Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 106551 defa)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.962
  • Teşekkür 37454
    • Çevrimdışı
  • # 27 May 2020 17:13:33
 ŞERİFE BACI

16 Yaşında evlenmişti Şerife.
Düğününün üzerinden 2 ay geçti, savaş başladı. Kocasını askere aldılar. 6 ay sonra şehit düştü kocası... Kimsesiz Şerife’yi genç yaşta yalnız kalmasın diye köyün yaşlıları , bir savaş gazisi ile evlendirdiler. Topal Yusuf ile evlenen Şerife’nin 3 yıl sonra Elif adında bir kızı oldu.
...

Akşam üstüydü, tellâl bağıra bağıra Satı köyünün sokaklarını dolanıyordu;
“Duyduk duymadık demeyin! Cuma günü her haneden bir kağnı İnebolu’ya yük taşımak üzere hareket edecek!
Ertesi gün muhtar köy ahalisini bilgilendirdi.80 tane kağnı yarın sabah yüklenecek ve yola çıkacak!
Akşam köy bekçisi evleri dolaşmaya başladı. Ne vakit ve nasıl yola çıkılacağı hakkında bilgi verdi.
Sabah ezanı ile kağnılar yüklenmeye başladı.
...

Şerife bebesini bırakacak kimse bulamadı. İki öküzü ile kızı Elif’i aldı. Kağnısını yükletti top mermileri ile...
Kışın soğuğu, ayazı, karı vardı yolda onlara eşlik eden. Açlık vardı. Sessizlik vardı. Korku, korkunun yanında umut vardı. Cephane ve mühimmat Anadolu’ya İnebolu üzerinden ulaşmaktaydı. Atatürk şöyle demiştir zira;
“ Gözüm cephede, kulağım İnebolu’dadır”

Yavaş yavaş yola koyuldular. Öküzlerden biri düştü.
“Kurbanın olayım kara tosun beni perişan etme!
Hadi yürü , ne olur!” dedi Şerife.
Elif bir yandan ağlıyordu, anasının sardığı yorganın altında, top mermilerinin arasında. Hem üşümüş hem acıkmıştı.
Şerife ise öküzün yerine kendini sürdü kağnıya. Dönüp emziremedi bile yavrusunu.
Onunla bir yola çıkan köylüler uzaklaştılar... Yol her geçen saat daha ıssız hale gelmeye başlamıştı. Yetişmesi imkânsızdı artık Şerife’nin...
Gece hava kararmış, ayaza çalmış, tipi daha da hızlanmıştı. Top mermileri ıslanmaya başladı. Kendi üzerinde sadece hırkası vardı. Bir de bebeğini sardığı yün yorgan...
Yorganı ıslanmasın diye mermilerin üzerine serdi... Bebeğini de hırkasına sardı... Üstüne yattı bebeğinin. Soğuk yavrusuna ulaşmasın diye... Derin bir uyku bastı... Yavaş yavaş ağırlaştı gözleri. Hiç uyanmamak üzere uyudu kağnısının üzerinde. Yavrusunun kokusunda. Mermilerin arasında.
...

Gün ağarırken buldular kağnıyı. Mermilerin üzerinde taş gibi olmuştu Şerife Bacı.
Birden bir bebek sesi geldi, mermilerin arasından. Elif ağlıyordu...
Mermiler kuruydu...
....

Şehit Şerif’e Bacı; 21 yaşında kundakta bebeği ile cepheye mermi taşıyan ve yavrusu yerine toprağını vatanını düşünen bir Türk kadını idi.

Ruhları şad, mekanları cennet olsun.

Alıntı

Kış Güneşi

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 106
  • Teşekkür 346
    • Çevrimdışı
  • # 27 May 2020 17:26:05
"Mavi, bir renkten daha fazlası. Sonu olmayan bir gökyüzü, umut dolu bir deniz."
 Cemal Süreya

takirasa

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.108
  • Teşekkür 1394
    • Çevrimdışı
  • # 27 May 2020 19:27:47
“Dünya nüfusu arttıkça, insan sayısı azalıyor.” Chuck Palahniuk

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.199
  • Teşekkür 151531
    • Çevrimdışı
  • # 27 May 2020 22:15:51
HADİ ANNE .!! ÜFLE DE GEÇSİN ARTIK... Küçüktük..çocuktuk..Hayat kolay biz hayattık.Güneş doğar batar gün biterdi bu kadar kolaydı..Oyun diye başlar sokağa taşar,güler geçer koşup kaçardık.. Sabahın dokuzuydu buluşma saatlerimiz taki güneş batıp akşam olana kadar ya kovalamaca oynar bazen de bi ağacı kuşatırdık..sokaklar biz,biz sokaklar demektik.Aynıydı aslında her geçen günümüz,her gün bir bahçeden kovulurduk..rutindik ama farkedemezdik.. 

Mutluyduk…küçüktük ama kolaydık. Ne derdimiz vardı ne de tasamız..Daha hayata savrulmamıştık.Belki her gün birimizde bir yara..düşerdik çarpardık; uff yapardık çoğu zaman..Acırdı,kanardı..bi damla yaş da gözümüzden düşerdi ama annelerimiz üflerdi geçerdi…O kadar basitti yaralar acılar..bi damla göz yaşı kadar hafif ve kısacık…Annelerimizin üflemesiyle geçer…hiç bir acı bırakmazdı geriye.. 
Zaman geçti.. Biz büyüdük.. Şimdi o sokaklar bomboş.. Yaralar büyük,derin.. Şimdilerde öyle değil.. Bir yarayı değil kapatmak unutabilmek için kaç tane küçük gözyaşı döküyoruz?… Kaç kere kanatıyoruz?.. Kaç kere üflüyoruz…Çünkü hayat zor,biz zoruz.. yaralar da zor… 
Hadi anne!! üflede geçsin artık…

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.962
  • Teşekkür 37454
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 11:06:32
Bazı insanlar;

Eşli,

Ya da

Eşsiz,

Eşsiz bir insan olur...

Bazı insanlar da

Eşli iken,

Eşsiz!

myphile51

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.034
  • Teşekkür 3959
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 11:11:58
Onları öfkeme layık bulmuyorum. Öfkem bana ait bir şey. Yakın hissetmediğim birine nasıl gösteririm onu.

(Oğuz Atay)

literary

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 359
  • Teşekkür 1205
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 14:15:25
Hayatta olabileceğiniz en güzel bir yer,bir duanın içinde yer olabilmektir.Şems-i Tebrizi

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.199
  • Teşekkür 151531
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 15:49:35
Bu zamana kadar hep yakındık, şikayet ettik çoğu kere yaşamdan. Bazen haykiris oldu sesimiz hep birlikte tek yürek olup inlettik onun yanı. Bazen kaçtık kendimizden, bazen de kendimize kaçtık kaybolurken ... Hep çabaladıkça çabaladık. Buydu bizi mutlu kılan, bizi hep birlik yapan. Hepimiz biraz ben, sen ve biz olduk hayatın bize Gerçekler sunan Gerçekler sahnesinde ... Ya sahtelikler nerdeydi? Bir vazonun içinde naylon kırmızı gül kadar sessiz köşede beklemedeydi. Kimileri aldanıp o gülü kokladı ve aldandı güle güle ...

Büyük küçük fark etmiyordu adımlarımız..

NE MUTLU gerçekten samimi olanlara ...
NE MUTLU şeffaf olup, gönül terazisi hassas olanlara ...
Ne mutlu sana ...
Ne mutlu bana ...
Ne mutlu bize ...
NE MUTLU birbirine dost derinliğiyle bakan herkese .


nevin74

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 148
  • Teşekkür 716
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 17:27:56
Hindistan'da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılırmış.
Orman zeminine, filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür.
Yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer.
Fil, çukurdan çıkmaya çabalar ama başaramaz, takatsiz kalır, kurtulma ümidi kaybolur, hayatına dair müthiş bir korkuya kapılır, çaresizce bir mucize kurtuluş yolu veya ecelini beklemeye başlar.

Fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili şiddetli bir şekilde döver, yara bere içinde bırakırlar.
Hayvan, yediği sopaların ve yaralarının verdiği acıdan ve çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı korkudan dolayı, hayatında görmediği bir bunalım ve ruhi çöküntü yaşar, birkaç saat içinde...

Sonra aynı avcılar, ağaçların arkasına gider ve üzerlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle ve ellerinde çeşit çeşit yiyecek ve meyve sepetleriyle geri gelirler.
File şefkatle yaklaşır, onu besler, yaralarına pansuman yapar, okşayıp sever, güzel sözler söyler ve onu düştüğü çukurdan çıkarırlar.

Fil, bu beyaz giysili kurtarıcılarının kendisine gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren ömür boyu onların gönüllü kölesi olur, her istediklerini yapar ve asla sözlerinden çıkmaz.

Onların kendisini az önce tuzağa düşüren, bunalıma sürükleyen ve döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez..✔

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.199
  • Teşekkür 151531
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 20:36:19
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hindistan'da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılırmış.
Orman zeminine, filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür.
Yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer.
Fil, çukurdan çıkmaya çabalar ama başaramaz, takatsiz kalır, kurtulma ümidi kaybolur, hayatına dair müthiş bir korkuya kapılır, çaresizce bir mucize kurtuluş yolu veya ecelini beklemeye başlar.

Fil avcıları yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili şiddetli bir şekilde döver, yara bere içinde bırakırlar.
Hayvan, yediği sopaların ve yaralarının verdiği acıdan ve çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı korkudan dolayı, hayatında görmediği bir bunalım ve ruhi çöküntü yaşar, birkaç saat içinde...

Sonra aynı avcılar, ağaçların arkasına gider ve üzerlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp, baştan aşağı beyaz elbiselerle ve ellerinde çeşit çeşit yiyecek ve meyve sepetleriyle geri gelirler.
File şefkatle yaklaşır, onu besler, yaralarına pansuman yapar, okşayıp sever, güzel sözler söyler ve onu düştüğü çukurdan çıkarırlar.

Fil, bu beyaz giysili kurtarıcılarının kendisine gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren ömür boyu onların gönüllü kölesi olur, her istediklerini yapar ve asla sözlerinden çıkmaz.

Onların kendisini az önce tuzağa düşüren, bunalıma sürükleyen ve döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez..✔

Yine de çok acımasız geldi öğretmenim..
😢😢😢😟🙁

nevin74

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 148
  • Teşekkür 716
    • Çevrimdışı
  • # 28 May 2020 20:53:15
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Yine de çok acımasız geldi öğretmenim..
Kesinlikle öğretmenim,okuyunca çok üzüldüm zaten,ama çevremizde böyle insanlar var maalesef ,insanlar  bazen bu kadar acımasız olabiliyor,özellikle de hayvanlara karşı,böyle insanlarla karşılaşmamak dileğiyle,sevgiyle kalın.

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.145
  • Teşekkür 12839
    • Çevrimdışı
  • # 29 May 2020 01:04:29
Yaşam; Fırtınanın geçmesini beklemek değildir, Yaşam; Yağmurda dans etmeyi öğrenmektir... - Osho

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.962
  • Teşekkür 37454
    • Çevrimdışı
  • # 29 May 2020 09:17:44
Efendim,

Ben de sayılara takma,

Hastalığı var...

Tik işte!

Şimdi de

Şuna taktım!

Allah senden,

1000 kere razı olsun!

Farkında olmadan,

Herkes kullanıyor,

İnsanoğlunun diline,

Yerleşmiş bir kere!

Bir kere!

1000 rakamı,

Mağaza vitrini olsa,

999

Masal olsa,

1001!

Bence siz,

Allah senden,

1000 kere razı olsun yerine,

Sadece

Allah senden razı olsun deyin!

Çünkü

Allah o kadar büyük ki

Sayılarla ifade edilemez!


manevi temennileri,
sayısallaştırmayalım,
lütfen!

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.199
  • Teşekkür 151531
    • Çevrimdışı
  • # 29 May 2020 11:31:46
Çay'ı çok sevdiğimi söyleyince, yaşlı bir teyze anlattı geçenlerde:

Bak Evladım Diye Başladı Söze:

Çayın Alt Demliği Evdeki Kaynanadır ; Devamlı Kaynar Durur..
üst Demlik Evdeki Gelindir; Alt Demlik Kaynadıkça O Olgunlaşır,
demlenir...
gelinin Kocası İse Bardaktır; Biraz Kaynana Doldurur Onu Biraz Da
gelin...
Çocuklar Çayın Şekeridir; Tat Verir...
Görümce İse Çay Kaşığıdır; Arada Bir Gelir  Ve Karıştırır Gider...
Kaynataya Gelince; O Da Bardak Altıdır; Dökülenleri Bir Araya Toplar...

-ALINTI-

myphile51

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.034
  • Teşekkür 3959
    • Çevrimdışı
  • # 29 May 2020 13:34:31
                🌹  🌹   SIRTINDA YÜK TAŞIYAN VALİ   🌹  🌹

Selman (r.a.) Medâin vâlisiyken, Şam’dan Teymoğulları Kabîlesi’ne mensup bir kimse gelmişti. Yanında bir yük de incir getirmişti. Selman’ın (r.a.) sırtında bir elbise, bir de aba vardı. Şamlı, Hazret-i Selman’ı tanımıyordu. Onu bu hâlde görünce de:

“–Gel şunu taşı!” dedi.

Selman (r.a.) gitti, yükü sırtlandı. Halk kendisini görünce tanıdı. Adama:

“–Yükünü taşıyan bu adam vâlidir!” dediler. Şamlı derhâl:

“–Özür dilerim, seni tanıyamadım.” dediyse de Selman -radıyallâhu anh-:

“–Zararı yok, yükü evine götürene kadar sırtımdan indirmeyeceğim.” karşılığını verdi.

(Tevazu böyle bir şey..)

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK