Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3383816 defa)

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.367
  • Teşekkür 26926
    • Çevrimdışı
  • # 26 Şub 2020 00:34:00
İçimi titreten bir sestir her gün
Saat her çalışında tekrar eder:
“Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın?
Elin boş mu gireceksin geceye?
Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün.
Gençlik böyledir işte, gelir gider
Ve kırılır sonra kolun kanadın
Koşarsın pencereden pencereye.”

C S Tarancı

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.754
  • Teşekkür 44395
    • Çevrimdışı
  • # 26 Şub 2020 11:21:26
Bana durgunsun diyorlar
İnsan soyu dünyadan çekildi de
Bir sen mi kaldın yeryüzünde
Çenende unutulmuş bir elin
Burda değilsin, fotoğrafta gibisin
Kar yağarken eriyen güneş mi gülüşün
Hatırladın aslında, gülümsemedin az önce
Yüzünün bir ev sahibi var, ama kim
Yerleşmemişsin, sığar her şey bir valize
Ara sıra balıklar, ara sıra, geçiyor, gözlerinde
Ağ yırtılmış, ha yakalanmışlar ha dönüyorlar denize
Bana durgunsun diyorlar
Kendi kendine tütüp sönen
Bir sigaranın külü kadar
Sanki birinin
Yerini tutar
Razı değilmiş gibisin bir şeye
Katlanmaya hazır yine de
Neydi elde edemediğin
Çok isteyip deSesler var
Sesler, yüz kemiklerinde
Sesler, saat sesleri belki de
Duyurmak mı istiyorlar bir şeyi
Bakanlara değil de
Derine
Bana durgunsun diyorlar
Bir fotoğrafta gibisin
Dünyada değilsin de.."

Cevdet Karal'

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.367
  • Teşekkür 26926
    • Çevrimdışı
  • # 27 Şub 2020 15:45:14
Ah efendim, sorar durur can;
Nasıl bir sondur bu,
Kaçtıkça yakınlaşan
Kaçtıkça yakınlaşan…

Derdimi anlattım Efendim
Derdimi anlattım, sözü yormadan.
Oturup dua ettim, yalvardım;
Akıl git başımdan.

Ibrahim Tenekeci

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.081
  • Teşekkür 11637
    • Çevrimdışı
  • # 28 Şub 2020 20:55:46


         h.n.a.


YAKARIŞ - 2

Bir gün olur, elbette eski beğler dirilir;
Yine kılıç kuşanır tarihteki paşalar.
Yine şanlar alınıp nice canlar verilir,
Yiğit akınımızdan yine dünya şaşalar.

“Türk tarihi” denen kahramanlık şiirini
Yeniden yazmak için harcayacağın kandır.
Mısraların içinde en güzel ve derini,
Batıda “Niğbolu”, doğuda “Çaldıran”dır.

Yine batılıların üçüncü Kosova’da
Topraklara sereriz, bir değil, birkaçını.
Çekilince kılıçlar yeniden Haçova’da
Param parça ederiz Cermenliğin haçını.

Yine ufka açılır şanlı korsanlarımız,
Bir Türk gölü yaparlar Akdeniz’in içini.
Acı acı gülerek bu gün susanlarımız,
Yarın rezil ederler Romalı’nın p...

Genç Fatih’in ordusu yine tekbir alınca,
Söndürürüz kafirin Meryem Ana mumunu.
Haritadan sileriz Tuna’ya at salınca
Ulah’ını, Sırb’ını, Bulgar’ını, Rum’unu.

Gövdesini elbette döndürürüz kalbura,
Bir geçerse Moskof’un elimize yakası.
Çanakkale önünde yine kopar bir bora,
Süngümüzle bozulur İngiliz’in cakası…

Yiğit Harbiyeliler! Öğrenin dersinizi:
Kahraman göz kırpmadan düşmana saldırandır.
Vazifeniz: Kanije, Silistire, Pilevne,
Niğbolu, Kosova, Malazgirt, Çaldıran’dır.

Yarın Yavuz dirilip bize buyruk verince,
Kızgın kum çöllerini yeni baştan aşarız.
Kanlarımız sebildir; akıtarak hepsini,
Belirsiz mezarlarda anılmadan yaşarız…

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.217
  • Teşekkür 151692
    • Çevrimdışı
  • # 29 Şub 2020 08:33:40
Hakkını helal et, yolum var daha
Dağlara sor beni gelmezsem eğer
Ant içtim bu aşka, döndüm Allah’a
Bayrağa sar beni gelmezsem eğer
 
Dert etme, üzülme gelmezsem eğer
Bil ki bir yolum var ölmeye değer

Elbet tükenecek yol gide gide
Dualar ederek hakkımı öde
Nasıl olsa kavuşmak var ötede
Beklerim yar seni gelmezsem eğer

Dert etme, üzülme gelmezsem eğer
Bil ki bir yolum var ölmeye değer

..

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.554
  • Teşekkür 29759
    • Çevrimdışı
  • # 03 Mar 2020 12:16:47
Sen ki, saçından tırnağına kadar
Bir hürriyete bedelsin,
Bu ılık saçlar, bu gözler; fakat her şeyden önce
Yaşadığın için güzelsin...

Büyük Saat
Turgut Uyar

adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.618
  • Teşekkür 19386
    • Çevrimdışı
  • # 10 Mar 2020 00:30:02
Ellerimde bir tutam çiğdem çiçeği
Erguvan rengi dağların ardında kayboldu çocukluğum!

Işığı yanan eve mi yoksa dumanı tüten evi mi
Misafir olsak diye çıkardık evden
Ben derdim dumanı tüten eve, kardeşim derdi
Işığı yanan eve gidelim diye
Sonra
Misafir olurduk zemheri akşamı toprak damlı
Muhacir ninemin dumanı tüten köy evine
İkimizin ortasında kalan annemle birlikte
Bilmem o evin içindeki ninem bilmem yanan sobanın
Ateşi ısıtırdı içimi
Isınırdı işte ruhum, içim, çocukluğum
Aklıma gelmezdi
Varlığım, yokluğum, yoksulluğum
Bir avuç mutluluktu o anki soluduğum
Ne bir elimiz yağdaydı ne de diğer elimiz balda
Yine de bir korkumuz yoktu hayattan yana
Kabuk bağlasa da düştüğümde ellerimin, dizlerimin yarası
Ne hikmetse geçerdi çocukların ellerinden tutup öpünce anası
Ana ne güzel yarmış, hani derlerdi ya
“Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz”
Şimdi ne ana kaldı ne Bağdat
Meğer ne kadar da yalancıymış hayat.

O gidince bir daha kanamadı ellerim
Bir daha kabuk bağlamadı yaram
Ne ışığı yanan evler ne de dumanı tüten evlere
Misafir gelmiyor artık
Evler garip
Evler yalnız
Ve evler hüzünlü
Oysa o evler ne kadar sıcak olurdu zemheri günü

Ah! Zaman
Ne çabuk geçtin
Önce içleri boşaldı toprak damlı evlerin
Sonra dumanı kesildi
Söylemeye dilim varmasa da
Işıkları söndü bir bir
Hüzünlü evler
Garip evler
Yalnız evler
Yoksul, yorgun umutla hâlâ kapasını açacak birini bekler.
Oysa yoksul evlerin sıcak odalarında kaldı sesim, soluğum
Yumdum gözlerimi, ellerimde bir tutam çiğdem çiçeği
Erguvan rengi dağların ardında kayboldu çocukluğum!

Bilirim o davetsiz misafirler bir daha gelmeyecek
Ve bilirim çiğdem çiçeği ile kaybolan çocuk bir daha dönmeyecek.

YükselErentürkYILMAZ

Sevim Koş

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 78
  • Teşekkür 179
    • Çevrimdışı
  • # 10 Mar 2020 10:06:03
insanların içindeyim
seviyorum insanları
hareketi seviyorum, düşünceyi seviyorum
kavgamı, kavgamı...
kavgamı seviyorum

sen kavgamın içinde
bir insansın sevgilim
seni seviyorum

aydınlığın içindeyim
seviyorum aydınlığı
paylaşmayı seviyorum, eşitliği seviyorum
kavgamı, kavgamı...
kavgamı seviyorum

sen kavgamın içinde
bir insansın sevgilim
seni seviyorum...

Nazım Hikmet RAN

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.217
  • Teşekkür 151692
    • Çevrimdışı
  • # 23 Mar 2020 21:30:50
Nefes almak bayramdır mesela;
günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan... 
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ,hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır,elden ayaktan düşmemek,
zihinden önce bedeni kaybetmemek,
Kurda kuşa yem olamayıp 'çok şükür bugünü de gördük' 
diyebilmek...
Sevdiklerinle geçen her gün Bayramdır.

Can Yücel.

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.654
  • Teşekkür 22331
    • Çevrimdışı
  • # 05 Nis 2020 11:43:15
DESTAN

Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!
Haykırsam, kollarımı makas gibi açarak:
Durun, durun, bir dünya iniyor tepemizden,
Çatırdılar geliyor karanlık kubbemizden,
Çekiyor tebeşirle yekûn hattını âfet;
Alevler içinde ev, üst katında ziyafet!
Durum diye bir lâf var, buyrunuz size durum;
Bu toprak çirkef oldu, bu gökyüzü bodurum!
Bir şey koptu içimden, şey, her şeyi tutan bir şey,
Benim adım Bay Necip, babamınki Fazıl Bey;
Utanırdı burnunu göstermekten sütninem,
Kızımın gösterdiği, kefen bezine mahrem.
Ey tepetaklak ehram, başı üstünde bina;
Evde cinayet, tramvay arabasında zina!
Bir kitap sarayının bin dolusu iskambil;
Barajlar yıkan şarap, sebil üstüne sebil!
Ve ferman, kumardaki dört kıralın buyruğu;
Başkentler haritası, yerde sarhoş kusmuğu!
Geçenler geçti seni, uçtu pabucun dama,
Çatla Sodom-Gomore, patla Bizans ve Roma!
Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarında sattık, kalkamaz artık kazan!
Allahın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.
Bu taksimi kurt yapmaz kuzulara şah olsa;
Yaşasın, kefenimin kefili karaborsa!

Kubur faresi hayat, meselesiz, gerçeksiz;
Heykel destek üstünde, benim ruhum desteksiz.
Siyaset kavas, ilim köle, sanat ihtilâç;
Serbest, verem ve sıtma; mahpus, gümrükte ilâç.
Bülbüllere emir var: Lisan öğren vakvaktan;
Bahset tarih, balığın tırmandığı kavaktan!
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartılan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
Mezarda kan terliyor babamın iskeleti;
Ne yaptık, ne yaptılar mukaddes emaneti?
Ah, küçük hokkabazlık, sefil aynalı dolap;
Bir şapka, bir eldiven, bir maymun ve inkılap.

Necip Fazıl Kısakürek

adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.618
  • Teşekkür 19386
    • Çevrimdışı
  • # 06 Nis 2020 23:18:26
Sen bu şiiri okurken
Ben çoktan bu şehirden gitmiş olacağım
Artık ne özlemlerimi duyacaksın bıçak yarası
Ne de telefonların çalacak gece yarısı
Ve bu zavallı yüreğim olmayacak artık
Kaprislerinin hedef tahtası...
Seni sana
Beni bir akıl hastanesine
Bırakıp gideceğim bu şehirden

Nasılsa kavuşamadım sana
Nasılsa dudaklarının kıyısına varamadım
Nedense bütün çıkmaz sokaklar adresim oldu
Ve nedense bütün kırmızı ışıkları üzerime yaktın
Ne yaptımsa
Bir türlü sana yaranamadım
Artık adressiz
Işıksız
Ve öylesine ıssızım
Dünlerin kadar eskiyim
Verdiğin acılar kadar paslıyım
İşte çıkıp gidiyorum hayatından
Nasılsa fark etmez senin için
Belki çok şanslı
Belki de en yaşlıyım...
Artık
Pusulam hasreti
Saatim yalnızlığı
Ve takvimler sensizliği gösteriyor bana
Neylersin
Yolcu yolunda gerek
Belki bundan sonra
Belki senden sonra
Adam olur bu “asi yürek”
Ve dersini alır da bu sevdadan
Bir daha
Boyundan büyük denizlere
Asılmaz kürek

Yarın bu saatlerde
Ben yollarda olacağım
Sen kimbilir kaçıncı uykunda
Masal mavisi bir rüyada
Ve elbette o korsan yüreğin
Yine pusuda
Oysa
İlk defa sesimi duymayacaksın
Sitemlerin sahipsiz
Soruların cevapsız kalacak
Belki ilk defa içini kemirecek yokluğum
Tanımadığın bir korku içini saracak
Ve ilk defa kendinle hesaplaşacaksın
Ne oldu?
Ne oluyor?
Ne olacak?
Sonra
Bir gözün kör
Bir kulağın sağır
Bir ayağın kırık
Bir kolun kesik
Düşeceksin yollara
Yani baştan başa yarım
Yani baştan başa eksik
Bütün duvarlar üstüne yıkılacak
Belki ilk defa
“Unutuldum” diyerek için sızlayacak
Ve sen bu şiiri okurken
Ayrılığımız çoktan başlamış olacak
Belki de son tesellin
Sana yazdığım “bu son şiir” olacak
Ve kimbilir
Unutulmuş bir gecenin tam ortasında
Başucundaki bir radyoda
Uykusuz bir şair yüreğini çınlatacak
Ve bir daha fısıldayacak kulaklarına
Sana adanmış bu satırları

“Bütün şehirler uyur
Ankara uyumaz
Ve birgün
Bütün sevenler unutur seni
Ama bu “şair yürek”
ASLA UNUTMAZ...”

adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.618
  • Teşekkür 19386
    • Çevrimdışı
  • # 09 Nis 2020 01:59:32
NUR DAĞINDAN GELENLER..

Onlar bu dünyaya niye geldiler
`Li ya`budun` diye diye geldiler.

Konaklı,sofralı tuğralıydılar
Bir dilim ekmekle doya geldiler.

Eline,beline,diline sahip
Kalpleri nurla yuya geldiler.

Burçlar her taraftan çağırıyordu
Onlar yıldız ile aya geldiler.

Ünlü şehirlerde ünsüz gezdiler
Bazen de bir sessiz köye geldiler.

Kutlu seferlerden zaferle dönüp
Ala sayvanlarda toya geldiler.

Din-ü devlek ile mülk-ü millete
Asi olmadılar uya geldiler.

Hem yüzleri hem sözleri güzeldi
En güzel sözleri duya geldiler.

Yedi göbek nesepleri helaldi
Helal rızıkları yiye geldiler

Dağları Tanrı`ydı,Süphan`dı,Nur`du,
Göklerin sesini duya geldiler.

Dilaver Cebeci

PINARCIK

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 5.554
  • Teşekkür 29759
    • Çevrimdışı
  • # 10 Nis 2020 23:05:50
Güzel günlere uyanacağız
Belki selvi ağacının altında
Sabah güneşi yanaklarımıza dokunurken
Bir çocuğun penceresinden bakacağız
Annemiz bağıracak yemek hazır diye
Sokaklar şenlik yeri, kırlarda gelincik
Çiçekler arası mekik dokuyacağız
Bitti diye bağıracak en nihayetinde biri
Hastaneler insansız kalacak,insanlar maskesiz
Dokunmak hakkımız olacak,sarılmak doğamız
Derde deva bir umut var içimde
Güzel günlere uyanacağız...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.217
  • Teşekkür 151692
    • Çevrimdışı
  • # 11 Nis 2020 22:24:46
Yutkundu Eğdi Başını

Gitmişti makama arz-ı hâl için,
'Bey' dedi, yutkundu, eğdi başını.
Bir azar yedi ki oldu o biçim...
'Şey' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Kapıdan dört büklüm çıktı dışarı,
Gözler çakmak çakmak, benzi sapsarı...
Bir baktı konağa alttan yukarı,
'Vay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Çekti ayakları kahveye vardı,
Açtı tabakasın, sigara sardı.
Daldı.. neden sonra garsonu gördü,
'Çay' dedi, yutkundu, eğdi başını.

İçmedi, masada unuttu çayı;
Kalktı ki garsona vere parayı,
Uzattı çakmağı ve sigarayı,
'Say' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Döndü, gözlerinde bulgur bulgur yaş,
Sandım can evime döktüler ateş.
Sordum: 'memleketin neresi gardaş? '
'Köy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

Yürüdü, kör-topal çıktı şehirden,
Ağzına küfürler doldu zehirden;
Salladı dilini... vazgeçti birden,
'Oy' dedi, yutkundu, eğdi başını.

ABDURRAHİM KARAKOÇ

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.217
  • Teşekkür 151692
    • Çevrimdışı
  • # 12 Nis 2020 10:18:40
SES VER DÜŞLERİME

Yüzyıllardır erir gözbebeklerim
Bir yıldız tükenir,nerde göklerim
Kaybolan vuslatım,karçiçeklerim
Ardından afakı yıkamadığım
Ses ver düşlerime,yıkamadığım
Kubbeleri sarsar gelmeyişlerin
Issızlık yağar ki gülmeyişlerin
Bir beni yok eder olmayışların
Ardından dünyaya çatamadığım
Ses ver düşlerime;tutamadığım
Saçlarını dinler vakit usanır
Sırlar azad olmaz şahit usanır
Aşıkı ayıran kilit usanır
Ardından dağları yaramadığım
Ses ver düşlerime;saramadığım
Yollar akar gider gün düğümlenir
Acılar göğsümde bin düğümlenir
Gül bıçak ucunda can düğümlenir
Ardından bahtımı salamadığım
Ses ver düşlerime;bulamadığım.

  Şair  A.YAYLA
Lise Öğretmenim

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK