Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3186885 defa)

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 02 Eki 2019 20:28:08
DESTAN

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!
Bir şey koptu içimden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap.

Necip Fazıl Kısakürek

ogrtmn35

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 17.203
  • Teşekkür 175991
    • Çevrimdışı
  • # 02 Eki 2019 20:30:38
Sen Sen Sen

Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
Hiç kimse aramasa sormasa beni
Sen gelsen yeter..

Huzur ellerinin güzelliğidir.
Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
Her sabah soframızda ekmeğimizi
Sen bölsen yeter..

Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
Sen dolsan yeter..

Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
Bende sabır sende naz..
Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..

Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...........
 
Yavuz Bülent Bakiler

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.814
  • Teşekkür 56437
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eki 2019 11:11:52
Acılara inat yaşamak zamanıdır şimdi
Alabildiğine sevmek zamanıdır
Varsın turuncular konuşsun ağaçlarda
Özlemini çektiğimiz yeşil
isterse küçük bir yalan olsun
Bahçeleri kıskanıp dursun saksılarda
Irmakları aşmak zamanıdır şimdi
Denizleri gülerken görmek zamanıdır.

Adnan Yücel

hafız ahmet

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.036
  • Teşekkür 19926
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eki 2019 11:28:47
Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalın ayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla göz yaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
”Sana ihtiyacım var, gel ! ” diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ”git” dediğimde anladım..
Biri sana ”git” dediğinde, ”kalmak istiyorum” diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş, her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ”affet beni” diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş…

Can YÜCEL

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.697
  • Teşekkür 43480
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eki 2019 12:16:35
Ezilmiş otlara göz ucuyla bakmak, bu kolay
Otlara merhametle bakmak, bu zor bak
Yere düşmüş ve çürürken
Kurtların bile terk ettiği elma olmak, bu zor.
Bir dalın ucunda nöbet tutan son yaprak
Olmak yaprağa kolay, bana zor, bana zor...

Ahmet Murat'

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.906
  • Teşekkür 19222
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eki 2019 14:17:03
Bu aralar kendimle konuşuyorum kimseyle konuşmadığım kadar..
Kaç tane ben varmış içimde..
Anne ben, çocuk ben, kadın ben, güçlü ben, bezgin ben,
Biraz mahsun, biraz deli,
Kaç tane ben?
Seviyorum kendimle dertleşmeyi..
Kimse ben kadar tanımaz ki beni..
İyiliğimi, güzelliğimi, mahremimi,
Seviyorum bendeki benleri,
Her biri yaşanmışlıklarımın eseri..
Saç tellerimdeki aklar kadar sayın beni..
T. Tuğba Baş

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.051
  • Teşekkür 11158
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eki 2019 17:24:52



         h.n.a.


TÜRK KIZI

Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarının düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büğü mü?

Sordum: Nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kıral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin:

Kıralların taçları
Beni bağlar büğü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü.
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü…

hafız ahmet

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.036
  • Teşekkür 19926
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eki 2019 22:36:47
Geldiyse gitme vakti !
Sessizce gideceksin.
İçinde kıyametler kopacak ,
isyan etmek isteyeceksin.
Lakin, ulaştıysan son durağa !
Sessizce gideceksin...

İçinde büyüttüğün,
uğruna şarkılar , şiirler dizdiğin ,
oturup ağladığın çiçeği kırmayacaksın.
Yüreğin depremlere tutulsa da aldırmıyacaksın.
Vakit tamamsa ,
sessizce gideceksin...

Bir kavgada ki gibi döğüşmeyeceksin.
Son sözünü söylemeyeceksin.
İçinde sayfalar açılacak söndürmeyeceksin.
Yaşadıklarına saygıyla ,
Son limandan sessizce ayrılacaksın...

Bir martının çığlığına bırakacaksın kendini.
Denizin dalgalarıyla azgınca boğuşacaksın.
Lakin,
Yine de yüreğinden beyaz bir güvercin uçuracaksın.
Doluklaşırsa gözlerin ve dökülürse kanlı göz yaşların,
sitem etmeyeceksin.
İçinde biriktirdiğin sevgileri asla kırmayacaksın.
Son geminin arkasından hüzünle baksanda ,
vakit tamamsa,
sessizce gideceksin...

Alper Kar ( K. K)

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.336
  • Teşekkür 26529
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eki 2019 23:50:47
Gençliğe Veda

elveda, elveda gençliğim
elveda, ey hatıralar
elveda mesut günlerim,
ümit dolu sayfalar..

yine mevsimler dönecek,
yine yapraklar düşecek
giden gençliğimiz
geri gelmeyecek.

ellerim semaya doğru
yalvardım yıllarca
dursun zaman
dönmesin mevsimler

tanrım, tanrım,
bana ümit ver
heyhat...

yine mevsimler dönecek
yine yapraklar düşecek
giden gençliğimiz
geri gelmeyecek.

elveda, elveda, elveda
ahh, elveda..

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.767
  • Teşekkür 141094
    • Çevrimdışı
  • # 07 Eki 2019 23:08:41
Kelamın ateş olup düşüyor diyen yar,
Üşüyorum yangınlarda ,bir damla yağdın mı?
Cümleler kuramadım,olmazlarda yitirdim kelimelerimi,
Hiç olurlarla gönlüme vardın mı?


Hiçlerde azaldım,yoklara soldum,
Baştan sonu anlattın mı?
sevdayı sezdirdin,sevdiğim dedin,
sevmek dediğin halden anlamaktır bildin mi?
Bilip te derman sözler getirdin mi…..

 Bergüzar


hafız ahmet

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.036
  • Teşekkür 19926
    • Çevrimdışı
  • # 14 Eki 2019 21:35:31
GÖNLÜMÜN HER YERİ ANADOLU

Nene Hatun'ların kutsal yurduyum
Ben yenilmez ben yıkılmaz orduyum
Yaşlıdır çınarım soğuktur suyum
Türkiye'm, bayrağım, dinim uludur
Gönlümün her yeri Anadolu’dur

İlmek ilmek işlenmiş bir halıyım
Akasyanın diken dolu dalıyım
Az bulunur Rize Anzer balıyım
Bu topraklar madenlerle doludur
Gönlümün her yeri Anadolu’dur

Ahşaptan yapılmış eski binayım
Gelinlerin ellerinde kınayım
Gurbet elde özlenilen sılayım
Her bir bölge bu ülkenin koludur
Gönlümün her yeri Anadolu’dur

Yaylalarda sürü güden çobanım
Tarlalarda eski kara sabanım
Ben Mehmed'im ben Ayşe'yim Hasan'ım
Gezdiğim bu yollar şehit yoludur
Gönlümün her yeri Anadolu’dur

Buğdayım, elmayım, çayım, fındığım
Meşe kaplamadır benim sandığım
Adını büyük bir zevkle andığım
Artvin'dir, Sinop'tur, Muş'tur, Bolu'dur
Gönlümün her yeri Anadolu’dur

Konya'dan gel gel diyen Mevlana'yım
Yavrusunu emziren bir anayım
Mazlumlardan yoksullardan yanayım
Mustafa'da vatan aşkı doludur
Gönlümün her yeri Anadolu’dur

Mustafa Kutlu

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.648
  • Teşekkür 35222
    • Çevrimdışı
  • # 16 Eki 2019 19:21:41
kimsin sen
düş boyu dalgalandığım bir rıhtım mı
yoksa adımlandığım tarçın kokulu çıkmaz mı
söyle… kimsin

yok…
yok eşkıya bir geçişsin sen dağlarımda
hüznüme sarılmış tütün, namluya sürülmüş bir şiir kadar
sessiz, titrek bir çığlıksın cigaramın külü, dumanında

dünden
kalan ömrümde yarına çiçek açabilen bir kış,
ya da üzerime
hüznümden boşalırcasına çisillenen bir eylül müsün

İlhan AŞICI

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2019 21:34:43
Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil..   

Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle alemin rızkını veren vardır
Yaptığın hatayı görmüyor sanma
Kalpte gizli en derin sırları bilen vardır
Mal-ı emlakım var deyu güvenme
Arkam var deyu dayanma
Sırt üstü insanı yere varan vardır
Beyhude gamlanma divane gönül
Cümle alemin rızkını veren vardır
Derdime vakıf değil canan
Beni handan bilir
Hakkı vardır şad olanlar
Herkesi şadan bilir
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir

Fuzuli

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.646
  • Teşekkür 22267
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2019 21:36:15
Naat


Seccaden kumlardı..
............................. ...
............................. ...
Devirlerden, diyarlardan
Gelip, göklerde buluşan
Ezanların vardı! .

Mescit mümin, minber mümin...
Taşardı kubbelerden tekbir,
Dolardı kubbelere “amin”..

Ve mübarek geceler dualarımız; Geri gelmeyen dualardı...
Geceler ki pırıl pırıl
Kandillerin yanardı..
Kapına gelenler ya Muhammed,
- uzaktan, yakından – Mümin döndüler kapından...

Besmele, ekmeğimizin bereketiydi,
İki dünyada aziz ümmet; Muhammed ümmetiydi.

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Şimdi seni ananlar,
Anıyor ağlar gibi...
Ey yetimler yetimi,
Ey garipler garibi; Düşkünlerin kanadıydın,
Yoksulların sahibi...
Nerde kaldın ey Resûl,
Nerde kaldın ey Nebi?

Günler, ne günlerdi, yâ Muhammed,
Çağlar ne çağlardı:
Daha dünyaya gelmeden
Mü’minlerin vardı...
Ve bir gün, ki gaflet
Çöller kadardı,
Halîme’nin kucağında
Abdullah’ın yetimi
Âmine’nin emaneti ağlardı.
Hatice’nin goncası,
Aişe’nin gülüydün.
Ümmetinin gözbebeği
Göklerin resûlüydün...

Elçi geldin, elçiler gönderdin...
Ruhunu Allah’a,
Elini ümmetine verdin.
Beşiğin, yurdun, yuvan
Mekke’de bunalırsan
Medine’ye göçerdin.
Biz bu dünyadan nereye
Göçelim, yâ Muhammed?

Yeryüzünde riyâ, inkâr, hıyanet
Altın devrini yaşıyor...
Diller, sayfalar, satırlar
“Ebu Leheb öldü” diyorlar.
Ebû Leheb ölmedi, yâ Muhammed
Ebû Cehil kıt’alar dolaşıyor!

Neler duydu şu dünyada
Mevlidine hayran kulaklarımız; Ne adlar ezberledi, ey Nebî,
Adına alışkın dudaklarımız!
Artık, yolunu bilmiyor; Artık, yolunu unuttu
Ayaklarımız!
Kâbe’ne siyahlar
Yakışmamıştır, yâ Muhammed
Bugünkü kadar!

Hased gururla savaşta; Gurur, Kafdağı’nda derebeyi...
Onu da yaralarlar kanadından,
Gelse bir şefkat meleği...
İyiliğin türbesine
Türbedâr oldu iyi.

Vicdanlar sakat
Çıkmadan yarına,
İyilikler getir, güzellikler getir
Âdem oğullarına!

Şu gördüğün duvarlar ki
Kimi Tâif’tir, kimi Hayber’dir...
Fethedemedik, yâ Muhammed,
Senelerdir.

Ne doğruluk, ne doğru; Ne iyilik, ne iyi...
Bahçende en güzel dal,
Unuttu yemiş vermeyi...
Günahın kursağında
Haramların peteği!

Bayram yaptı yapanlar; Semâve’yi boşaltıp
Sâve’yi dolduranlar...
Atını hendeklerden -bir atlayışta-
Aşırdı aşıranlar...
Ağlasın Yesrib,
Ağlasın Selman’lar!

Gözleri perdeleyen toprak,
Yüzlere serptiğin topraktı...
Yere dökülmeyecekti, ey Nebî,
Yabanların gözünde kalacaktı!

Konsun -yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Yüreklerden taşsın
Yine, imanlar!
Itrî, bestelesin Tekbîr’ini; Evliyâ, okusun Kur’ân’lar!
Ve Kur’ân-ı göz nûruyla çoğaltsın
Kayışzâde Osman’lar
Na’tını Galip yazsın,
Mevlid’ini Süleyman’lar!
Sütunları, kemerleri, kubbeleriyle
Geri gelsin Sinan’lar!
Çarpılsın, hakikat niyetine
Cenaze namazı kıldıranlar!

Gel, ey Muhammed, bahardır...
Dudaklar ardında saklı
Âminlerimiz vardır...
Hacdan döner gibi gel; Mi’râc’dan iner gibi gel; Bekliyoruz yıllardır!

Bulutlar kanat, rüzgâr kanat; Hızır kanad, Cibril kanad; Nisan kanad, bahar kanad; Âyetlerini ezber bilen
Yapraklar kanad...
Açılsın göklerin kapıları,
Açılsın perdeler, kat kat!
Çöllere dökülsün yıldızlar; Dizilsin yollarına
Yetimler, günahsızlar!
Çöl gecelerinden, yanık
Türküler yapan kızlar
Sancağını saçlarıyla dokusun; Bilâl-i Habeşî sustuysa
Ezânlarını Dâvûd okusun!

Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler...
Mübarek akşamdır; Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!
 
Arif Nihat Asya

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.697
  • Teşekkür 43480
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eki 2019 12:08:16
bir seni beklerken korkmayı
bir de nefesimi saymayı unutmadım
işte şuramı hesaba katmadım yaşarken
buramda hımbıl bir ağrı, yok sayılmıyor toprak
inciten her şeyde bir hayır vardır muhakkak
kafamda bir sorunun cerahati
ben neresinde başlıyorum kendimin?

insan bir komünisti severse
her yer memleket olur ona
her şey komünist, her şey diyalektik
tanrıyı gökten zembille indirir evvela
sonra emek-üretim ilişkisi feci derecede aşk
insan bir komünisti memleket gibi sever
ideoloji çok sonra

evet, sevdim
şuraya bir dünya çizdim
pastel bir renkti yaşamak çünkü
büyük bahçeleri aklımda tutmadan
sadece bir çiçeği sever gibi sevdim
ideoloji çok sonra, komünizm çok sonra
seni sevdiysem Allah aramızda durmaktadır

saçlarından yorulan bir rüzgârım, kimbilir
belki deniz geçmiştir yakanın bir yerinden
ellerini kaldır bir kenara koy
çok çirkin kalıyorum ellerin böyle güzelken
kâfir arzularım var benim
bir de yahudi dönmesi kahkahalarım
yurtsever bir kinaye dudaklarım
artık yetişir ağrılarım: kalbim epey Müslüman
şu an yüzünü gördüm, hemen Allahu Ekber!

seninle Küba'ya gidelim sevgilim
ekmeğini bölüşsün bizimle Fidel
her şeyin bir gün güzel olacağına şarkılarla inanalım
tütün tarlaları, esmer çocukların kara gözleri
puro fabrikalarında gizlice seven kızlar
sevgilim, Küba'dan bakınca romantizm
Amerikalı bir kovboy!
çok güzel sevdim seni, öyle ki
sen ve ben hariç dünyanın geri kalanı Amerikalı!

Cengizhan Konuş'

 

Egitimhane.Com ©2006-2023