Konu: Hikaye Türündeki Yazılarımız.  (Okunma sayısı 248045 defa)

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.408
  • Teşekkür 15874
    • Çevrimdışı
  • # 20 Tem 2011 00:20:45
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Kardia öğretmenim yazmak büyük yetenek ister. çok başarılısınız bence. Yazmaya devam edin. Kim bilir bir gün kitabınızı okuruz.

Tolstoyevski öğretmenim, desteğiniz ve iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim. Sağ olun. :D

eylulada1

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.178
  • Teşekkür 46980
    • Çevrimdışı
  • # 20 Tem 2011 00:53:09
kardia öğretmenim şu patronu görelim artık:)) arkası yarın gibi oldu ama...  :D 

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.408
  • Teşekkür 15874
    • Çevrimdışı
  • # 20 Tem 2011 23:45:33
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
kardia öğretmenim şu patronu görelim artık:)) arkası yarın gibi oldu ama...  :D  

 :D Haklısınız eylulada öğretmenim. Aslında "Arkası Yarın" adında bir hikayem vardı. Kısmetse bundan sonra onu da gönderirim. İlginize, desteğinize çok çok teşekkür ederim. Sizi hiç kırmadan şu patronu gönderelim o zaman.  :D

CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - Bölüm 6-


-Murat, burda mısın sen? Patron az önce geldi. Gelirse yanıma gönderin dedi. Yüzü çok asıktı haberin olsun.
 
-Abi ciddi misin?
 
-Hem de nasıl… Yerinde olmak istemem valla... Ama boş ver. Takma kafana yani. Gücü gücü yetene. Herhalde yine karısıyla kavga etmiştir. Evde sözü geçmeyince adam da napsın, bize patlıyo. Ama bu sefer sağanak yağış da var gibi, haberin olsun.
 
-Ahmet Abi, ne diyosun, sahi bu kadar kızgın mı?  
 
-Eh işte... Murat, yüzün attı birden. Ayşen Hanım! Murat Bey için bi bardak su rica edebilir miyim? N'oldu oğlum sana?....
 
-Abi, bırak bi nefes alayım…
 
-Abartma be oğlum, patronu bilmiyo musun? Kesin başka bir şey vardır. Bozma moralini. Alt tarafı bi iki fırçalar. Alttan alacaksın. Eyvallah diyeceksin, o kadar. Bak şimdi bak! Nasıl yapıyorum,
 
-Murat Bey, buranın bir iş yeri olduğunu hatırlatmak isterim.
 
-Abi dur, n'olursun ya...
 
-Bak bak. Son zamanlarda hal ve hareketlerinizi,
 
-Ahmet abi öldürecek misin beni!
 
-Ne ölmesi be oğlum.  Şaka yapıyorum, büyütme bu kadar.
 
-Öf abi ya!
 
Ayağa kalktım. Ahmet ağabey arkamdan çağırıyordu:
 
-Murat bu şekilde gitme! Az toparlan! Yoksa patron ufalar seni!
 
...........................
 
Artık Ahmet abiyi duymuyordum. Taner Beyin odasına doğru ilerledim... Kapının tam önüne geldiğimde ceketimin düğmelerini ilikledim. Son kez gömleğimin yakasını çekiştirip kravatımı düzelttim. Bir iki derin nefes aldım. Bundan daha hazır olamazdım. Korkunun ecele faydası yoktu.
 
Aslında pek bi şey hissetmiyordum. Hani kesseler, belki kanım sahiden akmazdı. Kapıya vurmak için elimi kaldırdım. Tamam, şimdi, hemen!
 
…………………..
 
Fakat o sırada olabileceklerin en kötüsü oldu. Taner Bey kapıyı açmış tam karşımda duruyordu. Ne yazık ki, patronla göz gözeydik. Onu görünce tüm konsantrasyonumu kaybetmiştim. Bin bir güçlükle toparladığım kelimeler havada birbiriyle köşe kapmaca oynuyordu. Ama oyunun hiç sırası değildi. İçimden anlamsızca konuşuyordum.

Burun farkıyla kaçırmıştım. Kapıyı ben vursaydım söyleyeceklerim hazırdı. Ama şimdi tek bir kelimesini bile hatırlamıyordum. O iki saniye her şeyi değiştirmişti. Aslında ihtiyacım olan tek şey arka arkaya vurulan basit, sıradan bir sesti. Tık tık. Acımasız patron bu hakkımı bile elimden almıştı.
Kurbanlık koyundan bile fark yiyebilirdim. Öylece duruyordum.

.............................

-Murat, gel otur bakim.

Yine gözlüklerinin üzerinden bakıyordu.

-Taner Bey, ne deseniz, ne yapsanız haklısınız, demeye kalmadı. Top Taner Bey'e geçmişti:

-Murat Bey, buranın bir iş yeri olduğunu hatırlatmak isterim.

Yok artık, bizi mi dinliyor bu adam.

-Son zamanlarda hal ve hareketleriniz....

Hoppala, buyur buradan yak!... Ne berbat bi durumdayım... Salağı tarif ediyorum, ben... Kısa ve net.

Kendimi çok kötü hissediyordum. Bu tanıdık konuşma iyiye gitmiyordu.

-Murat Bey, beni dinliyor musunuz?

-Tabi tabi efendim.

-Diyordum ki....

Hala direniyorum. Bu kalbim bu konuşmayı atlatırsa, hiç olmazsa kalp krizine yatkın olmadığımı anlayacağım. Sanırım, ölümüm bu şekilde olmayacak. Nasıl olacak acaba?

-Bu nedenle geciktirdiğiniz dosyaları,

Yüreğimin atışını ofisteki diğer arkadaşlar da duyabilirdi. Fark ettirmeden bir elimle iki şakağımı nöbetleşe ovuyordum. Asil bir yenilgi. Yenildim ama ezilmedim.
Eskiden milli takımımızda kaybettiği her maçta bunu söylerdi. Futbolumuz o kadar da gelişti diyoruz. Ama uluslar arası karşılaşmalarda boyumuzun ölçüsünü almadan rahatlayamıyoruz. Ne olacak bu milli takımın hali… Hoş benim durumum da onlardan farklı değildi. Kulağımda kimin çaldığını bilmediğim bir saz Mahsun Kırmızıgül'e eşlik ediyordu. "Yıkılmadım, ayaktayım..."

-Bundan dolayı dosya takibinde..........

Şu film vardı ya, neydi adı? Zamanı geri alıyorlardı hani. Çok değil iki gün istiyorum. İki gün önceki Murat’la benim aramda en az on yaş fark var. Bayağı olgunlaştım aslında.....Evet evet, yakıştı da...

-Yarına kadar masamda istiyorum. Anlaşıldı mı?

-Anlıyorum Taner Bey, ne deseniz haklısınız. Sizin yerinizde olsam, ben de hiç düşünmez,
……………......

Aniden durdum. Uzunca bir süredir yerden kaldırmadığım gözlerimi Taner Bey'e yönelttim. Ne demişti bu adam?

-Yarına kadar masamda istiyorum.

-Yarına kadar masamda istiyorum.

-Yarına kadar ..... ;)

 

eylulada1

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.178
  • Teşekkür 46980
    • Çevrimdışı
  • # 21 Tem 2011 00:41:43
şükürr...patrona kavuştukk..:)
Şimdi neler olacak? ???
Yarına kadar bekleyeceğiz anlaşılan... ::) :D :D
Siz yazın biz okuyalım öğretmenim...Ben patronu gözlüklü, göbekli hayal etmiştim..Gözlük doğru çıktı :D

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.408
  • Teşekkür 15874
    • Çevrimdışı
  • # 21 Tem 2011 13:55:49
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
şükürr...patrona kavuştukk..:)
Şimdi neler olacak? ???
Yarına kadar bekleyeceğiz anlaşılan... ::) :D :D
Siz yazın biz okuyalım öğretmenim...Ben patronu gözlüklü, göbekli hayal etmiştim..Gözlük doğru çıktı :D

 :D Çok teşekkür ederim eylulada öğretmenim. Patronu tanıyor musunuz yoksa? ;D

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.408
  • Teşekkür 15874
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2011 00:47:13
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - Bölüm 7-

Allah’ım. Beni kovmamış mıydı?

Bir şans daha....Duyduklarım doğru muydu? Lütfen lütfen doğru olsun.

-Murat Bey... Murat Bey!

Sanki yüz yıllık bir uykudan uyanıyordum.

-Buyrun efendim.

-Murat Bey bu dalgınlıkla devam ederseniz, dosyaları bir haftada bile bitiremezsiniz. Derhal başlamanızı öneririm.

-Emredersiniz patron.

İnanamıyordum. İşim hala benimdi. Ayağa kalktım. Dizlerimin bağı çözülmüştü. Titrediğim dışarıdan belli oluyor muydu bilmiyorum. Şu an sadece odadan çıkmak istiyordum. Kapıya yöneldim. Tam çıkarken...

-Murat Bey!

....................

Yine ne oldu? Yavaşça arkamı döndüm. Gülümsemeye çalışıyordum. Yoksa vaz mı geçmişti? Saçlarımın arasından birkaç damla terin yüzüme doğru aktığını hissettim. Sil baştan yapmaya hazır değildim...

-Buyrun efendim.

Taner Bey, beni çağırdığı halde arkasına yaslanmış, saatlerdir çalışıyormuşçasına uzaktan önündeki kağıtlara bir şeyler yazıyor ya da daha çok karalıyordu. Şu bilindik patron karizması... İnsanı çileden çıkaran cinsten. Muhtemelen kağıtlarda kayda değer bir şey yoktu. Belki de beni önemli bir işi varmış gibi bekletip, aşağılamak ona kendisini iyi hissettiriyordu. Yok yok, kesin vazgeçmişti.

Tamam, patron sensin. İyi de ben ne olucam. Beni umutlandırdın, yüzümde o ifadeyi yakaladın, hadi şimdi de al elimden.

Bir insan bu kadar kötü olabilir mi? Başarmak için çok çalışmış olmalıydı. Aferin, başarmış. İş dünyası dedikleri buydu herhalde. Hala bekliyordum…

-Ha, Murat Bey!

-Ne!... Şey özür dilerim. Bir an boş bulundum. Buyurun efendim.

O derin nefeslerden birini daha, belki de sonuncusunu alıyordum. Yerimde taş olsa çatlardı ve kaçınılmaz son...

-Murat Bey dünkü izninizin bu yıl kullandığınız son izin olduğunu bilmenizi isterim. Bu arada, boş bulunacağınız zaman karşınızdaki kişiyi iyi seçin ve mümkünse bu ben olmayayım.

Ne... Bunca korkudan, eziyetten ve şu an utanmama sebep olan onca cümlemden sonra bunları mı söylüyordu, kendimi küçücük hissediyordum. :-[ Kafam allak bullaktı. Son derece mahcuptum. Patron en son ne demişti. Hah buldum.

-Af edersiniz efendim. Dikkat etmeye çalışacağım.

-Hadi bakalım. Dosyalar yarına kadar masamda olmalı.

-Emredersiniz patron.

Emredersiniz patron. Bu ifadeyi bu gün ikinci kez kullanıyordum. Oysa bu cümleden nefret ederdim. Aslında başka şeyler söylemek istiyordum. Deli diye işten atmayacağını bilsem, sağ olasın patron, çok baba adammışsın diye bağırabilirdim.

-Hadi.

-Hemen patron.
…………………………

Bu kez kazasız belasız odadan çıkmayı başarmıştım.

Ofisteki tüm arkadaşlar bana bakıyordu ya da ben öyle hissediyordum.

Birden Ahmet abinin sesini duydum.

-Murat, patron ne dedi? Doğru bilmişim di mi?

-Yaa, ne demezsin.

-Az bi daha yapayım mı bak.

-Aman abi, Allah aşkına, bir günde bu kadar taklit yeter... Ayşen Hanım bir büyük bardak su rica edebilir miyim?
…………………………
Ahmet abi yanı başıma kadar gelmişti.

-Sen de hiç şakaya gelmiyosun be oğlum. Alt tarafı eğleniyoruz. Görüyorsun işte her şey çok sıkıcı. İşe gel, git, çalış, yine gel, yine git.

-Öyle deme be abi. Çalışmak iyidir. Düşünsene işi olan var, olmayan var, ecel terleri dökeni var.

-Hoppala, o da nereden çıktı? Sende bi tuhaflık var ya, neyse. Hadi kalk da yemeğe gidelim, öğle oldu.

-Yok abi, sağ ol. Benim çalışmam lazım, tabi kafamı toplayabilirsem…

okulönceci26

  • Bilge Üye
  • *****
  • Okul Öncesi Öğrt.
  • İleti: 3.625
  • Teşekkür 18826
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2011 00:58:20
kardia öğretmenim yüreğinize ve kaleminize sağlık...

VADİDEKİ ZAMBAK

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 61
  • Teşekkür 224
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2011 01:07:33
kardia öğretmenim teşekkürler(24).Merakta bırakmayın lütfen devam edin.

ebru58

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 786
  • Teşekkür 1697
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2011 01:12:06

1. Adınız Soyadınız:
Mehmet Tartar

2.Yaşınız:
Yirmi sekiz.

3.Şirketimizdeki hangi pozisyon için başvuruyorsunuz?
Mümkünse yatay bir pozisyon için. Eğer daha ciddi bir cevap istiyorsanız, ne iş
olsa yaparım. Şart öne sürebilecek durumda olsaydım, burada bu formu dolduruyor olmazdım.

4. Düşündüğünüz ücret:
Aylık 5.000 YTL maaş artı yıllık kârdan yüzde 10 hisse! Eğer bu mümkün değilse, siz bir ücret Önerin, ben size evet yahut hayır derim.

5. Eğitiminiz?
İdare eder.

6. Son işiniz
Sadist bir şefin deneme tahtası olmak.

7. Son ücretiniz:
Hak ettiğimin çok altında.

8. Önemli başarılarınız:
Arakladığım kalemlerden muhteşem bir kolleksiyonum var; evde sergiliyorum.

9. İşten ayrılma sebebiniz:
Bkz. Cevap 6.

10. Size ulaşabileceğimiz saatler:
Banka atm'si gibiyim: 7/24.

11. Çalışmak istediğiniz saatler:
Pazartesi, Salı ve Perşembe 13.00-15.00 arası.

13. Şimdiki işvereninizle görüşebilir miyiz?
İşverenim olsa burada olmazdım.

14. Fizik durumunuz 20 kilogramdan fazla taşımanıza engel mi?
Belli olmaz, ne taşıdığıma bağlı.

15. Otomobiliniz var mı?
Evet, ama soru yanlış sorulmuş. "Çalışır durumda bir otomobiliniz var mı?" diye sorsaydınız, cevabım farklı olurdu.

16. Daha önce bir yarışma veya madalya kazandınız mı?
Madalyam yok, ama lotoda iki kere 3 tutturdum.

17. Sigara içiyor musunuz?
Otlanacak bir enayi bulabilirsem.

18. Beş yıl sonra ne yapmayı hayal ediyorsunuz?
Bana tutkun zengin bir fotomodelle Bahama Adaları'nda yaşamayı. Bir yolunu biliyorsanız bunu beş yıl beklemeden de yapabilirim.

19. Yukarıdaki bilgilerin doğruluğunu taahhüt ediyor musunuz?
Hayır, ama sıkıyorsa aksini iddia edin.

20. Sizi bu başvuruyu yapmaya iten gerçek sebep nedir?
Birbiriyle tutarlılık derecesini kestiremediğim iki cevabım var:

a) İnsan sevgisi ve tüketicilerin iyi beslenmesine katkıda bulunma arzum.
b) Gırtlağıma kadar borca batmış olmam..

Sonuç: Mehmet Tartar işe alındı.

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.408
  • Teşekkür 15874
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2011 14:00:48
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
kardia öğretmenim yüreğinize ve kaleminize sağlık...

İlginize ve desteğiniz için çok teşekkür ederim okulönceci öğretmenim. Sağ olun.  :D

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
kardia öğretmenim teşekkürler(24).Merakta bırakmayın lütfen devam edin.

Hiç sizleri kırar mıyım hocam, yakında devamını eklerim. Desteğiniz için teşekkürler sağ olun.  :D

kardia

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 3.408
  • Teşekkür 15874
    • Çevrimdışı
  • # 23 Tem 2011 23:59:26
CİDDİ AŞK *Aşk Ciddi Bir İştir * - 8. Bölüm -

Patronun istediği dosyaları değil hazırlamak, yerlerini bile bilmiyordum.

Tamam, sakin olmalıyım. Çekmeceler, dosyalar, evet. İşte bunlarla başlayalım. Mehmet Beyin gönderdiği teklif, Mustafa Beyin teklifi, Aslı Hanımın hazırladığı sunular, Yaşar Beyin teklifi ve yıl sonu raporları, banka dokümanları.....

Bi dakika bi şey eksik, bi şey eksik... Olamaz Yavuz Beyin imzaladığı ön anlaşma metni yok. Hay aksi Yavuz Bey bu metnin bi kopyasını istemişti ama tabi ki ihmal etmiştim. Şimdi nasıl derim, yeniden hazırlayıp imzalar mısınız diye. Adam çekip vursa haklı. Napıcam şimdi…

Bu sorun nasıl çözülür, nasıl çözülür?  Cık, çözülmez.  :(

............................. .......

Ya da buldum!... Bana ancak Seval abla yardım edebilir.

Koşarak odadan çıkıp asansöre ulaştım. Asansör ikinci kattaydı ama bir türlü gelmiyordu... Hadi acıyın bana, gönderin şunu.

……………………

Anlaşıldı gelmeyecek. Hadi koş Murat, akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş. Saat üç... Hala biraz zamanım var. Seval abla kaçıncı kattaydı, sanırım on yedinci katta. :o  Allah'ım yardım et!  Merdivenleri birer ikişer çıkmaya başladım... Nefes nefese kalmıştım... Nihayet.

-İyi günler, iyi çalışmalar arkadaşlar, Seval Hanıma bakmıştım.

-Az önce aşağıya, fotokopiye indi Murat Bey.

-Ne zaman gelir?

-Yarım saate kadar biter demişti ama oradan yemeğe geçecekti.

-Öyle mi, iyi günler, kolay gelsin.

Seval ablaya ulaşmaktan başka çarem yoktu. Çıkmadan yakalamalıydım. Tekrar koşmaya başladım. Asansör kattaydı, inanılmaz mutlu olmuştum. Kapıyı hızlıca açtım, oda ne, asansör yerinde yok. Tamirat mı!...

Tamam, napıyoruz, kızmıyoruz ve aşağıya koşarak iniyoruz... On altı...On iki... Dokuuzz… Sekizzz.....Beeşş ve üçüncü kat. İşte orda!

-Seval abla, ablacığım yardımına ihtiyacım var!

-Dur, bir nefes al... Anlat hadi, ne oldu?

-Sorma Seval abla, Yavuz Beyin imzaladığı ön anlaşma metnine ihtiyacım var.

-Sakın bir kopyasını almadım deme.

-Maalesef dedim bile. Ablacığım ocağına düştüm. Bana yardım etmelisin!

-İyi de, ne yapabilirim ki.

-Seval abla ben düşündüm de, diyorum ki, Yavuz Beyin sekreteri…

-Nolmuş Yavuz Beyin sekreterine?

-Diyorum ki, onda anlaşma metninin bir kopyası vardır. Seni kırmaz, fark ettirmeden Yavuz Beye tekrar imzalatsa, ne dersin?

Seval abla umutsuzca başını sağa sola sallıyordu.

-Murat bunu aklından bile geçirme.

-Ablacığım ne olur, tüm kariyerim buna bağlı... Eğer bu sıkıntıdan kurtulmama yardım edersen ne istersen yaparım. Mesela sana yemek ısmarlarım ya da istersen hafta sonu senin küçük oğlanı parka götürürüm... Evini boyarım, camlarını silerim, abla ne olur, diz çöküp yalvarayım mı? Lütfen.

……………

-Tamam, deneyelim ama söz veremem. Üstelik bu vaatlerin  bir gün başını yakacak haberin olsun.

-Abla zaten son ümidim sensin.

-İnşallah ikimizi de yakmayız Murat.  :-\

Kadıncağızı da zor durumda bırakmıştım. Üstelik zaman ilerliyordu.

............................. ...................

-Üzgünüm Murat... Yavuz beyin sekreterine ulaşamıyorum. Şirkette bir yerdeymiş ama tam yerini bilen yok.

Yıkılmıştım. Olduğum yere çöktüm. Artık başımı ovmak hiç bir işe yaramıyordu. Seval abla hala ulaşmaya çalışıyordu. Bir ara acıyarak yüzüme baktığını gördüm. Elinden geleni yapmıştı...

Gözlerim kapattım, yüzüm iki elimin arasındaydı. Yapabileceğim hiçbir şey kalmamıştı.

…………………………….

-Murat, Murat koş! Onu buldum.

-Nee.....

-Hadi koş. Şirket iki cadde aşağıda, sen gidene kadar hazırlamaya çalışacak.

-Abla sağ ol, bu iyiliğini unutmicam.

-Deli çocuk, durma çabuk git, taksiye bin! Yavuz Bey her an çıkabilirmiş! Sana vereceği dosyalar da varmış!

Merdivenlerden koşmaya başlamıştım. Şirketin dışına çıktığımda zaten yorulmuştum. Bacaklarımda kesik kesik sızlamalar hissediyordum, terlemiştim. Böyle zamanlarda çocukluğumdan beri sancılanırdım. Şimdi de öyle olmuştu. Göğsümde hatırı sayılır bir sancı canımı yakıyordu. Bir taraftan koşuyor, bi taraftan bacaklarımdaki sızıyı duymamaya çalışıyordum. Dayan Murat dayan, geldik sayılır... Şirketten içeri girdim.

-Yavuz Beyin ofisini soracaktım.

-Koridorda ilerleyin. Asansör orada.

-Yani,

-Dokuzuncu kat beyefendi.

Ne kadar rahat söylüyordu. 'Dokuzuncu kat beyefendi.'

Asansöre doğru ilerledim. Görevliye ümitsizce sordum. Çalışıyor mu?

-Evet, tabi.
 
-Çok şükür.  :D

-Yalnız şu anda depodan bir iki ufak yükleme yapılıyor. Beş dakika beklerseniz.

Beş dakika mı, beş saniyem bile yoktu. :-\

-Af edersiniz, merdivenler nerde acaba?

Görevli eliyle sol tarafı işaret ediyordu.

Naparsın, öldürmeyen Allah öldürmüyor. Hadi Murat koş!

talip1

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 108
  • Teşekkür 392
    • Çevrimdışı
  • # 24 Tem 2011 00:58:05
Heyecanla takip ediyorum.Tatilime renk kattığınız için teşekkürler.

VADİDEKİ ZAMBAK

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 61
  • Teşekkür 224
    • Çevrimdışı
  • # 24 Tem 2011 15:01:28
24 saat ENGELİ .Teşekkürler.Yazılarınızı düşündüğünüzden daha fazla kişi takip ediyor emin olun.Koş Murat koş???

gungors

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 741
  • Teşekkür 1548
    • Çevrimdışı
  • # 24 Tem 2011 16:16:57
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
:) Teşekkür ederim hocam. Çok değerli birkaç arkadaşımın yorumları da olmasa neredeyse yazılarımı tek başıma okuyup yazdığımı düşünmeye başlamıştım. :D Tekrar teşekkür ederim. Sağ olun.


büyük bir merakla okuyoruz lütfen devam edin.

gungors

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 741
  • Teşekkür 1548
    • Çevrimdışı
  • # 24 Tem 2011 16:47:40
Hikayelerini paylaşan herkese teşekkür ediyorum. İyi yazamam ama okumayı çok severim. merakla bekliyorum.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023