Konu: İbretlik Hikayeler  (Okunma sayısı 1117218 defa)

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 01 May 2021 20:29:25
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
                      AAA, BU BİZİM ÖMER!
                               (Menkıbe)
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh”, bir gün şehri gezerken kendisini sevindiren bir hadise oldu.

Şöyle ki;

Bir sokağa girmişti.
Az ilerde çok yaşlı ve safca bir kadıncağız evinin önüne çıkmış, güneşleniyordu.

Kızı, Halifeyi fark edince telaşla seslendi içerden:
- Anne! Çabuk içeri gir!

- Neden kızım?
- Emir-ül müminin bu tarafa geliyor.

İhtiyar kalkıp içeri girdi.
Ancak merak etmişti Emirin kim olduğunu.
Pencereyi açıp bekledi.

Halife tam evlerinin önünden geçiyordu ki, tanıdı hazret-i Ömer’i.
“Aaa, bu bizim Ömer” dedi içinden.

Ve seslendi kızına:
- Kızım, sen Emir geliyor demedin mi?
- Evet anne.

- Biz ona Ömer derdik. Ne zaman Emir olmuş? deyiverdi.

Ve hazret-i Ömer işitti bu sözü.

Çok hoşuna gitmişti.
“Ömer’i kendisine tanıtan kimdir?” diye başını kaldırıp merakla baktı.

Pencerede ihtiyarı görünce seslendi.
- Doğru dersin ey hatun! Ben, o senin bildiğin Ömer’im işte! dedi.

Ve yürüyüp gitti.
Memnuniyeti yüzünden okunuyordu.


SEN DE ÖLECEKSİN

Bir gün, Harem bin Hayyan, Veysel Karani hazretlerini görüp nasihat istedi.

O büyük zat buyurdu ki:
- Ey Harem, annen baban öldü. Nice Peygamberler öldüler. Allah’ın Habibi ve hazret-i Ebu Bekir de öldüler.

Sonra derin bir nefes aldı.
- Ah! Kardeşim Ömer de öldü.

Hazret-i Harem inanamadı:
- Hayır efendim, Ömer henüz ölmedi.

Veysel Karani hazretleri;
- Evet, o da bugün öldü, buyurdu.

Ve nasihat etti:
- Ey Harem, sen de öleceksin. Şimdiden kendini ölmüş bil. Yakınlarına da ölümü hatırlatarak nasihat eyle.

İbni Hayyan üç gün sonra Medine’ye vardı.

Ve sordu insanlara:
- Hazret-i Ömer öldü mü?

- Evet, üç gün önce vefat etti, dediler.
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 02 May 2021 13:13:20
🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹
                     AHİRETTE EN ZOR ŞEY
                                 (Menkıbe)
🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹
Seyyid Ahmet Mekki Efendi "rahmetullahi aleyh" bir gün cemaatine;
- Ahirette en zor şey nedir, biliyor musunuz? diye sordu.
- Bilmiyoruz efendim, nedir? dediler.

- “Kul hakkı” dır, buyurdu. Çünkü Allahü teâlâ kendisiyle ilgili günahları affedebilir, ama kul hakkını affetmez.

Sordular:
- Çare nedir efendim?

- Tek çare helallaşmaktır. Şimdiden helallaşın. Alacaklı olsanız da “Ahirette alırım” demeyin. Helal edin gitsin. Ahirete bir şey kalmasın.

Ve izah etti:
- Çünkü hiç belli olmaz. Belki de o haklı, siz haksızsınız. Her şeyin doğrusu o gün meydana çıkacak ve kendini alacaklı zanneden nice kimseler, o gün borçlu çıkıp hüsrana uğrayacaklardır.

İYİ KÖTÜ KARIŞACAK

Bir gün de şunu anlattı sevdiklerine:

Ebu Zer-i Gıfari “radıyallahü anh” hazretleri, eshab-ı kiramdandır.

Bir gün sordu Peygamber efendimiz aleyhisselama:
- Ya Resulallah, biz cahil bir kavimdik. Kötü, çirkin âdetlerimiz vardı. İslamiyet gelince o eski âdetlerimizden kurtulduk. İlerde tekrar o karanlık günlere dönülecek mi acaba?

Buyurdular ki:
- Hayır, ama bulanık günler olacak. İyilerle kötüler karışacak. Sonra ahir zaman gelecek. O vakit bazıları çıkıp insanları Cehenneme davet edecekler.

- Bu insanlar nasıl olacak ya Resulallah?
- Aynen sizin gibi, sarıklı, sakallı, cübbeli.

- O zamanda gelenler ne yapsınlar?

Buyurdular ki:
- “Ehl-i sünnet” diye bilinen, benim ve eshabımın gittiği yoldan giden bir cemaat vardır o zaman. Onlara katılsınlar.

Bunu anlattıktan sonra buyurdu ki:
- Bugün ahir zamandayız işte. Ve çok şükür ehli sünnetiz. Bu zamanda Ehl-i sünnetten olmak en büyük bahtiyarlıktır. Dünyanın en bahtiyar insanı biziz.

Sonra, bu cümleyi tekrar ettirdi herkese:
“Dünyanın en bahtiyar insanı biziz”.
🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.353
  • Teşekkür 166926
    • Çevrimdışı
  • # 02 May 2021 17:52:49
Bir Bedevinin Kıssası | Bir Kıssa Bin Hisse
Göçebelerden bir kişi Hz. Peygamber’e efendimiz sallallahu aleyhi vessellem gelerek iman etti ve peygambere biat etti. Ve, “Seninle beraber hicret edeceğim” dedi. Hz. Peygamber onun hakkında sahabîlerden bazılarına vasiyette bulundu. Hayber gazvesi olunca Hz. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vessellem ganimet aldı. Taksim etti ve ona da hisse ayırdı. Ve onun payı arkadaşlarına verildi. Kendisi de arkadaşlarının develerini güdüyordu. Geldiğinde ona düşen payı kendisine verdiler. “Bu nedir?” diye sordu. Peygamber sana bu payı ganimetten ayırdı!” dediler. Bedevî,;
-“Ben bunun için peygambere biat etmedim. Ben Peygamber’e efendimiz sallallahu aleyhi vessellem şunun için biat ettim (tabi oldum) ki, şurama ve şurama, (Boğazına işaret etti) bir ok isabet etsin de öleyim ve cennete gireyim!” dedi. Hz. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vessellem;
-“Eğer sen doğru söylüyorsan Allah sana bunu verecektir” dedi. Sonra düşmanla savaşmaya başladılar. Bedevî boğazına saplanan bir ok ile şehid düştü. Ok tam işaret ettiği noktaya isabet etmişti. Onu sırtlayıp getirdiler. Hz. Peygamber, “Bu o mudur?” deyince, sahabîler, “Evet, odur” dediler. Hz Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vessellem ;
“o Allah’a doğrulukla bağlandı ve Allah da onu doğruladı!” buyurdu. Sonra da onu kendi cübbesiyle kefenledi, önüne alarak namazını kıldı ve şöyle dua etti:
“Ey Allah’ım! Bu senin kulundur. Yolunda hicret ederek çıkmış bulunuyor. Şehid olarak öldürülmüştür. Ben de onun hakkında şahidim.”

Bidaye, IV/194 (Beyhaki’den).

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 03 May 2021 09:46:41
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
                     AL DİK ŞU GÖMLEĞİMİ!
                                (Menkıbe)
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh”, bir gün eshabtan bazısıyla sahrada oturuyordu ki, o ara fakir bir köle gelip dikildi karşısına.

- Ya Ömer!
- Buyur kardeşim, söyle.

- Bu milletin halifesi sensin değil mi?

Hazret-i Ömer hayretle baktı köleye:
- Evet benim.

Sırtından gömleğini çıkarıp uzattı Halifeye:
- Nicedir yırtık şu gömleğim. Al da dik şunu çabuk!

Hazret-i Ömer şaşırmıştı.

Kızmadan sordu:
- Sen neden dikmiyorsun?
- Elimden gelse dikerdim herhalde. Hem sen halife değil misin. Millete hizmet etmek asıl vazifendir senin.

Hazret-i Ömer, gömleği alırken söylendi:
- Haklısın. Düşkünlere hizmet, asli işim benim.

Ve başladı söküğü dikmeye.
Ancak kölenin talepleri bitmiyordu.

Güneş, çıplak vücudunu yakmaya başlayınca döndü yine Halifeye:
- Gömleğini çıkar da üzerime ört! Zira vücudum güneşte çıplak durmaya alışık değil.

Halife buna da kızmadı.
Hatta merhametle bakıp;

- Peki peki, hemen! dedi.
Ve yaptı bu isteğini de.

Az sonra tamir bitmişti.
Kalkıp giydirdi köleye ve sordu:
- Başka bir isteğin var mı?

- Yok hayır.
- Öyleyse hakkını helal et bana

Kölenin yüzü gülüyordu.
- Sana acıdığım için helal ettim, dedi.

Ve ardından;
- Bak ey Halife! Şunu bilesin ki, yarın mahşer gününde, şarktan tâ garba kadar nice aç ve çıplaklar, nice düşkünler, haklarını senden alacaktır. Bunu bil de, öyle davran milletine. Emir olmak kolay değil, dedi.

Ve ayrılıp gitti.

Halife çok hüzünlenmişti.
O da kalkıp gitti evine.

Yolda ağlıyordu.
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 04 May 2021 18:32:05
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
            ALLAH BİR KULUNU SEVİYORSA
                               (Menkıbe)
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
Bostan Çelebi "rahmetullahi aleyh", Anadolu Evliyasındandır.
1631 de Konya’da vefat etti.

Bir gün bu zata:
- Efendim, Allah’ın bir kimseyi sevdiğinin alameti var mıdır? diye sordular.

Cevabında;
- Evet vardır, buyurdu. O kimse hep hayırlı işler yapar.

Sordular yine:
- Sevmediğinin alameti var mı efendim?

- Elbette. O kimse de, ne dünyaya ne de ahirete faydası olmayan işler yapar. Vaktini, malayani, fuzuli şeylerle öldürür.

MALIMIN ARTMASINI İSTİYORUM

Bir gün de biri gelip;
- Efendim, ben malımın artmasını istiyorum, ne yapayım? diye sordu.

Cevaben;
- Yediğinden ve giydiğinden dağıt fakirlere. Garipleri sevindir, buyurdu.

Adam şaşırdı:
- Hocam özür dilerim, ben malımın artmasını istiyorum, azalmasını değil.

Buyurdu ki:
- Tamam işte. Artmasını istiyorsan, vereceksin.

- Verirsem azalmaz mı efendim?
- Hayır, bilakis artar. Sen onlara verirsen, Allah sana daha çok verir.

KABİR AZABI HAKTIR

Bir gün de “Kabir azabı” nı anlatıyordu ki;
- Kardeşlerim, kabir azabı haktır, buyurdu.

Sordular:
- Bu azap kimlere yapılır efendim?
- Daha çok üzerine idrar sıçratanlara ve insanlar arasında söz taşıyanlara yapılır.

- Ne kadar sürer hocam?
- “Ehl-i sünnet” bir Müslümanın kabir azabı en fazla “bir hafta” sürer. Perşembe günü ikindi vakti kesilir ve bir daha hiç yapılmaz.

Ve ekledi:
- Cuma günü ölmüşse, o zaman hiç kabir azabı görmez.

Sordular:
- Ya kâfirler efendim?
- Onlara devamlıdır. Öldüğü günden, kıyamete kadar sürer.
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 06 May 2021 09:46:16
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
                      ÇOK SALEVAT SÖYLE
                                (Menkıbe)
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
Abdurrahman Arvasi “rahmetullahi aleyh” hazretleri anlatıyor:

Hak teâlâ Musa aleyhisselama sordu:
- Ya Musa, bana yakın olmak ister misin?

Cevap verdi:
- Çok isterim ya Rabbi.

Buyurdu ki:
- Öyleyse Habibim Muhammed’e çok salevat söyle.

SENİ TANIMIYORUM

Bir gün de şunu anlattı:

Vaktiyle bir Müslüman, rüyasında Resulullah efendimiz aleyhisselamı gördü.
Ancak Efendimiz aleyhisselam, kendisine hiç iltifat etmediler.

Adam üzüntüyle sordu:
- Ya Resulallah, bana neden soğuksunuz?

Buyurdular ki:
- Ben seni tanımıyorum.

Başladı ağlamaya.
- Ben senin ümmetinden bir zavallıyım ya Resulallah. Alimlerden işittim. “Ben ümmetimi, babanın oğlunu tanımasından daha iyi tanırım” buyurmuşsunuz.

- Evet, öyledir. Ama ben ümmetimi, bana okudukları salevat kadar tanırım.

Ter kan içinde uyandı.
Anlamıştı hatasını.

O günden sonra her gün yüz salevat okumaya karar verdi.
Ve ömür boyu tatbik etti bunu.

Bir gece, yine rüyasında gördü Efendimiz aleyhisselamı.

Bu sefer iltifat ettiler ve;
- Seni şimdi tanıyorum. Ahirette şefaat edeceğim, buyurdular.
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 07 May 2021 19:09:12
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
                            BELAYA SABIR
                              (Menkıbe)
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
Manisa’nın gönül sultanlarından bir büyük zat var.
Hacı Sütçü Dede "rahmetullahi aleyh".

Bu mübarek zat, bela ve mihnetlere sabretmesiyle meşhurdu.

Şöyle ki;

Uzun bir yolculuğa çıkmıştı bir gün.
O seferde iken, bir “Taun” -veba hastalığı- çıktı o yörede.

Öyle ki kasıp kavuruyordu insanları.
Nice taze fidanlar bu dertten düştüler toprağa.

Hacı Sütçü Dede ’nin de dört çocuğu bu illete yakalanıp vefat ettiler peş peşe.
Mübarek zat, sefer dönüşü öğrendi hadiseyi.

Üstelik yolda eşkıyalar yolunu kesmiş, bütün malını almışlardı.
O, bütün bu olanlara çok güzel sabretti.

Peki üzülmedi mi?
Elbette üzüldü.

Hatta sessizce ağladı çocukları için.
Ama asla şikayet etmedi.
Sabretti hepsine.

KİMİ KİME ŞİKAYET EDEYİM?

İnsanlar bir gün Ona gelip;
- Efendim! Çocuklarınız öldü. Mallarınız gitti. Buna rağmen hiç sesiniz çıkmıyor. Şikayetçi olmuyorsunuz, dediler.

Mübarek zat sordu onlara:
- Bu sıkıntılar kimden geliyor dersiniz?
- Allahü teâlâdan elbette.

- Yani Rabbimizin dilemesi ve takdiriyle oluyor, öyle değil mi?
- Evet efendim.

- Öyleyse kimi kime şikayet edeyim? O gönderiyor hepsini. Biz kuluz, razıyız Onun takdirinden, buyurdu.

Ve ekledi:
- Ayrıca dünya sıkıntıları bir nimettir bizler için.

Şaşırdılar:
- Nimet mi dediniz efendim?
- Evet, hem de büyük nimet. Şöyle ki; sabredebilirsek günahlarımızın affına sebep olur. Bundan büyük nimet olur mu?

Şöyle bitirdi:
- Zaten bu dünya, mihnet ve sıkıntı üzere kurulmuştur. Sıkıntının ise sabır ve katlanmaktan başka çaresi yoktur.
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

meyvrik

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 397
  • Teşekkür 1645
    • Çevrimdışı
  • # 10 May 2021 17:22:31
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
                       DUA ALMAYA BAKIN
                                (Menkıbe)
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸
Attar Hoca "rahmetullahi aleyh", Manisa Velilerindendir.
Bir gün cemaatine;
- Dua almaya bakın, buyurdu. İnsanların duasını almak ganimettir. Hele ki gariplerin duasını.

Ve ekledi:
- Dua almayan, arzusuna kavuşamaz.

Sordular:
- Kimlerin duasını alalım efendim?

Buyurdu ki:
- Özellikle anne ve babanızın. Anne-babanın evladına duası, Peygamberin ümmetine duası gibidir. Onların duasını alanın sırtı yere gelmez.

Sordular:
- Ya bedduasını alanlar efendim?
- Onlar, dünyada da iflah etmez, ahirette de.

EN ZOR ŞEY NEDİR?

Bir gün de cemaatine;
- Dünyada en zor şey nedir, biliyor musunuz? diye sordu.
- Bilmiyoruz efendim, dediler.

Buyurdu ki:
- En zor şey, hak söze “Peki” demektir. Çünkü nefs, “Peki” demek istemez. Ebu Cehil, Resulullah efendimiz aleyhisselama bir defa “Peki” deseydi, hazret-i Ömer gibi kıymetli olurdu.

Ve ekledi:
- Hazret-i Ömer de, eğer Peki demeseydi, Ebu Cehilden daha tehlikeli olurdu.

Ve sordu onlara:
- Asr-ı saadetten beri İslam mücahitleri niçin savaştılar dersiniz?

- Niçin efendim?
- Kâfirlere “Peki” dedirtmek için. İslam’a Peki diyen Müslüman oldu. Hayır diyen küfürde kaldı. Bugüne kadar yapılan cihatlar, İslam’a “Peki” diyenlerle “Hayır” diyenler arasında olmuştur. Yoksa bir kuru kavga değildir bu harpler.

Ve ekledi:
- İblis de, Allah’ın emrine “Peki” deyip Adem aleyhisselama secde etseydi, kovulmazdı. Ama “Hayır” dedi, tard olundu ebediyyen.
🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸🌸

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK