Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 77953 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.176
  • Teşekkür 144075
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2020 21:04:12
Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi.

"Yol" dedim.
"Alıp başını gitmek" dedi.

"Gitmek" dedim.
Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi.

"Dost" dedim. Durdu. "Dost" diye mırıldandı.
"Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi.

"Yürek" dedim.
"Dünyaları içine sığdıramadığım giz" dedi.

"Giz" dedim.
"İşte, her şeyin bitimi" dedi.

"Şey" dedim.
"Sevda" dedi.

"Sevda" dedim.
"Peşinden koştuğum hayat" dedi.

"Hayat" dedim.
"Öyle kısa ki!" dedi.

"Niçin kısa?" diye sordum.
"Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.

"Yaşanması gereken ne var? " diye sordum.
"Aşk" dedi.

"Kaç kere?" diye sordum.
"Bin kere" dedi, "Milyon kere"

"Neden bir kere değil?" diye sordum.
"Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi.

"Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
"Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulup yok olmak gerek"

"Yok olunca!" dedim.
"İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.

"Gerçek aşk!" dedim.
"BÜYÜK O!" dedi.

Durdum. 
Durdum. Ve sustum!

"Neden sustun?" diye sordu.
"Yüreğim titredi sanki" dedim.

"Neden?" diye sordu.
"Bilmiyorum" dedim. " BÜYÜK O!"

"Evet" dedi, 
"BÜYÜK O!"

"Nerede?" diye sordum.
"Her yerde" dedi.

"Nasıl?" diye sordum.
"Yüreğini aç" dedi.

"Yüreğimi açmak!" dedim.
"Bir tebessümle bak her şeye" dedi.

"Tebessüm" dedim.
"Her kapının anahtarı" dedi.

"Kapı" dedim.
"Girmeden bilemezsin" dedi.

"Ya korku!" dedim.
"Bilinmeyenden korkar insan" dedi.

"Ben bilmiyorum" dedim.
"Neyi?" diye sordu.

"Ben'i" dedim.
"Sen kimsin?" diye sordu.

"Ben kimim?" diye sordum.
"Sevgiyle beslenensin" dedi.

"Kimin sevgisiyle?" diye sordum.
"BÜYÜK O 'nun" dedi.

Durdum. 
Durdum. Yine sustum.

"Kimsin?" diye sordum.
"SEN'im" dedi.



PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.427
  • Teşekkür 29227
    • Çevrimdışı
  • # 27 Oca 2020 23:55:11
Edebiyat şunun için güzeldir:

Senden asırlar önce yaşamış biri, senin de içini kemiren ve genellikle ifade edemediğin duyguları tarif etmiştir bir yerlerde.

Varlığından haberdar olmayan birinin, senin yerine sıkıntı çekmiş olduğunu görmek rahatlatır.
 
Anlarsın, yalnız değilsindir.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.176
  • Teşekkür 144075
    • Çevrimdışı
  • # 28 Oca 2020 22:20:16
RİSK

Gülmek; "SAF" denme riskini göze almaktır.

Ağlamak ise; "DUYGUSAL" görünme riskini...

Birine yakınlaşm...ak; "KENDİNİ KAPTIRMA" riskini,

Duygularını açmak; "KENDİNİ ORTAYA KOYMA" riskini,

Hayalleri ve düşünceleri sergilemek ise;

"ONLARI BAŞKASINA KAPTIRMA" riskini göze almaktır.

Sevmek; "KARŞILIK GÖREMEME" riskini...

Yaşamak ise; "ÖLME" riskini göze almaktır.

Umutlanmak; "HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA" riskini

Çabalamak ise; "BAŞARISIZ OLMA" riskini göze almaktır...

Ama riskler yaşanmalıdır,
çünkü; hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.
Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden konunabilir
ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. 
Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken,
bedelini; özgürlüğünü kaybederek öder.
Sadece; riski göze alabilen kişi hürdür.

her düşüncemizi bir sonraki olacaklara göre uygulamaya geçirmeliyizzzz  ya da her adımımızı bir sonrakine göre atmalıyızz  ) keşke yapabilsekk riskleri göze alabilsek..

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.006
  • Teşekkür 11890
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 00:19:38
 :)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.176
  • Teşekkür 144075
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 09:34:03
BEKLEMEYİN 
Sevmek için sevilmeyi beklemeyin ...
Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin ......
Biraz paylaşmak için çok olmasını beklemeyin ...
Öğütleri hatırlamak için , düşmeyi beklemeyin ...
Dua' ya inanmak için acı günler beklemeyin ...
Yardım edebilmek için zamanınız olmasını beklemeyin ...
Özür dilemek için diğerinin acı çekmesini beklemeyin ...
Barışmak için ayrılığı beklemeyin ... 
Çünkü ne kadar zamanımız var bilmiyorsunuz ..

Şubat2020

  • Üye
  • *
  • İleti: 36
  • Teşekkür 172
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 11:16:49
"Birini gerçekten unutmak istiyorsanız onunla yaşadıklarınızı değil onun size yaşattıklarını hatırlayın."

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.427
  • Teşekkür 29227
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 15:24:52
Bir zamanlar birisi Allah'tan bir çicek ve bir kelebek diledi. Fakat Allah bunların yerine ona bir kaktüs ve bir tırtıl verdi. Adam üzüldü.
Bir zaman sonra kaktüs çicek açtı,tırtıl kelebek oldu...

İstedikleriniz her zaman ihtiyaçlarınız değildir. Bugünün dikeni yarının çiceğidir ve bugünün böceği yarının kelebeği.
Allah seçimi O'na bırakanlara en iyisini verir...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.176
  • Teşekkür 144075
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 20:26:48
Dar vakitler
   
Sabah pencereye çıktım, el sallayacaktım. Dönüp bakmadınız. Hışımla çıkıp gittiniz, bir gülümsemeye fırsat vermeden. Ben de öylece arkanızdan... Kimse kimseye el sallamıyor artık.

Bu sabah ezanları çok kısa sizin. Hep böylesiniz. Uyur uyumaz, geceler bir tutam, hop ayakta, rüyasız. Ala gün sokaktasınız. Yürüyüş yolundaki kadınlar böyle haldır huldur. Çöpçüler alelusûl, sokaklar nefes nefese... Asansörler ine çıka ölüyor. Servisler birilerini alıp alıp gidiyor. Otobüsler erken. Hem bu metrobüsler, tramvaylar, taksiler çok hızlı. Trenler, vapurlar ateş alırcasına yanaşıp kalkıyor, nereye? Kimseler kimseleri beklemiyor, kaptanlar yolcuları tanımıyor. Ah Neveser! 'Başka devirlerin, başka âlemlerin vapuru'... Feneryolu'nda Ziya Osman Saba'yı bekliyordu.

Kuşluk diye bir vakit vardı, bilmezsiniz. Sabahı uzatır, öğleyi geciktirir. Gün mızrak boyu yükselir; saate bakılmaz, vakit unutulur. Hem bir günde kaç mevsim vardır, gidilir gelinir. Başka evler, başka zamanlar, başka kederler... Oysa sizin hikâyeniz size yetiyor. Sizin kendi hesabınız, hayat tarzınız, bir tutam gününüz, yetişeceksiniz.

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Ben şimdi, hadi gelin biraz oturup dertleşelim desem... (Hem bu 'dertleşmek' sözcüğü başka bir dilde var mıdır, baktınız mı hiç?) Vaktiniz yok. Zaten gözleriniz davetsiz. Az kaldı görmezden gelecektiniz. Beni nerden bileceksiniz? Huzursuzluğum dışa vurmuş oysa, üstüm başım hüzün. Gözlerimde bir sürü soru, hem dokunsanız ağlayacak. Ama 'yoğun'sunuz siz, çok... Boş verin!

(Siz geniş zamanlar umuyordunuz)

Siz hemen unutuverdiniz. Duymuş muydunuz? Çocuklar ölüyor, trafik kazalarında. Bir aileden yedi kişi, üçü çocuk. Unuttunuz tabii, okuldan gelirken, tramvayın altında... Ertesi sabah, gelip geçti yine herkes, alışverişe el ele. Ne çok çocuk ölüyor değil mi? Üç kardeş, bir odada, soba dumanından zehirlendi. Sabah, evleri bomboştu. Bir adam, kız çocuğuna hamile karısının burnunu, kulağını... Duymuş muydunuz? Bir havan topuyla on üç yaşında bir çocuktu, kız. Evet, çok çocuk ölüyor değil mi? Oluyor böyle şeyler. Siz hep unutuyorsunuz. Başka şehirlerde, başka evlerin, başka insanların acısı... Aman, Allah korusun!

'Yoğun'sunuz siz. Bunca yapılacak iş, aldı verdi, getir götür. Vaktiniz yok.

Birazdan çıkacaksınız. Şöyle biraz alışveriş, kafe filan. Rahatlar insan tabii. "Bakın bunlar yeni çıkmış. Aaa, harika! Sudan ucuz... Yakışıyorsa giyeceksin, kim ne karışır! Ben karar veririm buna. Bu benim hayatım, öyle değil mi? Delinin zoruna bak! Az yemek lazım ama yapamıyoruz işte... Bunlar çok sağlıklıymış. İnsan kendine bakmalı bu yaşlarda. Onunki de yaşamak mı Allah aşkına! Hem ben demiştim. Bana sormadı ki... Ben olmasaydım zor yapardı. Dediğim yere geldin mi şimdi? Çok sıkıldım. Hafta sonu bir çıkıp gitsek diyorum. Hem hava almış oluruz. Çocuklar da eğlenir. Ben biraz kilo mu aldım ne? Yok canım! Akşama ne yemek var tatlım?"

Anladım, meşgulsünüz çok.

Aslında şey diyecektim, hani bir akşam otursak şöyle.

Bakın, böyle deyince kimi hatırlıyorum. Ah, Katherine Mansfield, Çehov'a gerçekten âşık mıydınız? Hani akşamları diz dize oturup aşktan, hayattan ve edebiyattan konuşmak isterdiniz. Konuşsaydık diyorum... Eski günlerden filan. Neydi o günler değil mi? Evet ya, ne varsa eskilerde! Zaman değişti tabii. Hiçbir şey yerinde durmuyor...

Neyse neyse... Vakitsizliğin gözü kör olsun! Kimselerin vakti... Hayır, hayır... O bildiğiniz değil, başka dizeleri var Gülten Akın'ın: "Bilmezler bilseler yaşarlardı / onlar iş oynarlar sevgi oynarlar / üstü örtülü giyinik utançlı." O, yaşıyor bilgelik katında yalnız ve usulca. Siz habersizsiniz. Belki bir gün konuşmak istersiniz. Belki de kim bilir...

"Bir ben miyim yalnızlığa yenilen sen, sen sen."
                Ali ÇOLAK

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.006
  • Teşekkür 11890
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 21:44:17
 :)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.176
  • Teşekkür 144075
    • Çevrimdışı
  • # 30 Oca 2020 09:53:40
Unutmayın, zaman hiç kimse için beklemez. Öyleyse;

Okulu bitirene kadar,
100 milyar kazanana kadar,
Çocuklarınız olana kadar,
Çocuklarınız evden ayrılana kadar,
İşe başlayana kadar,
Evlenene kadar,
Cuma gecesine kadar,
Pazar sabahına kadar,
Yeni bir araba, ya da ev alana kadar,
Borçları ödeyene kadar,
İlkbahara kadar,
Yaza kadar,
Sonbahara kadar,
Kışa kadar,
Maaş gününe kadar,
Şarkınız söylenene kadar,
Emekli olana kadar,
Ölene kadar.....
 
MUTLU OLMAK ICIN ICINDE BULUNDUGUNUZ 'AN' DAN DAHA IYI BIR ZAMAN OLDUGUNA KARAR VERMEK ICIN BEKLEMEKTEN VAZGECIN.

MUTLULUK BIR VARIS DEGIL, BIR YOLCULUKTUR.

"PEK COKLARI MUTLULUGU INSANDAN DAHA YUKSEKTE ARARLAR, BAZILARI DA DAHA ALCAKTA. OYSA MUTLULUK INSANIN BOYU HIZASINDADIR."

Unutmayın "YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİSTİR"
         

Şubat2020

  • Üye
  • *
  • İleti: 36
  • Teşekkür 172
    • Çevrimdışı
  • # 30 Oca 2020 15:36:21
"Eğrinin gölgesi de eğri olur Vuslat'ım; alçakça söylenen bir söze karşılık vereyim dediğinde  o sözün sahibinde daha nice düşük sözler olduğunu düşünmeli ve susmalısın!"

Abum Rabum/İskender PALA

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.006
  • Teşekkür 11890
    • Çevrimdışı
  • # 30 Oca 2020 17:30:06
 :) :)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.176
  • Teşekkür 144075
    • Çevrimdışı
  • # 31 Oca 2020 00:03:04
Belki bugün bir yerlerden güzel bi haber alırsın, eski bir DOST görür ayaküstü iki dakika sohbet edersin. Radyoda sevdiğin şarkının sonuna değil de ilk başladığı ana denk gelirsin, evde akşama sevdiğin bir yemek olur, belki bugün kimse canını sıkmaz, birileri seninle ilgili bir şeylere maydanoz olmaz, kalbin kırılmaz, belki bu gün bi çikolata alıp yersin. Hatta bir dondurma alır daha da ileri gidersin, "her şey olacağına varır" dersin, belki de bu gün kendini çok üzmezsin. "neticede kader diye bir şey var her şey nasip" dersin. Kim bilir, böylece biraz olsun hafiflersin. .

Otistikotistik

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 35
  • Teşekkür 79
    • Çevrimdışı
  • # 31 Oca 2020 02:29:05
Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız, diyor atsözünde. Bu hep böyle midir? Yerine göre belki. Madem öyle. Bize düşen buna izin vermemek. Uyanmaktır gecikmeden. Bir fikir tabi ki, düşünün..(reklamda öyle). Bir fikir sadece..

mefa

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 501
  • Teşekkür 7683
    • Çevrimdışı
  • # 31 Oca 2020 03:06:46
Lise yıllarından aklımda kalan bir söz vardı. Bir hocamız demişti.
"Ademe, adem gerekir,
Adem etsin ademi.
Adem, adem olmayınca
Adem edemez ademi."

 

Egitimhane.Com ©2006-2023