Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3457450 defa)

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.917
  • Teşekkür 58277
    • Çevrimdışı
  • # 16 Eki 2020 10:26:30
ne kadar az senli zamanlar,
senli şarkılar
senli ahlar
yüreğimde ne kadar az...

aşk bir susku yüreğimde...

sevda yangını
biten görüş günleri gibi
hüznü içer dar kapıdan,
ve aşk
suskulaşır dillerde...

bak işte
parçalandı..
eridi damar damar
en ince sızıdan
gözlerin akmada
gözlerimdeki sızıya

aşk bir susku hüzünlerden arta kalan..

bir yangın tutulası değil ellerde
ne beklenesi köşe başlarında
ne demli bir çay tadında
tek şekerli..

bir susku aşk ellerde izi bile olmayan..

sende bütün denizler kor
bütün bayırlar kırmızıya durmuş
bir ağaç yanmakta,
senin hazan mevsiminde
dokunsam/gözlerin düşecek ellerime

aşk bir suskudur gözlerde...

dokunsam sana
düşeceğim gözlerinden yüreğine...

aşk..
aşk..
bir susku şiirlerde...

Nurşen Kaygısız

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.925
  • Teşekkür 156802
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2020 10:06:46
Tut atasözünü, kalbi selîm ol!
Gönülden gönüle yol var demişler.
Bırak sinirini, her an halîm ol!
Keskin sirke küpe zarar demişler.

Arz et nasihati, kendi özüne,
Dost addetme her güleni yüzüne,
İncinme dostunun doğru sözüne,
Doğru söz insana batar demişler.

Çağrılan yere git, ar eyleme,
Çağrılmadan gidip dar eyleme,
Dönmez taşıma su ile değirmen,
İşten artmaz, dişten artar demişler.

Derler, vezir için; sultan kınanmaz,
Yaş, kurunun yanında her zaman yanmaz,
Kul aldanır, Cenâb-ı Hak aldanmaz,
Herkes günahına yanar demişler.

Sen, sakla samanı gelir zamanı,
Tatlılıkla bahar, yeşertir dalı,
Gözü kızan serçe, geçer kartalı,
Ummadığın taş, baş yarar demişler.

İnsan isen olma nefsine esir,
Nefsini kendine kul et, ol emîr,
Kişi bu dünyaya bir defâ gelir,
Gidenler dönmedi, tekrar demişler.

tarkan61

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 284
  • Teşekkür 352
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2020 21:56:34

         MİHRİBAN
Sarı saçlarini deli gönlüme
Baglamislar çözülmüyor Mihriban
Ayriliktan zor belleme ölümü
Görmeyince sezilmiyor Mihriban

Yar deyince kalem elden düsüyor
Gözlerim görmüyor aklim sasiyor
Lambada titreyen alev üsüyor
Ask kagida yazilmiyor Mihriban

Önce naz sonra söz ve sonra hile
Sevilen seveni düsürür dile
Seneler asirlar degisse bile
Eski töre bozulmuyor Mihriban

Tabiplerde ilaç yoktur yarama
Ask deyince ötesini arama
Her nesnenin bir bitimi var ama
Aska hudut çizilmiyor Mihriban

Bosa baglanmamis bülbül gülüne
Kar koysam köz olur askin külüne
Sastim kara bahtin tahammülüne
Tasa çalsam ezilmiyor Mihriban

Tarife sigmiyor askin anlami
Ancak çeken bilir bu derdi gami
Bir kördügüm bastan sona tamami
Çözemedim çözülmüyor Mihriban

tarkan61

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 284
  • Teşekkür 352
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2020 22:34:13

        SİTARE

“Çeşmek Be-zen Sitare
Ezmen Mekon Kenâre”

Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum

Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

tarkan61

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 284
  • Teşekkür 352
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2020 23:34:13
TÜRKİYEM

Baş koymuşum Türkiyemin yoluna
Düzlüğüne yokuşuna ölürüm
Asırlardır kır atımı suladım
Irmağının akışına ölürüm.

Deli sular, salkım-saçak söğütler,
Kışlada kumandan, asker öğütler,
Yaylalarda ata biner yiğitler,
Bozkurt gibi bakışına ölürüm.

Sevdalıyım yangın yeri bu sinem
Doksan yıldır çile çekmiş hep ninem
Pınarlardan su doldurur Eminem
Mavi boncuk takışına ölürüm.

Düğünüm, derneğim, halayım, barım,
Toprağım, ekmeğim, namusum, arım
Kilimlerde çizgi çizgi efkârım,
Heybelerin nakışına ölürüm.
                   Dilaver CEBECİ

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.079
  • Teşekkür 39074
    • Çevrimdışı
  • # 19 Eki 2020 22:22:55
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.
Gün saltanatıyla gitti mi bir defa
Yalnızlığımızla doldurup her yeri
Bir renk çığlığı içinde
bahçemizden,
Bir el çıkarmaya başlar
bohçamızdan
Lavanta çiçeği kokan kederleri;
Hoyrattır bu akşamüstüler daima.

Dalga dalga hücum edip
pişmanlıklar
Unutuşun o tunç kapısını zorlar
Ve ruh, atılan oklarla delik deşik;
İşte, doğduğun eski evdesin
birden
Yolunu gözlüyor lamba ve
merdiven,
Susmuş ninnilerle gıcırdıyor beşik
Ve cümle yitikler, mağlûplar,
mahzunlar...

Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir
Kağıtlarda yarım bırakılmış şiir;
İnsan, yağmur kokan bir sabaha
karşı
Hatırlar bir gün bir camı açtığını,
Duran bir bulutu, bir kuş
uçtuğunu,
Çöküp peynir ekmek yediği bir
taşı...
Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir.

Aşklar uçup gitmiş olmalı bir yazla
Halay çeken kızlar misali kolkola.
Ya sizler! ey geçmiş zaman
etekleri,
İhtiyaç ağaçlı, kuytu bahçelerden
Ayışığı gibi sürüklenip giden;
Geceye bırakıp yorgun erkekleri
Salınan etekler fısıltıyla, nazla.

Ebedi âşığın dönüşünü bekler
Yalan yeminlerin tanığı çiçekler
Artık olmayacak baharlar içinde.
Ey, ömrün en güzel türküsü
aldanış!
Aldan, geçmiş olsa bile ümitsiz
kış;
Her garipsi ayak izi kar içinde
Dönmeyen âşığın serptiği
çiçekler.

Ya sen! ey sen! Esen dallar
arasından
Bir parıltı gibi görünüp kaybolan
Ne istersin benden akşam
saatinde?
Bir gülüşü olsun görülmemi
kadın,
Nasıl ölümsüzsün aynasında
aşkın;
Hatıraların bu uyanma vaktinde
Sensin hep, sen, esen dallar
arasından.

Ey unutuş! kapat artık pencereni,
Çoktan derinliğine çekmiş deniz
beni;
Çıkmaz artık sular altından o
dünya.
Bir duman yükselir gibidir
kederden
Macerası çoktan bitmiş o
şeylerden.
Amansız gecenle yayıl dört
yanıma
Ey unutuş! kurtar bu gamlardan
beni

.
Olvido
Ahmet Muhip Dranas

glsln

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.493
  • Teşekkür 5130
    • Çevrimdışı
  • # 19 Eki 2020 23:27:09
YERÇEKİMLİ  KARANFİL 
Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde 
Oysaki seninle güzel olmak var 
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi 
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda 
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. 
Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte 
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel 
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor 
Derken karanfil elden ele. 
Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle 
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil 
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk 
Birleşiyoruz sessizce. 
 
Edip CANSEVER 
 

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.925
  • Teşekkür 156802
    • Çevrimdışı
  • # 24 Eki 2020 10:14:27
DEMEDİ DEME

Korkuyorum belki yarın geç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene.
Yaralıya yol gözlemek güç olur
Geleceksen bir gün önce gelsene.

Kar yağar, çığ düşer yollar açılmaz.
Seller iner derelerden geçilmez
Senet yoktur ömre vade biçilmez
Geleceksen bir önce gelsene.

Can kuşu kafeste durmaz demişler
Kaçan kuş kafese girmez demişler
Son pişmanlık fayda vermez demişler
Geleceksen bir gün önce gelsene.

Abdurrahim Karakoç

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.787
  • Teşekkür 44874
    • Çevrimdışı
  • # 24 Eki 2020 17:15:07
Orda, uzaklarda, İstanbul’da,
Herkesin bir sonbahar toplayışı vardır...
Günlerden sonbahar toplayanların ustası;
Orda, Atillâ İlhan’dır.
Burası bir Alman kasabası,
Ve ben ağaçlardan, kuşlardan değil de sonbaharı,
Hayâlimdeki gözlerinden topluyorum.
Batıda da çözüm yolu yok yalnızlığa,
Yalnız şu gerçeği buldum galiba:
Kimi unutmak istesem bir daha,
Bu işe gözlerden başlamalıyım.
Çünkü ne zaman unuttumsa seni,
Gözlerin yeniden çizdi yüzünü.

Hüsrev Hatemi '

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.925
  • Teşekkür 156802
    • Çevrimdışı
  • # 25 Eki 2020 20:27:08
muhabbet bağında bir gül açıldı
bir derdim var bin dermana değişmem
yüküm lal-ü gevher mercan saçarım
bir derdim var bin dermana değişmem

cümle kuşlar dile gelir yazım der
gövel turnam şam'a gelir güzüm der
benim yaralarım tuzum tuzum der
bir derdim var bin dermana değişmem

garip bülbül gönlüm eğler ses ile
nicelerin ömrü gitmiş yas ile
arayıp bulduğum pür heves ile
bir derdim var bin dermana değişmem

şah hatayi'm muhabbete bakarım
ben doluyum ben dolana akarım
güzel pirim bir dert vermiş çekerim
bir derdim var bin dermana değişmem

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK