Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 96021 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.933
  • Teşekkür 149245
    • Çevrimdışı
  • # 20 May 2020 11:08:02
*Ya Rab,ramazanı bizden razı eyle...*

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.824
  • Teşekkür 36500
    • Çevrimdışı
  • # 20 May 2020 11:33:11
"İnsan bâzı kere, hatırına gelen bir hâyali tanıyamaz,
 o kadar güzeldir. Zihninden uçan bir fikre yetişemez, o kadar yüksektir. Kalbinde doğan bir hissi bulamaz, o kadar derindir.
Bu acz ile bir feryad koparır, yahut pek karanlık bir şey söyler, yahut hiçbir şey söylemez de, kalemini ayağının altına alıp ezer. Bunlar şiirdir."


Abdülhak Hâmid Tarhan, Makber

sebocan

  • Yönetim Ekibi
  • *****
  • İleti: 28.310
  • Teşekkür 439012
    • Çevrimdışı
  • # 21 May 2020 01:08:12
Çok zor olmasa gerek bir merhaba demek
Belli bir yaştan sonra çekilmiyor
İnsanların yerli yersiz davranışları
Denli densiz konuşmaları
Saçma sapan kaprisli halleri tavırları...

Herkesin var derdi sorunu ama
Bu kimsenin canını sıkmayı
Kalbini kırmayı gerektirmiyor değil mi..?

Biraz ne yapıyorum diye sormalı insan kendine,
Davranışım sarf ettiğim sözler doğru mu diye...

Hayat yeterince tüketiyor insanları hem de her anlamda,
İnsanların hayatlarına ya güzel dokunmak,
Ya uzak durmak gerek...

Çok şey gerekmiyor hayatı yaşanır kılmak için,
Biraz zerafet biraz nezaket,
Çok zor olmasa gerek..!

AHRÂZ

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.117
  • Teşekkür 12552
    • Çevrimdışı
  • # 21 May 2020 22:04:17
Sevmek;
sevmek:onu üzmemektir
sevmek:ona şefkat göstermektir
Sevmek.ona inanmaktır
Sevmek:ona güvenmektir
Sevmek:onu afetmektir
Sevmek:onu aldatmamaktır
Sevmek:Onun fikirlerine saygı göstermektir
Sevmek:onunla beraber karar almaktır
Sevmek:onunla paylaşmaktır
Sevmek:onun zor gününde yanında olmaktır

myphile51

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 635
  • Teşekkür 2606
    • Çevrimdışı
  • # 21 May 2020 22:42:56
Yaşamak direnmektir, sevmek güvenmektir. Unutma; İnsan çoğu zaman dünyanın hakimi, Bazen de küçük bir kalbin esiridir..

(Hz. Mevlana)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.933
  • Teşekkür 149245
    • Çevrimdışı
  • # 21 May 2020 22:56:27
Hayatımın hiç bir saniyesinde beni var eden yaratıcımdan daha ŞEFKATLİ daha VAZGEÇİLMEZ ve daha SÜREKLİ bir dostla karşılaşmadım....


myphile51

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 635
  • Teşekkür 2606
    • Çevrimdışı
  • # 22 May 2020 11:24:22
Hüzün bize hayatın kırılganlığını, dünyanın faniliğini, bazı şeylerin gelip geçiciliğini öğreten görkemli bir misafirdir.

(Kemal SAYAR)

ismaildoganay

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 282
  • Teşekkür 1549
    • Çevrimdışı
  • # 22 May 2020 12:04:58
Gerek zaman makinesi,yıllar önce okuduğunuz bir kitabın içinden çıkan küçük bir kağıda yazdığınız notlardır.

myphile51

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 635
  • Teşekkür 2606
    • Çevrimdışı
  • # 22 May 2020 20:47:31
Gitsem kalmalar saldırıyor, kalsam gitmeler çağırıyor!

(Kahraman Tazeoğlu)

takirasa

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 972
  • Teşekkür 1092
    • Çevrimdışı
  • # 22 May 2020 22:31:16
Yokluğunda bir kuş sütü eksik.
Yalnızlığım ve ben; seni çok bekledik…

Cemal Süreya

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.117
  • Teşekkür 12552
    • Çevrimdışı
  • # 23 May 2020 01:44:02

Zamanınız kısıtlı, bu yüzden hayatınızı başkalarının hayatını yaşamak için harcamayın. Steve Jobs

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.957
  • Teşekkür 11485
    • Çevrimiçi
  • # 23 May 2020 09:46:59
Adam 48 yıl önceki ilkokul öğretmenini parkta görünce, utanarak yanına yaklaşıp "hocam beni tanıdınız mı?" dedi.
 İhtiyar öğretmen:
 - Hayır tanımadım.
 Adam:
 - Hocam nasıl tanımazsınız!.. Ben ilkokul öğrenciniz M....a. Hocam  sınıfımızda bir arkadaşın saati kaybolmuştu. Ben almıştım. Siz de  "herkes kalksın ve ellerini tahtaya dayasın, arama yapacağım"  demiştiniz. Ben utanmış ve çok korkmuştum. Sizin ve arkadaşlarımın  yüzüne nasıl bakacağım diye soğuk terler döküyordum...
 Sizden bir komut daha geldi.
 "Şimdi herkes gözlerini kapatsın."
 Ortalarda bir yerdeydim. Aranma sırası bana gelmişti. Saati cebimden  sessizce almış, devamla, aynı sessizik içinde son arkadaşa kadar  aramayı sürdürmüştünüz. Sonra bizi yerimize oturtup bana ve hiç  kimseye hiç bir şey söylemeden saati sahibine vermiştiniz.
  Büyüdükçe içimde büyüttüm bu davranışınızı... Hocam ben şimdi  60 yaşındayım. Düşünüyorum da şu hayattaki en büyük dersi, o  gün sizden almışım. Her aklıma gelişinde sarsıldım ve her aklıma  gelişinde kendimi sizden kalan erdemin koruyucu gölgesinde hissettim.
 “Utancı bilerek yaşamak korkunç...
 Daha da korkuncu, bilerek yaşatmak.”
 derler..
Hocam siz bana o utancı yaşatmadınız.
Yaşasaydım unutur muydum,  doğrusu bilmiyorum. Ama beni utandırmamanızı hiç unutmadım Hocam.
 Şimdi hatırladınız mı beni?
 İhtiyar öğretmen yan yana oturdukları bankta öğrencisine yaslanarak:
 - O olayı ertesi gün unutmuştum ben. Şimdi sen anlatınca hatırladım
 Sizlere "gözlerinizi kapatın" dediğimde ben de gözlerimi  kapatmıştım. O yaştaki her çocuğun düşebileceği yanılgıya düşen  öğrencime karşı içimde bir yargı oluşsun istememiştim.
 O sen miydin?
 Bilmiyordum, nasılsın?

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.957
  • Teşekkür 11485
    • Çevrimiçi
  • # 23 May 2020 09:57:28
Küçük kız babasına "Baba muz alır mıyız?" diye sordu. "Söz kızım paramız kalırsa bu hafta alacağız" diye geçiştirdi babası fakat hemen arkasında duran beni fark etmedi. Pazarcıya döndüm ve:
-"Bu baba ve kızına iyi bak. Şimdi 2 kilo Muz tart. Birazdan buradan geçerlerken adama seslenip 'Hani geçen hafta bozuk yok diye para üstü verememiştim ya, al bu muzu helalleşelim' diyeceksin. O baba çocuğunun yanında rencide olmasın, ufaklığın canı çekmiş. Söz 4-5 kilo da ben alacağım, hem sevaptır, bereketlenirsin. Şimdi ben hemen arkadan sizi seyredeceğim"
deyip biraz uzaklaştım...
Biraz sonra gelirken göründüler. Adam, muz tezgahını görmesin diye kızını diğer tarafa almıştı. Derken pazarcı abi tam dediklerimi yaptı ve muzları verdi.
Küçük kız poşeti babasına bırakmadı, kendi taşıdı. Fakat babası durumu anlamıştı. Başı önde yürüdü gitti. Giderken de geriye dönüp gözleriyle pazarcıya teşekkür eder gibi baktı. Pazarcı abinin yanına gidip parasını uzattım, almadı. Gözleri dolmuştu, yutkundu.
İşte birini utandırmadan mutlu etmek bu kadar kolaydı. Aslında 7 liraydı kilosu, fakat olmayınca olmuyordu. Ama beni en çok etkileyen, poşetin içinden alıp bir tanesini yemek isteyen kızına "Evde yersin kızım belki alamayan vardır olur mu?" diyen o baba oldu...

nevin74

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 95
  • Teşekkür 231
    • Çevrimdışı
  • # 23 May 2020 12:33:11
Nazım Hikmet’e bayram için bir ayakkabı almaya karar verirler. O zamanlarda şimdiki gibi hazır ayakkabı satan bir mağaza yoktur. Sadece ayakkabı yapan bir dükkan vardır. Oraya giderler. Ayakkabıcı Nazım’ın ayağını bir kartonun üzerine koyar ve iyice basmasını söyler. Daha sonra kurşun bir kalemle ayağının etrafını çizer. Bu karton onun ayakkabı numarasıdır. Günlerce bu ayakkabının hayalini kurar. Babası ona ayakkabılarının siyah ve bağcıklı olacağını söyler.

Nazım’ın ayakkabıları bayramdan bir gün önce gelir. Ayakkabılar babasının dediği gibi siyah ve bağcıklıdır. O gün onları giymez. Ayakkabılarını yatağının altına koyar ve arada çıkartıp onu inceler. O gece onu uyku tutmaz. Sabah evdekiler uyandığında Nazım’ı ayakkabı kutusu kucağında sandalyede otururken bulurlar.

Buradan sonrasını Nazım Hikmet’in ağzından dinlemek sizi daha çok etkileyecektir. O halde Nazım nasıl anlatıyor ona bir bakalım.

“Ayakkabımı babam giydirdi. Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım. Dardı ve canımı yakmıştı; ama bunu babama söylemedim.
O ‘Sıkıyor mu?’ diye sordukça ‘Hayır’ yanıtını veriyordum. ‘Dar, ayağımı acıtıyor.’ desem geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm. Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu. Dişimi sıktım. Yürürken artık topallıyordum. Soranlara ‘Dizimi vurdum.’ dedim; ama ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim. Doğrusunu isterseniz yaşam da dar ayakkabıyla yürümektir.

Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş. Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize, kimi zaman bir çevre.
Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir…
Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler bir dar ayakkabıya dönüşür.
Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez. Kimi zaman zenginlik, kimi zaman başınızı koyduğunuz yastık…

Canınız yanar. Topallaya topallaya gidersiniz. Sonradan öğrendim; yaşamın, dar ayakkabıyla yürüyebilme sanatı olduğunu.“

Nazım Hikmet....

fikret6363

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.957
  • Teşekkür 11485
    • Çevrimiçi
  • # 23 May 2020 13:00:11
.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK