlıyım...

Dışarıda kar...
İçeride kanaat...
İçeride huzur...
Televizyon yoktu. Gazete de her zaman olmazdı.
Öyle güzel cahildik ki, keyfimiz bozulmazdı hiç!
Portakal kabuklarını sobanın üzerine dizer,
kokusuna râm olurduk.
Kestane közlemek büsbütün bir gecenin akıllara seza mutluluğuydu.
Sonra illa ki, büyüklerin anlattığı hikâyeler, hatıralar...

Birçoğu arızalı ve tedaviye muhtaç beyinlerden çıkma
dizilerin ve filmlerin açtığı hasarlar yerine,
geniş ve besleyici bir masal dünyası...

Lezzet bir tarafa, kokuya da hasret
kalacağımız kimin aklına gelirdi?
Ekmeklerimiz el değerek üretilirdi,
sağlıklıydı, lezzetliydi ve mis gibi kokardı.
Çay da kokardı... Domates de...
Bütün bu nefasete, küçücük bir bakkal dükkânının zenginliği yetiyordu.

Dışarıda kar...
İçeride huzur...
Zam endişesi, doğal gazın kesilme korkusu,
yolda kalma telaşı, rejim tehlikesi...
Kimin umurunda...

Ne güzel cahildik.
Mutluluğun resmini yaşıyorduk,
 çizmiyorduk...

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.196
  • Teşekkür 13402
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2020 18:44:52
Prof. Dr. Michio Kaku dünyanın en zeki insanı olarak tanınıyor.
Çocuklara teknolojiyi öğretmek gerektiğini söyleyen Kaku, çocuklarda internet yasaklarına karşı. Bir de 10 yaşa dikkat çekiyor.Yazdığı kitapları satış rekorları kıran “dünyanın en zeki insanlarından biri” olarak tanımlanan fizikçi ve fütürist Prof. Dr. Michio Kaku Türk Eğitim Derneği’nin (TED) “Türkiye’nin Geleceğine İnanıyoruz: Geleceği Okuyoruz” başlığıyla düzenlenen IV. Uluslararası Eğitim Forumu’ndaki konuşmacılardan biriydi.
Kaku geleceğin eğitim sisteminden ve mesleklerinden bahsetti. Kaku’ya göre birçok mesleği gelecekte robotlar yapacak ama öğretmenlerin elinden işini alamayacaklar.İşte Kaku’nun başta eğitim olmak üzere gelecekle ilgili anlattıkları…Hepimiz aslında doğuştan bilim insanıyız, “Neden?” diye sorarız.
Çocukların geleceği 10 yaşında başlıyor.Bu yaşta anne babanın dışında başka hayatları keşfediyor, merak başlıyor.
Eğitim sistemi 1950’li yıllarda nasıl yaşayabileceğimizi çok iyi öğretiyor ama gelecekteki değişimlere nasıl ayak uyduracağımıza ilişkin bilgi vermiyor.
Bilgiye herkes ulaşabilecek.
Tabletler, ders kitapları kalmayacak.
Google gözlükleri gibi kontak lensler olacak.
Öğrenci ‘göz kırpma’ ile tüm bilgilere ulaşacak. Bu da eğitimi altüst edecek.
Öğrenci formülleri ezberlemek zorunda kalmayacak.
Tüm derslikler üç boyutlu olacak.
Ezber kalkacak. bu yüzden öğretmen çok önemli olacak.
Öğretmen kılavuzluk edecek, yol gösterecek, mentor olacak.
Öğrencinin ‘ders kaçırdım’ bahanesi olmayacak.
Ders odasının duvarına yansıtılacak. Kaçırdığınız derste anlamadıklarınız olursa roböğretmen anlatacak.
Ama gerçek öğretmenlerin yerini öğrencileri anlayamadığı, mentorluk yapamadığı için tutamayacak.
Okullar, sınıflar hep olacak.Çocuklar okullarda hem internet hem de sosyal becerileri öğreniyorlar.
İnternetten çocukları mahrum bırakırsanız sosyal olarak başarısız olurlar.Hem eski yöntemle yani diğer çocuklarla birlikte olup, kıskançlık, paylaşım, kavga gibi insani duyguları sosyalleşerek yaşamalı.
Hem de sosyal medyayı öğrenmeli.Gelecekte üniversite diploması daha önemli olacak.
Diploması olmayanların maaşı için tavan olacak ve bunu aşamayacaklar. Varlık ve refah teknolojiden ve bilimden gelecek.
Geleceğin en büyük üniversitesi iCloud (bulut) olacak. Günümüzde bile MIT ya da Stanford’daki derslere internetle erişiliyor.
Ama e-eğitimi bırakanların oranı yüzde 90.Çünkü burada ev ödevi, değerlendirme, yönlendirme, hatta akran baskısı yok.
Onlara kılavuz edecek kimse yok.
Eğitimde başarı için iletişim, kişisel dokunma şarttır. Bu yüzden işte öğretmenler hep olacak.
Kendini tekrarlayan işler yani brokerlik, acentelik gibi meslekler robotlar tarafından yapılacak.
Ama çöpçülük, bahçıvanlık, polislik, inşaat işçiliği gibi meslekler gelecekte hep olacak.
Yaratacılık, hayal gücü gerektiren konularda robotlar çalışamayacak.
Zekanın IQ ya da babanızın parasıyla ilgisi yok. Zekâ geleceği görmek, geleceği tasarlamak demektir.
Başarılı ve zeki insanlar, 10 yıl, 20 yıl sonrasını düşünür. Daha az zekiler ‘Şu an ne yapabilirim?’ der, kısa vadelidir.
Gençler her şeyi Facebook’a yüklüyor. 15-20 yıl içinde duygu ve anılar da SMS olarak gönderilip, sosyal medyada paylaşılacak.
İlk kullanıcılar çocuklar olacak.
Bugün Japonya’da gençler partide kulaklık takıyor, size ilgi duyan varsa kulaklıklar aşağı yukarı inip çıkıyor.
Tuvaletlerde çipler olacak ve likit biyopsi yapacak.Kanser genlerinizi size oluşmadan tuvalet söyleyecek.
Üç boyutlu tasarımları evinizin salonunda yapacaksınız.İnsan organlarının çıktısını yazıcıdan alacaksınız.
Kendi hücrelerinizden böbreğinizi salonunuzda üreteceksiniz.


hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2020 21:04:12
Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi.

"Yol" dedim.
"Alıp başını gitmek" dedi.

"Gitmek" dedim.
Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.

"Dost" dedim. Durdu. "Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.

"Yürek" dedim.
"Dünyaları içine sığdıramadığım giz" dedi.

"Giz" dedim.
"İşte, her şeyin bitimi" dedi.

"Şey" dedim.
"Sevda" dedi.

"Sevda" dedim.
"Peşinden koştuğum hayat" dedi.

"Hayat" dedim.
"Öyle kısa ki!" dedi.

"Niçin kısa?" diye sordum.
"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.

"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
"Aşk" dedi.

"Kaç kere?" diye sordum.
"Bin kere" dedi, "Milyon kere"

"Neden bir kere değil?" diye sordum.
"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.

"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulup yok olmak gerek"

"Yok olunca!" dedim.
"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.

"Gerçek aşk!" dedim.
"BÜYÜK O!" dedi.

Durdum. 
Durdum. Ve sustum!

"Neden sustun?" diye sordu.
"Yüreğim titredi sanki" dedim.

"Neden?" diye sordu.
"Bilmiyorum" dedim. " BÜYÜK O!"

"Evet" dedi, 
"BÜYÜK O!"

"Nerede?" diye sordum.
"Her yerde" dedi.

"Nasıl?" diye sordum.
"Yüreğini aç" dedi.

"Yüreğimi açmak!" dedim.
"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.

"Tebessüm" dedim.
"Her kapının anahtarı" dedi.

"Kapı" dedim.
"Girmeden bilemezsin" dedi.

"Ya korku!" dedim.
"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.

"Ben bilmiyorum" dedim.
"Neyi?" diye sordu.

"Ben'i" dedim.
"Sen kimsin?" diye sordu.

"Ben kimim?" diye sordum.
"Sevgiyle beslenensin" dedi.

"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"BÜYÜK O 'nun" dedi.

Durdum. 
Durdum. Yine sustum.

"Kimsin?" diye sordum.
"SEN'im" dedi.



PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.629
  • Teşekkür 29859
    • Çevrimdışı
  • # 27 Oca 2020 23:55:11
Edebiyat şunun için güzeldir:

Senden asırlar önce yaşamış biri, senin de içini kemiren ve genellikle ifade edemediğin duyguları tarif etmiştir bir yerlerde.

Varlığından haberdar olmayan birinin, senin yerine sıkıntı çekmiş olduğunu görmek rahatlatır.
 
Anlarsın, yalnız değilsindir.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.420
  • Teşekkür 153385
    • Çevrimdışı
  • # 28 Oca 2020 22:20:16
RİSK

Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.

Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...

Birine yakınlaşm...ak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,

Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,

Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;

"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.

Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...

Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.

Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini

Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...

Ama riskler yaşanmalıdır,
çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden konunabilir
ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. 
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

her düşüncemizi bir sonraki olacaklara göre uygulamaya geçirmeliyizzzz  ya da her adımımızı bir sonrakine göre atmalıyızz  ) keşke yapabilsekk riskleri göze alabilsek..

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK