Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3124616 defa)

Eğitimci35

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 5.235
  • Teşekkür 87891
    • Çevrimiçi
  • # 17 Tem 2009 01:41:10
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Can Üstüne

Güz yanımı yaza verdim
Baharlardan geliyorum
Bir sevdayı yürek bildim
Dolu dizgin seviyorum

Kara bulutlar üşüşsün
Geçit vermesin uzaklar
Karanlıklar tetik dursun
Umurumdamı tuzaklar

Yar üstüne, Yar üstüne
Söz söyletmem yar üstüne
Azraile boyun eğmem
Ölüm Gelsin Baş üstüne...

Dağ yanımı düze verdim
Uzaklardan geliyorum
Bir yiğide canım dedim
Canım gibi seviyorum


Eğitimci35 öğretmenimin sitesinden alıntıdr.

Sakin öğretmenim Sevin'in bu türküsünü zevkle dinliyorum. Umarım sizin de dinleme fırsatınız olmuştur.

Cellat

Cellat uyandı yatağında bir gece
"Tanrım" dedi "Bu ne zor bilmece:
Öldükçe çoğalıyor adamlar
Ben tükenmekteyim öldürdükçe..."

Ataol BEHRAMOĞLU

Eğitimci35

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 5.235
  • Teşekkür 87891
    • Çevrimiçi
  • # 17 Tem 2009 02:14:04
Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla        yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin        mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevincler gibi, olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün        evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU

sakin

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.253
  • Teşekkür 885
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 08:43:32
Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevincler gibi, olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün        evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU

Bu şiirin en sevdiğim bölümü.

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.045
  • Teşekkür 10955
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 15:05:10
h.n.a.

GEL BUYRUĞU

Tanrı’nın "gel" buyruğu tatlılıkla erince
Ona doğru can kuşu nice uçmasın, nice?
Ne yaşamak tasası, ne dünyanın yasası,
Ne de bir kaygı kalır can yükünü derince.

Bu dirlik bir kılıçsa ölüm onun kınıdır;
İkisini birlikte verirler bir verince.
Ecel dedikleri şey erlerin kevseridir;
Gözünü kırpmadan iç, içme çağı erince.

Bir yumunca gözünü, kaybedince özünü
Çalamazsın sazını öyle inceden ince .
Ne güneş kalır, ne ay; ne ırmaklar akar, ne çay;
Dünya`ya gelmedin say yağız yere girince.

Bildiğin, neyse unut, Tanrı`ya kavuştun tut,
Bir gün ölüm meleği seni yere serince.
Su gördüğün ne varsa birer birer küçük damladır,
Bir denize akıyor hepsi yerli yerince.

Bir gördüğün baştır, mezar beşiğe aştır,
Ölü diriye eştir, düşün biraz derince.
Atsız! Ölüm gerekmek teninde can yaşarken,
Sen burada olmazsın ölüm kanat gerince...

nurcany

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 625
  • Teşekkür 837
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 15:55:20
Yapman gereken şey ;
Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini ,
Düşüneceksin kimin dinleyip kimin dinlemediğini,
Düşüneceksin kimin anlayıp anlamadığını,
Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini,
Hatta anlayanların anladıklarında senin anlattıklarının ne kadarı
olduğunu düşüneceksin . .
Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek,
En az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın !

teşekkürler öğretmenim şiirin çok anlamlı bir bölümü bence.....

cavcuk

  • Uzman Üye
  • *****
  • Okul Müdürü
  • İleti: 284
  • Teşekkür 350
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 16:05:35
   HASRETİNDEN PRANGALAR ESKİTTİM 

   Seni, anlatabilmek seni.
   İyi çocuklara, kahramanlara.
   Seni anlatabilmek seni,
   Namussuza, halden bilmeze,
   Kahpe yalana.

   Ard- arda kaç zemheri,
   Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
   Dışarda gürül- gürül akan bir dünya...           
   Bir ben uyumadım,
   Kaç leylim bahar,
   Hasretinden prangalar eskittim.
   Saçlarına kan gülleri takayım,
   Bir o yana
   Bir bu yana...

   Seni bağırabilsem seni,
   Dipsiz kuyulara,
   Akan yıldıza,
   Bir kibrit çöpüne varana,
   Okyanusun en ıssız dalgasına
   Düşmüş bir kibrit çöpüne.

   Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
   Yitirmiş öpücükleri,
   Payı yok, apansız inen akşamlardan,
   Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene,
   Seni anlatabilsem seni...
   Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır
   Üşüyorum, kapama gözlerini...
 (AHMET ARİF)
                 

UMUDUM KPSS

  • Uzman Üye
  • *****
  • Sosyal Bilgiler
  • İleti: 280
  • Teşekkür 222
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 16:46:56
 
Bülbül
Bütün dünyaya küskündüm, dün akşam pek bunalmıştım;
Nihâyet, bir zaman kırlarda gezmiş, köyde kalmıştım.
Şehirden kaçmak isterken sular zâten kararmıştı;
Pek ıssız bir karanlık sonradan vâdiyi sarmıştı.
Işık yok, yolcu yok, ses yok, bütün hilkat kesilmiş lâl...
Bu istiğrâkı tek bir nefha olsun etmiyor ihlâl.
Muhitin hâli 'insâniyyet'in timsâlidir, sandım;
Dönüp mâziye tırmandım, ne hicranlar, neler andım!
Taşarken haşrolup beynimden artık bin müselsel yâd,
Zalâmın sinesinden fışkıran memdûd bir feryâd,
O müstağrak, o durgun vecdi nâgâh öyle coşturdu:
Ki vâdiden bütün, yer yer, eninler çağlayıp durdu.
Ne muhrik nâğmeler, yâ Rab, ne mevcâmevc demlerdi:
Ağaçlar, taşlar ürpermişti, güyâ Sur-ı Mahşerdi!


-Eşin var, âşiyânın var, baharın var, ki beklerdin;
Kıyâmetler koparmak neydi, ey bülbül, nedir derdin?
O zümrüd tahta kondun, bir semâvi saltanat kurdun;
Cihânın yurdu hep çiğnense, çiğnenmez senin yurdun.
Bugün bir yemyeşil vâdi, yarın bir kıpkızıl gülşen,
Gezersin, hânumânın şen, için şen, kâinâtın şen.
Hazansız bir zemin isterse, şâyed ruh-ı ser-bâzın,
Ufuklar, bu'd-i mutlaklar bütün mahkum-ı pervâzın,
Değil bir kayda, sığmazsın -kanatlandın mı- eb'ada;
Hayâtın en muhayyel gâyedir ahrâra dünyâdâ.
Neden öyleyse mâtemlerle eyyâmın perişandır?
Niçin bir damlacık göğsünde bir umman huruşandır?
Hayır, mâtem senin hakkın değil...Mâtem benim hakkım:
Asırlar var ki, aydınlık nedir, hiç bilmez âfâkım!
Teselliden nasibim yok, hazân ağlar bahârımda:
Bugün bir hânumansız serseriyim öz diyârımda!
Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı,
Serâpâ Garb'a çiğnettim de çıktım hak-i ecdâdı!
Hayâlimden geçerken şimdi; fikrim hercümerc oldu,
Selâhaddin-i Eyyubi'lerin, Fâtih'lerin yurdu.
Ne zillettir ki: Nâkuus inlesin beyninde Osmân'ın;
Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın!
Ne hicrandır ki: En şevketli bir mâzi serâb olsun;
O kudretler, o satvetler harâb olsun, turâb olsun!
Çökük bir kubbe kalsın ma'bedinden Yıldırım Hân'ın;
Şenâ'atlerle çiğnensin muazzam kabri Orhan'ın;
Ne haybettir ki: Vahdet-gâhı dinin devrilip, taş taş,
Sürünsün şimdi milyonlarca me'vâsız kalan dindaş!
Yıkılmış hânumanlar yerde işkenceyle kıvransın;
Serilmiş gövdeler, binlerce, yüzbinlerce doğransın!
Dolaşsın, sonra, İslâm'ın harem-gâhında nâ-mahrem...
Benim hakkım, sus ey bülbül, senin hakkın değil mâtem!
 

Mehmet Akif Ersoy

senerss

  • Üye
  • *
  • İleti: 14
  • Teşekkür 19
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 16:57:55

Benim düşlerimin içinde
O uyuyordu,duyuyordum.
Ben bir uykusunda onun,
Bir düş'ünde bulundum...
Uyuyordu,duyuyordu,
Avundum.

II

Benim düşlerimin içinde
O uyumuyordu,biliyordum.
Ben ne bir uykusunda onun,
Ne de bir düş'ünde bulundum...
Bulunsaydım,
Vururdum....

 ÖZDEMİR ASAF

anti-sosyal

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 55
  • Teşekkür 33
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 22:06:09

Başımızın üstünde bir bulutun
Güneşe asılmış gölgesi,
Uzakta toz halinde dağılan
Yoğurtçu sesi,
Gün bitmeden başladı içimizde
Yarınsız insanların gecesi.
           
                                    A.H. TANPINAR

       

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.923
  • Teşekkür 10856
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 23:18:59
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında
Sevdalanmiş onun deli dalgalarına.
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna,
Yüreğindeki duruluğa...
Demiş ki suya:
Gel sevdalım ol,
Hayatıma anlam veren mucizem ol...

Su dayanamamiş ateşin gözlerindeki sıcaklığa
al demiş;
Yüreğim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine
sıkıca, kopmamacasına...

Zamanla su, buhar olmaya,
ateş, kül olmaya baslamış.
Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmıs olan kaderi de
yüreğindeki kederi de
alıp gitmiş uzak diyarlara su...

Ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları...
Aramiş suyu diyarlar boyu,
günler boyu, geceler boyu
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu
Bakmış o duru gözlerine suyun,
biraz kırgın, biraz hırçın.
Ve o an anlamış;
Aşkın bazen gitmek olduğunu,
Ama gitmenin yitirmek olmadığını....

Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla.
İşte o zamandan beridir ki:
Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş...
Ateşin yüreğini sadece su,
Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...

CAN YÜCEL
 
 
 

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.923
  • Teşekkür 10856
    • Çevrimdışı
  • # 17 Tem 2009 23:33:43
Dostlar Irmak Gibidir

Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya

Insanlar vardır; üstü nilüferlerle kaplı,
Bulanık bir göl gibi...
Ne kadar ugrassanız görünmez dibi.
Uzaktan görünüsü çekici, aldatıcı
İçine daldıgınızda ne kadar yanıltıcı....
Ne zaman ne gelecegini bilemezsiniz;
Sokulmaktan korkarsınız, güvenemezsiniz!

Insanlar vardır; derin bır okyanus...
İlk anda ürkütür, korkutur sizi.
Derinliklerinde saklıdır gizi,
Daldıkça anlarsınız, daldıkça tanırsınız;
Yanında kendinizi içi bos sanırsınız.

İnsanlar vardır, coskun bir akarsu...
Yaklasmaya gelmez, alır surukler.
Tutunacak yer gostermez beyaz kopukler!
Ne zaman nerede bırakacagı belli olmaz;
Bu tip insanla bir omur dolmaz.

İnsanlar vardır; sakin akan bir dere...
İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak baslı basına bır mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.

Insanlar vardır; çesit çesit, tip tip.
Her biri baska bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, dogruyu bulmalı.
Her seyden önemlisi insan, insan olmalı...
İnsanlar vardır; berrak, pırıl pırıl bir deniz.

Bosa gitmez ne kadar güvenseniz.
Dibini görürsünüz her sey meydanda.
Korkmadan dalarsınız, sizi sarar bir anda.
İçi dısı birdir cekinme ondan.
Her sözü içtendir, her davranısı candan...

Can Yücel

Eğitimci35

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 5.235
  • Teşekkür 87891
    • Çevrimiçi
  • # 18 Tem 2009 16:14:04
ÖĞRETİLMİŞ HAYATLAR YAŞIYORUZ

Hayatı erteliyoruz.
Yaşıyoruz bir şekilde. Doğmuşuz bir kere, büyüyoruz.
Sorgulamıyoruz yaşamımızı.
Düşünmüyoruz hayallerimizi uzun uzun.
İçimizden geleni yapmıyoruz dürüstçe.
Çılgın fikirleri harekete geçirmiyoruz.
Keyif aldığımız şeyleri koymuyoruz hayatımızın merkezine.
İstediğimiz konuda eğitim görmüyoruz.
Sevdiğimiz işte çalışmıyoruz.
Düşündüğümüz şeyleri söylemiyoruz.
Peşinden koşmuyoruz aşık olduğumuz kişinin.
....

Hayalini kurduğumuz gibi yaşamıyoruz.
Bir çoğumuz.

Neden peki?

Toplumun beklentileri.
Kurallar.
Makbul olanın önceden belirlenmiş olması.
Genel kanıya uygun hareket.
Güvenli adımlar.
Para kazanma zorunluluğu.
Hayatta kalma savaşı.
Bizim için çizilmiş olan ideal yol.
Standard yaşamlar.
Çizgi dışı yasak. Sınırları zorlamak yok.

Bizden ne bekleniyorsa onu yaşamalıyız.

Peki ya aklımızın bir köşesinde yıllarca beklettiğimiz isteklerimiz, hayallerimiz, özlemlerimiz?
Yapacağız elbet bir gün.

"Hani Kaş'a yerleşip, dalmaya başlayacaktık?"
Önce şu işi bir yoluna koyalım. Biraz para kazanalım.

"Yoga öğrenmek istiyorum artık, hatta dersini verip hoca olmak, hemen şimdi başlamak!"
Dur bir bakalım önce. İş var, güç var. Çalışalım.Yatalım. Kalkalım. Tatile gidelim. Yuvarlanıp gidelim hele bir.

"Şu işi bir bıraksam da artık... Bir tuvalim olsa bir fırçam, hep resim yapsam hep..."
Yapacaksın elbet, zaman lazım.
Düşünmek gerek. İnce eleyip sık dokumak. Artısını eksisini tartmak.
Karar vermek zor ve bir o kadar önemli. Hayatımızı değiştirecek bir olay bu.
Ha deyince de olmaz ki.
Riske atamayız ya kendimizi.

Bu arada zaman da geçiyor ama. N'apalım, dur deyince de durmaz ki.

Düşünmeye bile vaktimiz yok di mi?
Öğretilmiş hayatları yaşamaktan öğrenmeye fırsatımız bile olmadı.
Aramaya, keşfetmeye, sorgulamaya, istemeye, elde etmek için acı çekmeye, çarpışmaya ve hatta isteklerimiz uğruna birçok şeyi feda etmeye...

Dans etmek için ayağının sağlam olması gerek illa ki
Yazı yazmak için kaleminin olması
Balık tutmak için ağ
Hayal kurmak içinse güçlü bir hayalgücü!
Hayalleri gerçekleştirmekse
Sadece senin elinde!

dermiyan

  • Yeni Üye
  • İleti: 0
  • Teşekkür 815
    • Çevrimdışı
  • # 18 Tem 2009 20:38:21
Korkuyorum Hayattan Anne..

dermiyan

  • Yeni Üye
  • İleti: 0
  • Teşekkür 815
    • Çevrimdışı
  • # 18 Tem 2009 20:43:12
Üşüyorum anne sarıl bana.
Acılarım giriyor koynuma,çok soğuk
dönelim anne!
lütfen dönelim,çocukluğuma
dizinden sakın ayırma,
gitmek istesemde,gönderme anne.
Dayanamadığım acılarda/yım,
Çığlıklarımı gizliyorum odamın ücralarına,
duvarlarım/a çarpıyor,kanıyorum anne görmüyor/sun;
Ben çocuk olmakdan vazgeçmedim anne,
kışın en ayaz gecesindeyim sanki
Düşler/im donuyor anne.
Öksüzlüğümü yüzüme vuruyor gece,
Dönelim anne,lütfen dönelim o günlere!
Bahçemizdeki kasımpatlarından demet yapayım;
Sen beni azarla ,ben saklanayım duvar arkalarına
Kanıyor yaralarım anne,kabuk bağlamadılar daha,
Dur anne dokunma…!!
Çocukluğumu kaybettim anne
Gençliğimde soluyor
Tut elimi, bırakma anne!!
Dokun göz yaşlarıma sarıl bana,
Omuzlarıma ağır geliyor bu kadar acı…
Yeteeerr…!!
anlamadılar beni
Anlatamadım anne…
Güzel şey değilmiş büyümek öğrendim,
Hayallerimi darağacına astılar annem,
ben ise, .... gibi gizli saklı köşelerde ,acıyla inliyorum;
Yavaşca ölüyorum…
Dut ağacının dibinde bıraktım çocukluğumu,
Döndüm bulamadım…
Benden geriye kalanları,miras eyliyorum
Göz yaşlarımı sevdiğime bırakıyorum anne.
Ağlasın benim gözyaşlarımla,
Bana borçlu olduğu gözyaşlarımı
Cesedimin üstüne ağlayarak ödesin
Benden aldığı emanetiyle…
ben kıyamam onun bir damla gözyaşına.
G
İ
D
İ
Y
O
R
U
M
Anne!
Duyulmuyor ayak seslerim artık,
yolculuğum başlıyor anne.
Son kez yıldızlar düşsün ayak uçlarıma
Kalemim son kez acıyı kussun
Sevdiğime söyle anne;
Bir şişe içinde, umuda yüzdürsün bu son mektubu
Hoşçakal annem !
Vakit tamam.
Ben gidiyorum…

Ayilikçi

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.829
  • Teşekkür 2938
    • Çevrimdışı
  • # 18 Tem 2009 21:39:12
Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim / Can Yücel

Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpı bacaklarıyla – ha düştü, ha düşecek –
Nasıl koşarsa ardından bir devin,
O çapkın babamı ben öyle sevdim.

Bilmezdi ki oturduğumuz semti,
Geldi mi de gidici – hep, hepp acele işi! –
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi.
Atlastan bakardım nereye gitti,
Öyle öyle ezber ettim gurbeti.

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
40’ı geçerse ateş, çağ’rırlar İstanbul’a,
Bi helallaşmak ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu.

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim.
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023