Konu: Hikaye Türündeki Yazılarımız.  (Okunma sayısı 257298 defa)

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 24 Tem 2011 22:41:47
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Heyecanla takip ediyorum.Tatilime renk kattığınız için teşekkürler.

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
24 saat ENGELİ .Teşekkürler.Yazılarınızı düşündüğünüzden daha fazla kişi takip ediyor emin olun.Koş Murat koş???

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
büyük bir merakla okuyoruz lütfen devam edin.

Çok teşekkür ederim arkadaşlar. İnanılmaz mutlu oldum. İlginize desteğinize tekrar teşekkür ederim. Sağ olun.  :D  :D  

boran_12

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.427
  • Teşekkür 4021
    • Çevrimdışı
  • # 28 Tem 2011 01:44:49
Sayın "kardia" öğretmenim,
İnanın yazınızı okurken sizinde Murat Bey'e kastınız var sanıyorum. Öyleki kilolu ve merdiven çıkmayı pek sevmeyen biri olarak adeta merdivenlerden çıkıp inerken ben yoruldum :D
Değerli öğretmenim, umarım yaptığım espiriyi yanlış anlamazsınız. Demem o ki yazınız öyle akıcı ki okurken yaşanılıyormuş gibi hissettirip beni yormayı başardı :D
Murat Bey'in mutluluğu tadacağı anı sabırsızlıkla bekliyorum. Yüreğinize, düş gücünüze ve kaleminize sağlık...
Saygılarımla...

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 28 Tem 2011 01:54:58
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sayın "kardia" öğretmenim,
İnanın yazınızı okurken sizinde Murat Bey'e kastınız var sanıyorum. Öyleki kilolu ve merdiven çıkmayı pek sevmeyen biri olarak adeta merdivenlerden çıkıp inerken ben yoruldum :D
Değerli öğretmenim, umarım yaptığım espiriyi yanlış anlamazsınız. Demem o ki yazınız öyle akıcı ki okurken yaşanılıyormuş gibi hissettirip beni yormayı başardı :D
Murat Bey'in mutluluğu tadacağı anı sabırsızlıkla bekliyorum. Yüreğinize, düş gücünüze ve kaleminize sağlık...
Saygılarımla...

 :D :D Estağfurullah hocam, aksine yorumunuza son derece memnun oldum. Teşekkür ediyorum. Ben de yazarken çok eğlenmiştim. Sizi yorduğu için kusura bakmayın.  :D İlginiz, desteğiniz için tekrar teşekkür ederim. Sağ olun.

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 29 Tem 2011 16:07:51
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 9. Bölüm-

Kalbim sanki delirmiş gibi atıyordu. Daha ikinci katta pes etmiştim ama pes etmek gibi bir lüksüm yoktu. Dördüncü katta her şeyi göze almıştım. Bazen kabullenmek gerekiyordu ve ben de tam o noktadaydım... Nefes alamıyordum. Merdivenlere oturdum. Zor da olsa kendimi ikna etmeye çalışıyordum.  Ha gayret oğlum hadi!... Tekrar çıkmaya başlamıştım. Beş, altı, yedi...

Dokuzuncu kata ulaştığımda Yavuz Beyin sekreteri tam karşımda duruyordu. Elindeki dosyanın anlaşma metni olması için dua ediyordum.

-Murat Bey, işte istediğiniz anlaşma metni, bunlar da diğer dosyalar.

-Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum Aylin hanım. Sağ olun.

-Önemli değil ama Yavuz Bey anlasaydı bayağı önemli olurdu. Lütfen daha dikkatli olun. Seval Hanımın hatırı olmasa...

-Kesinlikle haklısınız. Belki sizin yerinizde olsam buna cesaret edemezdim. Teşekkür ederim... Çok teşekkür ederim.

...............

Artık hiç olmazsa ön anlaşma metni elimdeydi. Asansöre doğru yürüdüm. Ama bu saatten sonra asansör kelimesi bile, benim için kabustan başka bir şey ifade etmiyordu. Zaten katta olmasını beklemediğim için öylesine göz ucuyla baktım. Kapıdaki görevli umutsuz halimi fark etmiş olacak ki gülümseyerek:

-Beyefendi hala ihtiyacınız varsa asansör bu katta.

-Teşekkür ederim.
………………

Bin bir zorlukla çıktığım merdivenleri bi çırpıda inmiştim.
Şimdi şirkete dönebilmek için güce ihtiyacım vardı. Sabahtan beri hiçbir şey yememiştim. Başımın döndüğünü hissediyordum. Arkamdan yavaşlayan bi araba sesiyle kenara çekildim.

-Murat, Murat nereye gidiyosun, hadi atla.

-Ahmet ağbi!... Seni gördüğüme ne kadar sevindim bilemezsin. Nerden geliyorsunuz?

-Yemekteeen. Biraz uzadı da. Bizimle gelmediğin için bunları da sana getiriyorduk.

Şaşırmıştım. Şu hale bak. Körün istediği bir göz, Allah vermiş iki göz.  :D

.......................

Nihayet şirkete dönmüştüm.

Bütün dosyaları toparlamaya çalışıyordum. Elimdeki dokümanlardan sıkı bir rapor yazmalı, dosyalara son şeklini vermeliydim. Tüm dosyaları ayrı ayrı nokta ve virgüllerine kadar okuyordum. İşim tahmin ettiğimden bile çoktu.

...........

Çaresizlik etrafımdaki çemberi daraltıyordu. Arkama yaslandım. İçimden nasıl bu durumdan kurtulabilirim diye düşündüm... Ama bu kez fena yakalanmıştım. :-\  

............................. .......

Hadi Murat, hiç olmazsa dene... :-\ Tamam, başlıyoruz... Ön anlaşma metni, dosyalar, raporlar, sunular, banka dokümanları... İşte bu sırayla düzenleme yapmalıydım. Okuduğum dosyalarsa henüz denizde kum tanesi gibiydi. Kum tanesinden kale yapmak... Nasıl? Of! Ama bir yerden başlamak gerekiyordu.

...........................

-Murat , çıkmıyor musun? Saat altı oldu. Bak böyle çalışırsan patron bizim boşladığımızı  fark edecek, o zaman bozarız fiyakanı ona göre. :)

-Sorma Ahmet ağbi, bu dosyaları bitirmek zorundayım. Patron yarın elinde olmazsa bozuk para niyetine harcayacak beni.

-Sahi mi ya, ne diyeyim abi, Allah kolaylık versin. Biz çıkıyoruz. Yarın görüşürüz.

-Güle güle.

-Murat kendini o kadar da zorlama, her şey olacağına varır.

-Sağ ol abi, eyvallah.

On beş dakika içinde iş yerinde benden başka kimse kalmamıştı.
Kendime acımayı bırakıp çalışmaya koyulmalı, işe düşünmek için bile ara vermemeliydim. Zaten bir defa ara verirsem bir daha başlayamayabilirdim...

............................. ...................

Oldukça yoğunlaşmıştım. Başımı ilk kaldırdığımda saat on biri geçiyordu.

Yorgunluk tüm vücudumu rehin almak üzereydi.

Olaylara iyi tarafından bakmaya çalışıyordum. İlk aklıma gelense şu yarısına kadar su olan bardak hikayesi oldu. Bu hikâye bana her zaman saçma gelmişti. :-\  Bana bu bardak hakkındaki fikrimi sorsalar, ne yarısı dolu ne de yarısı boş demezdim. Kısaca yarım bardak su demeyi tercih ederdim. Yok aşağısında su varmış, yok yukarısında boşluk kalmış, üst tarafı kim içmiş. ............

Kendi kendime konuştuklarıma bakılırsa ciddi ciddi yorulmuştum. Şu sunulara da son şeklini verebilseydim, yolun sonunda bir ışık görebilirdim. Ama o ışığa doğru gitmek yoktu. Gladyatör filmini izlediğimden beri bu ışık bana epeyce antipati yapıyordu.   ;)

Sunuları toplantı salonunda izlerken uyumamak için tüm gücümü harcıyordum. Saat üçü beş geçiyordu. Daha üçüncü sunudaydım. Uyumamalıydım. O kadar kahve içmiştim ki, vücudumdaki kafein oranı artık ters etki yapmaya başlamıştı.

....................

Son kahveyle beraber altıncı sunuyu da bitirmiştim. Bu raporları da hata yapmadan bitirebilirsem tamamdı. Ama bende sıfırlamıştım. Tekrar ayağa kalktım. Bu şirket içinde attığım belki de yirminci turdu. :-\

Elimi yüzümü bir kez daha yıkıyordum. Tekrar masama oturdum. İyiyim, evet iyiyim.  ???
........................

Saat beşi geçmişti. Raporları gözden geçirmiş, en nihayetinde son imzayı atıyordum. Evvveeet, bitti...Ohh!  

eylulada1

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.178
  • Teşekkür 47021
    • Çevrimdışı
  • # 29 Tem 2011 22:57:31
Evett,Murat Bey'e bu kadar iş yükleyin sonra da hikayenin başlığına ''CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * '' diye koyun...Murat Bey şu an iş aşkıyla ölüp gider..Yazık adamcağıza yaa.. :D :D

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 29 Tem 2011 23:52:47
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Evett,Murat Bey'e bu kadar iş yükleyin sonra da hikayenin başlığına ''CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * '' diye koyun...Murat Bey şu an iş aşkıyla ölüp gider..Yazık adamcağıza yaa.. :D :D

Hocam valla haklısınız. Ne desem bilmem ki.  :D Artık bir iki bölüm içinde bu Murat'ın aşık olması lazım. :D Ama üzülmeyin bakarız bi çaresine.

sINIFÇI SELİ

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 1.130
  • Teşekkür 3564
    • Çevrimdışı
  • # 29 Tem 2011 23:55:17
akıcılık diye ben buna derim:)çok iyi ya:)bana kimse bilgisayar başında tek seferde bu kadar yazıyı okutamazdı kardia öğretmenim tebrik ederim!çok eğlendim ve acayip heyecanlandım okurken:))

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 30 Tem 2011 00:08:40
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
akıcılık diye ben buna derim:)çok iyi ya:)bana kimse bilgisayar başında tek seferde bu kadar yazıyı okutamazdı kardia öğretmenim tebrik ederim!çok eğlendim ve acayip heyecanlandım okurken:))

Hocam güzel yorumlarınız için çok çok teşekkür ederim. Valla mahcup oldum.  :-[  Ayrıca eğlenmenize çok sevindim. Ben de yazarken çok eğleniyorum. Tekrar teşekkür ederim. Sağ olun.  :D

Oğuz İNAN

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 291
  • Teşekkür 956
    • Çevrimdışı
  • # 30 Tem 2011 11:07:29
GİDEN VE KALAN
GİDEN; ilişkiyi yönetendir, gideceği zamana da kendisi karar vereceği için çok zorlanmaz giderken.
KALAN; güvenendir, yalnız kalmak aklına bile gelmediği için yüreği kanar.
GİDEN; ilk iş telefonu kapatır, bıraktığı enkazla yüzleşmek istemez.
KALAN; saatlerce telefona bakar, umutla geleceğini bekler gidenin.
GİDEN; “hakkını helal et” diyendir vicdanı rahat olsun diye.
KALAN; hakkını helal edendir, çaresiz.
GİDEN; deneyen, ilişkinin seyrine karar verendir.
KALAN; saftır, denendiğini öğrenince şaşar kalır.
GİDEN; sakın üzülme, sen üzülürsen ben de üzülürüm bak diyendir.
KALAN; üzülen, yüreğinin resmen acıdığını hissedendir.
GİDEN; duygularınla oynamış gibi oldum kusura bakma diyendir.
KALAN; saftır, gene şaşar kalır.
GİDEN; gelmeyi asla düşünmez, geride kalan onca güzelliğe rağmen.
KALAN; yüreği sızlaya sızlaya bekler aylarca.
GİDEN; telefonla bağını koparır.
KALAN; telefonun her çalışında bin umutla telefona bakıp her defasında hayal kırıklığına uğrar.
GİDEN; gelmek için çaba sarf etmemiştir zaten, zoraki gelmiştir.
KALAN; gelsin diye çok uğraştığı gidenin ardından hayatla bağını koparır.
GİDEN; bir mesajın beni çok yıprattı deyip siler atar, binlerce mesajın yaşattığı güzelliğe aldırmadan.
KALAN; tek bir hata yapmıştır, anlayamaz bedelinin bu denli ağır olmasının sebebini.
GİDEN; kalmamaya odaklıdır.
KALAN; ısrarla gitmeyeceğini düşünür, bekler, hep bekler.
GİDEN; hayırlısı buymuş diyendir, nasip değilmiş diyen.
KALAN; kadere razı olandır.
GİDEN; güzel gözlerin hep gülsün diyendir enkaza rağmen.
KALAN; gülemeyendir.
GİDEN; benim için de çok kolay değil gitmek diyendir.
KALAN; niye zoru başarmaya gayret edersin o halde diye düşünendir safça.
GİDEN; gözün yaşına bakmayandır.
KALAN; bağrına taş basan.
GİDEN; hep güzelliklerle hatırlayacağım diyendir.
KALAN; her saniye yüreği kanaya kanaya gideni düşünendir, hatırlamaya gerek duymaz.
GİDEN; gitmeye karar veren olduğu için çok da belli etmez etrafına ilişkiyi.
KALAN; her şeyi anlatır ailesine, güvenir, gitmeyecek sanır, hayaller kurar, bitince “anası” ağlar.
GİDEN; başka birini bul unutursun der.
KALAN; bunu da anlamaz, sevda dediğin kolay mıdır o kadar?
GİDEN; gittikten sonra arkadaşım, kardeşim olur musun diye sorar vicdanı rahat olsun diye.
KALAN; bunu da anlamaz, hayatım dediği insan giderken ortada hayat mı kalır?
GİDEN; tek kelam etmemek üzere gitmiştir.
KALAN; yüreğinin feryadını dillendirmek için yazar ha yazar nafile yere.
GİDEN; ben sana layık değilim diyendir yüzyıllardır.
KALAN; saftır, anlayamaz.
GİDEN; acıtandır.
KALAN; acıyan.
GİDEN; gider...
KALAN; ölür...

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ağu 2011 00:51:48
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 10. Bölüm-

Kendimi zor bir zaferin üstesinden gelmiş komutan gibi hissediyordum. Bu zaferin tadını çıkarmalıydım. Aslında en iyisi sıcak yatağımda aralıksız üç gün uyumak olurdu ama mesai saati neredeyse başlamak üzereydi. Bir günlük uykusuzluktan herhalde ölmezdim...

Şöyle patron görecek sıkıntısına girmeden kendimi koltuğuma bırakıp derin bir nefes aldım. Ohhh… Gece boyunca öylesine meşguldüm ki gömleğimin kollarını kıvırıp rahatlamayı bile düşünememiştim. Önce gömleğimin manşetlerini iki kez kıvırdım. Muhakkak ayaklarımı masanın üzerine atmalıydım, öyle de yaptım. İki elimi başımın arkasında birleştirirken olanca rahatlığı iliklerime kadar hissediyordum.

Patron beni bu halde görse ne yapardı acaba. Bunu düşünmek bile beni eğlendirmeye yetmişti. Gözlerimi kapattım... Patron kapıdan geçiyor, tabi benim umrumda bile değil. Arkadaşlar telaşlı ama ben hiç istifimi bozmuyorum. Ahmet abi her zamanki gibi felaket senaryolar ı yazııı... y..yo..r
..................

-Murat, Murat!

Aynen işte böyle.

-Hişt, oğlum kalksana, sana diyorum be, hadi! Taner Bey inanın gece boyunca çalıştı.

-Ahmet abi, korkmaaaaa.

-Ne korkması sersem, çabuk kalk! Zaten hemen kalkmazsan bir daha ihtiyacın olmayacak.

Oldukça gerçekçi bir hayal kuruyordum. Ama seslerin bu netliği içime olanaksızı düşürmüştü. Yoksa bunlar…  Nasıl yani?... Hiç uyumamıştım ki... Yoksa uyumuş muydum? Hangisi doğru. Gözlerimi açacak cesareti bulamıyordum.

-Murat sana diyorum, kalksana!.. Taner Bey savunulacak bir tarafı da yok ama ne desem bilmem ki...

Korkarım, duyduklarımın hepsi gerçekti. Bu saatten sonra uyanmak mı yoksa uyumaya devam etmek mi daha kötüydü, karar veremiyordum. Bende bu şans varken…

-Taner Bey, bu defalık affetseniz, Murat iyi çocuktur aslında.

Aslan Ahmet abim, beni nasıl da savunuyo. Bazen bu adama kızarak ayıp ediyorum galiba.

Birden oluşan sessizlik… Kaçacak yerim kalmamıştı. Yavaş yavaş gözlerimi açtım. Ofisteki tüm arkadaşlar beni yarım daireye almışlardı. Gözlerim Taner Beyi arıyordu. Çok mahcup olmuştum. Koca bir gecelik çalışmayı bir anda ziyan etmiştim.

-Taner Bey nerde?

Arkadaşlar yavaşça açılıp yolu aralamışlardı. Aralığın sonunda Taner Bey, hayır Ahmet abi duruyordu. Birden kahkahayı patlattı:

-Ben size yer dememiş miydim? Haha hah.!

-Ne!... Nasıl yani? Yani bütün bunlar bi şakamıydı! Ben neden gülmüyorum peki?
 
Bir anda kendimi Ahmet abinin boğazını sıkarken hayal ettim. Ne kadar iyi olurdu.

-Şaka be oğlum, ben seni patrona yem eder miyim?

-Bu etmemiş halin mi? Arkadaşlar, ya sizler, siz neden bu oyuna alet oluyorsunuz?

Ahmet abi, kızdığımı azda olsa anlamıştı.

-Tamam tamam kızma! Bak, yok bi şey işte, patron daha gelmedi. Rahatla biraz.
…………………………

Biraz sonra sinirlerim yatışmaya başlamıştı ama o sinirle diğer arkadaşlara da çıkışmış, hatta dozu da biraz kaçırmıştım. Sonuçta onlar gece boyunca neler yaşadığımı bilemezlerdi. Sözlerime çoktan pişman olmuştum ama… Ayağa kalktım:

-Arkadaşlar, kusura bakmayın, bütün gece buradaydım. Yani sizi kırmak istemedim. Zor bi gündü... Af edersiniz ya… Özür diliyorum.

Başımı kaldırıp baktığımda Metin abi söze girdi:

-Yok yok kırılmadık, biz de hatalıyız. Hem boş ver şimdi, hepimize birer çay ısmarla da işe başlayalım.

-Metin abi, valla kusura bakmayın. Ben,..

-Çok konuşma da çayı ısmarla, gün uzun.

Sahiden de bu yorgunlukla bayağı uzun bir gün olacaktı.

Birden Taner Beyin sesi duyuldu. Arkasında bir grup iş adamıyla ofise doğru ilerlediler. Aralarında yabancı iş adamları da vardı. Bu proje sandığımızdan da büyük gibiydi. Bir aksilik çıkmaması için dua ediyordum. Yoksa korkarım telafi etmem mümkün olmayacaktı.
………………….

Az sonra odadan Taner Beyin sağ kolu, akıl hocası ve yetmiyormuş gibi dünya güzeli özel danışmanı Selin Hanım çıktı. Bana doğru geliyordu.
Masama yaklaştı. Saçları yüzüne çarpıyordu. Yapma bana bunu, yapma bunu...

-Murat Bey,

-Evet Selin,

-Anlamadım,

-Şey yani Selin Hanım,

-Murat bey, şu ana kadar çoktan hazırlamış olmanız gereken dosyaları alabilir miyim?

-Buyrun alın Selin Hanım… Yalnız sizi kraldan çok kralcı görüyorum. ( Ne diyorum ben, ağzımdan çıkanı kulağım duyuyor mu ? )

-Murat Bey, bakıyorum formunuzdan hiçbir şey kaybetmiyorsunuz. Her zamanki gibi ukala ve sinir bozucusunuz.

-Sizi görene kadar bi şeyim yoktu aslında, sanırım negatif elektrik meselesi.
(Biri beni durdursun!!! )

-Duygularımız karşılıklı Murat Bey. Bu arada patron hiçbir şekilde iş yerinden ayrılmamanızı istedi.

-Tabi tabi. Başka emri,

-Efendim,

-Yani, başka bi emri varsa hemen yerine getireyim, diyordum.

-Öyle olsun bakalım...

Fena çuvallıyordum...  :-\

boran_12

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.427
  • Teşekkür 4021
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ağu 2011 00:58:12
Sanırım sonunda CİDDİ olan ciddi ciddi ortaya çıkmaya başladı :D
Rüya ile uyanıklık arasındaki farkın tanımı öylesine etkileyiciydi ki... Yüreğinize ve kaleminize sağlık öğretmenim...

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ağu 2011 01:23:45
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sanırım sonunda CİDDİ olan ciddi ciddi ortaya çıkmaya başladı :D
Rüya ile uyanıklık arasındaki farkın tanımı öylesine etkileyiciydi ki... Yüreğinize ve kaleminize sağlık öğretmenim...

Çok naziksiniz hocam. Sağ olun. Mahcup ettiniz gerçekten. Teşekkür ederim. :)

Tolstoyevski

  • B Grubu
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 24.721
  • Teşekkür 255646
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ağu 2011 01:28:23
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Çok naziksiniz hocam. Sağ olun. Mahcup ettiniz gerçekten. Teşekkür ederim. :)

Öğretmenim çok imreniyorum size. Keşke ben de yazabilsem böyle. Kalemimiz pas tutmuş, mürekkebimiz kurumuş, defterimiz yasta...

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ağu 2011 01:34:33
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Öğretmenim çok imreniyorum size. Keşke ben de yazabilsem böyle. Kalemimiz pas tutmuş, mürekkebimiz kurumuş, defterimiz yasta...

Çok teşekkür ederim hocam ama öyle düşünmeyin lütfen. Yazmayı denemediğiniz için böyle hissediyorsunuzdur. Siz bir deneyin eminim çok daha iyilerini yazabilirsiniz.  :)

Oğuz İNAN

  • Üyeliği İptal Edildi
  • İleti: 291
  • Teşekkür 956
    • Çevrimdışı
  • # 01 Ağu 2011 21:34:32
EZAN OKUNDU
-   Gelin çocuklar şeytan çatlatalım.
-   Şeytan çatlatmak mı, o nasıl olacak?
-   İftar vaktine az bir zaman kala sofranın etrafına oturup önümüzdeki nimetlerden yemeyip sudan içmediğimiz zaman şeytanın zoruna gider ve çatlar.

90’lı yılların başında daha henüz çocukken, babamdan öğrenmiştim şeytan çatlatmayı.
 O zamanlar bambaşkaydı ramazanlar.
   Elektriksiz köy evimizde gaz lambasının fersiz ışığında açılan oruçların gönlümüze doldurduğu nurun tarifi nasıl yapılabilir ki.. Daha henüz televizyonun çirkinliğiyle tanışmamış çocuk ruhumuzun saflığını keşke kaybetmeseydim.
   İftar sonrası içilen iki bardak çayın ardından babamla düştüğümüz cami yolunda teravih kılacak olmanın heyecanı ah nasıl güzeldi. Yoldayken babamın anlattıkları; orucun, sahurun, teravihin faziletleri. Her adımda bambaşka haleti ruhiye, her adımda Allah’a biraz daha yaklaşma hissi..
   Teravih sonrası gene sıcacık yuvamızda saatler süren çay sohbetleri, okunan kitaplar, çözülen bulmacalar..
   Sahura kadar  uyumamazlık yaptırmazdı asla babam, sahura kadar uyumama saçmalığını sonradan öğrendim. Sahura kalkılınca gene mütebessim bir hal aile efradında, gene eşsiz sohbetler, şakalaşmalar.
   İftar zamanı yaklaştıkça kardeşlerden biri, avlunun köşesine gider ezanı duymaya çabalardı. Oysa ezan her yerden duyulurdu. Çocuktuk, ezan okunduuuu diye bağırmanın heyecanı muhteşemdi her şeye rağmen.
   Çocukluğumuzdan mı, babamın sağ olmasından mı, yüreğimizin bu denli yanık olmamasından mı, duygularımızın çirkefe gark olmayışından mı güzeldi acaba o ramazanlar? Bilemem..
   Şimdi her şeyimiz var madden.. Hatta varlığıyla övündüğüm sevdam dahi var..
   Lakin ezan okunduuuu diye bağıran çocuğun yüreğindeki masumiyet, coşku ve muhabbet yok..
   

 

Egitimhane.Com ©2006-2023