Konu: Hikaye Türündeki Yazılarımız.  (Okunma sayısı 257301 defa)

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 14 Ağu 2011 23:56:38
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 17. Bölüm-

Günüm azarlanarak başlamıştı ama bu böyle gideceği anlamına gelmiyordu. Bugünü Selinle geçirme fikri yeterince güzeldi. Ne vardı bu kızda bilmiyorum ki. Tamam güzel; ama dünyadaki tek güzel o mu... Yok mu başka güzel... ;)

Hani bi dönüp bakmıyo mu... O güzel gözleri, o güzel yüzü, hele o masum hali... İtiraf ediyorum, yok galiba...  :) Öyle ya, olsa ben mutlaka bilirdim, ahhh!... ;)

...................

-Murat Bey, bakıyorum işleri bırakmış, hayale dalmışsınız.

................

-Ooo, Selin Hanım, bu sizi neden bu kadar ilgilendiriyor? Yoksa patron size yaverliğini mi teklif etti? (Şu sözlere bak... Kesin ağzımla kulağım arasında bağlantı sorunu yaşıyorum.  >:( )

-Hayır ama  "Söyle o Murat'a bir an önce banka işiyle ilgilensin. ' dedi.

-Tamam tamam, halledicem.

-Halledicez diyecektiniz galiba?

-Halledicez mi?

-Hıhı... Taner Bey bankaya birlikte gitmemizi istedi de.

-Ha, evet, şu can sıkıcı durum. (Can sıkıcı mı? Eee artık fazla oluyorum ama...  >:() Neyse katlanıcaz artık.

-Nadirde olsa sizinle aynı fikri paylaşıyorum Murat Bey. Katlanıcaz... Gidelim mi?

-Buyrun. (evvvet, işte bu.  ;D)

Tarifsiz acılarla yüklü günlerimi,
Çileli bir hayatın bütün izlerini,
Bir bakışın yetti unutturmaya,
Bir bakışın yetti Selin unutturmaya.

Ofisten birlikte çıkmıştık. Asansöre bindik. Hadi be asansör yap şu abine bi iyilik, bozuluver şöyle bi iki saat.

.................... ???

Zaten bu asansörün bütün kastı banaydı. Tek başıma olsam hayatta çalışmazdı ama şimdi bi çırpıda indirmişti.... :o Banka holdinge oldukça yakındı. Yürümeye başladık.

.......................

Aklımda bin türlü düşünce yer değiştiriyordu. Acaba ne desem, söze nereden başlasam, hangi cümle aramızdaki buz dağına bi yumuşama getirir?...Ne sorsam....Mesela,

Nelerden hoşlanırsın, desem ya " Sana ne ? ' derse, bu olmaz.
Peki, sinemaya gitmeyi sever misin, desem, ıı, bu da olmaz.
Buldum, ne tür müzik dinlersin, desem….. O da olmaz. O kadar yakın bir ilişkimiz yok ki. Bizimkine daha çok kanlı bıçaklı denebilir.

 :( En iyisi hiç bi şey söylememek... Ben böyle ölüp gidicem herhalde. Söylesem olmaz, söylemesem hiç olmaz. İki arada bi derede kaldım. Arada köprü de yok. En iyisi susayım... :-\

-Murat Bey, bankaya gitmeden bi şeyler atıştırabilirmiyiz? Bu sabah kahvaltı yapacak fırsatım olmadı da.

Neee?...Selin ben ve kahvaltı. Bu harika bi fikir.  :D

-Tamam. Aslında ben de bu sabah biraz acele çıkmıştım. Bi şeyler atıştırmak iyi olabilir......Şu kafeye ne dersiniz?

.......................

Az sonra kafede oturuyorduk. Selin tam karşımdaydı. Zaman hiç geçmese hep burda kalsak ve ben hep onun gözlerine baksam.

-Murat Bey,

-Efendim.

-Kahvaltı diyordum, hani garsonu çağırsanız.

-Ha, tabi, pardon. Dalmışım, bu kredi işi beni biraz düşündürüyor da. Miktar oldukça yüklü. Acaba banka müdiresini ikna edebilecek miyiz?

-Ben size güveniyorum, yaparsınız siz.

-Selin hanım, bunu sizden duyduğuma inanamıyorum. :o Minnettarlığımı hangi sözlerle anlatmalıyım?

Aaaa, gülümsüyordu… Ama yüzü birden asılır gibi oldu.

-Sahi bu kadar kötü müyüm?

Donakalmıştım. Onun böyle samimi halini hiç görmemiştim. Ne kadar savunmasızdı. Cevap verecek kelimeler nereye gitmişti. O böyle yüzüme bakarken düşünemiyordum ki... Kendime gelip ona bi şeyler söylemeliydim. Ama ne?... :-\

sINIFÇI SELİ

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 1.130
  • Teşekkür 3564
    • Çevrimdışı
  • # 15 Ağu 2011 00:13:15
'o böyle yüzüme bakarken düşünemiyordum ki':))
ah murat ahh ne kötü bi andır o an...çok iyi anlıyorum seni :D

eylulada1

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.178
  • Teşekkür 47021
    • Çevrimdışı
  • # 15 Ağu 2011 02:30:33
 kardia öğretmenim ben izninizle Murat beyin gittiği kafeye bir koşu gidip (garson kılığına girerek) olanları izleyeceğim..
 Çayları getirirken ya ayağım takılır da üstlerine dökersem...Ya da ne bileyim Murat Bey; ''Garsoonn bakar mısın?'' diye seslendiğinde,''Buyrun Murat Bey,hoş geldiniz Selin Hanım.Ne alırdınız? ''desem,biri bizi gözetliyor yarışmasına mı döner hikaye...
 Hikayeye kendimi kaptırmışım galiba :-\ :D Akıcılık bu olsa gerek..Tebrikler :)

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 15 Ağu 2011 15:41:53
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
kardia öğretmenim ben izninizle Murat beyin gittiği kafeye bir koşu gidip (garson kılığına girerek) olanları izleyeceğim..
 Çayları getirirken ya ayağım takılır da üstlerine dökersem...Ya da ne bileyim Murat Bey; ''Garsoonn bakar mısın?'' diye seslendiğinde,''Buyrun Murat Bey,hoş geldiniz Selin Hanım.Ne alırdınız? ''desem,biri bizi gözetliyor yarışmasına mı döner hikaye...
 Hikayeye kendimi kaptırmışım galiba :-\ :D Akıcılık bu olsa gerek..Tebrikler :)

Ramazanda bir öğretmen arkadaşının yüzünü güldürmekte bu olsa gerek.  :D Çok teşekkür ederim eylulada öğretmenim. Çok sağ olun. :D

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 16 Ağu 2011 18:00:50
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 18. Bölüm-

.....................

-Çocuk öyküleri okur musun?

-Ne, nasıl yani çocukken okumuştum.

-Hani  Heidi'de Bayan Rotenmayer vardı hatırlıyor musun? Hani bir de Pamuk Prensesle Yedi Cücelerde kötü kalpli üvey anne.

-Evet, n'olmuş onlara?

-Hah! işte onlardan birazcık iyisin.

Selin artık kahkahalar atıyordu. Ona hayretle bakıyordum. Aklımdaki düşüncelerden bakışlarıma yansıyan şaşkınlığı farketmesinden korkuyordum. Selinin sesiyle kendime gelir gibi oldum.

-Durumum bu kadar vahim yani?

-Dur, daha Gargamel var ve bir de Daltonlar.

-Bi dakika Daltonlar dört kişi değil miydi?

-Evet ama Co Dalton sana uyabilir.

- :D Peki siz bunları nereden biliyorsunuz?

-Küçükken bu öyküleri kızkardeşime defalarca okurdum. Diğerleri televizyondan falan filan...

Bi an ikimizde sustuk. Şu ortalığı dolduracak birkaç kelime.......Bulamıyorum. :-\ 

Akıl bırakmadı ki bende... İki yıldır aynı iş yerinde çalışıyorduk.Onun çelikten duvarla kaplı sert hali bile beni etkilemeye yetmişti. Oysa Selin, o tanıdığım Selinden ne kadar farklıydı. Yazar olsam insanları tanıma konusunda kitap yazardım. Selin konusundaki başarısızlığım göz önüne alınacak olursa bütün kitaplarım da raflarda kalırdı herhalde.  :D

-Kalkalım mı Murat Bey?

-Tabi tabi, kalkalım. Kaçınılmazı geciktirmenin bi faydası yok. Eninde sonunda bu kredi için biz uğraşıcaz. :-\

-Böyle konuşmaya devam ederseniz, korktuğunuzu düşünmeye başlicam.

-Yok canım, korkmak kim ben kim? Benim daha çok ödüm kopuyor. Bu krediyi alamazsak patron büyük ihtimalle işimi bitirecek.

O an Selin birden durup yüzüme baktı ya da daha çok düşündü. Beni gördüğünü bile sanmıyorum. Bir iki saniyelik zaman dilimi saatler kadar uzamıştı. O beni görmese de ben onu görüyordum. Gözleri...Gözleri sandığımdan da güzeldi, birden:

-Sanmam,

dedi. Hayır bence gözleri gerçekten çok güzeldi, yanılıyordu.

-Bence patron size, sizin düşündüğünüzden daha çok değer veriyor. Sizi kolay kolay harcayacağını sanmıyorum.

-Haaa, o sanmam, bu sanmam mı?

-Nee?

-Şey yani teşekkür ederim demek istedim.

Tekrar yürümeye başladık. Bir iki dakika içinde bankaya gelmiştik. İçeri girdik.

-Hadi bakalım Murat Bey.

-Buyrun.

......................

Az sonra müdire hanımın yanındaydık.

-Murat Bey, Selin Hanım hoş geldiniz.

-Hoş bulduk Sabriye Hanım. Konuya doğrudan girmeyi severim. Aslında gelişimizin nedeni belli, kredinize talibiz.  :)

Büyük oynuyordum. Oldukça tepeden inmiştim. Yaptığıma ukalalık demek hafif kalırdı. Selin, toplantıda olduğu gibi son derece sakin ve rahat görünüyordu. Sanki bu krediyi vermesi için banka müdiresine bir şans tanımıştık. Zavallı kadın değerlendirse bari... :D Aslında Nasrettin Hoca misali dağın ardında bir ümidim vardı. Ama bu ümit boşa çıkarsa hangi uzun havadan ağlamaya başlarım bilemiyordum. :-\

-Ooo, açık sözlüsünüz. İşi kestirmeden halledenleri severim Murat Bey.

Galiba oluyordu. İşe yarayacağını biliyordum. ;D

-Bakın o zaman ben de açık konuşayım. Tarzınız bana oğlumu hatırlatıyor. O da tıpkı sizin gibi kestirmeden konuşur. Bu sebeple size sempati bile duyuyorum. Ancak bu sempatim, belirttiğiniz miktarda bi kredi vermemi sağlamıyor. İstediğiniz limit çok yüksek. :o

Baltayı taşa vurmuştum. Dağın ne önünde ne de ardında bizim kredi görünmüyordu. Yıkılmıştım. Sakin görünmeye çalışıyordum.

O sırada Selin koltuğundan biraz doğruldu. Durumumun vahametini anlamış olacak ki fark ettirmeden elimi hafifçe tutup bıraktı... Selin elimi tutmuştu... Bu ne hoş bi duyguydu. Ömrümün sonuna kadar bu anı yaşayabilirdim. Galiba bu kıza istemeden, gitgide, büyük bir hızla, üstelik sırılsıklam... :o Selin konuşmaya başlamıştı.

-Sabriye Hanım, hassasiyetinizi anlıyoruz. Elbette bankanızla ilgili birtakım güvencelere ihtiyaç duyuyorsunuz. Ancak projenin güvenilirliğini ve getirilerini ortaya koyduğumuzda bu konuda hiçbir tereddüdünüzün kalmayacağını garanti ediyorum. :)

Selin'i hayranlıkla izliyordum. Sabriye Hanım arkasına yaslanmış, dikkatle Onu dinliyordu. Saklamaya çalışsa da etkilenmiş gibiydi. Selin olanca rahat tavrıyla devam ediyordu:

-Sabriye Hanım, bu kredi sayesinde hem şirketimize hem de Türk ekonomisine büyük bir katkı sağlamış olacaksınız. Ulaşmak istediğiniz her türlü bilgi için sorularınızı cevaplayabilir, gereken dökümanları sunabiliriz. :)

Bravo Selin, bravo. Sen harika bir kızsın.

-Anlıyorum küçük hanım. Etkilendiğimi ifade etmeliyim.

-Teşekkür ederim.

-Peki Selin Hanım, ya işler yolunda gitmezse?

-Sabriye Hanım hiç endişeniz olmasın. İşte bu projenin tüm ayrıntılarına ait gelir ve gider raporları... Krediyi verirseniz ki biz öyle umuyoruz, zarar etme gibi bir sonuç, ihtimaller arasında yok.

Patronun genç yaşına rağmen neden Selin'i sağ kolu yaptığını anlamıştım.
 
-Murat bey, Murat bey!

-Efendim Sabriye Hanım,

-Murat Bey, son olarak sizin fikrinizi alabilir miyim?

-Ne, hangi konuda?

-Tabi ki kredi konusunda.

-Ben o konuyu hallettiğimizi sanıyordum.

Sabriye Hanım gülmeye başlamıştı. Selin'e dönüp:

-Bu sahiden bizim oğlana çok benziyo. Haha hah. Tamam, kredi sizin, ama bu söyledikleriniz çıkmazsa başınıza gelecekleri,

-Aman devam etmeyin Sabriye Hanım, biz hayal gücümüzü kullanırız.

-Ha ha ha. Murat Bey bizim oğlanla tanışıyor olabilir misiniz? :D Ya aynı bizim Serkan. Hadi bakalım. Başarılar. :)

İnanamıyorum, krediyi almıştık. Teşekkür edip odadan çıktık. Çok mutluyduk. İçimden Selin'e sarılmak geliyordu. Ama bunu yapamazdım. Elimi uzattım,

-Tebrik ederim Selin Hanım, dedim. Gülümsüyordu. Acaba O da aynı şeyi mi düşünmüştü. Ama hayır, O da bana elini uzattı:

-Ben de tebrik ederim. Başardık.

O an içimden ardı arkası kesilmeden geçen düşüncelere rağmen, yüzümde sadece tuhaf bi gülümseme belirmişti... Ne hissettiğimi anlatmam mümkün değildi. Selin'i düşünüyordum... İkimiz de konuşmuyorduk. Kredi işlemleri için beklemeye başlamıştık... O sırada büyük bir gürültü duyuldu.  :o

hemaw

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.399
  • Teşekkür 18754
    • Çevrimdışı
  • # 16 Ağu 2011 18:16:55
Devamını heyecanla bekliyorum öğretmenim, arkası yarın gibi... :)

Acaba ciddi aşkın sonu ne olacak?

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 16 Ağu 2011 18:33:54
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Devamını heyecanla bekliyorum öğretmenim, arkası yarın gibi... :)

Acaba ciddi aşkın sonu ne olacak?

Çok teşekkür ederim hemaw öğretmenim. :D İnşallah güzel olur. Sağ olun.  :)

boran_12

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.427
  • Teşekkür 4021
    • Çevrimdışı
  • # 18 Ağu 2011 01:14:40
Sayın "kardia" öğretmenim, Murat Bey ile Selin Hanım arasındaki tatlı atışmalar öylesine tatlı ki tebessüm etmeden edemedim. (Ciddi olmaya çalışıyorum ama büyük bir ciddiyetle tebessüm edebiliyorum :D)
Öğretmenim, son bölümdeki büyük gürültünün sebebini çok merak ettiğimi bilesiniz. Öyleki tamda Murat Bey'e mutluluğu yaşattığınızı düşünmüşken :D
Yüreğinize ve hayal gücünüze sağlık öğretmenim...
Saygılarımla...

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 20 Ağu 2011 23:27:00
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sayın "kardia" öğretmenim, Murat Bey ile Selin Hanım arasındaki tatlı atışmalar öylesine tatlı ki tebessüm etmeden edemedim. (Ciddi olmaya çalışıyorum ama büyük bir ciddiyetle tebessüm edebiliyorum :D)
Öğretmenim, son bölümdeki büyük gürültünün sebebini çok merak ettiğimi bilesiniz. Öyleki tamda Murat Bey'e mutluluğu yaşattığınızı düşünmüşken :D
Yüreğinize ve hayal gücünüze sağlık öğretmenim...
Saygılarımla...

boran_12 öğretmenim, büyük bir ciddiyetle tebessüm edebildiğinize göre kesinlikle sorun yok. :D :D Hocam çok teşekkür ederim. Sizi merakta bıraktığım için üzgünüm. Şimdi ekliyorum.  :D

.......................

CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 19. Bölüm-


Birileri bankanın kapısını kilitliyordu. Bankanın ortasına doğru hızla ilerleyen yüzü maskeli adam gür bi sesle bağırdı.

-Herkes yere yatsın, bu bir soygundur!

Adamı duyuyor ama duyduklarımı algılayamıyordum. Bu adam ciddi ciddi soygundan mı bahsediyordu? Etrafdaki herkes şaşkındı. Ama en kötü durumda olan sanırım bendim. Kendime geldiğimde benden başka herkes yere uzanmıştı. Selin elimden tutmuş beni aşağı doğru çekiyordu.

Şaşkınlığım aptallık seviyesine ulaşmak üzereydi. Bana sanki hepsi bir şakaymış gibi geliyordu. Acaba bu olayda da Ahmet abinin parmağı var mıydı? Beni böyle durumlara düşürüp eğlenmekten büyük bir zevk aldığı düşünülürse kim bilir... Acaba bu kadar ileri gide bilirmiydi. ??? Sonuçta içerde başka insanlar da vardı. Bir türlü olanlara inanamıyordum. Ta ki adamın sesini tekrar duyana kadar...

-Hey! Sen!....

Adam tabancasını bana doğrultmuş üzerime üzerime geliyordu. :o

-Sana diyorum, eceline mi susadın çocuk! Yat diyosak yatacaksın!

-Şey, özür dilerim, deyip yere uzandım.

Eğer bu bir şaka değilse hepimizin hayatı tehlikedeydi. Üstelik Selin de yanımdaydı. Bugün yaşadığımız onca güzel şeye rağmen şu an yanımda olmaması için her şeyimi verebilirdim. Adamların Selin'i fark etmesini istemiyordum. Sürünerek yanına doğru ilerleyip onu saklamaya çalışırcasına tekrar uzandım. :-\  Banka memurlarının hepsi yere yatmıştı. Yalnızca bir bayan memur veznede tir tir titriyordu. :o

Yavaş yavaş olayı idrak edebiliyordum. Az sonra yüzü maskeli ikinci adam içeriden Sabriye Hanımı getirmiş, kasayı açmasını istiyordu. Vakit öğle yemeğine çok yakın olduğundan bankada fazla müşteri yoktu. Kapının dışında güvenlik görevlisini görebiliyordum. Sanırım, içerde olup biteni fark etmemişti. Onu uyarabilirsem belki yardım çağırabilirdi. Ama o da ne, güvenlikçi bankaya gelenleri, "Öğle tatili" diyerek geri gönderiyordu... O da onlardan biriydi. Bi insanın kendi mesai arkadaşlarına bunu yapabileceğine inanamıyordum.  :o

Hani bankalarda soygunlara karşı masaların altında hep bi yardım çağırma düğmesi olurdu… Kimsenin aklına gelmiyor muydu, yoksa bunlar sadece filmlerde mi oluyordu?

Selin'e bakmaya cesaretim yoktu. Onu korkarken görmeye dayanamazdım. Yüzüne bakmadan elini tuttum. O da elimi sımsıkı tutuyordu. Onun korktuğunu hissetmek bile canımı acıtmaya yetmişti. Vücudumun tam ortasında kocaman bir taş kalbime baskı yapıyordu. Ona böyle bi şey yaşattığım için kendimden nefret ediyordum. Buraya yalnız gelmeliydim... Sevdiğim kız korkuyla elimi tutarken ben son derece çaresizdim. Yapabileceğim tek şey onun için ya da onunla birlikte ölmek olurdu.

Durumumuz hiç de eğlenceli değildi. Selin'in başına bi şey gelebileceği endişesiyle kendimi unutmuştum. İçten içe korkmama rağmen son derece sakindim. Tehlikeli durumlarda normal olmayan bir sakinlik gösteriyordum.

Bir defasında rüyamda, savaşta esir alındığımı ve kurşuna dizildiğimi görmüştüm. O zamanda korkmama rağmen içimden, ‘bir anda olup bitecek’ demiştim. Hatta askerlerden biri beni vurmuş ama canım yanmamıştı. Kurşunu hissettiğimi ve yere düştüğümü hatırlıyorum. Şimdi de aynı şeyleri hissediyordum. Ama bu sefer vurulursam sanırım fena halde canım yanacaktı. Eğer Seline bi şey olursa ki, ne olur olmasın, kesin ölürdüm.  :(

Arkamı dönüp Seline baktım. Ona destek olmak istiyordum. Ama oda ne, Selin sessizce masalardan birinin arkasına doğru kolunu uzatmış cep telefonuyla polisi aramaya çalışıyordu. Fena halde telaşlanmıştım. Zira adamlardan biri bize doğru yaklaşıyordu.

-Hey, siz!..... Napıyorsunuz orada?

Allah'ım ne olur………… :o


 

culle

  • Bilge Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.145
  • Teşekkür 13222
    • Çevrimdışı
  • # 20 Ağu 2011 23:30:07
Aaaa! En heyecanlı yerinde bitti yine :)

eylulada1

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.178
  • Teşekkür 47021
    • Çevrimdışı
  • # 20 Ağu 2011 23:47:03
Selin Hanım naptınızz?  :o :o  :D :D

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 22 Ağu 2011 02:29:39
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 20. Bölüm-

-Delikanlı noluyoruz! Bi kalk bakim sen! 

Olan olmuş, adam şüphelenmişti... Yavaşça ayağa kalktım.

-Kaldır ellerini! Napıyosun orda!

Ellerimi kaldırırken bir taraftan da uygun bir cevap bulmaya çalışıyordum.

-Ben, ben... Şey,

Adam sinirlenmeye başlamıştı. Elindeki silahla etrafımda dönüyordu. Aslında ne söyleyeceğimi bulabilsem... Adam bağırdıkça aklımı hiç toparlayamaz olmuştum.  :o Sanki ne desem işe yaramayacaktı. :-\

...................

Tabancayı bi aşağı bi yukarı sallayan adam sonunda silahı göğsüme dayadı. Yaşadıklarıma inanamıyordum. Başımı eğip tabancaya baktım. Allah'ım!... Donup kalmıştım... Bundan sonrası Kelime-i Şehadet...

Ölmeden son bi kez Selin'i görmek istiyordum. Belli belirsiz göz ucuyla ona bakmaya çalışıyordum ki o da ne :o, Selin de ayağa kalkıyordu. Buna izin veremezdim. Gözlerimle yere uzanmasını işaret ediyor hatta yalvarıyordum ama nafile... Her şey ikimiz içinde bitmişti. Bankadaki diğer rehineler acıyarak bize bakıyordu. İçerde çıt yoktu. Sadece adamın bağırmalarını duyuyorduk.

-Ooo! Demek ortağın da var!

Bitmiştik. Adamın siniri katlanarak artıyordu:

-Demek kahramanlık yapıp, herkesi kurtaracaktın! Bakalım öyle oluyormuymuş!  >:( Bakalım onlarda senin için aynı şeyi yapacak mı?

Sonra Selin'e döndü:

-Bunun işini bitirince sıra sana da gelecek küçük hanım!

Sonun başlangıcı dedikleri buydu herhalde. Öf be Selin, ben zaten gidiyorum, peşime takılacak ne vardı. :( Adam şaka yapmıyordu. Yanıma iyice yaklaştı... Gözlerimi kapattım... Eşhedü...

....................

Ama o anda insanın içine işleyen tiz bir ses duyuldu. :o Bankada müthiş bir kargaşa oluştu. Dakikalardır süren sessizlik bi anda garip bir uğultuya dönüşmüştü. Bu ses, bunlar polis sirenleriydi. Gelmişlerdi. Bir ümit, yeni bir ışık, kurtulurmuyduk acaba? Soyguncu kendi telaşına kapılmıştı. Korkunç bir sesle bağırıyordu. Bana döndü:

-Hanginiz haber verdi, hanginiz diyorum size! Sen aradın değil mi!

Diğer soyguncu da ne yapacağını şaşırmış, elindeki para çantasıyla banka içinde ileri geri koşturuyordu. İlk defa polis sirenlerini duyduğuma bu kadar çok sevinmiştim. Sirenleri duyan güvenlikçi de hızla koşarak uzaklaşıyordu. İçerideki eli çantalı adam bağırdı:

-Adi adam, bizi bırakıp kaçtı!

Kısa sürede polis memurları etrafı çevirmişlerdi. Hoparlörden başlarındaki komiserin sesini duyuyorduk:

-İçerdekiler! Etrafınız sarıldı! Kimseye bir zarar vermeden dışarı çıkın!

Adamlar aralarında tartışmaya başlamıştı. Karşımdaki soyguncu diğerine doğru bağrıyordu:

-Hadi vazgeçemessin! Burdan kurtulabiliriz!

-Nasıl ?

Elindeki tabancayla beni işaret diyordu,

-Şu çocuk, alıp çıkalım. Araba falan isteriz…Hadii! Başka seçeneğimiz yok!..

Hala ayaktaydık. Bu onların dikkatini bize doğru çekiyordu.

-Boşuna uğraşma, işe yaramaz. 

-O zaman hiç olmazsa şunları halledelim! Polisi bunlar çağırdı, alarmı bozmuştuk.

Diğer soyguncu da bize bakıyordu... Selin'in önünde durmaya çalışıyordum. Ömrümden ömür gitmişti. Saniyelerle can pazarına çıkmış gibiydim. Damarlarımda kan akmıyordu.

-Tekrar ediyorum, kimseye bi zarar vermeden ....

Adamların başka seçeneği yok gibiydi. İlerdeki soyguncu arkadaşına baktı:

-Bırak onları... Planlarımızda cinayet yoktu.

-Ama, ama ah! Allah kahretsin!...

-Hadii, çıkıyoruz....

Komiserin sesi bi kez daha duyuldu.

-İçerdekiler, silahlarınızı atıp dışarı çıkın, yoksa biz gelip çıkarmak zorunda kalıcaz!

.........................

İşte buydu. Sonunda silahlarını atıp dışarı çıktılar. Onlarca polis memuru adamları çevirmişti. Komiserin şu sözlerini söyleyebilmek için polis olabilirdim.

-Alın şunları!.. Al al al al! Hemen!  :)

Hala yaşıyorduk. Ölümün kenarından öyle bir geçmiştik ki, az daha virajı alamayacaktık. Oldukça derin bir nefes aldım, neredeyse bir ömürlük. Selin'e bakıyordum. Bu kadar olaydan sonra hala hayattaydık ve hala o güzel gözlerini görebiliyordum. Üstelik üstelikte gülümsemeyle karışık ağlıyordu. Yanıma kadar gelip:

-Az daha benim yüzümden kendini öldürtecektin, dedi.

Daha cevap vermeye fırsatım olmadan bir anda boynuma sımsıkı sarılıvermişti. Mutluluk, şaşkınlık, aptallık hepsini bir arada yaşıyordum... :o  :)

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 24 Ağu 2011 02:12:45
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 21. Bölüm-

.......................

Patronun verdiği iki günlük izin iyi gelmişti. Bu sabah ilk kez erken uyanmıştım. Hemen işe gitmek, aslında Selin'i görmek istiyordum. Acaba o da beni özlemiş miydi?

Dolabı açtım, bu kez kıyafetlerimi temizletmeye vermenin haklı gururunu yaşıyordum. Hangisini giymeliydim. Tabiki beyaz gömlek ve gri takım ....ıı, olmaz. En iyisi siyah gömlek ve tabi siyah takım. Yok canım mafya gibi ne o öyle. 8) Buldum, lila gömlek ve füme takım ya da ya da siyah gömlek ve ...

Saatin farkına varmadan epeyce oyalanmış olmalıydım. Neyse ki erken kalkmıştım. Neee! Saat saat sekizbuçuk mu. Aman ya, bi defada geç kalmayayım ne olur. Bi gün işe vaktinde gitsem kolumu hatta kafamı kırıcam.  Her şey hazır tam çıkarken kim bağlıyosa beni söyleyin salıversin... :-\  Ben patronun yerinde olsam ilk iş beni kovardım. Adamdaki sabır sokaktaki taşta yok... Şu çoraplar bile bana muhalefet. Yirmi tane sağ ayak olur mu yaa!.

...................

Nihayet evden çıkabilmiştim.

-Hey taksi!

 :o Şu şansa bak, geçen gün bindiğim taksiymiş. Gülümsemeye çalışıyordum. Umarım beni tanımaz.  ::)

-Hayırlı işler. Karaaslan Holdinge lütfen.

-Tabi abi... Abi, sen bizim taksiye daha önce bindin mi?

-Yoo, hiç sanmıyorum.

-Birine benzettim galiba.

-Heralde. Biraz acele edebilir miyiz?

-Tabi tabi... Abi, inanmassın, geçende gençten damat gibi bi çocuk bindi arabaya, yüzüne baksan adam sanırsın.

-Hala damat diyo ya! Kardeşim sana ne adamın kıyafetinden, damatlığından, adamlığından sana ne? İşine baksana sen!

-Haaa, tanıdım tanıdım, sendin. :o

La havle okumaya başlamıştım.

-Çok memnun oldum.  >:( Çek kardeşim sağa, hadi çek!

-Daha gelmedik ki...

-Bırak ben koşarım, sen sağa çek, al paranı.

Arabadan hızla indim. Fazlasıyla geç kalmıştım ama napalım yapmıştım bi efelik, çekecektim artık.

......

Ofisin kapısına geldiğimde nefes nefese kalmıştım. İçeri girdiğimde herşey bi garipti. Ofis bomboştu. Şimdi de hafta sonunda mı işe gelmiştim. :o :o

Şaşkınlıkla etrafıma bakarken;

-Murat sen bizim her şeyimizsin! Murat sen bizim her şeyimizsin!

-Bi dakika arkadaşlar neler oluyo?

-Tebrik ederiz Murat.

-Tebrikler,

-Yaptıklarını duyduk oğlum. :)

-Yapmayın arkadaşlar, gerçekten, sağ olun. Yani... :-[

Bayağı mahçup olmuştum. Herkes ordaydı. Sadece Selin'i göremiyordum. Az sonra koridorun başında Selin göründü. Yüreğimde kontrolsüz bi çarpıntıyla ona bakıyordum. İki yıl gibi geçen iki günden sonra Selin tam karşımdaydı ve bantın koptuğu an:
 
-Geçmiş olsun Murat Bey,

-Teşekkür ederim size de geçmiş olsun.

-Evet, neyse geçti zaten. Murat Bey, bu gün Taner Beyin tüm öğleden sonrası toplantılarla geçecek. Bu yüzden Mustafa Beyle olan randevuya sizin katılmanızı istiyor. Randevunuzun saatini sekretere bildiricem. Kolay gelsin, iyi çalışmalar.

Ne dedi, ne dedi ? Şok üstüne şok yaşıyordum. Her şey anlamını bir anda yitirmişti. Yaşadığımız onca şeyden sonra bana göstereceği tepki soğuk bir "Geçmiş olsun" dileği miydi? Duyduklarıma inanamıyordum.

.............................

-Selin Hanım, bi dakika bakar mısınız?

-Evet buyrun.

Şu anda söyleyeceğim her şey muhtemelen sonradan pişmanlık duymama neden olacaktı. Kendimi tutmakta zorlanıyordum. Ben nasıl sakinleşebilirdim.

-Selin Hanım,

-Evet,

-Selin Hanım, ben şey diyecektim,

................

-Murat Bey, bir şey söylicek misiniz söylemicek misiniz? Bi karara varırsanız.  ???

-Ben, şey toplantı saatini soracaktım.

-Sekreterinize bildiricem demiştim.

-Öyle ya, demiştiniz. Af edersiniz, pardon.

Gözlerimin önünde öylece uzaklaşıyordu. Bense kalakalmıştım.

...................

-Takılma be oğlum, kızlara pek akıl sır armez.

-Ahmet abi, yok canım, ne takılması, öyle toplantı falan dedi de daha ilk günden, onu düşünüyordum.

-Tamam, iyi hissedeceksen öyle olsun bakalım.

-Hıı,

-Yok bi şey, hadi gel de aşağıda bi çay ısmarlayayım sana.

.....................

Olanlara hangi bakış açısından bakmam gerektiğine karar veremiyordum. Selin'in bana bu kadar soğuk davranmaya hakkı var mıydı?

-Murat ben yengenle tanışmadan önce, bu tür gönül işlerinde bayağı uzmandım diyebilirim.

-Nasıl abi? :o

-Bak koçum, iyisin, hoşsun ama biraz safsın.

-Oh, sabah adam değildim şimdi de saf oldum. :-X

-Ben evlenmeden önce bi kız vardı. Güzel, alımlı. Bi gün bana geldi.  8)

...................

Kendimden şüpheye düşmeye başlamıştım. Yoksa her şeyi ben mi büyütüyordum. Düşüncelerim git gide içinden çıkılmaz boyutlara ulaşıyordu.

-Ben tabi ağardan alıyorum. "Seninle biraz gezelim mi ?" dedi.

-Abi ciddi misin?

-Tabi oğlum, senin kadar olmasak da, bizde zamanında hiç fena değildik. Beni yengen bu hale getirdi.  >:(

-Aman abi duyarsa kızmasın.

-Duyarsa duysun, bizim kimseden korkumuz yok. Şimdi buraya gelse yüzüne de söylerim.

-Eminim abi, şu kadarcık şüphem yok. :)
 
-Neyse işte, kız bana geldi "Çok hoşsunuz" filan dedi.

-Abi, başka bi şey demiş olmasın. Bana sanki farklı bi şey demişti gibi geldi.

-Boş ver oğlum, sen işin özüne bakacaksın. Neyse kız bi gün...

Selin'in sözleri kulaklarımda tekrarlanıp duruyordu. Kıza "geçmiş olsun" diyorum. "Geçti zaten" diyo. Nasıl ya! Bu kadar basit mi her şey? Sonra da sokakta ki bir yabancıyla konuşur gibi…Olmaz ya!

-Biliyor musun şu sendeki boy, şu endam bende olacak, inan buraların tozunu attırırdım. Boyun kaç senin?

-1.82

-Hemen hemen aynıyız. Benim de 1.68

-Sorma abi ikiz gibiyiz.

-Yaşın kaç oldu?

-Yirmi dört.

-Kaç kilosun bakim sen?

-Abi, karpuz mu alıyosun, napıcaksın kilomu? ???

-Ya, bırak karpuzu, bak sana ne dicem. Aklıma şahane bi fikir geldi. Ben en iyisi bizim baldızı sana vereyim. Fıstık gibi kız. Kardeşim olsa ona alırdım ya, sen de kardeşim sayılırsın. ;D

-Abi sağ olasın da nolur hiç bulaştırma beni.

-Oğlum bu fırsat her zaman ele geçmez. Yarın bir gün kızı isterler, içinde kalır. :o

-Abi ben bu işlerde bayağı tökezliyorum. Gel unut bu işi.

Ahmet abi fena bozulmuştu. Hızla arkasına yaslanıp aynı hızla ayağa kalktı. Bir an tokadı indirecek sandım.  :o

-Nolur alsan şu kızı!... Hem sen kurtulurdun hem de ben! Hanım bi yandan, kardeşi bi yandan, deliricem ya! Ne istekleri biter, ne gezmeleri, ne alışverişleri! Sabah akşam demeden akıllarına geleni yapıyorlar! Ben de insanım değil mi? Dayanamıyorum kardeşim.  :'(
 
Ahmet abi nerdeyse ağlamak üzereydi. Koca adam tövbe tövbe.

-Ahmat abi, napıyosun bi gören olucak. Hadi gel ofise çıkalım. Buluruz senin baldıza birini.

-Ciddi misin?

-Tabi abi, benim bi arkadaş var, Ersin. Tanıştırırız onları. Bi bakarsın evlenmişler.

-Ağzından bal damlıyo be oğlum. Şu işi bi yap dile benden ne dilersen. ;D

-Aman abi, sen sen ol, büyük sözler verme. İnsanın başına ne zaman ne geleceği belli olmuyo. Bakarsın adama çocuk falan baktırırlar.

-Ne çocuğu Murat, ne diyosun sen?

-Bilmiyorum ki...Sen benim söylediklerime pek aldırma abi. Bu gün ben bile kendime aldırmıyorum.

-O ne demek şimdi? Murat iyisin değil mi?

-İyiyim abi, buna iyilik denirse iyiyim merak etme. Gidip biraz çalışayım. Bunun için para alıyorum değil mi?

……………

Masamın başına oturup kalmıştım. Peki şimdi ne olacaktı. bu öfkeyle Selin'i hayatımdan tamamıyla çıkarıp atacak mıydım? O kadar güçlü müydüm sahi. İyi de bu kız hayatıma ne zaman bu kadar girmişti. Kim izin verdi ona. Ben mi? Hata etmişim. :'(

Bazen hiçbir şey umrunda olmaz ya insanın , şimdi tam o anı yaşıyordum. Heyecanla başlayan bir gün nasıl bu hale gelmişti? Dakikalar hatta saniyeler bütün hayatım üzerine zar atıyor gibiydi.  :-\

-Murat , Murat !

-Hıı, efendim.

-Ne kadar dalmışsın be oğlum, Selin Hanım seni çağırıyordu.

-Selin Hanım mı?

-Evet.

-Allah Allah ne oldu ki?

-Bilmem. Gidince sorarsın.

Elim ayağım birbirine dolaşmıştı. Beni neden çağırmıştı, acaba ne diyecekti? Böyle kendi kendime olasılıkları değerlendireceğime doğrudan gidip sorsam merak etmeme gerek kalmayacaktı ama nerde bende o cesaret. :o Ya her şey daha kötü olursa. İyi de bundan daha kötü ne olabilir ki. Bu kadar yeter... Ne olacaksa olsun, hem de bir an önce...  :-X

boran_12

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.427
  • Teşekkür 4021
    • Çevrimdışı
  • # 24 Ağu 2011 02:49:51
Sayın "kardia" öğretmenim, hikayelerinizdeki akıcılık ve kestirememezlik ve asıl dikkatimi çeken Ahmet Abi'deki kişilik :D
Yüreğinize sağlık...
(Not: taksiciden, asansörlerden, uyanamamazlıktan, patrondan, soyguncudan, Ahmet Abi'den en önemlisi Selin Hanım'dan nedir bu Murat Bey'in çektiği :D)

kardia

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 3.423
  • Teşekkür 16016
    • Çevrimdışı
  • # 24 Ağu 2011 22:32:26
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Sayın "kardia" öğretmenim, hikayelerinizdeki akıcılık ve kestirememezlik ve asıl dikkatimi çeken Ahmet Abi'deki kişilik :D
Yüreğinize sağlık...
(Not: taksiciden, asansörlerden, uyanamamazlıktan, patrondan, soyguncudan, Ahmet Abi'den en önemlisi Selin Hanım'dan nedir bu Murat Bey'in çektiği :D)

boran_12 öğretmenim, yazımı dikkatle takip ettiğiniz için çok teşekkür ederim. :) Kimi zaman çok değerli birkaç arkadaşım ve sizler olmasanız kendi çapımda eğlendiğim düşüncesine sık sık kapılıyorum.  :-\ Çok sağ olun.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023