Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 113199 defa)

yoncaöğrt

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 517
  • Teşekkür 961
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2020 16:11:23
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bana da
Biraz geç oldu ama öğreniyoruz işte

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 8.948
  • Teşekkür 64781
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2020 18:49:56
MUCİZE

Bir  mucize olsa, şu damlacık suya karışıp yok olmasa mesela, tek başına sadece damla olarak kalabilse, tek başına mutlu bir damlacık olarak kalabilse, yok olmasa suyun içinde…

 Bir mucize olsa ve kapı çalsa tam da şimdi, bir dost çıkıp geliverse,aklıma düştün dese dost, çıkıp geldim öylece işte dese…

Bir mucize olsa ve kayan bir yıldızı görmezden gelsem,  şimdi olduğumdan başka bir yerde ve daha mutlu olamazdım desem, başka birisinin dileği ol bu sefer desem, telaşla dilek yetiştirmeye çalışmasam…

 Bir mucize olsa ve radyoda o çok sevdiğim şarkı dile gelse, ‘seni bırakıp gidemem’ dese , her şeyi her şeyi bırakıp sadece şarkı olsam bende o sesle…

Bir mucize olsa, uyansam kalabalık bir pazar  kahvaltısı sabahına, babam otursa başköşede, gazetesini bırakıp günaydın dese aydınlık yüzüyle, masada kimsenin boşluğu olmasa…

Bir mucize olsa, küçük bir özürle, sıcak bir sarılışla bitse bütün kızgınlığım, gerçekten yanlış anlamış olsam olanları,  içimde öfke olmadan devam etsem yoluma…

 Bir mucize olsa ve kelimeler uçar gibi dökülse kalemimden, ketumluğum, yavanlığım gidiverse, içimde ne varsa kağıda boşalsa, gösterebilsem içimde kopan fırtınanın büyüklüğünü…

 Bir mucize olsa ve tüm telaşım, içimde sürekli benimle kavga eden ses, kendimi sevmeme, kendim olmama engel olan ne varsa bitse, içim birazcık sessizleşse, birazcık dinlenebilse, yada dışardan birisi içimi görebilse ve usulca okşayıp saçımı geçecek dese…

 Bir mucize olsa ve yılgınlığımdan sıyırıp yeniden  ayağa kaldırsa beni, bana benzeyen, tekrar düşebilirsin, ama bu sefer yalnız olmayacaksın dese, ve ben hiç yalnız hissetmesem kendimi…

 Bir mucize olsa ve kelimelerim yalnızlığı, kırgınlığı, uzaklığı, gitmeyi, umutsuzluğu değilde kalmayı anlatsa, kaldığım yerdeki mutluluğu anlatsa, gamlı hazan mevsimini değilde taze bahar çiceklerini anlatsa…

Bir mucize olsa gelse ve hiç gitmese…

yoncaöğrt

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 517
  • Teşekkür 961
    • Çevrimdışı
  • # 12 Tem 2020 13:11:07
Bazen uzun uzun sessiz kalmak istersin
Çevrendeki her şeye
Kendine bile...
Bir oturur, dinlersin kendini...
Terazide tartarsın bazen
Elindekini ve elinde olmayan şeyleri
Bir demlik çay demlersin
Tam da seni anlatan bir şarkıyı mırıldanırsın
Yakarsın bir sigara
Ve yeniden başlarsın konuşmaya...
Bir ben var ki benim içimde
Benden öte benden ziyade...

dark city

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 303
  • Teşekkür 2074
    • Çevrimdışı
  • # 12 Tem 2020 14:06:39
Sabır, sakin sakin  akan bir ırmak gibidir bence.
Ama bir taşarsa ırmak,  silip süpürür ortalığı.
 O nedenle insanların sabrını çok zorlamamak  yapacağımız en akıllıca hareketlerden biri olsa gerek.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.408
  • Teşekkür 153272
    • Çevrimdışı
  • # 12 Tem 2020 15:32:34
İçimdeki Çocuğu Özledim



Her insanın içinde bir çocuk vardır. Bizler o çocuğun büyümesine asla izin vermeyiz. Yılların alnımızda bıraktığı kırışıklıklara aldırış etmeden, yaşlanmadığımızı onunla haykırırız tüm dünyaya. Onunla yaşayamadıklarımızı yaşarız. O çocuk, bizimle aramızda hep bir sır kalmıştır. Onu hep gizli yerlerde çıkarır, gezdiririz, oynatırız.
Gecenin bir yarısı çıkarız dışarı. Karanlığa sığınınarak, kuytu bir parkta onu kaydırırız, salıncakta sallarız özgürlüğe uçururcasına....
Çıkarız yüksek dağların zirvesine nefesimiz çıktığı kadar haykırırız hayatı, zaferi kazanmışçasına, kötülüklere karşı...
Tek başımıza saklambaç oynatırız ona ağaçların, duvarların arkasında ... Hiç bulunamamacısına....
Kendimizle baş başa kaldığımızda muziplikler yaparız gizli gizli. Bazen kendimize güleriz. Bu sen misin deriz. Şaşırmış halde...
Aynaya bakarız ilk ve son masumluğumuzu görmek adına....Kendimizi beğeniriz, nanik yaparız yaramazca....

Hani derler ya " bana düşlerini kiralar mısın abi? Ayakkabılarını bedava boyarım" öyle güzel düşler aramak isteriz.
Bir su birikintisi gördüğümüzde üzerinde zıplamak isteriz dizginlenemeyen yaramazlığımızla....
İçimizdeki çocuk çok şey istemez bizden. Sevgi ister, güven ister, özveri ister, kendin olmak ister, masumluk ister, derinlik ister. Daha doğrusu kendin olmak ister. Başkaları ne diyecek. Nasıl düşünecek diye düşünmek istemez. İçinden geldiği gibi yaşamak ister...

Bırakalım artık içimizdeki çocuk hep mutlu olsun. Kimsenin onu yok etmesine izin vermeyelim. Onu içimizde hapsetmeyelim. Çözelim kelepçelerini, özgürlüğe salıverelim. Dünyanın karanlıklarını onun gözlerindeki parıltıyla aydınlatalım. Onun minicik kalbiyle atsın kalbimiz . Onun masum gülüşleriyle gülelim, sinsi gülüşlerden arınmış halde. Ağlarken de onun gözyaşlarını akıtalım. Yüreğimizden geldiği gibi, yalansız, gösterişsiz...

Ben o çocuğu çok özledim. Yıllara onunla meydan okumak istiyorum. Onu çok arıyorum. Onda, saklı kalmış güzelliklerin hayalleriyle teselli buluyorum. Ama o çocuk gelmiyor bana. Küs olmasından korkuyorum...


Mustafa Uslu

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.195
  • Teşekkür 13372
    • Çevrimdışı
  • # 12 Tem 2020 16:10:05
Hacile öğretmenim çok anlamlı bir yazı çok beğendim çocuk ruhlu insanlar hayatımızda hep olmalı..

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.408
  • Teşekkür 153272
    • Çevrimdışı
  • # 13 Tem 2020 09:42:26
"   -neyse- demek iyidir, 'bu da geçer' demek gibidir, geçmez, herkes bilir geçmediğini, geçmiş gibi yapılır. bazen 'gibi yapmak' da iyidir, bazen öyledir, bazen geçer, hiçbir zaman geçmez. insan 'neyse' demeyi hayli geç öğrenir, belki de geç değildir, tam vaktindedir. kimi bunda bir olgunluk bulsa da, bulunan şey zorunluluktan başka bir şey değildir. uzatacak ne var, insan 'neyse' demeye başladığında, 'ne sabahtır bu mavilik ne akşam' duygusunun da, yavaş yavaş ondan geçtiğini kabul etmeye de başlamış demektir. ikindinin akşam alacası dediğimiz o garip vakte değdiği yerdedir. hiçbir şey 'neyse' demenin niye bunca dokunaklı olduğunu o ıssızlık anı kadar iyi anlatamaz."

yoncaöğrt

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 517
  • Teşekkür 961
    • Çevrimdışı
  • # 13 Tem 2020 20:08:19
Kimse, seni sen olduğun için sevmeyecek; herkes seni, seni sevmenin onlara ne kadar yakışacağını düşündüğü için, yani kendileri için sevecek. Ve bu da demek oluyor ki insan böyle yaparak yine kendini sevecek. Sen hiç sevilmemiş olacaksın hikâyenin sonunda...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.408
  • Teşekkür 153272
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2020 13:18:11
Kişiye olan sevgi ve özlemin sana Rabbini hatırlatıyorsa,
o "âşk"tandır işte..
seni Rabbinden alıkoyuyorsa,
o "nefs"tendir sadece...

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.628
  • Teşekkür 29857
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2020 13:49:36
Zorunlu olmayan sayıları çöpe atın: yaş, kilo, boy.
Doktorunuz düşünsün onları...😊
Sadece neşeli arkadaşlarınız olsun.
Suratsızlar, negatifler sizi aşağı çeker.

Öğrenmeyi sürdürün: Bilgisayar, el sanatları, bahçecilik, ne olursa.
Beyniniz âtıl kalmasın. Âtıl kafa, iblisin tezgâhıdır.
Küçük şeylerden zevk almaya bakın.

Sık sık, uzun uzun, vargücünüzle gülün. Soluksuz kalıncaya kadar gülün.
Gözyaşları olacaktır. Katlanın, yas tutun, başka yaşantılara geçin.

Sevdiklerinizle doldurun çevrenizi, aile, kedi, köpek, kuş, balık, yadigârlar, müzik, bitkiler, hobiler, ne olursa.
Eviniz sığınağınızdır. Tadını çıkartın.

Sağlığınızın kıymetini bilin. İyiyse üstüne titreyin.
Bozuksa düzeltin.

Vicdan azabından uzak durun.
Çarşı pazarda gezin, komşu illerde dış ülkelerde dolaşın, ama sakın suçluluk, pişmanlık duygusuna yönelmeyin.

Sevdiğiniz insanlara onları sevdiğinizi söyleyin, hissettirin her fırsatta.
Ve hiç unutmayın ki yaşam, aldığımız soluklarla değil, soluk kesen anlarla ölçülür.

George Carlin

ankaragucux

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.790
  • Teşekkür 5272
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2020 13:57:20
"Hayat dediğin bir kuyu değil mi?
Kiminin kovasına düş kırıkları dolar, kiminin kovasına gökten zemzem yağar..."

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.408
  • Teşekkür 153272
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2020 20:19:00
Osmanlı Edebi
Eskiden "Kapıyı kapat!" denilmezmiş. Allah (cc) kimsenin kapısını kapatmasın diy...e düşünülürmüş. "Kapıyı ört, ya da sırla" denilirmiş. Kapının kapanmadan yavaşça örtülmesi edebdenmiş.

“Lambayı söndür” demezlermiş. Allah (cc) kimsenin ışığını söndürmesin. "Lambayı dinlerdir" derlermiş. Lamba yakılmaz, uyandırılırmış.

Uyuyan birisi uyandırılmak İçin sarsılmaz veya adı ile çağırılmazmış. "Agâh ol erenoler" derlermiş. Nezaket, incelik, edeb her işin başı imiş de ondan... Ona eren uyanık olurmuş. İnsanların sözü kesilmez, işaret ve işmar edilmez, fısıltılar, gizli konuşmalar hoş karşılanmazmış.

Hanımlar beylerine "Efendi" derlermiş, "siz" derlermiş. Hanımefendiliklerini gösterirlermiş.

Gezerken yere yumuşak basılır, ses çıkarmamaya çalışılırmış. Yerdeki haşerata basmamaya özen gösterdiği için adı "Karınca basmaz Efendi” ye çıkan insanlar varmış.

Kapıdan çıkarken arkasını dönmemek, geri geri çıkmak edebdenmiş.

Kapı eşiğindeki misafirlere ait ayakkabılar, dışarıya doğru değil, içeriye doğru çevrilirmiş. "Git bir daha gelme!" der gibi değil de. "Gitsen de ayağının yönü buraya dönük olsa" dercesine dizilirmiş.

Canlı cansız her şeyin bir hatırı varmış. Eskiler hayatı o kadar nurani, o kadar temiz, o kadar manâlı yaşarmış.

Üstad Necip Fazıl bu hali “Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler, Ölçülü uzaklıkta yakın beraberlikler." diye tarif eder.


toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.009
  • Teşekkür 38056
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2020 23:14:07
İşi düştüğünde değil,
Yere düştüğümüzde,
Elini uzatan insanlara
Hasret kaldık....

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.195
  • Teşekkür 13372
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2020 23:26:40
PINARCIK öğretmenim son derece doğru  ve güzel bir veri teşekkürler

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.408
  • Teşekkür 153272
    • Çevrimdışı
  • # 15 Tem 2020 11:58:54
Seven, arayandır sevilen de bulunandır. Sevgi, inanmakla başlar, yaşamakla da devam eder. İnanmakla sevmek ikizdir. İnanan sever, seven yaşar.
Sevgi; fıtrat atmosferinde yüreğin yüreğe gülümsemesidir. Sevgi, mutluluk yolunda olmazsa olmaz soluktur. Sevgiye fiyat biçilmez. Sevgiye fiyat biçenler, kendilerine fiyat biçenlerdir. Yani kendilerini maddi değerlerle satışa arz edenlerdir. Sevgiyi satın alabilecek maddi değer yoktur.
Sevmeye zaman ayıranlar, sevilmeye çare bulurlar. Çünkü sevilmenin çaresi, sevmede saklıdır. Sevmek, sevilmenin hem çaresi ve hem de çırasıdır. Sevgi olan yerde gurbetin hasreti çekilmez. Sevmeyen ve sevilmeyen, mutluluğun adresini bilmez.
Seven sevilir. Kim başkasını severse kendisi de sevilecektir. Başkalarını kazandırmış olan kendisi de kazanmış olacaktır. Tüm insanlar kendileri arasında karşılıklı bir sevgi hissederlerse, güçlüler zayıfları avlayamazlar, sayıları çok olanlar daha az sayıdakileri baskıları altına alamazlar, usta olanlar da beceriksizlerle alay edemezler. Bilgi sevginin, sevgi de mutluluğun bereketidir.
Sevgi, fıtrat doğrultusunda yürümektir. Sevgisizlikse yerlerde sürünmektir. Sevgi üretmek, sevgisizlikse tüketmektir. Sevgi, mutluluğun en doğru ve en kısa adresidir.
Sevilmek, fıtri bir zevktir. Ancak sevilmek ile sevmek ikizdir ; sevmek kalbin özelliği, sevilmek ise ruhun güzelliğidir. Kalblerini özelliksiz, ruhlarını ise güzelliksiz bırakanların mutluluğu olmaz.
Sevgi; bazen bir güzel sözdür, bazen tatlı bir tebessümdür, bazen bir damla gözyaşıdır, bazen bir selamdır, bazen sevda uğruna çekilen cefadır, bazen de derde derman olan bir vefadır. Sevgi, kalbi bir eylemdir. Hatta insan kalbinin en soylu eylemi, sevgidir.
Sevgi ilme dayanırsa bire sonsuz veren bir tohuma dönüşür. Sevgi cehalete dayanırsa insanı tutuklayan bir tutkuya dönüşür.
Başkası tarafından sevilen gönülde bulunmuştur. Önemli olan sürekli gönülde kalmayı başarmaktır. Sevgi kalb kadar hassastır. Kalbin bozulması, sekteye uğraması hayatın sonu olduğu gibi, sevginin tükenmesi de münasebetin ölmesi, yani son bulmasıdır.
Gökten düşen cismin parçaları bulunur, ama gönülden düşenin parçaları bulunmaz. Ne yazık ki, günümüzde gönülden düşmeme hassasiyetini gösteren medenilerin sayıları pek az. Gönül ihram giymiş bir Gülbeyaz.
Onun genç ve diri kalmasını istiyorsan ömrünün her sayfasına sevgiyi yaz!.



 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK