Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 97856 defa)

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.088
  • Teşekkür 2642
    • Çevrimdışı
  • # 05 May 2020 15:47:13
- Günün Hikayesi -

Baba Ve Oğul

Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve 'Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak' diyerek rest çekti.
Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve bir de çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala onu ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı. Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can 'Baba ben de seninle gelmek istiyorum' diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular.
Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik Can sürekli babasına 'Baba nereye gidiyoruz ?' diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı. En son da babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi. Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu. Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terk etti.
Arabaya bindiler. Can yol çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can 'Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim' diye sorunca Dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında 'Beni affet baba' diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu 'Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet' diye hatasını belli ediyordu.. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...
'Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın'. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.

Unutmayın ki ;

"Anne dediğin; çocuğa hayat verir.
Sonra ufak çocuk, Babanın ellerini tutar.
Babaya hayat verir.
Baba dediğin; çocuğun korumak için herşeyi yapmaktır.
Baba dediğin ; çocuğu çağırdı mı.
İki eli kanda olsa bile yanına gitmelidir.
Çünkü ;

Babayla çocuk Tanrı dan emanettir. "

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.120
  • Teşekkür 12600
    • Çevrimdışı
  • # 05 May 2020 19:44:43


Dünya ormanında yürürken ne dilediğine dikkat et, ne zaman bir dilek ağacının altında oturduğunu asla bilemezsin. Judith Malika

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.859
  • Teşekkür 36678
    • Çevrimdışı
  • # 05 May 2020 22:26:59
"Bir şeyin kalbini kırması için illa yanlış olması gerekmez ki."

(Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku)

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.088
  • Teşekkür 2642
    • Çevrimdışı
  • # 07 May 2020 01:33:08
•••••••••
2 ŞEY
Buyurun size...
Giordano Bruno’nun (1548-1600) günümüze kadar gelen insanın davranışları hakkında “iki şey” olarak dile getirdiği görüşleri...

İKİ ŞEY!
Kalitesiz insanın özelliğidir:
1- Şikâyet etmek
2- Dedikodu

İKİ ŞEY!
Çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakış açısını değiştirmek
2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek

İKİ ŞEY!
Yanlış yapmanı engeller:
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek
2- Hak yememek

İKİ ŞEY!
Kişiyi gözden düşürür:
1- Demagoji (Laf kalabalığı)
2- Böbürlenmek (Kendini vazgeçilmez göstermek)

İKİ ŞEY!
İnsanı ‘nitelikli insan’ yapar:
1- İradeye hâkim olmak
2- Uyumlu olmak

İKİ ŞEY!
‘ekstra değer’ katar:
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak
2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek

İKİ ŞEY!
Geri bırakır:
1- Kararsızlık
2- Cesaretsizlik
İKİ ŞEY!
Kâşif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İKİ ŞEY!
Ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar:
1- Öne çıkan yeteneğini bulmak
2- Sevdiğin işi yapmak

İKİ ŞEY!
Başarının sırrıdır:
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek
2- Kendini güncellemek

İKİ ŞEY!
Başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:
1- Niyetin saf olması
2- Ruhsal farkındalık

İKİ ŞEY!
Milyonlarca insandan ayırır:
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak
2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İKİ ŞEY!
Gelişmeyi engeller:
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)
2- Felakete odaklanmış olmak

İKİ ŞEY!
Çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükût (susmak)

İKİ ŞEY!
Geri alınmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz

İKİ ŞEY!
Ulaşmaya değerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi

İKİ ŞEY!
“Hayatta önemli olan her şey” içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmek.

nevin74

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 104
  • Teşekkür 293
    • Çevrimdışı
  • # 07 May 2020 10:54:39
UZAK DURULMASI GEREKEN KİŞİLER
1.Hep haklılar
2.Menfaatçiler
3.Herşeye itiraz edenler
4.Sizi değersiz görenler
5.Sadece "ben"diyenler

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.859
  • Teşekkür 36678
    • Çevrimdışı
  • # 07 May 2020 18:44:01
"Oysa ne bir hayal, ne bir fısıltı, ne bir ayak sesi ne de bir gören var, bir soran var yitikliğimizi. Döküldük denizin kıyısına çaresiz."

Edip Cansever

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.968
  • Teşekkür 149623
    • Çevrimdışı
  • # 08 May 2020 19:54:10
Düşündürücü ve hikmetli sözlerle ruhlarınızı dinlendirin.Zîrâ bedenlerin yorulduğu ve zayıfladığı gibi ruhlar da yorulur...

HZ.ALİ

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.088
  • Teşekkür 2642
    • Çevrimdışı
  • # 09 May 2020 15:03:29
ANNE KİMDİR?

Ne Kadar Üzsen De 10 Dakika Sonra Seni Affeden Zarif Bir Memeli Türüdür...

Yağlı Bile Olsa Tiksinmeden Saçını Okşayan,Kucağına Yatıran, Öpüp Koklayan Tek Varlıktır...

Meleğin Süt Verebilenidir...

Yarasın Diye Muhallebinin İçine Ciğer Katarak Çocuğuna Yediren Manyaklık Derecesinde fikir üretendir..

Yemek Yemeyen Çocuğun Dikkatini Çekmek İçin Elindeki Tencere Ve Tavalarla Maymunluk Yapabilen Kişidir,Kafayı Çocuklarıyla Bozmuş,Göbek Bağı Kopsa Da Yürek Bağı Asla Kopmayan,Sevgi Dolu Fedakar İnsan Dişisidir...

Bulaşık,Ütü yada başka işler yaparken Bile Otomatik Olarak Çene Çalan,Kendi Kendine Konuşan,Kadın Dırdırı Denen Mereti Erkeklere Daha Küçükten Belletendir...
Yemek Uzmanı,Düzen İnsanı,Bilgili,Kültürlü Her Şeyi Bilen Şahsiyettir...
Yavrularını Yol Tarafından Değil,Kaldırım Tarafından Yürütendir...
Dizi Dizi İncidir Lakin Gerektiğinde Laf Sokma Dalında Da Birincidir...
Sevgiliden Ayrılma Haberi Verildiğinde,'Amaaan Ben Sana Daha Güzelini Bulurum' Diyebilen Komik Bir Karakterdir...
'Oğlum Aradım Yoktun Ben De Mesaj Atayım Dedim Sana.Gelince Ara Beni Emi Aslan Evladım Kara Börülcem Benim Öptüm Annen , Şeklinde Mesajlar Atabilen,Teknolojiyi Israrla Reddeden, Kabullenemeyen,Kafasına Göre Yorumlayan Bilişim Düşmanıdır AMA..

AMA Dünyanın En Güzel Kucağına Sahip,En Güzel Kokan, Harikulade Bir Varlıktır...

Olmadık Yerlerde İyi Ki Doğurmuşum Ulen Seni!' Diyen Ve Benim Hatırıma Benimle Freddy Mercury Dinleyen Bir Sabır Ağacıdır...

Evlatlarını Asla Ayırmayan,Aynı Zamanda Birbirinden Koruyan Güç Abidesidir...

Evde Bir Yere Uzandığınız An Orada Temizlik Yapacağı Tutan, Temizlik Konusunda Kayışı Kopardığından Temizlikçi Gelecek Diye Evi Temizleyen Balans Ayarı Kaçmış Temizlik Kaynağıdır...
Mutfakta Yaşayan,Evde Herkesi İdare Eden Bir Tür Canlıdır...
Sevginin Güçlerini Birleştirdiği Sonsuz Bakiredir!
Oğlunun Damat-Kızının Gelin Olduğunu Görünce,Çocuğu Mezun Olunca,Çocuğu Gol Atınca,Çocuğu Hasta Olunca,Çocuğu Askere Gidince,Asmalı Kabağı Seyredince,Dolar Yükselince Velhasıl Buna Benzer Bir sürü Şeye Ağlayabilen,Bu Mesajı Okurken Duygulanıp Gözleri Dolabilen,Ağlamaya Meyilli Bir Yapısı Olan Duygu Pınarıdır...

Uzakta Dursa Da Yakın Hissedilen,Canı Hep İstenen,Asla Vazgeçilmeyen,Dizinin Dibinde Olmak İstenen,Evlatların Varlığını Varlığına Armağan Edebileceği,Islak Kuru Ama Heeeep Duygulu Tek Kadın Modelidir..
Soner Oğuz

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.088
  • Teşekkür 2642
    • Çevrimdışı
  • # 13 May 2020 00:48:14
Freud'un kızına yazdığı mektup:

"Sevgili Anna, en güvendiğin insanlardan kötülük görüp üzülmen güçsüz biri olduğun anlamına gelmez. Fizik kurallarına göre; sırtını dayadığın bir nesne birdenbire giderse sen de o yöne doğru devrilirsin. Yani bunun güçsüzlükle alakası yok."

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.088
  • Teşekkür 2642
    • Çevrimdışı
  • # 13 May 2020 03:05:05
Biliyorum, bu kadar kırılgan olmayı kaldırmıyor hayat.
Her tökezleyişte kendi içine saklanınca, sıvazlamıyor sırtını.
Pencere önü çiçekleri değiliz ki, anlayışlı bir el alıversin bir çırpıda içeri.
Hadi aldı diyelim, gün ışığı olmadan ne kadar yaşanır ki?

AhmetHaşim

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.968
  • Teşekkür 149623
    • Çevrimdışı
  • # 13 May 2020 09:43:59


Savaşın en kanlı günlerinden biri... Asker, en iyi arkadaşının az 
ileride kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir 
saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar. Asker teğmene koştu: 
- Teğmenim, fırlayıp arkadaşımı alıp gelebilir miyim?.. 
"Delirdin mi?" der gibi baktı teğmen... 
- Gitmeye değer mi? Arkadaşın delik deşik olmuş... Büyük olasılıkla 
ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın. 
Asker ısrar etti ve teğmen "Peki" dedi. 
"Git o zaman." 

İnanılması güç bir mucize. Asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına 
aldı ve koşa koşa döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. 
Teğmen, kanlar içindeki askeri muayene etti. Sonra onu sipere 
taşıyan arkadaşına döndü: 
- Sana değmez, hayatını tehlikeye atmana değmez, demiştim. Bu zaten ölmüş. 
- Değdi teğmenim. dedi asker.. 
- Nasıl değdi? dedi teğmen. Bu adam ölmüş görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, 
dünyaya bedeldi benim için... 

Ve arkadaşının son sözlerini hıçkırarak tekrarladı:
- Geleceğini biliyordum!.. demişti arkadaşı... Geleceğini biliyordum!..

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.968
  • Teşekkür 149623
    • Çevrimdışı
  • # 13 May 2020 15:30:47
GEÇ Mİ KALDIK ACABA?
 Beş yaşında idim.
Rahmetli anneannem pirinç ayıklıyordu.
Bir tane yere düştü.
Anneannem eğildi, aramaya başladı.
Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
Çocukluk iste,
-Aman anneanne dedim.
- Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
-Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
- Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir
pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor
musun?'
Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

Aradan yıllar geçti.
Hacettepede öğrenciyim.
Alain'in proposlarini okuyorum.
Birden irkildim.
Anneannemi hatırladım.
Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa
karşı ihanet etmiş olur diyordu.
İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru,
el emeği vardır diyordu.

On dokuz yıl evveldi.
Stockholm'e gitmiştim.
Bir otele indim.
Geceydi.
Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir
not gördüm.
'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya
bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun'
diyordu.
Doğrusu hayretler içinde kaldım.
Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.
İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini
istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda
bulunuyordu.

İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir
haberi duyurur.
'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi,
gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü
dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun.
Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül
edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.
Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar
gırtlağı aşıyor.
Zamanın başbakanı meclisi toplar.
Kürsüye çıkar.
Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
-Şu andan itibaren der,
-Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar
ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
-Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek
istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

*Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta,
gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları
yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

*Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar
birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

Bir mıh bir nalı kurtarır.
Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
Bir komutan bir orduyu,
Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz
çok dikkatli olmak zorundayız.
Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.


burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.120
  • Teşekkür 12600
    • Çevrimdışı
  • # 13 May 2020 21:28:34
Ben öğrencilerime, sabah kahvaltıyı birlikte yapamayacaksanız, masal anlatamayacak ya da dua okuyamayacaksanız, akşam yarım saat konuşmayacaksanız çocuk doğurmayın diyorum. Artık anne babalar para kazanıyor, çocuğuna her istediğini alıyorlar ama yanında yoklar. İlber Ortaylı

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.088
  • Teşekkür 2642
    • Çevrimdışı
  • # 15 May 2020 13:50:14
“Japonya'da yaşanmış gerçek bir olay şöyledir:
Evini yeniden dekore ettirmek isteyen Japon bunun için bir duvarı yıkar.
Japon evlerinde genellikle iki tahta duvar arasında çukur bir boşluk bulunur. Duvarı yıkarken, orada dışardan gelen bir çivinin ayağına battığı için sıkışmış bir kertenkele görür. Adam bunu gördüğünde kendini kötü hisseder ve aynı zamanda meraklanır da kertenkelenin ayağına çakılmış çiviyi görünce. Muhtemelen bu çivi 10 yıl önce, ev yapılırken çakılmıştı.
Peki nasıl olmuş da kertenkele bu pozisyonda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamayı başarmış?
Karanlık bir duvar boşluğunda hiç kıpırdamadan 10 yıl boyunca yaşamak çok zor olmalı. Böylece adam çalışmayı bırakır ve kertenkeleyi izlemeye başlar.
Sonra nereden çıktığını farkedemediği başka bir kertenkele gelir ağzında taşıdığı yemekle...
Adamı sersemletir gördüğü manzara.
Bu nasıl bir sevgi?
Ayağı çivilenmiş kertenkele,
10 yıldır diğer kertenkele tarafından beslenmektedir...”

Kalbinizdeki sevgiyi  asla  öldürmeyin,
sizi sevenleri asla terketmeyin.!?

Can Yongası

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 73
  • Teşekkür 449
    • Çevrimdışı
  • # 16 May 2020 15:08:39
..

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK