Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 475167 defa)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.626
  • Teşekkür 34767
    • Çevrimdışı
  • # 30 Haz 2019 16:58:03
DÜNYANIN KANINI EMEN VAMPİRLER VE  #KENEVİR GERÇEĞİ

Fotoğraf: Yıl 1914,
I.Dünya savaşı yılları ve Amerikan doları üzerinde "Kenevir" tarımı yapan çiftçiler...
Bunu aklınızın bir köşesinde tutunuz ve okumaya devam ediniz.
Endüstriyel Kenevir sadece bir tarım bitkisi değildir!
Petrolün ve doların panzehridir
1. Bir dönümlük kenevir, 25 dönümlük orman kadar oksijen üretir.
2. Yine bir dönümlük kenevirden, 4 dönüm ağaca eş kağıt üretilebilir.
3. Kenevir tam 8 kez kağıda dönüştürülebilirken, ağaç 3 kez kağıda dönüştürebilir.
4. Kenevir 4 ayda yetişir, bir ağaç ise 20-50 yılda.
5. Kenevir, gerçek bir radyasyon temizleyicidir.
6. Kenevir dünyanın her yerinde yetiştirilebilir ve çok az suya ihtiyaç duyar. Ayrıca kendisini böceklerden koruyabildiği için tarım ilacına da ihtiyaç duymaz.
7. Kenevir ile yapılan tekstil ürünleri yaygınlaşırsa, tarım ilacı sektörü tamamen ortadan kalkabilir.
8. İlk kot pantolon, kenevirden yapılmıştır; hatta “KANVAS” kelimesi kenevir ürünlerine verilen isimdir.
Kenevir ayrıca ip, halat, çanta, ayakkabı, şapka yapımı için de ideal bir bitkidir.
9. Kenevir, AİDS ve kanser tedavisinde kemoterapi ve radyasyon etkisini azaltma; romatizma, kalp, sara, astım, mide, uykusuzluk, psikoloji, omurga rahatsızlıkları gibi en az 250 hastalıkta kullanılmaktadır.
10. Kenevir tohumunun protein değeri çok yüksektir ve içindeki iki yağ asidi'de doğada başka hiçbir yerde bulunmamaktadır.
11. Kenevirin üretimi soyadan bile daha ucuzdur.
12. Kenevirle beslenen hayvanlar, hormon takviyesine ihtiyaç duymaz.
13. Plastik ürünlerin tamamı, kenevirden üretilebilir ve kenevir plastiğinin doğaya dönüşmesi oldukça kolaydır.
14. Bir arabanın gövdesi kenevirden yapılırsa, dayanıklılığı çelikten tam 10 kat fazla olur.
15. Binaların yalıtımı için de kullanılabilir; dayanıklı, ucuz ve esnektir.
16. Kenevirle yapılan sabunlar ve kozmetik ürünler, suyu kirletmez; yani tamamen doğa dostudur.
17.Ekilen mahsulun cevresi 2 sira kenevir ekilerek cevrelenirse mahsulu zararli boceklerden korur ve kimyasal ilac atma ihtiyaci kalmaz!!

Amerika’da 18. yüzyılda üretimi zorunluydu ve üretmeyen çiftçiler hapse atılıyordu. Ancak durum şimdi tam tersi. NEDEN?

-W. R. Hearst,
1900’lü yıllarda Amerika’da gazete, dergilerin ve medyanın sahibiydi. Ormanları vardı ve kağıt üretiyordu.
Eğer kenevirden kağıt yapılırsa, milyonlarını kaybedebilirdi.
-Rockefeller,
Dünyanın en zengin adamıydı. Petrol şirketi vardı. Bio yakıt olan kenevir yağı da, elbette onun en büyük düşmanıydı.
-Mellon,
Dupont şirketinin ana hissedarıydı ve petrol ürünlerinden plastik üretmek için patente sahipti. Ve kenevir endüstrisi, onun pazarını tehdit ediyordu.
Sonra ise, Mellon ABD Başkanı Hoover’in hazine bakanı oldu.
Bu bahsettiğimiz büyük isimler yaptıkları toplantılarda
kenevirin bir düşman olduğuna karar verdiler.
Ve onu ortadan kaldırdılar.
Medya aracılığıyla, marihuana sözcüğüyle birlikte keneviri, insanların beynine, zehirli bir uyuşturucu olarak kazıdılar.
Kenevir ilaçları piyasadan çekildi, bunun yerini bugün kullanılan kimyasal ilaçlar aldı.
Kağıt üretimi için, ormanlar katledildi.
Tarım ilaçları ile zehirlenme ve kanser arttı.

Ve derken dünyamızı plastik çöplerle, zararlı atıklarla donattık…
Böylelikle KENEVİR MUCİZESİ VE ABD ŞEYTANLIĞI öğrenmiş olduk...!!!
VE KENEVİRİN NASIL YASAKLANDIĞINI BİLİYORUZ ARTIK

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.328
  • Teşekkür 26323
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2019 10:41:01
Bukalemun yutan anlamına gelir.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.471
  • Teşekkür 138384
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2019 07:42:18
Duanız yoksa ne ehemmiyetiniz var.Dua etmek acizliğin farkına varmaktır.Kabul olunmayan dua yoktur.Bazen dualarımız bu dünyada gerçekleşir bazen gerçekleşmez.Gerçekleşmemesi demek kabul olmadığı anlamına gelmez.Gerçekleşmemesi hayırlıdır da o yüzden gerçekleşmemiştir.Böyle durumlarda ettiğimiz bu duanın karşılığını Rabbim ahirette verecektir.Eğer Kuran-ı Kerim ve Peygamberimizi hakkıyla rehber edinseydi tüm müslümanlar bugün bu durumda olmazdı.Mehmet Akif Ersoy yurt dışı gezisinden döndükten sonra birisi dalga geçmek için diyor ki söyle ne gördün kefere memleketlerinde.Adamların dünyevi işleri bizim dinimiz gibi dosdoğru ama bizim dünyevi işlerimiz onların dini gibi eğri.Teyzem 25 senedir Avusturya da yaşıyor.Diyor ki işlerini tam Kuran da emredildiği şekilde yapıyorlar.Bir de iman etmiş olsalar kesin cennetlikler.Allah ilmi isteyene zenginliği istediğime veririm diyor.İyi biz yatalım sonra dua edelim.Tabiiki bu doğru değil.Hem çalışacağız hem duamızı edeceğiz.İki öğrenci varmış Üniversitedeki okudukları dersin sınavına hazırlanan.İkisi de çok çalışıyormuş.Birisi çalışmanın yanında sürekli dua ediyormuş.Diğeri onunla dalga geçiyormuş.Dua etmeye ne gerek var diye.O kadar çalıştık herhalde başaracağız.Sabah o genç sınav için okula gidiyor.Aaa bir gariplik var.Kimsecikler yok.Saatine bakıyor.Doğru geldim diyor.Bekliyor ne gelen ne giden.Doğruca asistanın yanına gidiyor.Asistan sınav bitti diyor.Ama nasıl olur?Dün saatler 1 saat geri alındı haberin yokmuydu?Duanın gücü ile ilgili yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum.Üniversitede okurken Hayvan Fizyolojisi diye çok zor bir ders var.Hocamız tam bir arıza.Dersine 1 dakika bile geç girmez.Ondan hemen sonra gelsen bile kesinlikle derse almaz.Hatta odasından içeri bile girdirmez görüşmeye gitsen.3.sınıftayız.Bu hoca bu dersten kaç öğrenciyi 6 latmış birini 7 letmiş.Hatta bir ağabey vardı o pes etmiş bu dersten okulu bırakmış evlenmiş çocuğu olmuş.Aftan yararlanıp tekrar gelmiş.Çocuğunu hocanın yanına getirmiş bana acımıyorsan şuna bari acı diye.Bende 1.sınıfta bir dersten kalmıştım.Onu veremezsem 1-3 barajına takılacağım.Bu hoca vize sınavını yaptı.Tüm sınıf çakıldı.Ben de 45 almıştım.Eve geldim.Odamdaki arkadaş dua kitabını masanın üzerinde bırakmış.Öylesine karıştırıyorum.Orda yazıyor ki Yasin suresi Mübin ayetiyle birlikte okunursa Allah o işi kolaylaştırır diye.Kalktım Allah Rızası için 2 rekat namaz kıldım ve peşinden Yasin-i Şerifi tarif edildiği şekilde okudum.Allah ım bu sınavdan kolaylıkla geçmemi nasip et diye.Aradan 2 ay geçti.Aynı gün hem 1.sınıftan kaldığım dersin sınavı hem bu hocanın sınavı var.Ben bütün hafta 1.sınıftan bıraktığım derse çalıştım.Akşam oturuyoruz,çay içiyoruz.Arkadaşlar diyor ki yarın senin sınavın yok mu?Var.Niye çalışmıyorsun.Aman ben onu bütünlemeye bırakacağım.Önce öbür dersi vermem lazım.Yoksa 1-3 barajına takılacağım dedim.Sohbet,muhabbetten sonra herkes odasına çekildi.Ben de odama çekildim saat 00:00.Hocanın not tutturduğu bir defterimiz vardı.Defteri elime aldım.Dedim ki rastgele bir yer açacağım ve orayı okuyacağım.Aklımda büte bırakmak var da sadece notlar asılınca rezil olmayım var.10 la 20 le kalmak var 40 la kalmak var.Rastgele bir yer açtım.Gece 3 e kadar o bölümü okudum.3 de uyumuşum.Bu dersin sınavı sabah saat 08:00 da.Ben bir uyuyum.Kalktım saat 09:00.Bir de hocanın bir huyu var.Sınavına girmeyene fena takıyor.Ben bir o yana bir bu yana panikle koşturuyorum.Sonra vazgeçtim dedim ki dersine 1 dakika geç gelsen almıyor sınava alır mı boşver.Erzurum da bir kar var diz boyu.Yolda yürümek imkansız.Hele dolmuş durağı yokuşta.Oraya çıkmak bir saat sürer.Vazgeçtim.Çaresizce oturdum olduğum yere.Allah ondan razı olsun oda arkadaşım zorla beni ikna etti.Git diye.Daha olmadı dekanın yanına çık dedi.Haırlandım ve çıktım yola.Yürümek mümkün değil.Hemen yakında taksi durağı vardı.Taksiye bindim ve doğru üniversiteye.Sınavın yapıldığı salona doğru yürüyorum kalbim güm güm.Kalbimin atışını kulaklarımda duyuyorum.Hoca zaten almayacakta bir de rezil edecek 100 kişinin önünde.Sınava tam 100 kişi giriyor.20 tanesi uzatan öğrenciler.Aaa bir girdim salona saat 10:30.Herkes ders çalışıyor.Eyvah bitti sınav dedim.Herkes cevaplarını kontrol ediyor.Ben girince arkadaşlar kahkahayı patlattı.Ne o uyudun mu?Sınav bitti demi dedim.Hayır dediler.İnanabiliyormusun hoca sınavı unutmuş.Sınav saat 11:00 a alındı.Ve sınavdaki tüm sorular sadece çalıştığım o bölümden çıktı.Kalmayı düşünen ben sınavı geçtim.100 kişiden sadece 7 kişi geçti.Onlardan biri de bendim.Rabbim sen ne kadar büyüksün ve biz ne kadar aciziz.Bu olayı asla unutamam.Bu olay beni okadar derinden etkilemiş ki mezun olalı 12 yıl olmasına rağmen rüyamda hep sınavlara geç kalıyorum.Hazırlanıyorum hazırlanıyorum bir türlü sınava giremiyorum ve yertişemiyorum.Sorarım sizlere bu duanın gücü değil de nedir?1 dakika bile dersine geç girmeyen hocaya sınavı unutturan Allah ım sana ne kadar ibadet etsek verdiğin nimetlerin şükrünü eda edemeyiz.Yer gök dua üstünedir.


elif124

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 14
  • Teşekkür 45
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2019 12:02:34
💉Plastik Poşetlerin Zararları Nelerdir?💉

🔬Kanser hastalıklarının artışına sebep olan önemli etkenlerden birisidir.Isıya veya güneşe maruz kalma durumunda bileşimindeki maddeler çözünür ve kansere sebep olur.

🔬Doğaya atıldıklarında birçok hayvanın yemesi sebebiyle hayvanların ölmesine sebep olur.Hayvanların sindirim sistemlerinde çok ciddi bozulmalara yol açar.

🔬Şeffaf oldukları için, ısıyı emerek sera etkisi oluşturur ve orman yangınlarına neden olur.

🔬Kimyasal maddeler barındıran plastik poşetler, özellikle siyah renkli olanlar, sadece toprağa değil, içlerine koyduğumuz sebze ve meyveler, gıda maddeleri vasıtasıyla insan sağlığına da ciddi zarar verebilirler.

🔬Plastik poşetler doğada bozulmaya başladıklarında çevreye çok ciddi zararlı kimyasal maddeler yayarak, doğanın ve besin zincirinin önemli oranda bozulmasını sağlarlar.
...

⚗Plastiklerin İnsan ve Çevre Sağlığı Açısından Tehlikesi⚗

Prof. David Melzer tarafından yapılan bir araştırmada, plastik kaplardaki Bisfenol A BPA adlı maddenin kalp ve damar hastalıklarını ciddi seviyede arttırdığı ortaya çıkarılmıştır. Plastik kaplardaki (BPA) maddesine maruz kalmanın çok ciddi kalp hastalıklarına, damar ve sinir hastalıklarına yol açtığına dair daha önceden tespit edilmiş bulguları doğrulayan bilim adamları, bu maddenin şişelerde ve yiyecek paketlerinde kullanımının acilen yasaklanması, kısıtlanması ve kullanımında ciddi yaptırımlar sunulması gerektiğini savunurlar.

Amerikalı ve İngiliz bilim insanları, 2007 yılı içerisinde Amerikan hükümetinin yaptırdığı ulusal beslenme araştırmalarında, idrarda yüksek oranda bulunan BPA’nın kalp kriziyle, damar hastalıklarıyla ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır.


Ülkemizde ise Prof. Dr. Selma Metintaş tarafından yapılan araştırmalar neticesinde yapılan açıklamalarda; “plastik ve köpük ham maddesinden imal edilen kullan-at bardaklardan uzun süre sıcak sıvı (çay, kahve, oralet vs.) içenler kanser tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir” ifadelerine yer verilmiştir.

Yine ülkemizde Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer tarafından yapılan bir değerlendirmede; “Olasılık nedeniyle çok sıcak ve gazlı içeceklerin bu bardaklarda (köpük ve plastik bardaklar) sunulması sakıncalıdır” uyarısı yapılmaktadır.

🔦Ülkemizde Plastik Poşet Kullanımı

Ülkemizde plastik poşet ve naylon kaplar kullanımında önde gelen ülkeler arasında. Maalesef halkımızın bu konudaki bilinç seviyesi de yetersiz olduğundan, geri dönüşüm konusundaki imkanların yetersiz kalmasından ve geri dönüşüm kavramının yeterince oturmamasından dolayı plastik kullanımı konusunda ciddi önlemler almamız gerekiyor.
Naylon poşet kullanımı tüm dünyada 1982 yılında, ülkemizde ise 1980’ler sonunda başlamıştır. Maalesef bu yeni alışkanlık bir uygarlık göstergesi gibi kabul görüp yaygınlaşmış ve akabinde ciddi zararların kapısı aralanmıştır.
Türkiye’de yaklaşık 18 milyon hane var. Her hanenin bir haftada 5 adet plastik poşet kullandığı varsayımıyla tüm ülkede bir haftada 90 milyon adet, yılda ise 5 milyar adede yakın plastik poşet kullanıldığı ortaya çıkar. Yani rakamlar çok fazla.

🍀Plastik Poşetler ve Naylon Kaplar Konusunda Nasıl Önlemler Alınmalı🍀
Bu konuda alınabilecek tedbirler;
-Üretimi konusunda kısıtlama ve denetim getirilmeli,

-Geri dönüşüm zorunlulukları getirilmeli, geri dönüşüm firmalarına imtiyazlar sağlanmalı,

-Halkın bu konuda bilinçlenmesi sağlanmalı,

-Plastik ve plastik poşetlerin kullanımı durumunda ek ücretler getirilmeli

-Okullarda öğrencilere doğa ve doğa sevgisi gibi dersler verilmeli

-Dünya gündemi takip edilerek, uluslar arası yapılan anlaşmalara onay verilmeli
...
KAYNAKÇA
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

Yaptığım küçük değişiklikler var.Bunlardan biri:
Okullarda öğrencilere doğa ve doğa sevgisi gibi dersler verilmeli
Normalde ''İlkokullarda öğrencilere doğa ve doğa sevgisi gibi dersler verilmeli'' yazıyordu.






toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.626
  • Teşekkür 34767
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2019 12:53:42
Vatan kahramanı Üsteğmen FATMA SEHER (Erden) Hanım.
Kuvvacı adıyla "Kara Fatma", 2 Temmuz 1955 tarihinde, İstanbul'da, yokluk içinde, 67 yaşında yaşamını yitirmişti.
Fatma Seher Hanım 700 Kuvvacı’ya milis komutanlığı yapmış ve kendisine İstiklâl Madalyası verilmişti.

"Mustafa Kemal’in huzuruna çıkabilmek için muhtelif kıyafetlere girerek üç günlük bir mücadeleden sonra devamlı bir takibin neticesi olarak, Sivas’ta öğle yemeğine davetli bulunduğu bir yere giderken yolda yakaladım. Üzerimde çarşaf vardı ve yüzüm de peçe ile kapalıydı. Kendisiyle bir mesele hakkında görüşmek istediğimi söyleyince ilk defa sert bir lisan kullanarak ‘ne görüşeceksin’ dedi. Kalbimdeki vatan aşkı, bu sert muameleye üstün geldi. Derhal peçemi kaldırdım ve ‘İstanbul’dan buraya kadar sizinle görüşmek için geldim ve maruzatımı bir dakika için dinlemenizi ısrarla rica ediyorum’ dedim. Sonra, pek yakınımızda bulunan küçük bir lokantaya beni kabul ettiler."

Mustafa Kemal kendisine adını, silah kullanmayı, ata binmeyi bilip bilmediğini sordu. Aldığı cevaplardan duyduğu memnuniyeti, "Bütün kadınlar senin gibi olsa idi Kara Fatma" sözleriyle ifade etti. Fatma Seher, işte bu olaydan sonra “Kara Fatma” olarak anılmaya başlandı.

Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Kara Fatma, İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Bu madalya, kendisi için yeterliydi. Öyle ki, savaşın ardından kendisine bağlanan üsteğmenlik maaşını kabul etmedi. “Ben para için savaşmadım. Vatanım için savaştım” diyerek maaşını Kızılay’a bağışladı.

girlscomeon

  • Yeni Üye
  • İleti: 2
  • Teşekkür 1
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2019 12:57:51
………………………………………………………………………………………………………………………
                                 HAYVANLAR ALEMİ             
 Dünyanın en renkli hayvan türleri arasında yer alan zehirli ok kurbağası, küçük boyutunun aksine dünyanın en ölümcül hayvanlarındandır. Zira 175 keşfedilmemiş türü bulunan canlının derisindeki zehir, 30.000 fare veya 150 insanı öldürebilecek güçtedir.

 Hani çoğu hayvan yeni doğduğunda dünyaya karşı savunmasız olur ya! İşte kobra yılanları onlardan değil! Zira yumurtadan çıktıktan yalnızca 2-3 saat sonra ölümcül zehre sahip oluyorlar.

 Ahtapotların, kollarından birisi koptuğunda yerine yenisinin çıkıp, uzayabildiğini biliyoruz. Peki, ahtapotların 3 kalbe sahip oldukları gerçeğine ne demeli?

 Hayvanlar aleminde, güneşten yanabilen tek canlı türü domuzlardır.

 Çikolatanın köpekler için ölümcül olduğunu biliyor muydunuz? Evet, köpeklerin kalpleri ve sinir sistemleri için tehlikeli olan çikolata, onların ölümüne yol açabiliyor.

 Mavi balinaların kalpleri gerçekten çok büyük! O kadar büyük ki bir insan atardamarlarına rahatlıkla sığabiliyor.
 
 En gizemli hayvanlar arasında olan deniz yıldızlarının kalpleri olmadığı
gibi beyinleri de yoktur.
………………………………………………………………………………………………………………………

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.471
  • Teşekkür 138384
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2019 08:35:46
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Bilâl’e:

“Bilâl! Müslüman olduktan sonra yaptığın ibadetler arasında en fazla sevap beklediğin hangisidir? Çünkü ben cennette, senin ayakkabılarının tıkırtısını önümde duydum” diye sordu.

Bilâl de:

- Gece veya gündüz abdest aldıktan sonra bu abdestle kılabildiğim kadar namaz kılarım. En fazla sevap beklediğim ibadet budur, dedi.

| Hadis-i Şerif; Buhârî, Teheccüd 17, Tevhîd 47 | [51]

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.626
  • Teşekkür 34767
    • Çevrimdışı
  • # 09 Tem 2019 20:02:15
ATATÜRK’ÜN  İSTANBUL'A KOSTANTİNAPOL DENMEMESİ İÇİN
POP ŞARKI YAPTIRDIĞINI BİLİYOR MUSUNUZ?

Evet, Atatürk'ün İstanbul'a Kostantinapol denilmesin diye tüm Dünya'da tüm dillere pelesenk olacak pop şarkı yaptırtmıştır.

Osmanlı döneminde İstanbul’a, Kostantinopolis denilmeye devam ediliyordu ve Batı'dan gelen mektup/evrakların üzerinde 'Kostantinapol' yazılıyordu ve de resmi yazışmalarda bu isim kullanılıyordu.

Atatürk, şehir adı İSTANBUL olarak yazılmayan mektup veya evrakları Avrupa’ya geri iade ettirirdi. Elbette bu durum Batı’yı rahatsız etti ama Cumhuriyet yönetimi geri adım atmadı. Şehrin adının İSTANBUL olarak belletilmesi için Abd’de dönemin ünlü bir gurubuna pop müzik yaptırılmasını istedi.

İlk kez 1928'de Paul Whiteman ve onun orkestrası tarafından kayıta alınan:
İSTANBUL NOT COSTANTİNAPOL !
Yani, “ İstanbul Kostantinapol değildir!” adlı şarkının masrafı Atatürk tarafından karşılanmıştır.

1930'larda bu şarkı bütün dünyaya bütün dillerde duyurulmasına gayret edildi.

 
Not:
 Bu parça asıl 12 Ağustos 1953'te Kanadalı vokal dörtlüsü Four Lads tarafından müziğin alt yapısı biraz değiştirilerek tekrar kaydedildikten sonra popüler oldu.
Bu kayıt 40082 katalog numarası olarak Columbia Records tarafından yayınlandı. İlk olarak 24 Ekim 1953'te Billboard dergisi grafiklerine ulaştı ve  ilk 10'da zirveye çıktı ve de grubun ilk "altın rekoru" oldu.

elif124

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 14
  • Teşekkür 45
    • Çevrimdışı
  • # 10 Tem 2019 15:07:47
Yaz Aylarının Kabusu Olan Güneş Yanığına İyi Gelecek 12 Yöntem
🌞🏖🏝🌞🏖🏝🏖🌞

Salatalık:
Salatalık cildi canlandıran ve onaran bir etkiye sahiptir. Salatalığı dilimleyerek, rendeleyerek ya da blenderdan geçirerek kullanabilirsiniz. Salatalığın suyu, yanıklarınızı rahatlatırken bir yandan da hızlı bir şekilde iyileşmesine yardımcı olacaktır.

Zeytinyağı:
Cildinizi nemlendirmek, var olan gerginliği ve kuruluğu azaltmak için zeytinyağı kullanabilirsiniz. Nemlendirici kremler de iyi bir alternatif olabilir fakat cildiniz bu denli hassasken en iyi seçenek, en doğal seçenek olan zeytinyağıdır. Zeytinyağını hafif dokunuşlarla cildinize uyguladığınızda hem var olan kuruluğu alacak hem de kaşıntıyı önleyecektir.

Yoğurt:
Aslında yoğurdun iyileştirici bir etkisi bulunmamaktadır. Fakat hayat kalitenizi düşürecek kadar sıkıntılı bir süreç geçiriyorsanız, gece uykularınız bölünüyorsa, yanığınıza yoğurt sürmek bir süre sizi ferahlatacaktır. Böylelikle derin bir nefes alabilirsiniz.

Aloe vera:
Aloe veranın vücudumuza olan faydaları tartışılmaz. Aynı şekilde güneş yanıkları için de birebir. Aslında her türlü yaralanma için kullanılabilecek olan aloe vera, nemlendirme etkisi ile cildinizi rahatlatacak ve ciltteki gerginliği azaltacaktır. Aloe veranın jelini ya da suyunu yanıklarınıza sürmeniz de iyileşme sürecinizi oldukça hızlandıracaktır.

Elma sirkesi:
Cilde olan olumlu etkileri ile bilinen elma sirkesi elbette yanıklarınıza da iyi gelecektir. Cildin pH dengesini düzenleyen elma sirkesi, bu sayede cildi rahatlatır ve yanığın verdiği o rahatsız edici hissi azaltır. Sirkeyi cildinize uygularken su ile seyreltmenizi öneriyoruz, bir bardak suya bir tatlı kaşığı sirke yeterli olacaktır.

Yulaf ezmesi:
Güneş yanıkları için bir diğer yöntem olan yulaf ezmesi, cildinizi serinletir ve acınızı azaltır. Bu yöntemi uygulamak için bir bardak suda yarım bardak yulafı pişirebilir, soğuduktan sonra cildinize uygulayabilirsiniz. Bu şekilde on dakika beklemeniz yeterli olacaktır, sonrasında ılık suyla yanık bölgeyi temizleyebilirsiniz.

Lavanta yağı:
Tıpkı zeytinyağı gibi bir etkiye sahip olan lavanta yağı, cildinizi nemlendirirken var olan gerginliği de azaltacaktır. Lavanta yağının hoş kokusu sayesinde sadece yanıklarınızı değil tüm vücudunuzu da nemlendirebilirsiniz.

Soğuk siyah çay:
Daha önceden demlenmiş ve soğumuş siyah çayı, etkili bir rahatlama için kullanabilirsiniz. Siyah çay, soğuk olmasının da verdiği etki ile cildinizi serinletecektir.

Su toplayan güneş yanıklarının enfeksiyon kapmasını önlemek için ekinezya çayı:
Eğer ki güneş yanıklarınız su toplamaya başladıysa cildinizin enfeksiyon kapmaması için oldukça dikkatli olmalısınız. Yaralarınızı asla kaşımamalı ve temiz tutmalısınız. Ekinezya çayı, yaralarınızın mikrop kapmasını önlerken bir yandan da cildinizi rahatlatacaktır. Bir diğer alternatif olan antibiyotikli kremler ise yine aynı şekilde cildinizi enfeksiyon kapmaktan koruyacaktır.

Ağrıyı hafifletmek için ılık-soğuk duş:
Ağrınızın ve yanma hissinizin çok olduğu durumlarda ılık-soğuk arası bir su ile duş almak sizi rahatlatacaktır.

Bol bol su:
Bol bol su içmek, sağlığınız için her daim önemli olsa da bu süreçte inanın daha çok önem arz ediyor. Vücudunuzun kaybettiği suyu geri alması etkili bir iyileşme için şart. Bol bol su tüketmek cildinize kaybettiği nemi geri kazandırmak için birebir.

Güneş yanığı olan yeri asla kaşımayın:
Her yarada olduğu gibi güneş yanığında da yarayı kaşımamalı ve iyileşme sürecine müdahale etmemelisiniz. Aksi takdirde yaranız oldukça geç iyileşebilir. Hatta cildinizde iz kalması da mümkün.







hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.471
  • Teşekkür 138384
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2019 08:52:42
🌹☘☘☘☘☘☘🌹
İnsanı felakete sürükleyen on şey vardır:
1- Cimrilik,
2- Kibir,
3- İkiyüzlülük,
4- Kıskançlık,
5- Bencillik,
6- Öfke,
7-Yemek hırsı,
8- Konuşma hırsı,
9- Mal sevgisi,
10- Mevki sevgisi.
Bu on şeyden kurtulan gayesine erer.
🌾🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌾
İnsanı kurtuluşa erdiren şeylerde ondur:
1- Günah işlediğine pişman olmak,
2- Belaya sabretmek,
3- Kazayı (Allah’ın emrini) kabul etmek,
4- Nimete şükretmek
5- Allah’tan korkmak,
6- Allah’tan ümit kesmemek,
7- Dünyadan yüz çevirmek,
8- İbadetleri yalnız Allah için yapmak,
9- İnsanlara karşı iyi davranmak,
10- Allah’ı sevmek.

Kaynak : Kimya-i Saadet – İmam Gazali
☘☘🥀🥀🥀🥀🥀☘☘☘

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.626
  • Teşekkür 34767
    • Çevrimdışı
  • # 11 Tem 2019 21:30:20
DİKKAT EDİLMESİ VE GEREKLİ HASSASİYET GÖSTERİLMESİ GEREKEN BİR DURUM...

Türkiyede Marketlerde Satılan ve İçinde Domuz Ürünleri  Bulunan Gıda Ürünleri  Şunlardır :

Pasta Ürünleri, Yoğurt , Dondurma , Peynir , Kaşar , Margarin , Salam , Sucuk , Sosis, Reçel , Jambon , Marmelat , Helva , Pekmez , Tahin , Fındık ve Fıstık Ezmeleri , Meyva Suları, Sakız . Ayrıca Hayvan Yemleri ve İlaç Endüstrisiyle Birlikte, Kimya Sektöründede ; Şampuan , Krem  Parfüm ve Losyonlarda Domuz Ürünleri ( E ) Kodu ile Resmen Kullanılmaktadır.

AB uyum yasaları Çerçevesinde Domuz Eti ve Ürünleri 2017 yılında Resmen Gıdalarımıza Girmiştir.

Sizlere Tavsiyem, Bilhassa Eti ve Sucuğu Kesinlikle Mahalle Kasabınızdan Alın. Yoğurt , Reçel ve peynir gibi Gıdaları Mümkünse Kendiniz, değilse en yakın köylünüzden Alın. Marketlerdeki Gıda ürünlerinin paketlerindeki Yazıyı iyi okuyun, Eğer  ( E ) bu harf Varsa kesinlikle İçinde Domuz Ürünleri Vardır...

dilek0127

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.012
  • Teşekkür 16877
    • Çevrimdışı
  • # 12 Tem 2019 19:49:07
Başınıza gelmesinden en çok korktuğunuz şeye odaklanırsanız,beyin onu çeker,korktuğunuz başınıza gelir.Buna “ters çaba kuralı”denir.

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.328
  • Teşekkür 26323
    • Çevrimdışı
  • # 13 Tem 2019 01:43:25
.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.626
  • Teşekkür 34767
    • Çevrimdışı
  • # 14 Tem 2019 22:06:30
...

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 19.471
  • Teşekkür 138384
    • Çevrimdışı
  • # 15 Tem 2019 10:25:32
Peygamberimiz (SAV):

*Herkese iltifat ederdi.
*Dişlerin bakımına önem verirdi.
*Ashabıyla tokalaştığında karşısındaki elini çekmedikçe, kendisi çekmezdi.
*Hapşırdığında eliyle ağzını kapatırdı.
*Sohbetleri insanları usandıracak kadar uzun değildi.



 

Egitimhane.Com ©2006-2023