Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 534108 defa)

eraegtm

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 6.369
  • Teşekkür 27059
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eyl 2019 13:10:24
Atilla İlhan'ın Mahur Beste şiirinde geçen '' O mahur beste çalar, müjganla ben ağlaşırız' dizelerinde müjganın kadın ismi değil, kirpiklere verilen ad olduğunu ...
ve yine kendine iyi bak şarkısında  '' bir menekşe kokusunda seni aramak var ya...'' dizelerinde aslında menekşelerin kokusuz olduğunu...

glsln

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.398
  • Teşekkür 4983
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eyl 2019 13:19:48
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Atilla İlhan'ın Mahur Beste şiirinde geçen '' O mahur beste çalar, müjganla ben ağlaşırız' dizelerinde müjganın kadın ismi değil, kirpiklere verilen ad olduğunu ...
ve yine kendine iyi bak şarkısında  '' bir menekşe kokusunda seni aramak var ya...'' dizelerinde aslında menekşelerin kokusuz olduğunu...

Mahur Beste şiirine ekleme yapmak isterim;

“12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz’lere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm”.

“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı ”

dilek0127

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.048
  • Teşekkür 22182
    • Çevrimiçi
  • # 20 Eyl 2019 16:56:59
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hala bazı yörelerde biraz kaldıysa korunması ve yeniden çoğaltılması için!
BİR MEYAN KÖKÜ HİKAYESİ...

Hepimizin bildiği bir bitkidir meyan kökü.
Çok uzun çağlardan beri:
Başta tıp olmak üzere yiyecek ,içerek , kozmetik gibi bir çok sektörde kullanılır .
Atalarımız bile Meyana; Hayat iksiri
(ab-ı hayat) ismini takmışlardır.

Doğada kendiliğinden yetişen bir bitkidir.
Aynı zamanda ticari olarakta yetiştirilir.
Tek başına neredeyse her derde deva gelen bir bitkidir.
En bilinen tedavileri akciğer ve karaciğer hastalıkları üzerinedir.
Akciğer ve karaciğer kanserlerinin tedavisinde en güçlü ilaçlardan daha etkili olduğu görülmüştür.
Kan şekeri düşüklüklerinde, eklem iltihaplarında, romatizmada, astımda, alerjilerde, kronik cilt hastalıklarından tutunda...
Gastritlerde,mide-barsak ülserlerinde, kronik bronşit ve farenjit vakıalarının tedavisinde...
Safra yolları hastalıklarında ve kolesterol düşürmede,hücre yenilenmesinde...
Daha saymakla bitmeyen bir çok sağlık ve şekerleme içecek, kozmetik alanında kullanılır.

YIL 1850

2 İskoç olan; Edward MacAndrews ve William Forbes’tin kurmuş oldukları MacAndrews & Forbes Company Osmanlı imparatorluğunda yetişen meyan kökünü toplamak üzere harekete geçer.

AYDIN 1854

Şirket Aydın’da ilk meyan işleme fabrikasını açar.
Bu fabrikayı Nazilli, Kuşadası ve Söke'de kurdukları diğer fabrikalar takip eder.
Bu fabrikaların enerji ihtiyacını karşılamak için kaçak olarak linyit kömürü madenleri açılır.
Olayın farklı boyutlarına gittiğini gören Aydın vilayeti harekete geçerek şirketi, Hükümete şikayet eder.
Ama firma gerekli torpilleri bularak valiliği tınlamaz.

Bu arada bölgenin Meyan bakımından zenginliği fark eden Fransızlar ,İtalyanlar ve Ermeni Tüccarlar da Aydın bölgesinden meyan kökü toplamak için harekete geçerler.
Onlarda fabrikalar kurarlar.

Ama Forbesyt Company kendi silahlı gücünü kurarak kurulan işletmeleri ve depoları basar.
Onlar namına meyan kökü toplayanları öldürerek,tehdit ederek kendisine rakip olacak firmaları ortadan kaldırırlar.
Vilayetin; Özel bir şirket silahlı kolluk kuvveti kuramaz itirazı üzerine verdikleri cevapta aynen şunu yazarlar;
"Osmanlı Devleti Firmalarının güvenliğini sağlamasında yetersiz durumdadır.
Bu yüzden kendi silahlı gücümüzü oluşturmuş bulunuyoruz."

Bu MacAndrews & Forbes Company nin 1910’lu yıllarda Osmanlı memleketlerinden yıllık ihraç ettiği meyan kökü miktarı 40.000 ila 50.000 ton arasındaydı.
1912’de şirketin ihraç ettiği meyan kökünün değeri 1.258.299 dolara ulaşıyordu.
Bu paralarla oynayan Firma Osmanlı devletine gerekli vergileri vermemek için her türlü baskı ve entrikaları yapmıştır topraklarımızda.

Söke'de,İzmir'de ,İskenderun'da halen FORBEST köşkleri vardır.
İşte bu köşklerin hikayesini anlattım sizlere...

Meyan kökünde Glycyrrhizin denen etkin madde vardır.
Bu madde şekerden 50 defa daha tatlı olup, köklerde bulunma oranı % 5-13 arasında değişmektedir.
Bu etkin maddenin ekstratlarının kilogram fiyatları dört- beş bin dolar civarında satılır.

Aydın,Nazilli,Söke...
Bir zamanlar egemen güçlerin meyan savaşları yaptıkları bölgelerimiz idi.
Hoyratça kökünü kuruttuk meyan köklerinin...

Şimdilerde ise bu ovalarda esen rüzgarlar,Meyan köklerinin hüzünlü hikayelerini anlatırlar sessizce...
Ama dinleyenleri var mıdır?
Hiç zannetmiyorum...

Alıntı


Gaziantep yöresinde özellikle Ramazan ayında her evde meyan kökü çayı içilirdi çocukluğumda.Hayır yapmak isteyen satıcılara para verir,satıcı mahallede “sebil”diye bağırır,sesi duyanlar bir kap getirerek ücretsiz dağıtılan meyan kökü çayını alırlardı.Eve gelen her babanın elinde meyan kökü çayı olurdu.
Ben böbrekler için faydalı olduğunu biliyordum, kabızlığa da iyi geldiğini duydum.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.873
  • Teşekkür 36752
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eyl 2019 19:42:24
“Marshall yardımlarıyla
(Truman anlaşmaları  1947 yılı) Ege ve
Akdeniz bölgemizdeki milyonlarca zeytin ağacımız kökünden sökülerek gemilerle Avrupaya götürüldü.
ABD bize bu ağaçların yerine milyonlarca kavak ve çam(çıra) fidanı verdi. Kavak ağacı memlekette alerjik hastalıklar başlattı.
Çam ağacı ise bildiğimiz yağlı çıra idi. Dağlarımıza ovalarımıza her yere diktik.
Hiçbir işe yaramayan bu ağaç, ülkemizin dağına bayırına dikilen saatli bomba oldular.
Bu ağaçlar yandığı zaman kozalakları patlayarak yanar halde 200 metre uzağa fırlamakta oradaki çam ağaçlarını da tutuşturmaktadır. Bugüne kadar kimi gördüysem yetkili yetkisiz, beyinli beyinsiz herkese anlattım. "ABD, bizim gibi "haini bol" ülkelerin coğrafyasını çam (ÇIRA) ormanlarıyla dolduruyor, içimizdeki hainlerin sayesinde bir kibrit çakmasıyla 100 savaş uçağının verdiği zararı veriyorlar.
Şimdi soruyorum size devletimiz bu çam ağaçlarının yerine zeytin, ceviz, badem,
incir, sakız ağacı dikse hem bu ağaçlar kolay kolay yanmaz hem de köylümüze bir gelir olur”

Alıntı

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.654
  • Teşekkür 22326
    • Çevrimdışı
  • # 02 Eki 2019 23:30:53
HEPİMİZ ÖLÜME MAHKUM EDİLİYORUZ……..!

1999 Yılında İstanbul da CARGİLL firmasının genel müdürlüğünün olduğu binanın dekorasyon işlerini yapıyordum. Teknik müdür Mehmet beyle dostluğumuz çok iyiydi. ‘’ Mehmet bey bu firma ne iş yapıyor? da bu kadar lüks arabalar buraya geliyor, Bakanlar geliyor, Eti nin ve Ülker in patronları geliyor, hayretler içindeyim’’ dedim. ‘’ Bu firma dünyada sayılı birkaç gıda firmasından biridir. ABD nin dev gıda firmasıdır sahipleri Yahudi dir. Türkiye de yakın zamanda şeker piyasasını eline geçirecek. Bursa Orhangazi de en verimli tarım arazisinin bulunduğu topraklara, hiç kimseyi dinlemeden fabrikasını kurdu, kimsenin bunlara gücü yetmez, isteseler alamayacakları yer yoktur, Bu tenekelerdeki şeker şurubunun 1 kg. mı, bizim beyaz şekerin tamı tamına 250 kg.na eşittir. Adamlar Ülker ile ortak oldular, gör bak birkaç yıl sonra şeker fabrikaları tek tek kapanacak. Bu firmada çalışan hiç kimse bu şuruba dokunmaz dahi, çünkü kanser mi yapıyormuş, şeker hastalığımı yapıyormuş işte öyle duydum. Hoca benden duyduğunu söyleme işimden olmayayım. İlk kez ben sana anlattım vallahi hanımım dahi bilmiyor. CARGİLL denen bu firma DNA sı değiştirilmiş mısırla, başka kimyasalları ve cıvayı karıştırarak tatlandırıcı dediğimiz şurubu üretiyor. Bu şurup hem çok ucuza mal ediliyor, hem tadı şekerden kat kat daha tatlı. Bu firma için Bursa_ Orhangazi deki tarım alanı bakanların girişimi ile sanayii alanı ilan edildi. Bu katil firma için açılan yüzlerce dava otomatik olarak ortadan kalktı. 2003 de ABD başkanı Bush un ricasını kıramayan başbakan Üretim kotasını % 10 dan % 50 lere yükselti.O dönemde 30 adet şeker fabrikamız vardı. Bunlarda yaklaşık olarak 30.000 kişi çalışmaktaydı. CARGİLL ve ÜLKER ortaklığı bu fabrikaların 3 üne sahipti. Fakat bunları kapatmak için almışlardı, ve öyle de yaptılar. Dünya Bankası, IMF ve Dünya Ticaret Örgütü. ülkemiz içindeki işbirlikçilerle beraber Türk tarımını bitirme hamlelerine Özal hükümeti zamanında başlayarak hızla emellerine ulaştılar. Bu gün tüm şeker fabrikaları kapatılarak şeker sektöründe çalışan veya dolaylı yoldan geçinen insanlar çaresizliğe itilmiş oldu. Cargill in kotası % 10 iken şeker fabrikalarının 2003 deki karı tam 350 trilyondu. Maalesef şimdi zarar bahane edilerek, sadece CARGİLL istedi diye kapatıldı ne yazık ki. Türkiye; Özal ile başlayan dışa bağımlı tarım politikası ile üretmeyen, sadece tüketen, hastalıkla boğuşan mutsuzların yaşadığı bir ülke oldu. Gelelim bu lanet olası lifi alınmış NİŞASTA - ŞEKER e. İnsanın sindirim sistemini darmadağın eden kimyasallardan oluşuyor. KANSER , ŞEKER HASTALIĞI, KOLESTROL, KISRLIK başta olmak üzere her türlü hastalığı yapmaya müsait maddeler içeriyor. Bu konuda BİLİMSEL AÇIKLAMA ile Tv ler de gazete Sağlık köşelerinde uyarıcı bilgiler veriyorlar da CARGİLL denen seri katil ile nasıl savaşacağımızı söyleyen yok. Zeytin ağaçları kesiliyor veya Çam ağaçları kesiliyor diye eylem yapan Sivil Toplum Örgütleri, Sağlık Örgütleri neredesiniz!... Sesiniz neden çıkmıyor. Şu an ülkemizde 4000 dolayında küçücük yavrularımız kanserle savaşıyor, buna sebep olan etkenlerle neden kimse savaşmıyor. Ülkemizde satılan % 90 Şekerli içeceklerde, COCA COLA, PEPSİ COLA, COLA TURKA, FANTA başta olmak üzere. Tüm meyve sularında, hemen hemen tüm bisküvi, gofret, çikolata, pastaneler ve marketlerde satılan hazır pasta çeşitlerinde ve de bir çok ekmekte bu lanet olası zehir i bizlere yediriyorlar, üç kuruş etmeyen bu dünyayı, beş kuruş kazanmak için bize zindan ediyorlar. EMPERYALİST ÜLKELER ;SİLAH İLE YAPAMADIKLARI SOYKIRIMI GENETİĞİNİ BOZDUKLARI GIDA İLE YAPIYORLAR.. UYUMAYINNN.!! Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde CARGİLL gibi gıda teröristlerine üretim izini verilmiyor. CARGİLL burada ürettiği zehir i geri kalmış tüm ülkelere de gönderiyor. Ben hayatım boyunca hiç sigara içmedim ama kanserle savaşıyorum, kız kardeşim ve geçenlerde haberiniz oldu, kuzenim genç yaşta KANSER nedeniyle üç yıl acı çeke çeke öldü, amcamın oğlu, teyzemin oğlu bir çok arkadaşım şu an kanserin pençesinde, geleceğin karanlık gün olduğunu bildiğimiz halde bir umutla mücadele ediyoruz. Şimdi sen bunu okurken; Pazar günü için karardı biliyorum kardeşim. Bizler sağlığımızı korumak için dahi mücadele etmeyeceksek, çocuklarımızın geleceğini korumayacaksak neye yararız acaba! Bu yazıyı saygı çerçevesinde yorumlayıp, mutlaka paylaşalım. Sağlıklı gıda ve Mutlu bir Türkiye için, çocuklarımızın ve torunlarımızın sağlıklı geleceği için.. Tarım ve Hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmak için, İnsanlık düşmanı CARGİLL gibi katil firmaların ülkemizden defolup gitmesi için, belki ilk adım olur. Hemen paylaşırsanız sevinirim. Saygılarımla. Behlül Değerli

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.873
  • Teşekkür 36752
    • Çevrimdışı
  • # 06 Eki 2019 19:58:55
{ ATATÜRK'E HEDİYE EDİLEN GARİP HEDİYE }

Gazi bir zamanlar işgal kuvvetlerinin karargahı olan Tepebaşındaki Pera Palas otelinde 101 numaralı odaya yerleşmiş ve kapılarını tüm ziyaretçilere açmıştı.(1929)

Derken kapı çalındı ve yaveri içeri girerek “Paşam Hintli bir mihrace sizi ziyaret etmek istiyor.” dedi. Gazi şaşırmıştı, O dönemlerde İngiltere’nin sömürgesi olan Hindistan ile şimdiye kadar kısıtlı diplomatik ilişkiler dışında gayr-ı resmi hiçbir ziyaretçisi olmamıştı genç Cumhuriyetin.

Mustafa Kemal Paşa merakla “İçeri buyur edin.”

Az sonra içeriye ilginç tuğlu sarığı, cicili biçili altın işlemeli elbisesi ile bir Mihrace girdi. Kahveler içildi sohbetler edildi.

Daha sonra paşanın iltifatlarına mazhar olup Atatürk tarafından kendisine altın işlemeli bir cep saati hediye edildi.

Ülkesine döndükten sonra Atatürk’e yaptığı jest karşısında özel bir hediye vermek için araştırmalara başladı.

Bir çok seçeneğin arasında dönemin Hindistan resmi devlet kahinine Atatürk’e özel bir hediye hazırlaması emri verildi.

Kahin aynı zamanda bir panditti. Hindistan’da vedik astrologlara pandit deniliyordu.

Bu ehil kişi batı astrolojisinden farklı olarak Hint astrolojisine göre haritasını çıkartarak önemli olayları bir nesneye işlemeyi uygun gördü.

Atatürk için özel olarak hazırlanan halı şeklinde ki seccade aynı sene içerisinde İstanbul’a gönderilir ve bir heyet ile Atatürk’e takdim edilir.

Gazi bu hediyeyi korumasına vererek müsait bir yerde sergilenmesini emreder. Seccade Pera Palas otelinde bulunan Atatürk’ün kaldığı 101 nolu odanın duvarına asılır.

Halı büyüklüğündeki seccadenin kenarında fil şekilleri vardı. Ama orta yerde gül yaprağının dalları uzanıyor tam namaz kılarken alnın secdeye uzandığı yerde yuvarlak bir daire ve içinde bir saat şekli olduğu belli olan akrep ve yelkovan görüntüsü yer almakta. Latin rakamları ile yapılan saat 09.07’yi gösteriyor. Üstelik de akrep ve yelkovanın bağlantı göbeğinden de on bir adet çubuk çıkıyordu. Bahsi geçen on bir çubuk “kasım ayını” göstermiş olsa gerek… Çünkü kasım ayı on birinci aydır. Ayrıca yine saatin kenarlarını 10 adet kasım çiçeği ile süslenmiştir.

Her ne kadar Atatürk 10 kasım 1938 tarihinde 9’u 5 geçe ölmüş ise de bu onun kalbinin ve nabzının durmasıdır. Gerçekte bir veya iki dakika sonra beyin ölümü gerçekleşir.

Gazi’nin vefatından bir süre sonra daha önce halıyı görmüş bazı milletvekilleri durumdan şüphelenerek Hintlilerin Çanakkale’de aldıkları mağlubiyetleri hazm edemeyerek suikast düzenlediği üzerine tezler ortaya atmış bunun üzerine dönemin Adalet bakanlığı Seccade hakkında gizli bir soruşturma yürütmüştür.

Tahkikatta kayda değer bir suç olgusuna ulaşılamayıp dosya takipsizlikle sonuçlandırılmıştır.

alper bocut

  • B Grubu
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.155
  • Teşekkür 2978
    • Çevrimdışı
  • # 06 Eki 2019 20:42:42
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
{ ATATÜRK'E HEDİYE EDİLEN GARİP HEDİYE }

Gazi bir zamanlar işgal kuvvetlerinin karargahı olan Tepebaşındaki Pera Palas otelinde 101 numaralı odaya yerleşmiş ve kapılarını tüm ziyaretçilere açmıştı.(1929)

Derken kapı çalındı ve yaveri içeri girerek “Paşam Hintli bir mihrace sizi ziyaret etmek istiyor.” dedi. Gazi şaşırmıştı, O dönemlerde İngiltere’nin sömürgesi olan Hindistan ile şimdiye kadar kısıtlı diplomatik ilişkiler dışında gayr-ı resmi hiçbir ziyaretçisi olmamıştı genç Cumhuriyetin.

Mustafa Kemal Paşa merakla “İçeri buyur edin.”

Az sonra içeriye ilginç tuğlu sarığı, cicili biçili altın işlemeli elbisesi ile bir Mihrace girdi. Kahveler içildi sohbetler edildi.

Daha sonra paşanın iltifatlarına mazhar olup Atatürk tarafından kendisine altın işlemeli bir cep saati hediye edildi.

Ülkesine döndükten sonra Atatürk’e yaptığı jest karşısında özel bir hediye vermek için araştırmalara başladı.

Bir çok seçeneğin arasında dönemin Hindistan resmi devlet kahinine Atatürk’e özel bir hediye hazırlaması emri verildi.

Kahin aynı zamanda bir panditti. Hindistan’da vedik astrologlara pandit deniliyordu.

Bu ehil kişi batı astrolojisinden farklı olarak Hint astrolojisine göre haritasını çıkartarak önemli olayları bir nesneye işlemeyi uygun gördü.

Atatürk için özel olarak hazırlanan halı şeklinde ki seccade aynı sene içerisinde İstanbul’a gönderilir ve bir heyet ile Atatürk’e takdim edilir.

Gazi bu hediyeyi korumasına vererek müsait bir yerde sergilenmesini emreder. Seccade Pera Palas otelinde bulunan Atatürk’ün kaldığı 101 nolu odanın duvarına asılır.

Halı büyüklüğündeki seccadenin kenarında fil şekilleri vardı. Ama orta yerde gül yaprağının dalları uzanıyor tam namaz kılarken alnın secdeye uzandığı yerde yuvarlak bir daire ve içinde bir saat şekli olduğu belli olan akrep ve yelkovan görüntüsü yer almakta. Latin rakamları ile yapılan saat 09.07’yi gösteriyor. Üstelik de akrep ve yelkovanın bağlantı göbeğinden de on bir adet çubuk çıkıyordu. Bahsi geçen on bir çubuk “kasım ayını” göstermiş olsa gerek… Çünkü kasım ayı on birinci aydır. Ayrıca yine saatin kenarlarını 10 adet kasım çiçeği ile süslenmiştir.

Her ne kadar Atatürk 10 kasım 1938 tarihinde 9’u 5 geçe ölmüş ise de bu onun kalbinin ve nabzının durmasıdır. Gerçekte bir veya iki dakika sonra beyin ölümü gerçekleşir.

Gazi’nin vefatından bir süre sonra daha önce halıyı görmüş bazı milletvekilleri durumdan şüphelenerek Hintlilerin Çanakkale’de aldıkları mağlubiyetleri hazm edemeyerek suikast düzenlediği üzerine tezler ortaya atmış bunun üzerine dönemin Adalet bakanlığı Seccade hakkında gizli bir soruşturma yürütmüştür.

Tahkikatta kayda değer bir suç olgusuna ulaşılamayıp dosya takipsizlikle sonuçlandırılmıştır.


Aslında G.Mustafa Kemal geceleyin saat 4.30 da vefat etmişti.Dolmabahçe Sarayı etrafı da bunu gayet iyi biliyordu.Ancak biz ölümünü 9 dan sonra duyurmak zorundaydık.Nitekim resmiyette de bu durum 9.05 diye belirtilir.Şüphesiz ki bunu yapmamızdaki yegane amaç Atatürk'ün 10 Kasım'da hatırlanmasını daha etkili bir vakte çekmekti.Malumunuzdur ki gece 4 te ölmüş bir Atatürk, 9.05'deki kadar katılımla anılamazdı. 
İsmet İNÖNÜ, Hatıralarım cilt 2, sayfa 256 Ankara 1963 

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.873
  • Teşekkür 36752
    • Çevrimdışı
  • # 17 Eki 2019 18:51:42
Meksikalı bir köylü, göl kenarında balık tutarken yanına gelen bir Amerikalı iş adamı sormuş;

- Sen ne yapıyorsun burada?

- Balık tutuyorum, demiş balıkçı

- Neden daha büyük işler yapmıyorsun? Mesela bir iş kurmuyorsun, tuttuğun balıklar çok lezzetli, küçük bir işyeri kurabilirsin

- İş kurduktan sonra ne olacak, demiş balıkçı

- Para kazanırsın, zamanla işleri büyütürsün. Yanında bir çok insan çalışır. İhracat yaparsın. Hatta New York'ta ofis tutarsın

- Sonra?

- Çok zengin olursun! Aklın alamıyacağı kadar para kazanırsın

- Sonra?

- Dergilere çıkarsın, ödüller alırsın iyi bir işadamı olarak

- Daha sonra

- Yaşlanıncada emekli olup, Meksikada göl kenarında bir ev alıp, balık tutarak hayatını yaşarsın, demiş Amerikalı

Meksikalı cevap vermiş;

- Ben zaten onu yapıyorum, göl kenarında balık tutuyorum.

Huzuru yakalamak için bu kadar eziyete ve zahmete ne gerek var, o zaten bizim yanımızda sadece kafamızı kumdan çıkartıp bakmamız yeterli..

Alıntı...

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.873
  • Teşekkür 36752
    • Çevrimdışı
  • # 21 Eki 2019 19:51:22
🌿 ZEYTİN YAPRAĞI  🌿

Zeytin ağacının yalnızca meyvesi olan zeytin ve zeytinyağı değil, zeytin yaprağı da çok kıymetlidir, şifa deposudur. Zeytin yaprağının sağlığa faydaları saymakla bitmiyor; Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, karaciğeri onarıyor, mikropları öldürüp hastalıkları tedavi ediyor. Zeytin yaprakları doğal antibiyotik vazifesi görüyor, kalp-damar sistemini koruyor ve kanser hastalıklarına karşı kalkan oluşturuyor.
📍Zeytin yaprağı, mikropları öldürüyor, bağırsak sistemimizi ve solunum yollarının çalışmasını düzene sokuyor.
📍Zeytin yaprağı karaciğeri koruyor. Yapılan çalışmalarda zeytin yaprağının karaciğer yağlanmasını azaltıcı etkisi olduğu tespit edilmiştir. Özellikle alkole bağlı karaciğer yağlanmasına şifa oluyor
📍Sinir hücrelerini Alzheimer ve Parkinson hastalıklarından koruyor.
📍E ve C vitaminlerine benzerlik göstererek kalp ve damar sağlığına koruyucu etkiler gösteriyor. Bu koruyucu etkisinin kan yağlarını ve damarlarda plakların birikimini azalttığı ve kalp kasının hasarlanmasını geciktirdiği ortaya konmuştur.
📍Zeytin yaprağı antioksidan içeriği ile hücrelerin genetik hasarlanmasını önleyerek tümör oluşumuna karşı koruyucu etki sağlıyor.
📍Zeytin yaprağını çay olarak içilebildiğimiz gibi, sirkesini yapabilir ve yemeklerin içine de ekleyerek tüketebiliriz.
📍Hepatit B gibi virüslere de koruyucu etkisi olduğu biliniyor. Bu yüzden "anti kanserojenik" etki gösterir.
📍Zeytin yaprağı ise insülin direncini düşürerek şeker hastalarının yaşam kalitesini yükseltiyor. İnsülin direnci olanların sabah akşam tarçınla birlikte zeytin yaprağı çayı içmesini öneriyoruz.
📍Yapılan çalışmalarda zeytin yaprağında bulunan maddelerin, cildin üst katmanlarını geçerek güneş yanığına, erken yaşlanmaya ve cilt kanserine neden olan UVB ışınlarına karşı kalkan vazifesi gördüğü belirlenmiştir. Yakın bir gelecekte cilt ve güneş koruyucu kremlerde zeytin yaprağı göreceğiz.)
📍Yapılan araştırmalarda zeytin yaprakları ile hazırlanan çayın antioksidan aktiviteyi %22 artırdığı böylece bağışıklık sistemini güçlendirdiği görülmüştür.
📍Zeytin yaprağı kalp damarlarındaki kanın akışını arttırır, kanın pıhtılaşmasını düzenler, kan dolaşımını rahatlatır, böylece kalp rahatsızlıklarını ve kalp krizlerini önler.
📍Zeytin yaprakları ile hazırlanan çay, hidrojen peroksit dediğimiz DNA’ya zarar veren bileşeni yok eder.
📍Zeytin yaprağı OLEUROPEİN ismindeki madde içeriği ile kalp sağlığını korumada etkilidir.
📍Tansiyonu düşürür ve vücuttan ödemi atar.
📍Zeytin yaprağı kan şekerinin hızla yükselmesini engeller, tokluk kan şekerini düşürür.
 📍 Zeytin yaprağı, içerisinde bulundurduğu vitaminler ve mineraller, sinir hücreleri için genetiksel bozukluklarını düzeltir.
📍 Zeytin yaprağı erken yaşlanma ve güneşten gelen zararlı ışınların vücuda verdiği zararları önleyici bir görev yapar
📍Zeytin yaprağı çayı kanın pıhtılaşmasını Önler ve kalp krizi riskini azaltıyor.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.991
  • Teşekkür 149796
    • Çevrimdışı
  • # 27 Eki 2019 17:44:58
Bir kadın çocuktur aslında..
çocuk gibi davranmayı sever.
erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini ister...

Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak sevmeli erkek kadını..
ama hiç bir kadın çocuk muamelesi görmek istemez.
söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini, dikkate alınmasını ister...

Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz; ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz..

Bir kadın güçlüdür aslında.
hatta erkeklerden çok daha güçlüdür.
ama bu gücünü herzaman ortaya koymasını sevmez...

ister ki, erkeğin gücü kendisine huzur versin.
kendi kendine yapabileceği şeyleri bile erkeğin yapmasını bekler.

böylece hem daha kadın olduğunu hissedecektir hem de erkeğinin ne kadar güçlü olduğunu görecektir.

ancak kadın gücünü göstermek istediğinde onu engelleyemezsiniz.

yapmak istediği birşey varsa mutlaka yapar.

Bir kadın sevgidir aslında.içinde her zaman sevgiyi taşır.
sevdiklerinden kolay ayrılamaz.
sevdiklerini kolay kolay kıramaz.
zor sever; ama, tam sever.

Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreğinin kabul
ettiğini beyninin de kabul etmesi gerekir ve sevmezse de onu asla sevmeye zorlayamazsınız.

belki kolayca yüreğine girebilirsiniz ancak beyninde yer her an terk edilebilirsiniz.

sevmediği halde terk etmeyen
kadınlar da var elbette...

bunun tek nedeni ise engelleyemedikleri
acımak duygusudur.

Bir kadın yalnızdır aslında.
hiçbir zaman kadını bütünüyle elde edemezsiniz...

kendisine ait bir dünyası vardır ve orada hep
yalnızdır...

o dünyaya kimsenin girmesine izin vermez, hiçbir anahtar o dünyanın kapısını açamaz...

yalnızlık onun sığınağıdır...
o sığınağa ne zaman gireceğine,ne kadar
kalacağına hep kendisi karar verir.
sığınaktayken oradan çıkmaya
zorlarsanız, onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadın çılgındır aslında.
neler yapabileceğini erkek aklı hayal bile edemez...
üreticiliğinin sınırı yoktur....
ama bunu ortaya çıkartmak için
hayatının erkeğini bekler. hoyratça harcamaz üreticiliğini.
sadece erkeğine saklar...

bir kadının gerçek erkeği olmayı başarabilmişseniz çok
şanslısınız demektir.
çünkü hayatın içinde olan herşey ancak kadınlar olduğunda anlam kazanıyor.
yemek yemek, su içmek bile.bir kadının elinden içtiğiniz suyla kendi kendinize bardağı doldurup içtiğiniz su arasındaki lezzet farkını anlayabiliyormusunuz?
anlıyorsanız ne mutlu size.
anlamıyorsanız ne yazık ki yaşamıyorsunuz

bir kadını ağlatırken çok dikkat edin!...
çünkü Allah gözyaşlarını sayar!..

kadın;erkeğin kaburgasından yaratıldı,ayaklarından yaratılmadı!..
öyle olsaydı ezilirdi!...
üstün olsun diye başındanda yaratılmadı!..

AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI;

Eşit olsun diye; Kolun biraz altında; Korunsun diye!.

KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!

smyi

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.259
  • Teşekkür 12819
    • Çevrimdışı
  • # 27 Eki 2019 18:06:00
erkek: eline çayını verin, televizyonu açın. başka bir şey istemez.

brsbrs42

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 312
  • Teşekkür 487
    • Çevrimdışı
  • # 27 Eki 2019 19:18:20
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Aslında G.Mustafa Kemal geceleyin saat 4.30 da vefat etmişti.Dolmabahçe Sarayı etrafı da bunu gayet iyi biliyordu.Ancak biz ölümünü 9 dan sonra duyurmak zorundaydık.Nitekim resmiyette de bu durum 9.05 diye belirtilir.Şüphesiz ki bunu yapmamızdaki yegane amaç Atatürk'ün 10 Kasım'da hatırlanmasını daha etkili bir vakte çekmekti.Malumunuzdur ki gece 4 te ölmüş bir Atatürk, 9.05'deki kadar katılımla anılamazdı. 
İsmet İNÖNÜ, Hatıralarım cilt 2, sayfa 256 Ankara 1963 

Kaynağı okuyarak mı sayfa verdiniz? Aynı kaynağın 223. sayfasında da harf inkılâbı ile ilgili olmayan cümleler varmış gibi referans veriliyor internette.

caki1910

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.096
  • Teşekkür 4757
    • Çevrimdışı
  • # 27 Eki 2019 19:27:30
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Meksikalı bir köylü, göl kenarında balık tutarken yanına gelen bir Amerikalı iş adamı sormuş;

- Sen ne yapıyorsun burada?

- Balık tutuyorum, demiş balıkçı

- Neden daha büyük işler yapmıyorsun? Mesela bir iş kurmuyorsun, tuttuğun balıklar çok lezzetli, küçük bir işyeri kurabilirsin

- İş kurduktan sonra ne olacak, demiş balıkçı

- Para kazanırsın, zamanla işleri büyütürsün. Yanında bir çok insan çalışır. İhracat yaparsın. Hatta New York'ta ofis tutarsın

- Sonra?

- Çok zengin olursun! Aklın alamıyacağı kadar para kazanırsın

- Sonra?

- Dergilere çıkarsın, ödüller alırsın iyi bir işadamı olarak

- Daha sonra

- Yaşlanıncada emekli olup, Meksikada göl kenarında bir ev alıp, balık tutarak hayatını yaşarsın, demiş Amerikalı

Meksikalı cevap vermiş;

- Ben zaten onu yapıyorum, göl kenarında balık tutuyorum.

Huzuru yakalamak için bu kadar eziyete ve zahmete ne gerek var, o zaten bizim yanımızda sadece kafamızı kumdan çıkartıp bakmamız yeterli..

Alıntı...


Nasreddin Hoca'nın hiçlık makamına benziyor :)

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.117
  • Teşekkür 17074
    • Çevrimdışı
  • # 28 Eki 2019 09:33:52
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Aslında G.Mustafa Kemal geceleyin saat 4.30 da vefat etmişti.Dolmabahçe Sarayı etrafı da bunu gayet iyi biliyordu.Ancak biz ölümünü 9 dan sonra duyurmak zorundaydık.Nitekim resmiyette de bu durum 9.05 diye belirtilir.Şüphesiz ki bunu yapmamızdaki yegane amaç Atatürk'ün 10 Kasım'da hatırlanmasını daha etkili bir vakte çekmekti.Malumunuzdur ki gece 4 te ölmüş bir Atatürk, 9.05'deki kadar katılımla anılamazdı. 
İsmet İNÖNÜ, Hatıralarım cilt 2, sayfa 256 Ankara 1963 

Atatürk kaçta vefat ederse etsin biz Atatürk'ü her saatte anardık hocam.Atatürk'ün 09.05'te vefat ettiği zaten bilinen bir gerçek.

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.654
  • Teşekkür 22326
    • Çevrimdışı
  • # 04 Kas 2019 20:11:01
LÜTFEN OKUYUN ve                                           OKUTUN

*HELÂL OLSUN SANA BRUCE FEİN!!!..
 
ABD'DEN ŞOK RAPOR
ABD eski Başkanı Reagan’ın danışmanı Fein:
“Beyaz Sarayda araştırma yaptı, meşhur olayda Ermenilerin 2 milyon Müslüman Osmanlı’yı katlettiği ortaya çıktı!!!.. Ermeniler, kendi Arşivlerini açmıyorlar, çünkü bu gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyorlar!!!…” dedi.
ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Hukuk danışmanlığını yapan Bruce Fein, sözde Ermeni soykırımı iddialarını değerlendirdi. Ermenilerin bu iddialarının son derece asılsız olduğunu belirten Fein, Reagan’ın başkan olduğu 1981′de bu konunun Beyaz Saray tarafından araştırıldığını ve iddiaların asılsız olduğunun belgelendiğini söyledi. İşte sözde Ermeni soykırımı konusunda Fein’in açıklamaları:
“*Osmanlı İmparatorluğu’nun azınlıklara karşı “müthiş” sayılabilecek bir özen gösterdiği gerçeğini unutmamak gerekir. *Azınlıklar, kendi dini özgürlüklerini ve hayatlarını son derece rahat bir şekilde sürdürdü.
Ermeni terör çeteleri I. Dünya Savaşı sırasında Fransa ve Rusya ile birlikte Osmanlıları öldürdü. Bu rakamın 2 milyon civarında olduğu bir gerçektir. Ermeni kayıplarının ise 500 bin civarında olduğu araştırmalarla kanıtlandı. Burada asıl önemli konu, Ermenilerin ihanetidir!!!.. Osmanlı da kendisini savundu!. Özellikle ABD’de yaşayan Ermeniler, soykırım yalanı ile büyük getiri sağlıyor. ABD yönetimi de büyük paralar döndüğü için Ermenileri karşısına almak istemiyor. Ermeniler ısrarla kendi Arşivlerini açmıyor. Çünkü yıllardır soykırım yalanı ile dönen getirimi kaybetmek istemiyorlar. Arşivler açıldığı anda gerçek ortaya çıkacak.”

*UYAN VATANDAŞIM!!!!..  BAK, HİÇ BİR ŞEY YAPAMIYORSAN BUNU DAĞIT VE ANLAT YAZILANLARI DA HARFİYEN UYGULA ----
O ZAMAN BAK VATANINA SÖZ EDEN KALIR MI?*

AXA SİGORTA GRUBU ERMENİLERE SOYKIRIM TAZMINATI ÖDEMEYİ VA’DEDIYOR, AXA OYAK
SİGORTALILARIN BİLGİSİNE..

Geçtiğimiz günlerde dünyanın dört bir yanında 'sözde ermeni soykırımı' ile ilgili onlarca panel-konferans düzenlenmiş.* Bunların ana sponsorları kim biliyor musunuz? HSBC ve British Airways.... *
Bizim ülkemizde bizden elde ettikleri para ile bize karşı sözde ermeni soykırımını destekleyen bu kuruluşlarla olan ilişkilerinizi gözden geçirmeye davet ediyorum. Saygılar.< /FONT>

* VARSA HSBC HESAPLARINIZI KAPATIN!!! VE ADVANTAGE KARTLARINIZI İPTAL EDİN!!!!!…

** * *YA DA EN AZINDAN BU MAİLİ FORWARDLAYARAK TEPKINIZI GÖSTEREBİLİRSİNİZ.

* EGE ÜNİVERSİTESİ HASTAHANEDEKİ BÜTÜN DOKTORLARIN HSBC KREDİ KARTLARINI VE HESAPLARINI KAPATTIRDIKLARINI GÖRÜNCE BANKANIN GENEL MÜDÜRLÜĞÜ OLAYA EL KOYDU.
AMMA KİMSE VAZGEÇMEYİNCE ADAMLAR TUTUŞTU. BİR SÜRÜ FAKSLAR FALAN ÖZÜR YAZILARI. AMMA BU SADECE BU HASTANE İLE SINIRLI KALMAMALI!!!.. ÜLKEMİZDE BİR SÜRÜ YATIRIM YAPIYORLAR, BİZİMLE İYİ GEÇİNMEK İSTİYORLARSA BİR TERCİH YAPSINLAR. ERMENİLER Mİ, TÜRKİYE Mİ?
BENCE, HİÇ DÜŞÜNMEYİN * *KARTLARINIZI
İPTAL ETTİRİN.
AMMA EN ÖNEMLİSİ BU OLAY SEBEBİYLE OLDUĞUNU BELİRTİN,
LÜTFEN... !!!*

AYRICA FORTIS BANK'IN DA PKK'YA MAYIN SAĞLAYAN KURULUŞLA KARDEŞ ŞİRKET OLDUĞUNU DA UNUTMAYALIM. ...
Ve aynı zamanda;

BU MAİLİ GÖNDEREN ARKADAŞIM BUNU UMURSAMAYIP DA YAYMAYAN
OLURSA KENDİSİNİ LİSTESİNDEN SİLSİN VE ENGELLESİN"
DİYOR. BU BİR BİLGİLENDİRME MESAJIDIR. YOK 15 KİŞİYE YOLLA
MANİTAN SANA AŞIK OLSUN GİBİLERİNDEN ABUK SUBUK MANASIZ BİR MESAJ DEĞİLDİR.  DUYARSIZ KALMAYIN.
BU VATAN BİZİM UNUTMAYIN!!!...

*Doç. Dr. İLKAY ORHAN
Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi
Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü
Farmakognozi Anablim Dalı...

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK