Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3124677 defa)

Canur

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 364
  • Teşekkür 640
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 14:37:00
Ataol Behramoğlu'nun  bu şiirini çok seviyorum paylaşmanız beni mutlu etti.
"Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana."

Canur

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 364
  • Teşekkür 640
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 14:39:41
DEĞİŞİK

Sen her gün başka bir güzel olsan
Ben her gün başka bir âşık
Her göz göze gelişimizde
Yıldırımla vurulmuş gibi olsak
Yepyeni bir aşk olsa aramızdaki
Her seferinde
Ne harika olurdu yaşamak
Hele evlilik
Sen her gün başka bir güzel olsan

  Cahit Sıtkı TARANCI

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.923
  • Teşekkür 10856
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 14:45:55

BENİ KANDIRMIŞSIN ÖĞRETMENİM

Beni kandırmışsın öğretmenim
Hayat bana öğrettiğin gibi değilmiş
Çok zor geldi yaşamak bana
Çok zarar gördüm inan
Uyamadım öğretmenim
Uyamadım kurallara

Beni kandırmışsın öğretmenim
İnsan olmayı öğretmiştin
İnsan ol demiştin
Doğru değilmiş öğretmenim
Ben denedim yetmedi
Bana tohumlar ektirmiştin
Bitmedi
Bana fidanlar diktirmiştin
Tutmadı
Ahhh! öğretmenim

İki kere iki beşmiş öğretmenim
En yüksek dağ everest değilmiş
Atom parçalanmış, insanlar ölmüş
Uzaylılar gelir olmuş dünyaya
Her doğru biraz daha eğilmiş
Bana öğrettiklerin
Eskilerde kalmış öğretmenim

Sev demiştin öğretmenim
Her şeyi sev
Dağı, taşı
Otu, ağacı
İnsanı sev
Sevdim öğretmenim
Ben sevdikçe çirkinleştiler
Aşk gözümü kör etmişti sanki
Neden sonra gördüm öğretmenim

Yalandan uzak dur demiştin                                                                     
Doğrudan şaşma
Doğru değişkenmiş öğretmenim
İnsanlardan insana
Çıkardan çıkara değişken
Sahi doğru nedir öğretmenim

Paylaş demiştin
Acıyı paylaş
Mutluluğu paylaş
Acı paylaştıkça küçülür
Mutluluk paylaştıkça büyür
Keşke demeseydin
Büyümedi öğretmenim

Bana konuşmayı öğretmiştin
İnsanlarla aynı dili konuşmadım
Anlaşamadım eskiyle de, yeniyle de,
Niye yanlış yaptın öğretmenim

Oku demiştin ne bulursan
Okudum hep okudum
Buda yanlış öğretmenim
Okumamışlar tutmuş köşe başlarını
Ağlama demiştin
Ağlamadım
Ama tutamaz oldum göz yaşlarımı

Bu vatan cennettir demiştin
Dağıyla, ovasıyla
Ne cenneti öğretmenim
Bir gün dağında insan ölür
Bir gün ovasında
Hiç kimse mutlu değil yuvasında
Bu ne biçim iş öğretmenim?

Dost ol demiş
Koy yüreğini ortaya
Sevenlerine gölge olsun demiştin
Ben dost oldum öğretmenim
Lakin dostlar yüreğimi çaldılar
Hala kayıp, arıyorum
Arıyorum öğretmenim

Çalışkan ol, ibadettir demiştin
Çalıştım öğretmenim
Sonra baktım yalnızım
Bir yalnış var bir yerde
Ya başkalarında öğretmenim
Ya sende, ya bende

İnan demiştin
Tüm kutsallıklara inan
İnandım, inancım tam öğretmenim
Yalnız inancımı kullananlar var
Sonra beni yargılayanlar
Her şeyi sahiplenenler var
Ya onlar, yaaa onlar öğretmenim

Bunca yanlışa rağmen
Hala yolundayım öğretmenim
Hala ayaktayım
Güven duygusunu sen vermiştin bana
Direnmeyi sen
Bakmayı sen öğretmiştin
Görmeyi sen
Herşeye rağmen sevmeyi sen
öğretmenim

SENİ NE KADAR ÖZLEDİM BİR BİLSEN....

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 16:13:51
Bekleyen

Sen, kaçak bir ürkek ceylansın dağda,
Ben, peşine düşmüş bir canavarım!
İstersen dünyayı çağır imdada;
Sen varsın dünyada, bir de ben varım!

Seni korkutacak geçtiğin yollar,
Arkandan gelecek hep ayak sesim.
Sarıp vücudunu belirsiz kollar,
Enseni yakacak ateş nefesim.

Kimsesiz odanda kış geceleri,
İçin ürperdiği demler beni an!
De ki: Odur sarsan pencereleri,
De ki: Rüzgar değil, odur haykıran!

Göğsümden havaya kattığım zehir,
Solduracak bir gül gibi ömrünü.
Kaçıp dolaşsan da sen, şehir şehir.
Bana kalacaksın yine son günü.

Ölürsün... Kapanır yollar geriye;
Ben mezarla sırdaş olur, beklerim.
Varılmaz hayale işaret diye
Toprağında bir taş olur, beklerim...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.045
  • Teşekkür 10955
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 17:59:27
h.n.a.


TÜRK GENÇLİĞİNE

Adalar Denizinden Altayların daha
ötesine kadar bütün Türk gençliğine....

Yer bulmasın gönlünde ne ihtiras, ne haset.
Sen bütün varlığına yurdumuzun malısın.
Sen bir insan değilsin; ne kemiksin, ne de et;
Tunçtan bir heykel gibi ebedi kalmalısın.

Iztırap çek, inleme... Ses çıkarmadan aşın.
Bir damlacık aksa da, bir acizdir göz yaşın;
Yarı yolda ölse de en yürekten yoldaşın
Tek başına dileğe doğru at salmalısın.

Ezilmekten çekinme... Gerilmekten sakın!
İradenle olmalı bütün uzaklar yakın,
Dolu dizgin yaparken ülküne doğru akın
Ateşe atılmalı, denize dalmalısın.

Ölümlerden sakınma, meyus olmaktan utan!
Bir kere düşün nedir seni dünyada tutan?
Mefkuresinden başka her varlığı unutan
Kahramanlar gibi sen, ebedi kalmalısın...

Sen ne elde ve dilde gezen billur bir sağrak,
Ne de sıska bir göğüse takılan bir çiçeksin;
Senin de bu dünyada nasibin var: Savaşmak!..
Kayalarla güreşip dağlarda öleceksin.

Yoldaşlık ederekten gökte güneşle, ayla
Aşarsın tepe, ırmak; yürürsün ova, yayla...
Hayata ne biçimde geldinse bir borayla
Daha sert bir kasırga içinde biteceksin.

Kızıl Elma uğrunda kılıç çekince kından
Bahtiyarlık denen şey artık geçmez yakından;
Mesut olup gülmeyi sök, çıkar hatırından.
Belki öldükten sonra bir parça güleceksin.

Yüz paralık kurşunla gider “Hayat” dediğin;
“Tanrı Yolu” uzaktır; erken kalk, sıkı giyin.
Yazik, bütün ömrünce o kadar özlediğin
Güzel Kızıl Elma’na varmadan öleceksin.

Belki bir gün çöllerde kaybedersin eşini,
Belki bir gün ağlarsın kaçtı diye karına.
Işıksız kulübende boranın esişini
Dinleyerek çıkarsın bir ümitsiz yarına.

Gün olur ki mertliğin uğrar kahpe bir hınca;
Namert bir el arkandan seni vurur kadınca;
Bir gün sabrın tükenir... Silahını kapınca
Haykırarak çıkarsın yurdunun dağlarına...

Hayatın kamçısıyla sızar derinden kanlar,
Senin büyük derdinden başkaları ne anlar?
Vicdanını Paris`e, Moskova`ya satanlar,
Küfür diye bakarlar senin dualarına.

Hey arkadaş! Bu yolda ben de coşkun bir selim,
Beraberiz seninle, işte elinde elim.
Seninle bu hayatın gel beraber gülelim
Ölümüne, gamına, tipisine, karına...

Atandan kalmış olan kılıcı iyi bile,
Onu bütün gücünle vuracaksın çagında.
Savaş..... Bunun tadını ey Türk sen bulamazsın,
Ne sevgili yanında, ne baba ocağında.

Savaşmaktan kaçınır, kim varsa alnı kara;
Kan dökmeyi bilenler hükmeder topraklara...
Kazanmanin sırrını bilmiyorsan git, ara
“Çanakkale” ufkunda, “Sakarya” toprağında.

Siyasette muhabbet... Hepsi yalan palavra...
Doğru sözü “Kül Tegin” kitabesinde ara...
Lenin’den bahsederse karşında bir maskara
Bir tebessüm belirsin sadece dudağında.

Yatağında ölmeyi hatırından sök, çıkar!
Döşeğin kara toprak, yorganındır belki kar...
Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar?
Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı`nda...

Mukadderat isterse seni yoldan çevirsin,
Sen hele bu yollarda yıpranarak aşın da,
Varsin bütün ömrünce bir an nasip olmasin
Yorgunluğunu gidermek serin bir su başında.

Bir gülüşten ne çıkar, ne çıkar aglamaktan?
Kullar kancıklık eder, bela bulursun Hak’tan.
Gün olur ki bir yudum su ararsın bataktan,
Gün olur ki bir tutam tuz bulunmaz aşında.

Bir çıg gibi yürürsün bir lahza durmaksızın,
Bir ilahi kaynaktan geliyor çünkü hızın.
Duygular ölmüştür... Tapınılan bir kızın
Bir füsun bulamazsın gözlerinde, kaşında.

Iztırabı kanına katta göz kırpmadan iç!
Varsın gülsün ardından, ne çıkar, bir iki p...
Bu varlık dünyasinda yalnız senin hiç mi hiç
Bir şeyin olmayacak... Hatta mezar taşın da...

kayıpşehir

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 303
  • Teşekkür 251
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 18:15:58
Yağmur 
 
I.

ben yağmuru hiç bilmeyen bir şehirdim
sen bir akşamüstü habersizce geldin
bilmezdim yağmuru hiç
ama sen yağmur gibiydin

apansız vuruyordu uykularda bakışların
apansız sırılsıklam oluyordum geçerken gözlerinden
yağmuru bilmeyen bir şehirdim ben
sokaklarımda beni böyle sevindiren
bir aşkın hikayesi yoktu

işte her şey bugün oldu
bir yaprak üşüyordu
uçmaya hazırlanıyordu bir kelebek kanatsız
içimde adsız bir kadın ağlıyordu
bir gelincik soluyor
bir geyik ölüyordu

sen bana yağıyordun
ben sana çiçekler vaad ediyordum
ellerin binlerce vahşi menekşe
dokunuşun hayata gelmenin diğer adıydı
sendin içimdeki ayla güneşi tutup kaldıran
bir yemindin sen yağmur
ölümü uykudan uyandıran

y a ğ m u r bu değil de neydi o zaman
neydi karanlık rüyalardan akıp giden uçsuz aydınlık
insanın ruhuna değince acıtan
acıtan ölümlü geyiklerin ölümsüz aşklarını
y a ğ m u r bu değil de neydi o zaman

kayıpşehir

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 303
  • Teşekkür 251
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 18:16:17
II.

ben seni unutmak için ne yalanlar uydurdum
ne çok vurdu kıyılarıma bilmezsin kırık kalpler hayaller
ben seni unutmak için elimi benden çektim
gücüm olsaydı gidecektim
karanlığa aydınlıklar armağan edecektim
bir bahar gününe
bir gelinciğe
bir ölümün üstüne yeminler edecektim
yeminler edecektim yağmurun böylesine
böylesine bir günde inan ki gidecektim

artık gitmek için bir çift kanada ihtiyacım yok
başımı çeviriyorum bana uzanan ellerden
bir bırakıyorum bir dalıyorum hayata öylesine
öylesine ne varsa yaşanan /senden başka/
tutuyorum sarsıyorum uyuşuyor ellerim
devamını susarak eksik kelimelerin
acıyı topluyorum takvim sayfalarından
bıksam da yokluğumun öldürücü tadından
bıksam da içimde ağlayıp duran kadından
kendime şarkılar yazıyorum yine de
kimseye vermiyorum eski defterlerimi

kayıpşehir

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 303
  • Teşekkür 251
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 18:16:42
III.

ah yağmur ah sen olmasaydın
sen olmasaydın
ben olmasaydım
aşk olmasaydı

yoktu belki olanlar belki hiç olmamıştı
ne sen beni vurmuştun ne ben sana alınmış
bu gösterişli şehri kimler kimler acıtmış

/ne baharım vardı benim ne bulut göklerimde
eriyordu bir şehir yağmurun gözlerinde/

bir yıldırım olsaydım üstüme düşecektim
bir yanardağ olsaydım kendime küsecektim
bir yalan olsaydı yeminlerim yürekleri karartan
üşümeseydim gülmeseydim kusmasaydım korkudan
eğer ben de içi acıyan dudakları kuruyan
karanlıkta yolunu bulamayan
kısacası
bir i n s a n olmasaydım
toplayacağım valizler günahkar olmasaydı
bir dikişte içecektim avucumdaki zehri
güzel günün ardından kopan deli zemheri gibi
azgın perişan yollardan geçecektim
avucumdaki zehri inan ki içecektim

yağmur başka yere yağıyor
başka yere düşüyor yıldırımlar
bende yağmurlara sığmayan bir yürek var
sen bunu bilmiyorsun
/sen nasıl bir yağmursun/
bakışların içimde yangınlar çıkarıyor
ve sen içime işliyorsun bulanık bir su gibi

yağmur kapama gözlerini
yağmur üzerime yağ
yağmur ellerimi ellerinin içine al
kapama gözlerini

bana eller verildi dokunmam için sana
ağlamaklı gözler verildi ıslak
bana sen gibi yakın
bana sel gibi yasak düşler verildi
iki kere ikinin dört olmadığı
ayın ve güneşin tutulmadığı bir yer verildi
bana bir ben verildi
bir de sen
bir de acılar verildi çekmem için sen giderken

kayıpşehir

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 303
  • Teşekkür 251
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 18:17:11
IV.

ve ben koca bir şehir
ben bir nişan yüzüğü
ben gelin olmamış genç kızların
hiç açılmamış yüzüyüm

içimde binlerce masal ağlar
sessizce fışkırır küskün yanardağlar
dindiremez gecemin sessizliğini
geceleri sessizce yiten canlar

ben bir kör kuyu
ben bir kördüğüm
ben bir…
…gördüğün gibiyim işte
gözlerinin önünde öldürüyorum geceyi
gözlerinin önünde yüreğime gökdelenler dikiyorum
batan güne karşı darağaçları dikiyorum gönlüme

sen bana çok uzak
sen bana çok yakın
s e n başka şehirlerin üstünde olmalıydın

ben sen olmasan bile gözlerini gördüm rüyalarımda
bir sigara külüne ve bir tatil gününe yeminler ettim
saçımı senin sevdiğin gibi kestim sen görmesen de
sana ve ölüm üzerine dualar ettim
ve rüyalar gördüm ikimizin yerine
rüyalarda her şeyimi bitirdim
şehri de yağmuru da yitirdim rüyalarımda

bir yağmura benzeyen gözlerini
bir senden uzaklarda ölmeyi
bir de i n a d ı n a g ü l m e y i unutmadım
sen de beni unutma

eylül 2001, istanbul
 
Mükerrem Suna Varol

nurcany

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 625
  • Teşekkür 837
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 18:30:55
ben sen olmasan bile gözlerini gördüm rüyalarımda
bir sigara külüne ve bir tatil gününe yeminler ettim
saçımı senin sevdiğin gibi kestim sen görmesen de
sana ve ölüm üzerine dualar ettim
ve rüyalar gördüm ikimizin yerine
rüyalarda her şeyimi bitirdim
şehri de yağmuru da yitirdim rüyalarımda

bir yağmura benzeyen gözlerini
bir senden uzaklarda ölmeyi
bir de i n a d ı n a g ü l m e y i unutmadım
sen de beni unutma

güzel dizeler....

boran_12

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.426
  • Teşekkür 4020
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 20:31:06
                                                               8 Aralık 2007
Zaman öylesine hızlı
öylesine delice akan bir ırmak
ve yıkandığın ırmakta,
asla aynı sularda bir daha yıkanamamak.
Zaman alıp gider başını,
bakmaz geriye geride kalmışlığına
ve bilir benliğim akıp gidecektir zaman
ben olsam da olmasam da…
Düşünce bir kuyu,
öylesine derin sonu öylesine karanlık.
Değil midir ki en büyük deliler düşünenler?
Değil midir ki deliler
kuyunun derinliğinde boğulup kalanlar?
Düşünce kör bir kuyu
hele birde derinlere “düşünce”!...
Söyleyecek birçok sözüm
soracak daha çok sorum var.
O yüzden olsa gerek
tükendikçe, “düşünce” kuyusuna düştükçe,
zamanın akışında kendimi kaybetsemde
yinede yaşayacağım.
Bir çocuğun yılmak bilmez inancı, inadıyla…
Yaşamak! Her şeye rağmen inançla, inadına!!!
                                                 
R.YILMAZ
(boran_12)

sakin

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.253
  • Teşekkür 885
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2009 22:28:23

SEVİNÇ VE HÜZÜN 
 Sevinci kapıştılar taşımayı bilmeden,
Şimdi bilen yok, nerede oturuyor.
Köyün delisi Hüzün, yalnız kaldı yollarda
Adam-adam, sınıyor, arıyor yoldaşını..
Kıskandıran özlemi, yüzünden okunuyor.



Görünüp siliniyor o günden beri.
Sevinç bir an gözlerde, dudaklarda.
Yerini sevgilisi Hüzün' e bırakıyor.
Sevinç' se, uzaklarda hep uzaklarda..
Şöyle bir görünüyor, hemencecik uçuyor.



İşte o günden beri gözlerde, dudaklarda
Hüzün, aramaktadır, yitik yavuklusunu.
O günden beri Sevinç yerinde durmaz
Ve kişiliğini ararken uzaklarda,
O günden beri kimliksiz hüzün olmaz...

     Özdemir Asaf( 1923 - 1981 )

okuls

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.285
  • Teşekkür 1312
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2009 15:23:27
Sevgim Nerede?

kar mi yagdi yollarina?
yollari mi kapandi sevginin?
neden ulaşamadi hala sana?
önünü mü kesti nefretle hasret?
yoksa...yoksa...onu sen mi kovdun?
kapi dişari mi ettin?
biliyorum yapmazsin ama...
neden hala haber alamadim ondan?...
ya ondan işte...!

tek yaşama gayemden,sevgimden,
damarimdaki kanim,derimdeki sicakligimdan...
bembeyaz kar gibi;
yavru kuş gibi,
anaya hasret duyan. sevgimden..
bir kuş gibi özgür,ana gibi şefkatli,dost kadar vefali...
en cefalidan cefali olan; sevgimden...
sor bir kere oralarda gören var mi?
eger gören varsa haber ver!
ya onu kucakla.
ya da çabuk gönder bana!
bak ben onsuz yapamadim,üşüyorum onsuz.
o da bensiz yapamamiştir herhalde...
bak sevdigim lütfen!
canimi kanimi bütün varimi.
sevgimi bul!
ya onu kucakla, ya da çabuk gönder bana..!!


Ali Pektaş

anti-sosyal

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 55
  • Teşekkür 33
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2009 19:02:33
Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sükutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim

                                      A.H. TANPINAR

sakin

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.253
  • Teşekkür 885
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2009 23:21:21
GÜLMEK YAKIŞIR BANA
Silemesem de maziyi
Kapatamasam da açılan yaraları
Unutamasam da acıları
Gülmek yakışır bana
Ağlamak değil...

Yaşadığım her şey bir ders bana
Hak ettim ya da etmedim
Bilemem ama
Gülmek yakışır bana
İsyan etmek değil...

Yorulmuş olsa da yürek
Hayatı inadına yaşamak gerek
Ne kadar karamsar olsa da içim
Gülmek yakışır bana
Küsmek değil...



Güllünaz Öz

 

Egitimhane.Com ©2006-2023