Konu: Hiç Yazılmayan Hasret Mektubum  (Okunma sayısı 161214 defa)

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 23 Eki 2011 20:31:26

Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim..Önce duruyorum... Sonra susuyorum... İçimden çıkan lafların etrafı ,yangın yerine çevireceğini düşününce kilit vuruyorum dilime.. sonra Yan! diyorum içime!...Sadece sen yan! Ve Dayan! diyorum gönlüme!
 
Dayan be gönlüm!...Dayan ki , elbet birgün görecektir sevgili arşa yükselen alevlerini...Dayan ki , elbet bir gün sende açan alev kırmızısı güllerin kokusu yâre ulaşacaktır...Dayan ki bir gün alevlerin, sevgilinin gözyaşıyla buluşacaktır...Dayan gönlüm!... Seni de elbet bir anlayan olacaktır!...
 
Dayan be gönlüm!..İçine akıttığın gözyaşınla bile sitem etme sevgiliye!...Derdini başına tac et "Sevgiliden geldi." diye...Ve dayan , sorma "İçime bu yangını salıp da nereye gitti?" diye!...Sen sevgine sadık ol, o seni sevmese bile!...
 
Dayan be gönlüm!...Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr...Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var!...Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar!...Ama dayan gönlüm!..Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!...
 
Dayan be gönlüm!...İçindeki aleve attığın tohumları gözyaşınla yeşert!Dayan ki her şey bitecek bir gün, kalmayacak ne gam ne dert!...Alev kırmızısı güllerden der demet demet...Bil ki!...Bil ki bir gün mutlaka bitecek bu hasret!

alıntı

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 31 Eki 2011 21:15:41

uzun zaman oldu çocuk
sana yazmayalı...
kaç kelime saydım
sensiz bensiz
kaç cümle kurdum
onsuz sonsuz
kimi zaman öznesiz
kimi zaman zarfsız
kim bilir zamansız
artık ortasındasın
tüm benliğimin
boşuna bekleme çocuk
ben böyle karmaşığım artık
dizginleri yok ki yüreğin tutup
tutup ta çekesin
kusura bakma çocuk
içimden gelmiyor
sana koşmak
tükendi kelimelerim
sana dair
yazasım bile yok
sadece saçmalıyorum
çok iyi anladım
sana değmez
değmez be çocuk...

çkml

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 12 Kas 2011 21:43:30
umutların başına
seni koysam çocuk
tek çıkış olsun
her yol kapansa
tek açık yer olsa
mutluluk
anlıyor musun çocuk


çkml

cansuu_04

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.517
  • Teşekkür 4271
    • Çevrimdışı
  • # 12 Kas 2011 21:44:30
Yüreğinize sağlık zümrem.

s-aslan

  • Bilge Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 5.395
  • Teşekkür 14937
    • Çevrimdışı
  • # 12 Kas 2011 21:49:43
Zümrem yine döktürmüş, kalemine sağlık.

ilkimsema

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 264
  • Teşekkür 125
    • Çevrimdışı
  • # 12 Kas 2011 21:56:41
tek kelimeyle harika zalim hocam

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 15 Kas 2011 20:19:57
kaç kere ölmeliyiz çocuk
yaşamak için
kaç hazan geçmeli
nev baharlar için
kaç defa uçuruma gitmeliyiz
doruğa varmak için
kaç geceyi tüketmeliyiz
güneşle doğmak için
kaç defa daha bitmeliyiz
tekrar başlamak için
artık son ol çocuk
sadece sen ol
geçmişi unutarak
yakınları uzak ederek
unut tüm bildiklerini
benim gibi
sadece sen ol çocuk
yalnız sen....


çkml

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 17 Kas 2011 20:54:02
kış geldi çocuk
hava soğuk
yürek buruk
elbet bitecek kışta
donrudan soğukta
ya yürek ?
söyle bahara
gelsin çocuk
bekleyen yüreğe umut
hüzün gitsin
nev baharla özlem gelsin

çkml

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 20 Kas 2011 20:35:08
Üniversiteli delikanlı Kolejli kıza bir voleybol maçında rastladı.Okul salonunda...ydı maç. Tribünsüz, minik bir salon.. Seyircilerle, oyuncular arasında, sahanın çizgisi vardı sadece.. O kadar yakındılar..
 
Delikanlı, bu tatlı, bu güzel, bu dünyalar şirini kızı ilk defa görüyordu takımda.. Hoşlandığını, fena halde hoşlandığını hissetti. Az sonra bir şeyi daha hissetti. Uzun zamandan beri maçı değil, o güzel kızı izlediğini.. Kız servis atarken hemen önünden geçti. Göz göze geldiler.. Kız gülümsedi.. Delikanlı, çok popülerdi o yıllarda..Kız onu tanımış olmalıydı. Kim bilir, belki kız da ondan hoşlanmıştı.. Belki de delikanlı öyle olmasını istediği için ona öyle gelmişti.. Set değişip, takım karşıya gidince, delikanlıda yerini değiştirdi, o da karşıya gitti.. Üçüncü sette tekrar eski yerine döndü.. Kızda gidiş gelişleri fark etmişti galiba.. Bir defa daha gülümsedi. Manidar..
 
'Anladım' der gibi bir gülümseyişti bu.. Delikanlı o hafta boyu hep bu dünyalar şirini kızı düşündü.. Pazar günü, sabahın köründe kalktı, erkenden oynanacak maçı, ne maçı canım, o dünyalar şirini kızı görmek için.. Delikanlı artık kızın hiçbir maçını kaçırmıyordu.
 
Dahası..Ankara Koleji'nin her dağılış saatinde, okul civarında oluyordu, onu bir kez daha görmek için.. Karşılaştıklarında, hafif çok hafif bir gülümseme, çok minik bir baş eğmesi ile selamlaşır olmuşlardı..Bir defasında, yaptığına sonra kendisi de günlerce güldü.. O gün gene tesadüfmüş gibi, okul dağılımı kızın karşısına çıkmış, gülümseyerek selamlamış, sonra arka sokaklara dalıp, yıldırım gibi koşarak, bir blok ötede gene karşısına çıkmıştı.. Kız bu defa, iyice gülmüştü.. Karşısında, sözüm ona ağır ağır yürüyen, ama nefes nefese delikanlıyı görünce..
 
Delikanlı, voleybol takımının kaptanını iyi tanıyordu. Arkadaştılar.Sonunda bütün cesaretini topladı, kaptana açıldı.. O kızdan fena halde hoşlanıyordu. Galiba kız da ona karşı boş değildi. Bir yerde,bir şekilde tanışmaları gerekiyordu.. O zamanlar, bu işler böyle oluyordu çünkü.. Kaptan: 'Tabii' dedi.. 'Bu hafta sonu güzel bir konser var. Biz onunla gitmeye karar vermiştik zaten. Sen de gel. Hem konseri birlikte izleriz, hem de tanışırsınız..'
 
'Mutluluk işte bu olmalı' diye düşündü delikanlı. 'Mutluluk işte bu..' Ve konser gününe kadar geceleri hiç uyuyamadı.. Konser gününü de hiç ama hiç unutmadı..O ne heyecandı öyle.. Konserin verildiği sinemanın kapısında tanıştılar.. El sıkıştılar.. O güzel ele dokunduğu anı da hiç unutmadı delikanlı.. Kaptan, salona girdiklerinde, ustaca bir manevra daha yaptı. Delikanlı ile dünyalar şirini kız yan yana düştüler. İnanamıyordu delikanlı.. Onunla nihayet yan yana oturduğuna, onun sıcaklığını hissettiğine, onun nefesini duyduğuna inanamıyordu.. Biraz önce tanışırken tuttuğu el, bir karış ötesinde öylesine duruyor, delikanlı, sahnede dünyanın en romantik şarkısı söylenirken ki, o an dünyanın bütün şarkıları dünyanın en romantik şarkısıydı ya, o eli tutmak için öylesine büyük bir arzu duyuyordu ki içinde.. Ama uzatamıyordu işte elini.. Her şey böyle iyi giderken, yanlış bir hareketle, onu ürkütebileceğinden, incitebileceğinden öylesine korkuyordu ki.. Sonunda dayanamadı, sanki kolu uyuşmuş gibi, uzandı.. Kolunu kızın koltuğunun arkasına koydu.. Kızın omzuna değil.. Koltuğun üzerine.. Sonra kız arkaya yaslandı.. Birkaç saç teli, delikanlının elinin üzerine dokundu..
 
Kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu artık genç adamın.. Dünyalar şirini kızın saçları eline dokunuyordu çünkü..Konserden çıkarken, kız, şakalaştı.. 'Sizi her maçımızda görüyoruz. Alıştık nerdeyse.. Yarın Adana'da maçımız var.. Gözlerimiz sizi arayacak..'
 
Hayır, aramayacaktı..Delikanlı o anda kararını vermişti çünkü.. Cebinde onu otobüsle Adana'ya götürüp getirecek, hatta öğle yemeğinde bir de Adana kebap yedirecek kadar para vardı.. Gece yarısı kalkan otobüse bindi..
 
Sabah erkenden Adana'ya indi. Maç saatine kadar başı boş dolaştı. Salona erkenden girdi, en ön sıraya tam servis köşesine en yakın yere oturdu.. Takımlar sahaya çıkarken, salondaki en heyecanlı seyirci oydu. Maç falan değildi sebep tabii.. İlk sette kız farkında bile değildi onun.. Nerden olsundu ki.. İkinci sette öbür tarafa gittiler.. Döndüklerinde, üçüncü sette kız fark etti delikanlıyı..Yüzünde çok ama çok şaşkın bir ifade, biraz mutluluk, biraz da gurur vardı sanki.. Ankara'nın hele Kolej'de çok popüler bu delikanlısının onun için ta oralara geldiğini bilmenin gururu..
 
Maç bitti. Kız soyunma odasına, delikanlı garajlara gitti. Tek kelime konuşmadan.. Konuşmaya gelmemişti ki..Kız 'Keşke orada olsaydın' demişti. O da olmuştu işte.. Hepsi o..
 
Ona o kadar çok şey söylemek istiyordu ki aslında..Bir gün üniversite kantininde gazete okurken, iç sayfalarda bir şiire rastladı. Daha doğrusu bir şiirden alınmış bir dörtlüğe.. Söylemek istediği her şey bu dört satırda vardı sanki..Bembeyaz bir karta yazdı o dört satırı.. Öğleden sonrayı zor etti, Kolejin önüne gitmek için.. Kızın karşıdan geldiğini gördü. Koşarak yanına gitti. 'Bu sana' diye kartı eline tutuşturdu ve kayboldu ortadan, kız, dizeleri okurken..
 
'Ne hasta beklerdi sabahı
 Ne taze ölüyü mezar
 Ne de şeytan bir günahı
 Seni beklediğim kadar!..'
 
Ertesi gün öğleden sonra, tarif edilemez heyecanlar içinde Kolej'in önündeydi gene.. Kız karşıdan geliyordu.. Bu defa yanında arkadaşları yoktu. Yalnızdı..Yaklaştığında işaret etti delikanlıya.. Gözlerine inanamadı genç adam.. Onu yanına mı çağırıyordu yoksa.. Evet, çağırıyordu işte.. Kalbinin duracağını sandı yaklaşırken.. 'Sana bir şeyler söylemek istiyorum' dedi kız.. O da heyecanlıydı, belli..
 
'Bak iyi dinle.. Dünkü satırlar için çok teşekkürler.. Herhalde hissettin, ben de senden hoşlanıyorum. Ama senden evvel tanıdığım birisi daha var. Ondan da hoşlanıyorum ve henüz karar veremedim, hanginizden daha çok hoşlandığıma.. Ve de şu anda, onu terk etmem için bir sebep yok.'
 
'O zaman karar verdiğinde ve de eğer seçtiğin ben olursam, hayatında başka kimse olmazsa, ara beni' dedi delikanlı ikiletmeden.. Ayrıldı kızın yanından.. Bir daha voleybol maçına gitmeden, bir daha okul yolunda önüne çıkmadan.. Bir daha onu hiç görmeden..
 
Yıllarca sonra Levent'in söyleyeceği şarkıdaki Sezen'in sözlerini o, o zaman biliyordu sanki. Aşk onurlu olmalıydı.. Günlerce, haftalarca, aylarca bekledi.. Tıpkı, kıza verdiği o dörtlükteki gibi bekledi.. Hastanın sabahı, seytanın günahı beklediği gibi bekledi.. Heyecanla bekledi. Hırsla, arzuyla bekledi. Umutla, umutsuzlukla bekledi. Bazen öfkeyle bekledi.. Ama bekledi.. Başka hiç kimseye bakmadan, başka hiç kimseyi bulmadan bekledi.
 
Bir gün bir şiir antolojisinde şiirin tamamını buldu.. İki dörtlüktü şiir aslında.. İlki kıza verdiği.. Bir ikinci dörtlük daha vardı o kadar.. O dörtlüğü de bir kartın arkasına dikkatle yazdı.. Cebine koydu..
 
Bekleyiş sürüyor, sürüyordu..Okullar kapandı, açıldı.. Aylar, aylar geçti.. Bir gün delikanlı kızı aniden karşısında gördü.. 'Günlerdir seni arıyorum' dedi kız.
 
'Günlerdir seni arıyorum. İşte sana haber.. Artık hayatımda hiç kimse yok!..'
 
'Yaa' dedi delikanlı.. 'Yaa' dedi sadece..Kalbi heyecandan ölesiye çarparken, aylardır ölesiye beklediği an gelip çatmışken, ağzından sadece bu ses çıkmıştı..
 
'Yaaa!..'
 
Cebinde artık iyice eskimiş kartı uzattı kıza.. 'Sana bir şiirin ilk dörtlüğünü vermiştim ya bir gün' dedi.. 'Bu da ikinci ve son dörtlüğü onun..'
 
Sonra yürüdü gitti, arkasına bile bakmadan.. Kız dizelere bakarken..
 
'Geçti istemem gelmeni
 Yokluğunda buldum seni.
 Bırak vehmimde gölgeni
 Gelme artık neye yarar!..'
 
Aradan yıllar, çok ama çok uzun yıllar geçti. Delikanlı bugün hâlâ düşünüyor..O uzun, çok uzun bekleyiş aşkını öldürmüş müydü, acaba?.
 
Ya da beklerken, ölesiye beklerken hayalinde öylesine bir sevgili yaratmıştı ki, artık yaşayan hiç kimse bu hayali dolduramazdı.. O sevgilinin kendisi bile.. Hayalindekini yaşatmak için mi, yaşayanı silmişti yani?.. Yokluğunda bulmak bu mu demek oluyordu?..
 
Ya da.. Ya da..
 
Bir şiirin romantizmine mi kapılmış, bir delikanlılık jesti uğruna, mutluluğunun üzerinden öylece yürüyüp gitmişti, acaba? Delikanlı bu soruların yanıtını bugün hâlâ bilmiyor..Bilmediğini de en iyi ben biliyorum.. Çünkü, delikanlı bendim!..
 
[ Hıncal Uluç ]

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 22 Kas 2011 23:31:07
Bazen susmak gerekir, konuşmak için


Yüreğinde aşk barındıran, ağzı ile susar,
kalbi ile konuşur, az söz ile, hakikatı anlatır.

 O, içinden gelen sesi dinleyerek söyler,
 mantığı susar, yüreği konuşur.

 O, şelale sularının köpüklenmesi gibi konuşmaz,
başını gelen geçenin ne söylediklerini anlamak için çevirmez,
 gözlerini oraya buraya kuş uçmaları gibi çevirmez,
 ağzı, kulağı ve gözü ile susmasını bilir.

Hakikatı öğrenmek isteyen, gitsin yürekten konuşanı,
bulsun sevgi dolu Bilge'yi,
O alır ilhamını ilelebet olandan,
aşkın sesini dinler - hayatın kendisidir,
toprağın altını gibi parlar sözleri.




Duy, dinle, gör ve anla!

 

Balthasar Gracian

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 26 Kas 2011 21:41:47
yıldızlar çocuk yıldızlar
kimi zaman görürüzde
kanıveririz
elimizi uzatsak
tutacağız sanki
kolay mı ki
zifiri bir geceye bak
sadece üç
bilemedin beşi
şahit olsun bu sözlere
sen en güzeli ol
o yılzdızların çocuk
hem de en eşsizi
sen parla
ben peşinden koşayım
hiç usanmadan
bıkmam yok benim çocuk
yeter ki sen zifiride yıldızım ol
ol ki hiç bir şey eskisi gibi olmasın
sen ol ki ben ruyada kalayım
razıyım çocuk hasrete
baharlar özlemi getirmeden yıldızlara dokunmak
sadece bir hayal çocuk hem de en güzel hayal...

çkml

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 27 Kas 2011 19:55:06
Mülk gibi söz de,
ne senin ne benim.
Cümle gibi aşk da
ne senin ne benim.
Söz de,
aşk da,
ne benim ne senin.



Bir yaz sabahına doğan
ve su değdiğinde kokusunu salan
kırmızı sardunya,
ağustos göklerinde
başımın üzerinden geçen bulut,
mayıs gülü,
ışıklı nisan yağmuru
ne kadar Allah'tansa,
mülk gibi söz de ve aşk da
O'ndan.




"Sen" tahtına yazıcı
kimi oturtsa da,
beşerî bir sevgili ya da
cismanî bir aşk gibi görünen,
hiçbir yol
O'ndan özgeye çıkmıyor aslında, "gönül tahtına
O'ndan özge sultan" olmuyor.




Değil mi ki her şey O'ndan,
Gidecek yer yok O'ndan başka.
Gelinen yer yok O'ndan başka.
İnsan o ki,
O'ndan başkasını sevemez
sevginin mahiyeti icabı,
O'ndan başkasını bilemez
bilginin mahiyeti icabı.




Işık ki tek kaynaktan dağılır,
ışığa yakın olan aydınlık,
uzakta kalan karanlıktır.
Her şeyin O'ndan olması,
ve ışığın tek kaynaktan dağılıyor olması
O'ndan başkasının bilinme ve sevilme ihtimalini
tümden yok eder.




Kimi zaman sevdiğimizin
ne olduğunu bilmeden severiz.
Ve insan henüz neyi sevdiğini bilmediği böyle zamanlarda
O'ndan başkasını sevdiğini zannedebilir:




Bir çiçeği, bir kuşu,
denizi, yağmuru,
gökyüzünü, yazıyı,
yazıyı yazanı, kalemi tutanı,
bir yaratılmışı hasılı.
Söz gelimi Leylâ Mecnun'u,
Şirin Ferhâd'ı,
Züleyha Yûsuf'u
sevdiğini zannedebilir.




Oysa sevmek, en fazla,
neyi sevdiğini fark etmek demektir
ve seven
biraz da neyi sevdiğini bilendir.
Çünkü ışığın kaynağı tektir ve kim aydınlığının
kendinden menkul olduğunu iddia edebilir?




Her aşk O'na çıkar sonunda,
O'ndan başkasını sevmek
imkansız gibidir.
Seven neyi sevdiğini
bilse de bu böyledir,
bilmese de bu böyledir.




Bu yüzden değil mi ki kendini kaybetmek gibi görünen aşk,
aslında kendini bilmek.
İstese de insan
O'ndan özgeyi sevme şansı yok.
Şans sözcüğü yok lügatlarde bundan böyle,
O'ndan özgeyi sevme ihtimali yok.
Ve neyi sevdiğini bilenle
bilmeyen arasındaki fark sadece
bilmenin bilincinden ibaret ."



Nazan BEKİROĞLU

Yusuf ile Züleyha
( Sözbaşı'ndan )

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 28 Kas 2011 04:19:03

  Sadece ''Hasret'' okusun dye yazılan bir mektup...

  Tatlı rüyalar senden geleni yeni gördüm uyuyup kalmışım kalkıp yazmak geldi içimden uzun zaman oldu fecirle seherde yazmayalı.Sadece sana yazdım ama belki herkes okuyacak ama sadece hasret anlayacak.En sevdiğin şarkı çalıyor şimdi.Şu küçük alıntıyı oku;
 
     ''Eğer hala KIZIYORSAN, kendin ile olan kavgan bitmemiş demektir. Eğer hala KIRILIYORSAN, gönül evinin tuğlaları pekişmemiş demektir. Eğer hala KINIYORSAN, düşüncelerin yeterince berraklaşmamış demektir. Eğer hala KARŞILIKSIZ SEVMİYOR ve SEVGİNDE AYRIM YAPIYORSAN, hala akıl ve mantığını kullanıyor, içindeki sevginin boyutlanmasına engel oluyorsun demektir. Eğer hala " BEN " demekten vazgeçmiyorsan, dizginlerin hala nefsinin elinde ve sen bu esarete boyun eğiyorsun demektir. VE EĞER HALA " ŞİKAYET " EDİYORSAN, HAKİKATİ GÖREMİYORSUN DEMEKTİR!...''

     Uyuyorsun şimdi en masum halin ile kim bilir.Uyuda yarın okul var dinlenmelisin.Benim içinde uyu ama olur mu? Aklıma geleni yapmak,içinden geçeni söylemek delilik de deseler bunu yapmak hoşuma gidiyor yazdıklarımı okuyacaksın nasılsa gerisi önemli değil. Senden geeni uyku sersemi olarak okudum sonra bi daha okudum tanıdık geldi kelimeler hayatın ta kendisi sanki.Sonra fark ettim ben yazmışım ne bileyim uyku sersemliği işte.Aldım kalemi bakalım neler çıkacak.
     
      Hayat dediğimiz yaşanılan mı yaşamak istediğimiz mi yoksa yaşayıpta pişman olduklarımız mı karman çorman iç içe.Zor deriz hayata işimize gelmeyince.oysa ki bir o kadar da kolay zorlaştıran belki de bizleriz.Hepimizin bir yüreği var.Yanlışıda günahıda sevabıda doğrusuda.Geçmişimizi istesekte değiştiremeyiz.Bunları gizlemeye çalışırız zamanı buna harcarız oysa yaşanılması gerekeni yine unuturuz.Bilmem ne kadar becerebiliyoruz bunu.Ama ben vazgeçtim geçmişimi düzeltmek için uğraşmaktan az bir zaman kaldı belki önümüzde yaşanması gereken.Artık satır aralarında değil en başlarda yaşansın herşey eğrisi doğrusu yanlışıyla.Saklayacak bişeylerim yok sorarsan bir gün söylerim saklamadan.Ama emin oldğum tek şey var hiç bir şey eskisi gibi olmayacak olmamalıda.
       Hepimiz sonucu baştan belli olan aynı oyunun farklı rollere bürünmüş karakterleriyiz.Gelinen yer aynı varılacak yer aynı.Sadece zaman mekan farklı kim bilir benzeyen yerleride vardır farklı olan yerleride ama başlangıç ve bitiş mutlaka aynı.Hepimizin yüreği var demiştim.Tezatlıklar iç içe koca bir hayat gibi görünen kısacık macerada.Hepimizin sevip sevilmeye ihtiyacı var.Mantık da var yürekte. Belki şimdi yüerk bunları yazmamı söylüyor bu an için en doğurusu bu.Ama sabah olunca tekrar okuyunca mantık saçmalık bu yaptığın diyecek.Şimdi yaptığım yüreğin söylediği beni mutlu edecek ama mantığın söyediği asla.İster bir defa oku ister bin defa.Aynı kelimeler aynı yazan aynı yazılan.O satırları sadece sen okudun başka kimse okumayacak.Kendinden bir şeyler bulmuşsun mutalaka da bulacaksın.Ama bu sadece sen anlayabilirsin. Yüreğin anlayabilir ya da. Peki ya mantık. Sonra okuyunca ne diyecek acaba bulduklarına.Mutlu eden hangisi seni.
   
     Zorlaştıran biziz inadına bu hayatı.Kusursuz olmak için mi dersin doğru olsun diye mi dersin gurur mu dersin.Ne dersek diyelim hepsi iç içe. Hüzün sevinç göz yaşı tebessüm hasret özlem gözyaşı dua asilik bahar hazan... Hangisi sen hangisi olmayan.Hangisi yürek hangisi mantık.Seni mutlu eden nedir ? Hepsinin cevabını yin yürek verecek dikine gidecek ama yine sorgulamalar başlayacak mantık engel olacak. Yine zorlaşacak zorlaştılılacak hayat.Ne kaldı geriye tüm bunları çıkarınca? Oysa ki hep Yusuf  ya da Züleyha olmak mı muradımız ? Neden korkarız ölümden peki ya da neden sorgularız her şeyi neden gitmeyiz yüreğin götürdüğü yerlere ? Tek kalmak mı yoksa tüm korkuların sebebi. Kim söylüyor bunları O' na var mak değil mi ki tüm amaç. Sonra sorguarız tüm olan biteni. Korkan da biziz üzülende ya sebeb nedir ? Belki de suretler gelip geçici görüntüler.Nerede kaldı siret. Yazdıkça karışıyor galiba ama sebebde biziz sonuçta.Üzende biziz üzülende ya da tüm sebeb yaptığım seçimler ve sorguladığımız bir gelecek  kaygısı.Peki  Sinan böyle mi sevdi Mihrimahı boşuna  mı düştü çöllere Mecnun boşuna düştü zindanlara Yusuf boşuna mı deldi dağları Ferhat...
   Kimseye kızmaya da hakmız yok demek ki. Hep doğruları mı götürecek yanlışlar.Hep istediklerimizi alacak bu mantık.Hep mi üzülmeliyiz. Neden karmaşık olsun diye çabalarız.Ya da sadece bunlar filmlerde mi oluyor destanlarda mı yaşanıyor.Yok yok hayatın ta kendisi bence.Bizde buluyoruz mutlaka kendimizden bir şeyler.Tıpkı senin buldukların gibi.O zaman nerede yanlış.Söyemekten mi korkuyoruz içimizden gelenleri kaybedecek bir şeyimiz mi var? Çıkılmıyor değil m işin içinden.Hayat bu belki tüm tezatlara rağmen yaşanması gereken hayatı tek başımıza değiştirecek kadar da güçlü değiliz ama yeriğimizi dinleyecek kadar hakkımız olmalı. Şimdi dön bir kez daha oku hangisi yanlış hangisi hayatın dışında.Geriye dön bak neler geçip gitti neleri kazanıp neleri kaybettik.Keşkeler bi tarafta iyi ki ler bir tarafta. Bir ucunda hüzün bir ucunda sevinç.Bir ucunda asi bir  ucunda korkak çocuk.

    Buldun mu cevapları hala aramakta mısın ? Bin defa daha oku istersen değişmeyecek buldukların.Yaşamak gerek savrulmak gerek rügarın önündeki kuru yaprak gibi varacağı yeri düşünmeden geriye dönüp bakmadan....Kaçıncı uykudasın kim bilir.Bak seni düşünen biri var.Kim bilir başka neler var bilemediğimiz hayata dair.Fecir seher dua gözyaşı iç içe yaşadıkça güzelmiş.Yazasım varmış yahu bak ben mutluyum yüreğimi dinledim.Mantık sabah belki kem küm edip kızacak olsun kimin umurunda. Yadırgayanda olacak belki beni çok ta umurumda. Ben içimden geleni yapınca mutluyum ya.
    İşte böyle hasret uzun zamandır konuştuk ilk kez uzun yazasım geldi sanki şimdi sen okuyorsun gibi.Cevabı bulamadık yine.Oralarda bi yerlerde gizli.Bahar gelecek elbet özlem de gelecek.Cevapta soruda.

    Üzülmedim sadece yüreğimin götürdüğü yere gittim ve burdayım.Herkes okuyacak bir tek ''Hasret'' anlayacak.Delilik bu olmalı tebessüm ettin bak sende.Olsun yahu azıcık tebessümü hakkımız olsun değil mi ? Çok düşünme olacağına varacak herşey nasılsa. O'ndan başka gideceğimiz yer yok. Sonu gelsin şimdilik bu mektubun epey uzun da olmuş.İyi bak çocuk yüreğine çünkü O buna değer.Tatlı Rüyalar. ;)
    Geçmişim günüm geleceğim yaşandı yaşanıyor yaşanacak emin ol ''Hasret'' sadece buna emin ol ''Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Olmayacak''

    Dua ile...

    çkml (04:20)


    Yusuf olmaksa muradın ya da Züleyha; Korkmayacaksın ölümden. Ölümün ayrılık değil kavuşmak olduğunu bileceksin.Dünyaya kafa tutacaksın tek başına. Yandaş yoldaş aramayacaksın. Bir Allah’ına bir kendine güveneceksin sadece. Yol arkadaşın terk etse bile seni yarı yolda, aşkına sahip çıkacaksın sonuna kadar. Tek başıma taşıyamam demeyeceksin. Ölünceye kadar taşıyacaksın şerefle.Karşılık beklemeyeceksin. Sevmek olacak tek amacın. Sevilmemişsin ne fark eder.


Ayıplanmaktan korkmayacaksın. Sevgini gurur madalyası olarak taşıyacaksın göğsünde, kim ne derse desin…Sevgin için zindana atılmayı da attırmayı da göze alacaksın. Karanlıklar sırdaşın, böcekler yoldaşın olacak.Bileceksin sonunda ayrılık olduğunu. İsyan etmeyeceksin, vuslat beklemeyeceksin.
Zaman ve mekan sizi ayıramayacak. Nerede olursan ol, her daim sevdiğinin yanında olacaksın. Üzüntüsüne üzülecek, sevincine sevineceksin. Sanma ki beraber olmak için yan yana olmak lazım. Gönüller beraberse mesafenin ne önemi var!..
Gönül gözüyle görecek, duyacaksın. Gönül diliyle konuşacaksın. Bilmez misin gönlü kainat bile kuşatamaz dar gelir. Gönül dilinden anlamam konuşamam, dayanamam bu çileye karşılıksız hiçbir şey veremem diyorsan; talip olmayacaksın Yusufluğa. Yusuf olmak için Yusuf gibi yürek gerek, gönül gerek, iman gerek. Züleyha değilsen eğer peşine düşmeyeceksin Yusufların. Kendi ayarında birini seveceksin ki mutlu olasın.
Her babayiğidin harcı değildir Yusufluk ve her kadının harcı değildir Yusuf yüreklileri taşıyabilmek, layık olabilmek, Züleyha olabilmek!..

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

     
   

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 29 Kas 2011 22:57:10
Dağlar dağ değil, burası Kafkasya değil,
canlar sadık değil, demir çelik değil, ateş mert değil, su berrak değil,
 kar kar değil, kış da kış değil. Zaten bahar da güz değil!
Dost ile düşman karışmış be Kürşad! Karışmış be duru Asenam…

Sen sen değilsin, O o değil. Ben de ben değildim!
Kafdağı’na Bir Sevda Mektubu
Öylesine bir şeyler…
Bunlar da sana ey meçhul sevgili,
Yine Leyla’ya, şu an meçhulüm olsa da…
Var isen ses ver, dipsiz kuyularda bile olsan da duyarım,
Hayat denen sis saklasa da seni
Baktığım her yerde sen varsın sayarım
Başı dumanlı Kafkas dağları misali umut
Son nefesim olsa da vuslat ararım
Kafkasya bakışlı güzel
Aşk her yerde ve her şeyde onu görmekmiş
Göremediğimsin
Var isen ses ver, dipsiz kuyularda bile olsan da duyarım,
Hayat denen sis saklasa da seni
Baktığım her yerde sen varsın sayarım
Başı dumanlı Kafkas dağları misali umut
Son nefesim olsa da vuslat ararım
Bir yanda koca şehir, bir yanda yalnızlığım
Sende kaybolsam, sen de kaybolsan!
En güzel isimlerde ve daha yapılmamış resimlerdesin.
Kendi uçurumlarımızın en kenarındayken
Bir şeyler tutsa elimizden, alıp götürse
Hayat uzun bir yol
Eyvallah!
Yeter ki sonu önce sana sonra O’na varsın!

Her sahilde yalnızlığım var,
Nöbetindeyim aslanlar gibi bir sabrın…
Özgürlük dedikleri bu olsa gerek ve yalnızlık dedikleri…
Bekliyorum, bir gün sen olacağım!

Özetle;
Sevmek belki acıtan bir şey ve beklemek bir meçhulü
Ama hak edenler için çile, acı çekmek bile güzel!
Elden gelen “dua”, çoğu zaman,
Yarınlar sizin olsun…
Yarın her şey daha güzel olsun.
Yaradan sizinle olsun.
EYVALLAH!!!


Adige Kadir’den alıntı…


[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

zalim09

  • Bilge Üye
  • *****
  • Öğretmen Adayı
  • İleti: 7.895
  • Teşekkür 16263
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ara 2011 21:15:44
Git artık!


Çocuk gülüşlerinin ardında saklıdır düşler ülkesinin son hazineleri. “Açıl susam açıl!” diyen Ali Baba ve Kırk Haramiler’in sihrine kapıl da tüm ganimetleri al ve git artık!
Mavi yolculuğa çıkan “Umut Gemisi”nin Nuh tufanına yakalanmasını istemiyorsan rotanı Ümit Burnu’na çevir ve hayallerim hatırına git artık!
Elişi kâğıtlarından kedi merdiveni yapan anılarımın, devler ülkesinde mahsur kalmaması uğruna ardına bakmadan git artık!
En dipsiz mutsuzlukların karanlığından tan vaktinin neşesine hicret etmek üzere buruk hayal kırıklıklarını terk ederek git artık!
Uzak diyarların gizemine kapıl da farklı ufuklardaki güneşin doğumunu izlemek için karanlıklardan sıyrıl ve git artık!
Yakınların huzursuz saatlerinden uzakların huzurlu iklimine yolculuk yapmak isteyen düşlerinin esans arayışlarına kulak ver ve git artık!
Hani insan her şeyden bıkıp usanır ve uzaklaşmak ister ya dar zamanlardan, özgür anların albenisine kapılarak. İşte o an “gitme” zamanıdır, hüznünü sisler bulvarında bırak ve git artık!

alıntı

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK