Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3357616 defa)

literary

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 234
  • Teşekkür 755
    • Çevrimdışı
  • # 15 May 2020 10:29:29

   "Birlikte çıkmıştık yola heyhat şimdi yalnızım,
Tek hatıran bir hıçkırıkla bir de yürek sızım,
Nerede kaldı verdiğin vefadan yana sözün.
Senden bana kalan neler var; ayrılıktan başka?Senin olduğun gecelerde sabahı bulurdum,
Hiç yorulmam diyordum sayende çabuk yoruldum,
Sen bana can derken ben yoluna kurban olurdum.
Senden bana kalan neler var; hasretlikten başka?Baharda karlar eridi sel olup bendim aştım,
Yüreğimde fırtınalarla Mecnun’la yarıştım,
Yağmurlarca gözyaşı akıtıp sana ulaştım.
Senden bana kalan neler var; gözyaşından başka?Karabağlı der ki bu yazgıyı ben yazmadım,
Kazılsa da kuyum kimsenin kuyusunu kazmadım,
Senden gelen sitemlere hiç mi hiç kızmadım,
Senden bana kalan neler var; ızdıraptan başka?"

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.868
  • Teşekkür 36738
    • Çevrimdışı
  • # 15 May 2020 11:08:49
YAŞADIĞIN YERDE DENİZ OLACAK USTA



yaşadığın yerde deniz olacak usta
baktın mı denize dağları göreceksin mesela
gözlerinle tırmanacaksın icabında bir dağa
gözkapakların yorulacak sızlayacak kirpiklerin
başının üzerinden çekeceksin karları kendi omuzlarına
dertlerin büyüyecek çığ gibi
pes etmeyeceksin

bazen bakınca zirvesinden dibini göreceksin o dağın
dibini görür gibi insanların
gördükçe yükseleceksin
çivisini sökeceksin bazen dünyanın
ters yüz edeceksin zamanı
çürüyecek keşkelerin

yaşadığın yerde deniz olacak usta
baktın mı denize uzak bir şehrin ışıklarını göreceksin mesela
bir çıkmaz sokağa düşecek sonra adımların ansızın
kaldırım taşlarından toplayacaksın
karaya vuran kahkahaları
sağında solunda iki katlı kiremitsiz suskun evler
ve onların yatık gölgeleri
açık bir pencereden süzüleceksin içeri
kırılmış ay ışığı gibi düşeceksin karanlığın omzuna

bazen eşlik edeceksin çengel yutan bir balığa
çırpınırken son kez olta ucunda
örteceksin yüzünü yosun kokulu bir dalgayla
ölümü öpecek
üşüyeceksin

yaşadığın yerde deniz olacak usta
baktın mı denize sevgiliyi göreceksin mesela
kuracaksın gözlerine en alasından çilingir sofrasını
dolduracaksın bakışlarını ayaklı bir bardağa
yokluğuna yaslayıp sırtını
varlığına içeceksin

bazen uzatacaksın elini mavi suya
sataşacaksın yorgun bir kayıkçıya
‘’hey
kürek değil hasret çekeceksin
selam hemşerim’’
ıslanacak düşlerin
gülüşlerin
kıyısında dolaşacaksın bazen ürkek adımlarla
kıyısında dolaşır gibi sevgilinin
bir de bakacaksın üstün başın yalnızlık
boş ver deyip
silkeleneceksin

yaşadığın yerde deniz olacak usta
baktın mı denize kendini göreceksin mesela
yüzünde ince patikalar
saçlarında şarkı söyleyen gümüş sesli rüzgarlar
iki yanağında iki çukur
sallanacaksın içinden demir alan
bandırasız bir geminin küpeştesinden
kendine geleceksin geçip en son kendinden

günlerden bir ay günü
taşacak gözlerin çekilecek deniz
bahanen hazır üzüleceksin
bazen dökeceksin içini bir yol bulup
gömeceksin başını acılara
ağzın burnun tuz dolacak
bir martı havalanacak sonra
kıvrımından ellerinin
çoğalacak sebeplerin
yaşamayı
bir kez daha seveceksin

Hicran Aydın AKÇAKAYA

Renaa

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 45
  • Teşekkür 228
    • Çevrimdışı
  • # 16 May 2020 00:35:22
Bence Malumdur
dikenin
kalbime battığı bir sonbahar günüdür
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
içini kurtlar kemirir
bence malumdur
buğulanmış camların arkasında
masmavi yüzün
senin ateşler içinde olduğun
bence malumdur
ellerin muhakkak çocuk elleridir
hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün
 Atilla İlhan

ecem13

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 71
  • Teşekkür 1478
    • Çevrimdışı
  • # 16 May 2020 03:50:31
Ustam!
Ne zaman o senin bildiğin zaman,
Ne sevda gördüğün masallardaki.
Eskiden,
Halı tezgahında dokunurdu aşklar,
Nakış nakış, körpe kız ellerinde.
Mendillere yazılırdı isimler,
Yüreklere kazılırdı gizlice.
Sevdalılar asil ve de yürekli
Sevdalar, kavgalar iki kişilik.
Oysa şimdi;
Çorak gönüllere ekiliyor sevdalar seher vakitlerinde.
Meşru sevdalardan,
Gayrı meşru acılar doğuyor kundaklara,
Günahkar gecelerden...
Tuncel Kurtiz

ayselaysel

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 519
  • Teşekkür 657
    • Çevrimiçi
  • # 17 May 2020 00:24:08
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın
Hiçbir dakikamı yaşayamazsın
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Benim için kirletme aydınlığını
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün
Gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim
Ya ölmek ustalığını kazanırsın
Ya korku biriktirmek yetisini
Acılarım iyice bol gelir sana
Sevincim bir türlü tutmaz sevincini
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ümitsizliğimi olsun anlasana
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Sevindiğim anda sen üzülürsün
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
İçinden bir gemi kalkıp gitmemiş
Uzak yalnızlık limanlarına
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
Sakın başka bir şey getirme aklına
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan seni seviyorum

Can Yongası

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 73
  • Teşekkür 459
    • Çevrimdışı
  • # 18 May 2020 19:49:49
(En sevdiğim şiir olabilir.)

TUHAF MI GÜLÜM

Ben mi tuhaf biriyim, dünya mı tuhaf yer
Leyla’yı öldürenler Mecnun gömleği giyer
Tuhaf mı karanlığı sevmesi bir yıldızın
Tuhaf mı gölgelerle konuşması yalnızın
Bir pınarın toprağa, tebessüm beklemeden
Gürül gürül akması yine tuhaf mı gülüm
Toprağın bir çiçekte rengarenk açtığında
Buram buram kokması yine tuhaf mı gülüm
Çiçeğin bir arının imbiğinden süzülüp
Peteklerden bakması yine tuhaf mı gülüm
Arının bir şairin kaleminde ansızın
Kaf dağına çıkması yine tuhaf mı gülüm
Gönül yurdunda akan ırmakları, şairin
Senin için yakması yine tuhaf mı gülüm
Tuhaf mı, gökyüzünde ağlaması cücenin
Tuhaf mı, çözülmesi bu garip bilmecenin
DÜNYA MI TUHAF BİR YER, BEN Mİ TUHAF BİRİYİM
NEDEN KALBİNDE ÖLÜ, GÖZLERİNDE DİRİYİM
Her akşam saçlarında tarıyorsun geceyi
Dudağıma düşürdün iki akkor heceyi
SEN SEVDAYI BİLMEYEN BİR RÜZGARLA BÜYÜDÜN
VARLIĞIM YOKLUĞUNDA TÜKENİRKEN, UYUDUN
SENİN LÜGATİNDE RUH BİRKAÇ DİRHEM GÜMÜŞTÜR
SENİN KİTABINDA AŞK TARİHE GÖMÜLMÜŞTÜR
Eskimeyen bir vefa görmeyince dünyada
Narin avuçlarında küflendi kara sevda
SEN FEDAKARLIĞINI ANLAMAZSIN DEVLERİN
SANA TUHAF GELMESİ BUNDANDIR HAYALLERİN
SENCE BENİM YAŞAMAM BİLE TUHAF OLMALI
HİÇBİR ŞEY BEKLEMEYEN BU ŞAİR, SAF OLMALI
Ya da, mazinin bile bilmediği bir hain
Gülüm, artık şüpheler tahtırevanından in
Bir gün tuhaf gelecek sana dünyada ölüm
Biliyorum, ölümdür bana yakışan gülüm
Sen ki, bir Asena’yı taşırsın kollarında
Sen ki, ruhumu ezip geçersin yollarında
Madem istemiyorsun bu sevdanın tacını
Şahmaran versin bana derdimin ilacını
UMUDUM, ELLERİNDE SARARIP SOLSUN, GÜLÜM
SANA TUHAF GELENLER, KADERİN OLSUN, GÜLÜM
Oysa bu can yakıyor menfaat kitabını
O yalnız gözlerinde bulmuştur mehtabını
O, eşsiz bir hülyayı taşır gecelerinde
Hülya güller açıyor onun bahçelerinde
O yalnız bir kahraman edasıyla gülümser
O yalnız hasretini kanatan kahra küser
O kahır, ipek gibi sarar hücrelerini
Kıpkızıl renge boyar ölüm kokan terini
O, mahpus bir hayatın feryadıyla kıvranan
O, zalim bir ateşin intiharıyla yanan
Kirpiklerine mahkum bir küheylan gibidir
Her parçası yar kokan bir kalbin sahibidir
O senin kalbin gibi demir değil, tunç değil
İhtiras değil gülüm taşıdığı, hınç değil
Bugün yorgun sesini duysan da aynalarda
Bir gün susar bu yürek, son uykuya dalar da

SEN ŞİMDİ BİLMEDİĞİN BİR KALBİN DEĞERİNİ
ONSUZ KALIP YIKILAN BİR DÜNYADA ANLARSIN
VARSIN DELİ BİR HAYAL YİNE ÇÖKSÜN İÇİMDE
BİR GÜN SEN DE ÇÖKERSİN GÜLÜM, SEN DE AĞLARSIN


Nurullah GENÇ

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.868
  • Teşekkür 36738
    • Çevrimdışı
  • # 18 May 2020 20:13:35
gözlerin yağmurdan yeni ayrılmış
gibi çocuk, gibi büyük, gibi sımsıcak

sen bir şehir olmalısın ya da nar
belki granada, belki eylül, belki kırmızı

gövden ruhunun yaz gecesi mi ne
çok idil, çok deniz, çok rüzgar”

Haydar ERGÜLEN

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.095
  • Teşekkür 2719
    • Çevrimdışı
  • # 19 May 2020 11:21:25
19 MAYIS GENÇLİK MARŞI

Bir şerefli milletin şanlı çocuklarıyız.
Kalplerimiz, nabzımız, vatan diyerek atar.
Ayrılmadan yürürüz, aynı yolda erkek, kız.
Ruhumuzda ateş var, göğsümüzde iman var...

Vücudumuz yay gibi, bacaklarımız çevik,
Kalplerde cumhuriyet, başımızdadır bayrak,
Bir emanet taşırız, Ata'mıza söz verdik.
Kuvvetimizi, gücümüzü, kanımızdadır kaynak...

Bilgi ile sporu, yürütürüz atbaşı,
Çalışkanlık, çeviklik atalardan mirastır.
Türk olmanın amacı kazanmaktır savaşı...
Bize ülkü yaraşır, bize hamle yaraşır.

19 Mayıs bizim en kutsal bayramımız.
Tarihlerde var mıdır, böyle bir günün eşi ?
Bu pınardan içiyor, alıyoruz kuvvet, hız,
Bu ocaktan yakıyor bütün gençlik ateşi...

İ. Hakkı TALAS

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.120
  • Teşekkür 12601
    • Çevrimdışı
  • # 20 May 2020 00:20:19
BİR ÇOCUK BAHÇESİNDE
Çocuklar beni de alın içerinize,
Ben de güzel oyunlar oynamayı bilirim,
Çocuklar, imreniyorum şimdi size,
Yıllar oluyor ki kırıldı çemberim.
Benim de devleri vardı masallarımın,
Keloğlan kahramanıydı sihirli dünyamın,
Periler uyurdu altında kiraz dallarının,
Bir çini kadar zengindi içi dünyamın.
Benim de sapanlarım vardı söğüt dalından yapılı
Benim de kuşlarım vardı kafessiz ve şen,
Bir güzel evim vardı ki altın kapılı,
Benim de bir annem vardı ağlarken gülen.
Ceyhun Atuf KANSU

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.095
  • Teşekkür 2719
    • Çevrimdışı
  • # 20 May 2020 01:57:30
Ne güzel şarkılar vardı eskiden

Gençliğimizi donatırlar'dı

Hep iyi şeyleri hatırlatırlardı

Geçip gitmiş devirlerden

Sevgi ve ümit yaratırlardı

O zaman her şey uzaktı ölümden

Yanık şarkılar bile neşeli başlardı

İster istemez saadet taşardı

Gamsız günlerimizden

Ne güzel zamanlar vardı eskiden..

Özdemir Asaf...

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.120
  • Teşekkür 12601
    • Çevrimdışı
  • # 20 May 2020 21:57:02
AH BİR ÇOCUK KALSAM
Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Üç taş, üç cam olmalıydı hayat.
En büyük kavgamız gazoz kapağından çıkmalıydı
ve en büyük acımız
öğretmenimizin başka şehre tayini olmalıydı.
Biz hep çocuk kalmalıydık aslında.
Büyümeğe özenmeliydik büyümeden...
İnsan dediğin,
yürüdükçe yorulan, yoruldukça ağlayan bir taş değil mi?
Çözmesi zor değil.
Sen ansın, yaşanan zaman...
Erhan Güleryüz

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.868
  • Teşekkür 36738
    • Çevrimdışı
  • # 22 May 2020 09:47:02
iyi
değilim,
kendim değilim bu aralar
öfkem dağ yükü, yüreğim solungaçsız volkan
geçit vermiyor, nefes vermiyor, aşk vermiyor yaşamak

su
değil,
sonsuz değil,
soysuz aşklar değirmenliği zaman
ve taşıma aşkla ne dünya dönüyor ne de başım

hani
nasıl deyim,
sanki ben yarılmışımda
yer, gök içime devrilmiş
içim enkaz, yüküm kamburumdan ağır

ne dün,
ne bugün,
ne de yarın
söyletme işte, söyletme be kadın
kurşunlara gelesi hep yaşamak, hep ölmek oldu adın

tüm
rüzgarlar,
tüm dokunuşlar kanatsızdır
bu sebepten çarmıha gerdim tüm yalanları
sırf sen ömür ol diye gerçeğime, çerçeveliğime

neyse,
günü, güneşi geçtim de
gölgem bile kusmuğuna artık kurşuni
voltası gecikmiş tüm kaldırımlar üzerimde yürüyor
sensizliğme, tensizliğime fiyat biçiyor rimeli akmış köşe başı tanrıçaları

dişleri,
düşleri
sökülmüş hazımsız şafağım
ne toprak bana ne de ben toprağa terliyoruz artık
bir servi düşümüyüm belki de duasız, inançsız mezar kitabeliğime

kolum,
kanadım,
sancım, inancım
tek doğrum yaşamaktı,
yaşamaktı bir epitaph tınılığında

ve
şimdi,
nefesi çürümüş bir zamanın
aynası sararmış, bakışları kararmış tanrısıyım belki de
takvim müsveddeliğinde çırpınan düşmek, düşmemek arası son yaprağıyım

girişi de,
çıkışı da olmayan
damarı pıhtılaşmış bir şarkıyım,
boşuna dinlemeye, anlamaya da çalışma
daha çok küçüksün ama inan bir gün seninde aklın küçülecek, yüreğin büyüyecek

işte
tamda o gün
sende öğreneceksin
bir şarkıya kıvrılıp uzanmayı, yanmayı
ve inan tam da o an sen o şarkıyı değil o şarkı seni gözleri kapalı dinleyecek....

İlhan AŞICI

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.988
  • Teşekkür 149770
    • Çevrimdışı
  • # 22 May 2020 10:30:29
Dua
Biz,kısık sesleriz...minareleri,
Sen,ezansız bırakma Allahım!
Ya çağır şurda bal yapanlarını,
Ya kovansız bırakma Allahım!
Mahyasızdır minareler...göğü de,
Kehkeşansız bırakma Allahım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allahım!
Bize güç ver...cihad meydanını,
Pehlivansız bırakma Allahım!
Kahraman bekleyen yığınlarını,
Kahramansız bırakma Allah'ım!
Bilelim hasma karşı koymasını,
Bizi cansız bırakma Allah'ım!
Yarının yollarında yılları da,
Ramazansız bırakma Allah'ım!
Ya dağıt kimsesiz kalan sürünü,
Ya çobansız bırakma Allah'ım!
Bizi sen sevgisiz,susuz,havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
Müslümanlıkla yoğrulan yurdu,
Müslümansız bırakma Allah'ım!
 

Arif Nihat Asya

literary

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 234
  • Teşekkür 755
    • Çevrimdışı
  • # 23 May 2020 00:14:54

İncitme;incittiğin yerden incinirsin...

 

ayselaysel

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 519
  • Teşekkür 657
    • Çevrimiçi
  • # 23 May 2020 08:29:58
           Ayrılık Sevdaya Dâhil
sanmıştık ki ikimiz
yeryüzünde ancak
birbirimiz için varız
ikimiz sanmıştık ki
tek kişilik bir yalnızlığa bile
rahatça sığarız
hiç yanılmamışız
her an düşüp düşüp
kristal bir bardak gibi
tuz parça kırılsak da
hâlâ içimizde o yanardağ ağzı
hâlâ kıpkızıl gülümseyen
-sanki ateşten bir tebessüm-
zehir zemberek aşkımız…
        Atilla ilhan

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK