Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3385892 defa)

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.081
  • Teşekkür 11640
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2020 22:29:27
       

          h.n.a.



GERİ DÖNEN MEKTUP

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan,kendini gizler mi alevden?
Sen istedin,ondan bu gönül zorla tutuştu..

Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…

Ey sen ki, kul ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki, gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince,

Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki, birer parçasıdır sende ilah’ın,
Gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki,yapılmış dişi kaplanla hüzünden…

Hasret sana,ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!

Hasret çekerek uğruna ölmek kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı..
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!

Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma “Kaabil”,
İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sirretmeye elden seni, bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur,
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik…

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.918
  • Teşekkür 19343
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2020 23:31:15
YARIM BIRAKTIN
Sessiz bir geceydi …
Hayır anlatamadım.
İnanmadın.
Tuttum gözyaşlarımı yanında hep.
Utandım.
Hep güçlü bil istedim beni.
Seni sevmek kolay mıydı ?
Yoksa beni sevmek mi zor ?
Gittin …
Yarım bıraktın
Yarsız bıraktın beni
Yalnız değil
ıssız bıraktın beni …
Hep susmak oldu en iyi yaptığım.
Yine susuyorum.
Bu defa benim söylediklerime ağlıyorum.
Belki hak etmediklerine …
Belki.. belki seviyor olma ihtimaline …
Hep ..
Hem içimde hem bana en uzak olmak zorunda mısın ?
Her defasında bırakmak zorundamısın ısıttığın ellerimi ?
Her ayrılıkta..beni hep geri dönüşüne inandırmak zorunda mısın ?
Oysa ben … hep içimde sakladım senii !!!
Görüyormusun ?
Yine düşlüyorum yine geri dönmeni umud ediyorum.
Hep bekliyorum hep geliyorsunn …
Sonra hayatımı alt üst edip çekip gidiyorsun …
Sen
Yine
Yarım bıraktın
Yarsız bıraktın beni
Yalnız değil ıssız bıraktın benii …
Her defasında doyamadım sana …
Bakamadım dilediğimce …
Şöyle içimdenn sımsıkıı sarılamadımm …
Koklayamadımm kokunu alamadım yanıma …
Mesafeler değildi seni ve beni engelleyen
Sen ve ben biz olamamıştık bir türlü gerçekten.
Anlatamamıştık bizi
Yine döneceksin biliyorum.
Hissedebiliyorum .
Son hoşçakalın diğerine çok benziyordu sevdiğim adam.
Beni seviyorsun …
Seni seviyorum …
Ne olur
Beni
Yarım bırakma
Yarsız bırakma
Issız bırakma

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.150
  • Teşekkür 12892
    • Çevrimdışı
  • # 15 Oca 2020 17:41:34
 :)

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 8.908
  • Teşekkür 64513
    • Çevrimdışı
  • # 15 Oca 2020 20:39:53
Günaydın gece yarısı!
Yalnızlığıma katılabilirsin;
Yalnız soru sormayacaksın...
Okur musun
Gözlerimden akan kelimeleri?
Peki görüyor musun?
Yüreğimde kesik bir güvercin
Kanat çırpıyor..
Iyi dinle!
Düşlerini kimseye emanet etmeyeceksin,
Kaptirmayacaksın...
Tamam..
Bir şeylerin dışındayım.
Biliyorum.
Daha doğrusu bir seyler bensiz sürüp gidiyor.
Ama...
Susmak,
Konuşmak anlamına geliyor.
Şimdiyse ben
Uzayan bir boşluktayım...
                      Tomris Uyar

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.756
  • Teşekkür 44412
    • Çevrimdışı
  • # 18 Oca 2020 22:53:39
Göğe bakmak gibi bir şeydi anlaşılan
Açık mavi bir göğe, gündüz yıldızları olan

Sana bakmak gölde kayık olmaktı
Kış günü köy evinde soba olmaktı bir de
Yaz günü bir ağacın gölgesinde uyumak
Elma soymak gibiydi, kavun kokusu
İçimdeki hastaneden taburcu olmak
Sana bakmak bana hep iyi geldi
Sanki saç örgüsüydün salkım söğütte
Sana bakmak güzel olan her şeydi

Sokak kedisine şefkat, baltalara merhamet
Sana bakmak ağaçlardan yana olmak demekti
Bahçe mahkemesinde nergisin tanıklığı
Yoksul öğrencilere defterlerdi, kalemdi

Heyecanını yitirmiş istasyondum belki de
Gelen hiçbir tren beklediğim değildi
Yalnızlığa sarılmaktan kurtuldum
Çünkü yüzüne baktım çünkü yüzün ay
Işıtıverdi birden içimdeki geceyi

Sana bakmak yastan çıkıp dörtnala
Lunapark şenliğine geçmekti bir bakıma

Teneffüs zili kadar sevimli derslerdi yüzün
Çiçekten karneyle eve dönmekti
Bitmiş gibi konuştum, şaşkınlıktandır
Sana bakmak iyi değil, pekiyi

Abdülkadir Budak'

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.240
  • Teşekkür 151845
    • Çevrimdışı
  • # 29 Oca 2020 14:57:44
Hazin Bir Ömrün Hesabındayım..!  
     

Bu gece..
Hangi yılın hangi ayına ait olduğu önemli olmayan bir gece
Lakin bu gece işte...

Duvarda asılı duran ve sürekli homurdanan yaşlı akreple yelkovan,
Yanıbaşımda annanemden kalma eski bir sehpa,
Üzerinde sigara küllerine boğulmuş izmarit dolu bir kültablası

Ve ben yine aynı yerimde..
Pencere karşısına özenle yerleştirilmiş hatıra yığını o koltuktayım
Gönül gözümle aydınlatmaya çalıştığım o aşina karanlıktayım...

Ve ben yine,
Hazin bir ömrün hesabındayım
Yüküm ağır,
Yüküm sancılı
Geçen her dakikam bir öncekinden kaygılı..

Sil baştan başlamaya niyet ettiğim ömrümün sonundayım
Zaman daralıyor her saniye başı
Küssün istiyorum akreple yelkovan birbirine.
Zaman dursun istiyorum
Çünkü ....

İçimde birbirine karışan ve durulmayı bekleyen duygular var..
Her seferinde,
Mutluluklarıma galip gelen pişmanlıklarım var..
Söylenmemiş itiraflarım,
Yarım kalan sevdalarım var...
Son mısrası yazılmamış şiirlerim,
Bir kez daha dinleyebilseydim dediğim türkülerim var...

Dedim ya,
Hazin bir ömrün hesabındayım
Yüküm ağır,
Yüküm sancılı
Geçen her dakikam bir öncekinden kaygılı..


Sil baştan başlamaya niyet ettiğim ömrümün sonundayım
Zaman daralıyor her saniye başı
Küssün istiyorum akreple yelkovan birbirine.
Zaman dursun istiyorum
Çünkü ....


Kalkıp ışığı yakmalıyım son bir gayretle
Ya kalkamazsam , 
Ya ışığı açamazsam..
Bir yarım kalmışlık daha mı eklenicek hesabıma ?
Yoo vazgeçtim..
En iyisi karanlık galiba...
Sigaramda bitmek üzere
Zaman da...

Gözlerimdeki karanlık neden artmaya başladı ki?
Halsizlik bedenimi esir alıyor yavaş yavaş
Başım da ağrıyor...
Bu fırtına da neyin nesi şimdi ?
Biri bu uğultuyu sustursun ne olur..!
Korkuyorum..
Vakit geldi mi yoksa?

Son bir kez şiirlerime dokunmam lazım
Dur be zaman..!
Dur..!
Son bir şiir yazmam lazım..

Ellerim titriyor..!
Gözlerime inen bu perdeyle yazabilir miyim acaba?
Olmayacak,başaramayacağım galiba...
En iyisi şiirimi zamana emanet etmek..
Bu kadarını kaldırabilirsin öyle değil mi ey zaman..?
Hazır mısın?
Ben hazır değilim..!
Yaz şimdi beni uğurlayan saniyelerine,
Her mısrası aynı olan şiirimi..

“ ölüyorum..”

Aslıhan Özçelebi 
 

karınca63

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 61
  • Teşekkür 186
    • Çevrimdışı
  • # 31 Oca 2020 15:51:24
Bir Eşi Olmalı İnsanın!!!
Bakarken yüreğinin kabardığı,
Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...
Aşık olduğu bir eşi olmalı!
... Sabah gözlerini açtığında,
yanında olduğunu görüp,
Şükürler etmeli Yaradana.
Koklamalı saçlarını Uyuyan eşine şefkatle bakıp,
Usulca dokunmalı yüzüne,
Bir eşi olmalı insanın!!!
Varlığını hissedebilmek için.
Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...
Kramplar girmeli midesine,
Onsuzluk aklına geldikçe!
Bir eşi olmalı insanın!!!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
Yağmur O’nun sesini.
Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.
Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Bir eşi olmalı insanın!!!
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini,
Tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...
Güven duymalı, herşeyiyle.
Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli,
Tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...
Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...
Bir eşi olmalı insanın!!!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı,
Daha yollarken özlemeye başlamalı.
Seni şimdiden özledim!!!
Bir eşi olmalı insanın!!!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla.
Gözleri yollarda kalmalı
Ve kapıyı çalmadan açmalı...
Aşkla karşılamalı,
Hasretle sarılmalı boynuna,
Özlemle koklayıp, öpmeli,
Yıllarca uzak kalmışçasına!
Bir eşi olmalı insanın!!!
Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın,
Bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.
Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,
Daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.
Bir eşi olmalı insanın!!!
Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!
Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!
Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...

tunahan111

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 40
  • Teşekkür 569
    • Çevrimdışı
  • # 05 Şub 2020 00:02:40
gitti ah...
gecelere hüzünleri serperek
yaralı bir kuş gibi kanarcasina gitti..,
yalvaran gözlerime, elemi pay ederek,
bir kabahatmiş gibi, kaçarcasina gitti...

gitti ah...
şarkılara bel bağlamak faydasız.
üstüme kapılari kaparcasına gitti...
gecenin geldiğini haber vermeden; hırsız...
yasanmis bir ömrü çalarcasina gitti

gitti ah...
bir nehirdi,
yazamadığım şiirdi.
yüzüme son bir defa
bakarcasina gitti...

gitti ah...
gözyaşları yanaklarımda kaldı
hayatın perdesini çekercesine gitti...
belki doyulmamıs toz pembe bir masaldı.
göğsümden yüreğini sökercesine gitti...

gitti ah...
karsılaşmak ömür boyu imkansız.
beni hazanda koyup bahar dalına gitti...
bilmiyorum ne yapsam, ne söylesem anlamsız.
ayrılmıştı dünyamız; kendi yoluna gitti...

gitti ah...
bir mevsimdi,
çizemediğim resimdi.
kalbime bir çiviyi,
çakarcasina gitti...              Yusuf Hayaloğlu

adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.619
  • Teşekkür 19387
    • Çevrimdışı
  • # 10 Şub 2020 00:17:17
Yağmurlu bir Kasım günü,
Cebimde ıslanmış bir mektup,
Zar zor toparlamışım kendimi,
Sol yanım alev, alev,
Seni bekliyorum okul bahçesinde,
İçimde deli bir cesaretle,
Hayatım boyunca unutamayacağım
O ses yankılanıyor uzaklardan ve gittikçe yaklaşıyor,
Merdivenlerde bir koşuşturmaca,
Acı siren sesleriyle bir ambulans geliyor okulun bahçesine,
Bilinmez bir korku kaplıyor içimi,
Ve sedyede görüyorum seni rengin soluk bembeyaz, bir melek gibi,
Koşuyorum hiç durmak sızın boş sokaklarda yağmura karışan göz yaşlarımla, mezarlıkta alıyorum
soluğu Annemin başucunda,
Bir yandan dua ediyorum, bir yandan kendime, kaderime kızı yorum, ben sevdiğim için mi ölüyor
insanlar önce Annem şimdi sen,
Sevmem bir daha kimseyi,
Mezarlıkta biraz ağladıktan sonra eve gidiyorum, dua ediyorum sabaha dek,
Ve ertesi sabah okulda alıyorum acı haberi küçük kalbin hayata dayanamayıp durmuş kalp krizi
geçirmiş sin ve melek olmuşsun.
Şimdi yıllar geçti hala aynı mahalledeyim, evlendim çocuklarım oldu, hatta kızım bizim okulda okuyor
o bahçede geziyor, seni son gördüğüm yerde, Annemi her ziyaretimde, senin yanında uğruyorum, her
seferinde iki gülle gidiyorum mezara, biri sanabiri Anneme iki beyaz gül, hayatıma giren iki meleğe.
Birde o mektup var senden kalan,
Sana vermek için beklediğim o ıslak mektup hala saklıyorum onu,
Merak ediyorsundur ne yazıyor diye,
Şöyle başlıyor;
Bunları yazı yorum çünkü seninle konuşacak cesaretim yok, sana saçma gelebilir ama öyle işte,
Annemi kaybettikten sonra fazla çevrem olmadı yalnız gezdim hep, sessiz yalnız bir çocuk oldum , bu
yüzden okulda deli diyende oldu bir sürü şey zırvalayanda oldu, ama sen, sen başkaydın benim için,
Annemin gülüşleri vardı sende, belki bu yüzden farklıydın, seni her gördüğümde boğazım
düğümleniyor konuşamıyordum bu yüzden bu mektubu yazma kararı aldım bilmiyorum cesaret bulup
da vere bilir miyim sana, ha birde ricam var senden tek sen okursan sevinirim, sana olan hislerime
karşılık vermesen bile aşkıma saygı duymanı isterim...
Sen hatırlar mısın bilmiyorum ama, benim hiç unutamadığım bir gün var. Hani okul gezisine çıkmıştık
ya, sıcak bir haziran günüydü, okulların kapanmasına sayılı günler kala, hayatımda ilk defa uzun bir
yolculuğa çıkacaktım çok korkuyordum. Cam kenarında oturuyordum, korkularım epilepsi nöbetlerimi tetiklemişti, kriz geçiriyordum ve sen yaklaştın o an, gözlerinden süzülen bir iki damla yaşa inat, güçlü
gözüküyordun. Elini saçlarıma atıp kulağıma fısıldadın " ölmek için çok küçüksün lütfen yaşa" dedin .
Boynuma , yüzüme kolonya sürüyordun. Öğretmenler dahi panik olmuşken, sen o minicik kalbinle,
minnacık ellerimle bana şifa olmuştun. O gün aşık olmuştum sana, evet sana aşığım...... Yazıyordu o
mektupta, bak ben hâlâ yaşıyorum, bak hâlâ ölmedim. O gün, o minik ellerini tutup sana şifa
olamadım, " ölmek için çok küçüksün" diyemedim. Sanki sen doğa üstü güçlere sahiptin, sanki orada
bütün gücünü bana verip beni hayata döndürdün, sanki bu yüzden, benim yüzümden yorgun
düştün... Sen, sen öldün. Maalesef ben hâlâ yaşıyorum...

Sana Adanmış Şiirler, Cem Bostan

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.654
  • Teşekkür 22331
    • Çevrimdışı
  • # 15 Şub 2020 02:40:48
Nesini Söyleyim Canım Efendim

Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

Sefil ireçberin yüzü soğuktur
Yıl perhizi tutmuş içi koğuktur
İneği davarı iki tavuktur
Bundan gayrı yoktur malımız bizim

Reçberin sanatı bir arpa tahıl
Havasın bulmazsa bitmiyor pahıl
Tecelli olmazsa neylesin akıl
Dördü bir okkalık dolumuz bizim

Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halinden kimse bilmiyor
Devletin sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim

Evlat da babanın sözün tutmuyor
Açım diye çift sürmeye gitmiyor
Uşaklar çoğaldı ekmek yetmiyor
Başımıza belâ dölümüz bizim

Zenginin sözüne beli diyorlar
Fukara söylese deli diyorlar
Zemane şeyhine velî diyorlar
Gittikçe çoğalır delimiz bizim

Sekiz ay kışımız dört ay yazımız
Çalığından telef oldu bazımız
Kasım derken buz tutuyor özümüz
Mayısta çözülür gönlümüz bizim

Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta satar
Hasırdan serilir çulumuz bizim

Zenginin yediği baklava börek
Kahvaltıya eder keteli çörek
Fukaraya sordum size ne gerek
Düğülcek çorbası balımız bizim

Serdarî halimiz böyle n’olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet alınır öcümüz bizim

Kelkitli Aşık Serdari

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.654
  • Teşekkür 22331
    • Çevrimdışı
  • # 15 Şub 2020 02:59:50
YOLCU

Bugün son sinek de soğuktan öldü
Son gül soldu,son yaprak döküldü
Ay bulutların içine gömüldü
Son ahbap da diyar-ı ahirete göçtü

Bir bu heyhula kaldı buracıkta
O da ölümünü bekliyor küçük bir odacıkta
Bir damla su misali küçük bir kovacıkta
Bir mezardır istediği kdüz bir ovacıkta

Halini soran yok mu bu kimsesize
Sorarlar bir gün bunun hesabını size
Muhtaç bu garip bir çift söze
Basar bağrını küçük bir köze

Cemil MERİÇ

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.367
  • Teşekkür 26926
    • Çevrimdışı
  • # 16 Şub 2020 01:02:07
“Seni bir daha görmeye
Umut yok, bu belli
Ama vazgeçmiş değilim
Değişmem verdiğin kederi

Sen iyi misin
Yaprakları dökülmedi
Değil mi, kuruttuğun güllerin
Biliyorum okuduğunu
Yazdığım yeni şiirleri”

 Cevdet Karal

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.240
  • Teşekkür 151845
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2020 20:37:55
Vakti vardır...
Ve can çeker.
Ama berrak ve demli bir çaydan daha iyi olan şey, o çaya sohbet katan, lezzet katan dostlardır.
Çay da, dost da, teselli makamında bir talihtir.
Yalnızlığa hüzün taşır çay...
...Sohbete muhabbet...
.....
Hayatın neresinde, ne şekil ve görüntüde olursak olalım; mesele şudur:
Bir bardak demli çayın yanında ne kıymetimiz var?
Hangi dostun bir bardak demli çayı için "hasretin adı" ve "katma değer"iyiz?
.....
Vakti vardır..
Ve can çeker.
Can, çayı bahane edip dost ister.
Profesör istemez, genel müdür hiç istemez...
Makam ve mevki...
Ve dahi şan ve şöhret...
Ve dahi mal ve mülk sahibi istemez.
Aradığı insandır.
"İnsan" sıfatının yanında, som altına şekil katmak için sokuşturulmuş bakır kadar ehemmiyeti olmayan unvanları hesaba katmaz...
Ve can, insan çeker.
Bir bardak demli çayın her yudumunu, ab-ı hayata dönüştüren insan!
.....
Bir daha mesele şudur:
Canımız kimi çeker ve kimin canı bizi çeker?
Ve neden?
.....
Hayattan aldığımız ve hayata kattığımız can sıkıntılarının çoğunun sebebi, maalesef değersiz şeylerden ibarettir.
Ne bu dünyadan çekip giderken bizimle birlikte gelirler.
Ne sonrası için işe yararlar.
Üstelik, bir bardak demli çayın yanında bile, sahibini "beş kuruş" sahiplenmezler
.....
Su kaynar...
Aşk ateşinde...
Bir tutam çay yaprağıyla karışmak, vuslattır.
Bu sıcaklığa...
Bu buhara ram olur ve yayılır duygular.
Sonra aşkın rengidir ve demidir görünen.
Ve aşkın rayihası.
.....
Söyleyin şimdi:
Can kimi çeker?
Kimin canı bizi çeker?
Bu şiire kim bir mısra katar gönlünden?
Sohbeti kim demler?

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 8.908
  • Teşekkür 64513
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2020 22:28:48
             Her Şey Sende Gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;

Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,

Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..

İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak, bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.896
  • Teşekkür 57961
    • Çevrimdışı
  • # 25 Şub 2020 09:51:00
Sana Gelirken

Sana gelmeliyim
geçip ayrılığın gül bahçesinden
ateş kesilmeli damarlarımdaki kan
gecenin en koyu karanlığında gelmeliyim sana
göz gözü görmemeli
dilimde şiirlerim olmalı bir de
yüreğim papatya dolu kırlar
öyle gelmeliyim sana..

Avuçlarımda umut dolu yarınlarla gelmeliyim sana
başımda temmuz akşamları
sonra bir yıldız kaymalı
yüreğimin kuytu bir köşesinden
bakılmaya doyum olmayan gözlerin olmalı bir de
dolunay olmalı yüzün
öyle gelmeliyim sana..

Hasretin dağ gibi oturmalı yüreğime
öyle gelmeliyim sana
kimseler görmemeli yüzümü
kimseler bilmemeli
hafiften bir rüzgâr esmeli sana gelirken
gözlerimde yalnızlık
saçlarımda yıldızlar olmalı bir de
inceden bir yağmur yağmalı sonra
ve kavuştuğum gün sana
yüreğimi avuçlarının tam ortasına koymalıyım
kuru bir gül misâli
öyle gelmeliyim sana..

Acılarım elpençe divan durmalı karşımda
uykuya dalmalı aşkı bilmeyenler
dalıp gitmeliyim bir zaman
mushaf gibi duvarlara astığım sûretlerine
utanmalı geceler sonra
gözlerinin karasından
işte öyle gelmeliyim sana..

Yangın panayırları kurmalıyım bir de
yaşadığın şehrin meydanlarına
âhımdan tutuşmalı yarasaların kanatları
ardına bakmadan kaçmalı benden
aşkı tanımayanlar
bir sen kalmalısın yanımda, bir de hayâlin
öyle gelmeliyim sana..

Sana geldiğimde sesimden değil
gözlerimden değil
gözlerimin altından tanımalısın beni
boynumdaki ip izlerinden bir de
biliyorum yakışmazdı bana
darağaçlarını süsleyemeden gelmek kapına
ama öylece gelmeliyim
gelmeliyim ve sesinden öpmeliyim seni sonra
işte öyle gelmeliyim sana..

Kıpkızıl güller getirmeliyim sana
adı şiir olan
aşkın kerbelâsı olmalı yüreğim
kan olmalı sokaklar seni gördüğümde
görür görmez
bir “âh" koymalıyım kaşlarının arasına
cennetim olmalı gözlerin
öyle gelmeliyim sana..

Sol yanından ne haber deme bana sakın
bir aynadır şimdi yokluğun cebimde
bakıp bakıp delirdiğim
hergün
bir bilinmeyene gitmek hazırlığı yüreğimde
rüyalarımda yağmur yüzlü dervişler
boynumda sensizlik yaftası
ellerimde gül ve karanfil kokuları
kessem şiir akacak bileklerimden
kesmesem sen
kalmadı yanacak yerim gayrı
sana mâlumdur elbet
dokunsalar değil
artık dokunmasalar da ağlıyorum yâr

İşte böyle gelmeliyim
gelirsem sana
ve ciğer kanım olmalı sana sunduğum güller
bir sen kalmalısın
sevdâ nöbetlerimden geriye
bir sen
sonra cennet kokuları gelmeli uzaklardan
kokun gelmeli bir de
yeşil kanatlı yağmur kuşları olmalı omuzlarımda
ellerimde yokluğun
hasretin heybemde
bir de şiirlerim yüreğimde
öyle gelmeliyim sana..

R. C.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK