Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3255865 defa)

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 13:30:04
Izdırabın sonu yok sanma bu âlem de geçer,
Ömr-ü fâni gibidir, gün de geçer dem de geçer,
Devr-i şâdi de geçer gussa-i mâtem de geçer,
Gam karar eyleyemez hande-i hurrem de geçer,
Gece gündüz yok olur, ân-ı demadem de geçer..

Neyzen Tevfik..

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 13:34:21
BOZKIRDA KALAN SANCI..

O çocuklar birer birer gittiler...
Soylu sevda türküleri dudaklarında,
Saclarında kurt nefesi rüzgârlar,
O çocuklar birer birer gittiler...

Bir tamu karanlığı keleplenirken bozkıra
Kehkeşenlardan yıildız gibi indiler.
Tutuşturdular yeniden küllenmiş ocakları,
Bacalardan duman duman tüttüler...

Bir ögünç hil'ati gibi giydiler güzelliği
Ufuklara oturup dolunayı sevdiler.
Uzun,siyah kirpiklerinde seyyareler yanardı,
Ağ buluttan atlarla ta Sidre'ye yettiler...

Onlar,Oğuz mayası gök ışığın erleri,
Onlar,"Ülkü Çağı"nın bahadır melekleri...
Mor dağların göğsünde kaldı pençe izleri,
Haceru'l esved gözlerini gönlümüze resmettiler...

Eyvah biz kaldık Efsele safilinde!
Ahsen-i takvim üzre, onlar geçip gittiler...

Dilaver CEBECİ

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 13:36:42
Sitare

“Çeşmek Be-zen Sitare
 Ezmen Mekon Kenâre”

Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
 Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
 Kirpiklerin yüreğime batıyor
 Telaşlı bir kalabalığın ortasında
 Ayaküstü konuşuyoruz
 Nedimin nigehban nergisleri gibi
 Üstümüzde bütün nazarlar
 Çok utanıyorum Sitare
 Dün oturup hesap ettim
 Sen doğduğun zaman
 Ben bir askeri mektepte talebeymişim
 Sen bilmezsin Sitare
 Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
 Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
 Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
 Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım

 Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
 Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
 Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

 Seninle konuşurken Sitare
 Aklıma yıldızlar dökülüyor
 Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
 Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
 Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
 Gökyüzü salkım salkım
 Zigguratlar tıklım tıklım
 Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
 Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
 Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
 Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
 Gözlerine baktığım zaman Sitare
 Bütün çöllere ay doğuyor
 Yoldaş ediyorum kendime İmrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
 Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
 Çadırla su arasında bir cılga var
 O cılgada narin ayak izlerin var
 Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var

 Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
 Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
 Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

 Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
 Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
 Biliyorum içinde bir sızı var
 Bıçak ağzı gibi bir sızı var
 Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
 Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
 Kuzeyden güneye
 Güneyden kuzeye
 Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
 Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
 Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
 Geviş getiriyorlar ufka bakarak
 Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
 Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
 Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
 Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum

 Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
 Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
 Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

 Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
 Ve ikimizde ıslanıyoruz
 Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
 Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
 Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
 Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
 O şehirde sırılsıklam gezerdim
 Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
 Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
 Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
 Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
 Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
 Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
 Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
 Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
 Umay gibi yumuşak huylum
 Nerden çıktın karşıma böyle
 Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
 Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
 Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
 Adam akıllı yorulmuşum
 Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
 Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
 Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
 Daha çok işimiz var” diyorum

 Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
 Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
 Yoksa dudakların mı anlayamıyorum

Dilaver Cebeci
 

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 13:37:25
Resimler, Aynalar,Sesler, Ellerim

Resimler

Solsun mu ardında bütün resimler
Bir güz kalsın yollarında, bir de ben
Bu kambur feryadı hangi dert dinler
Döner mi, gelirken uzağa giden


Aynalar

Aradığımızdır bizi her kuşluk
Bitkin bir aynada buluşturan sel
Şimdi bir kalp için ağlayan boşluk
Mavi gözlerinden döküldü tel tel


Sesler

Kanar içten içe beynimde hayal
Ben kendi göğsüme saplarım kahrı
Ya ateş üfleyip yakmasın kaval
Ya da bir mezara girsin bu ağrı


Ellerim

Ellerim ürkektir ey avcı, küskün
Yavru bir ceylandır senin yurdunda
O esrarlı başın mağrur ve suskun
Göklere mi erdi, beni vurdun da

Nurullah Genç

 

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 14:20:50
Aynaların Ötesi

Her ne kusur varsa, geçen zamanda;
Suçsuzdur aynalar elâ gözlü yâr.
Mecnunlar Mevlâ’yı bulursa canda,
El olur Leyla’lar elâ gözlü yâr.

Güzel açar güzelliğin sergisin
Gün ağartır kara saçın örgüsün
Muhabbet faslında ölüm türküsün
Kim söyler, kim çalar elâ gözlü yâr.

Eştikçe iş çıkar işin içinde;
Gençliği hasret yer sevda göçünde.
Bilmez misin, dört mevsimin üçünde
Kar olur yaylalar, elâ gözlü yâr.

Alı al, yeşili yeşilde ara;
Ahirete gider kalpteki yara
Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara,
Dökülen ayvalar elâ gözlü yâr.

Vakit dolar, nakit biter kasanda
Sevgi bir kitaptır gönül masanda;
Okusan da olur, okumasan da...
Kapanır sayfalar elâ gözlü yâr.

Abdurrahim Karakoç

helinka

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 62
  • Teşekkür 766
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 14:49:49
"gece, karanlık camlara çöküyor usulca,
korlu küller gibi
rüzgar, evin avlusunda durmaksızın yerle bir ediyor gölgeleri
nilüferin kıvrımları, duman gibi dalgalanıyor duvarda
çamların arasında büyücü mehtap
ışıksız kandiliyle süzülüyor usulca
sanki kör karanlıkta avare ruhunu arıyor
bu karanlıktan ve suskunluktan yorgun
dedim ki ey uyku, başparmağın yeşil bahçelerin anahtarı
gözlerin, dinginliğin balıklarının karanlık havuzu
ağlayan çocuğumun yarattığı yükü çekip al
ve beni unutmanın peri suretli ülkesine götür"

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.917
  • Teşekkür 19333
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 18:39:09
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ

gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım


ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım


akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

                       Attila İLHAN

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.029
  • Teşekkür 9407
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 21:31:37
Dağlarına yedi

çarşılarına bir kez kar yağan doğu

durup beklemenin durup beklemekle devam ettiği günler

uyanınca da süren rüyalardan geldim ben buraya

diyelim fesleğen vardı

durup fesleğen çalıştım buralarda

diyelim fesleğen çalışmış kadar yoruldum ben dünyada

bil dedim

ilk kez ekmek ve gül geçecek yanımızdan

ilk kez ekmek ve gül geçecek adımızda

yalvarırım beni dünyaya bulaştırma

Seyyidhan Kömürcü

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.056
  • Teşekkür 11280
    • Çevrimdışı
  • # 30 Ara 2019 22:10:33


         h.n.a.


KARANLIK

Son ışık söneli nice zamandır;
Rüyalar! Yeniden önüme düşün!
Yardan ayrı geçen uzun yıllarda
Hülyası bulunmaz bir anlık düşün.

Yayını kalbime Ayzıt asalı
Başka bir eldenim, katı yasalı.
Burda koskoca bir gönül masalı
Kaybolur içinde bir damla yaşın.

Aşkı için verince bu kadar emek
Varlıktan sıyrılıp ruh olmak gerek.
Ey zaman, ey dünya! Geri gelmemek
Üzere sizler de benimle koşun!..

lalelii

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 43
  • Teşekkür 277
    • Çevrimdışı
  • # 02 Oca 2020 14:20:16

Aşk Bitti

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle
Ahmet Telli

suphilima

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 190
  • Teşekkür 202
    • Çevrimdışı
  • # 02 Oca 2020 15:41:55
Gör BENİ
Bedenimin içindeki canı gör, sadece etimi değil.
Gözlerimin içindeki hayatı gör, sadece bakışımı değil.
Hissettiklerimi gör, sadece tepkilerimi değil.
Beni gör.
Derinliğimde boğulmadan,
Sorularımda kaybolmadan, 
Korkularında yok olmadan,
Gör Beni.
Bir fısıltıya koydum kendimi.
Kalbine soruyorum yerimi:
Başarabilir misin beni görmeyi?
Cesaretin yeter mi?
Topla cesaretini ve Gör Beni.
Birileri bizden fırtına bekliyor,
onlara gökkuşağı vermeye hazır mısınız?
                                 azra kohen

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.917
  • Teşekkür 19333
    • Çevrimdışı
  • # 02 Oca 2020 21:13:14
uzaktan seviyorum seni
kokunu alamadan,
boynuna sarılamadan
yüzüne dokunamadan
sadece seviyorum

öyle uzaktan seviyorum seni
elini tutmadan
yüreğine dokunmadan
gözlerinde dalıp dalıp gitmeden
şu üç günlük sevdalara inat
serserice değil adam gibi seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni
yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden
en çılgın kahkahalarına ortak olmadan
en sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan
öyle uzaktan seviyorum seni
kırmadan
dökmeden
parçalamadan
üzmeden
ağlatmadan uzaktan seviyorum
öyle uzaktan seviyorum seni;
sana söylemek istediğim her kelimeyi
dilimde parçalayarak seviyorum
damla damla dökülürken kelimelerim
masum beyaz bir kağıtta seviyorum
                            Cemal SÜREYYA

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.863
  • Teşekkür 57405
    • Çevrimdışı
  • # 03 Oca 2020 14:42:57
Arı çiçeği bekler çiçek günü,
gün doğmayı...
Dil sözü bekler,
söz anlamı, anlam yankılanmayı...
Çocuk büyümeyi bekler,
büyük çocuk olmayı...
Dert bitmeyi bekler,
kan dinmeyi, sevinç sürmeyi...
Hasret geçmeyi bekler,
tokluk kalmayı, umut çoğalmayı...
İnsan sevgiyi bekler, sevgi insanı...

Nihat Behram

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.186
  • Teşekkür 144127
    • Çevrimiçi
  • # 03 Oca 2020 22:16:01
BULMAK

Bir an kayboldun gibi! yaşadım kıyameti 
Yoruldun ama buldun ey kalbim emaneti 

Yeniden su yürüdü dalıma yaprağıma 
Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma 

Çiçeğe durdu kalbim içtim parmaklarından 
Göz çeşmem suya erdi sevda kaynaklarından 

Bir aydınlık denizin sonsuz derinliğinde 
Yüzüyorum gözünün yeşil serinliğinde 

Bir ışık bir kelebek biraz çiçek biraz kuş 
Yeni bir ülke yüzün ellerimde kaybolmuş 

Soluğum bir kuş gibi uçuyor ellerine 
Kapılıp gidiyorum saçının sellerine 

Gözlerinden göğüme sayısız yıldız akar 
Bir gülüşün içimde binlerce lamba yakar 

Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın 
Sesin ne kadar sıcak sesin ne kadar yakın 

Tabiat bir bembeyaz gelinlik giymiş gibi 
Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi 

Sensiz geçen zamanı belli yaşamamışım 
Sensizlik bir kuyuymuş onu aşamamışım 

Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden 
İşte yeni bir dünya peygamber sözlerinden 

Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm 
Ölümsüzlüğü tattık bize ne yapsın ölüm 


Erdem Beyazit 

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.355
  • Teşekkür 26757
    • Çevrimdışı
  • # 03 Oca 2020 23:45:50
Seher vakti çaldım yârin kapısın
Baktım yârin kapıları sürmeli
Boş bulmadım otağının yapısın
Çıkageldi bir gözleri sürmeli

Agâhî karıştır kanı yaş ile
Dost bulunmaz hayal ile düş ile
Yetilmez menzile bu gidiş ile
Hemen aşk atına binip sürmeli

Şarkışlalı Âgâhî

 

Egitimhane.Com ©2006-2023