Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 499163 defa)

suekin

  • Uzman Üye
  • *****
  • Lise Branş Öğrt.
  • İleti: 1.053
  • Teşekkür 923
    • Çevrimdışı
  • # 29 Ağu 2019 22:12:15
banyo vb. yerler için kullanılan toz ovucular (sıvı karışımlı ya da sadece toz ürün fark etmez) ovulan bölgede minik çizikler oluşturup o çiziklerde bakterilerin üremesine sebep oluyormuş.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.664
  • Teşekkür 35482
    • Çevrimdışı
  • # 29 Ağu 2019 23:33:28
İzmir'de hazırlanan o alçakça suikastın sonuçsuz kalmasından sonra bir gün bize şu olayı anlatmıştı:
- "Ziya Hurşit'in beni öldürmeye memur ettiği iki zavallı vardı. Sorguları yapıldıktan sonra bunların birisini yanıma çağırdım. Odada kimse yoktu. Kendisine sordum:
- Sen Mustafa Kemal'i öldürecekmişsin, öyle mi?
- Evet, dedi. Ben yine sordum:
- Mustafa Kemal ne yapmıştı ki onu öldürecektin?
- Fena bir adammış o. Memlekete çok fenalık yapmış. Sonra bize onu öldürmek için para da vereceklerdi.
- Sen Mustafa Kemal'i tanıyor musun?
- Hayır.
- O halde tanımadığın bir adamı nasıl öldürecektin?
- Geçerken işaret edecekler, Mustafa Kemal işte budur, diyeceklerdi. Biz de öldürecektik.
O zaman cebimdeki tabancayı çıkararak kendisine uzattım:
- Mustafa Kemal benim, haydi al eline tabancayı, öldür, dedim.

Herif benden bu karşılığı alınca yıldırımla vurulmuş gibi oldu. Bir süre şaşkın şaşkın yüzüme baktıktan sonra diz üstü kapanarak hüngür hüngür ağlamaya başladı.

Yahya Galip KARGI

Kaynak: Yücel Dergisi, 1948

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.664
  • Teşekkür 35482
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eyl 2019 23:30:48
Mevzu bahis mevzuat ise o zaman bu hikaye hepimize gelsin 😊

Orta kademeden bir bürokrat görevli olarak
Şehir'den Kasaba'ya doğru gidiyormuş.
Yolda bir köyde, sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş,
Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş.
"İmdat" diye bağırmış.
"Boğuluyorum. Kurtarın beni!"
O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.
Bürokrat, "Bataklığa düştüm.
Kurtar beni!"
Köylü, "Geçmiş olsun" demiş
Ama kurtarmak için hiç gayret göstermiyor.
Hani nerdeyse dönüp gidecek.
Bürokrat paniklemiş ister istemez,
"Lütfen" diye yalvarmış.
"Bir dal uzat. Kurtar beni!"
Köylü, "Olmaz" demiş.
"Sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin.
Hazine malından bir şey almak suçtur!"
"Sen, dalga mı geçiyorsun" diye bağırmış
Ağzına dolan çamurlarla bürokrat
"Ölüyorum. Kurtar beni!"
Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş.
"Ben Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem.
Fakat, seni böyle bırakacak değilim.
Gidip muhtara haber vereceğim.
O kaymakama,
kaymakam da valiyi arar mutlaka.
Malmüdürüne talimat verilir.
Şayet, Hazine arazisi değilse,
İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar..."

"Yahu" demiş bürokrat,
"Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm."
Köylü gülmüş.
"Ben ölmezsin demiyorum ki" demiş.
"Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!"....

Şaban57

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 497
  • Teşekkür 4964
    • Çevrimdışı
  • # 03 Eyl 2019 23:34:14
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Mevzu bahis mevzuat ise o zaman bu hikaye hepimize gelsin 😊

Orta kademeden bir bürokrat görevli olarak
Şehir'den Kasaba'ya doğru gidiyormuş.
Yolda bir köyde, sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş,
Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş.
"İmdat" diye bağırmış.
"Boğuluyorum. Kurtarın beni!"
O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.
Bürokrat, "Bataklığa düştüm.
Kurtar beni!"
Köylü, "Geçmiş olsun" demiş
Ama kurtarmak için hiç gayret göstermiyor.
Hani nerdeyse dönüp gidecek.
Bürokrat paniklemiş ister istemez,
"Lütfen" diye yalvarmış.
"Bir dal uzat. Kurtar beni!"
Köylü, "Olmaz" demiş.
"Sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin.
Hazine malından bir şey almak suçtur!"
"Sen, dalga mı geçiyorsun" diye bağırmış
Ağzına dolan çamurlarla bürokrat
"Ölüyorum. Kurtar beni!"
Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş.
"Ben Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem.
Fakat, seni böyle bırakacak değilim.
Gidip muhtara haber vereceğim.
O kaymakama,
kaymakam da valiyi arar mutlaka.
Malmüdürüne talimat verilir.
Şayet, Hazine arazisi değilse,
İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar..."

"Yahu" demiş bürokrat,
"Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm."
Köylü gülmüş.
"Ben ölmezsin demiyorum ki" demiş.
"Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!"....
Hocam harika bir hikaye. Bürokrasiyi çok güzel özetlemiş..Paylaştığınız için teşekkürler..

police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.569
  • Teşekkür 4705
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eyl 2019 13:19:46
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Mevzu bahis mevzuat ise o zaman bu hikaye hepimize gelsin 😊

Orta kademeden bir bürokrat görevli olarak
Şehir'den Kasaba'ya doğru gidiyormuş.
Yolda bir köyde, sulak ama bataklık bir yerde mola vermiş,
Nasıl olmuşsa ayağı kayıp bataklığa düşmüş.
"İmdat" diye bağırmış.
"Boğuluyorum. Kurtarın beni!"
O civardan geçen bir köylü, sesini duyup yaklaşmış.
Bürokrat, "Bataklığa düştüm.
Kurtar beni!"
Köylü, "Geçmiş olsun" demiş
Ama kurtarmak için hiç gayret göstermiyor.
Hani nerdeyse dönüp gidecek.
Bürokrat paniklemiş ister istemez,
"Lütfen" diye yalvarmış.
"Bir dal uzat. Kurtar beni!"
Köylü, "Olmaz" demiş.
"Sen şu anda Hazine toprakları üzerindesin.
Hazine malından bir şey almak suçtur!"
"Sen, dalga mı geçiyorsun" diye bağırmış
Ağzına dolan çamurlarla bürokrat
"Ölüyorum. Kurtar beni!"
Köylü hiç istifini bozmadan cevap vermiş.
"Ben Hazine'den mal alıp suçlu duruma düşemem.
Fakat, seni böyle bırakacak değilim.
Gidip muhtara haber vereceğim.
O kaymakama,
kaymakam da valiyi arar mutlaka.
Malmüdürüne talimat verilir.
Şayet, Hazine arazisi değilse,
İtfaiyeye talimat verir ve seni kurtarırlar..."

"Yahu" demiş bürokrat,
"Bunlar oluncaya kadar ben ölürüm."
Köylü gülmüş.
"Ben ölmezsin demiyorum ki" demiş.
"Ölsen de, mevzuata uygun ölürsün!"....
Işte tam da böyle...

ogrtmn35

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 17.207
  • Teşekkür 176010
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eyl 2019 15:44:00
 ;)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.664
  • Teşekkür 35482
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eyl 2019 22:05:55
TÜRK MİMARİSİNİN TARİHİNDE İŞTE MİMAR SİNAN GERÇEĞİ..

SELİMİYE CAMİİ'NİN SIRLARI..

Mimar Sinan Selimiye camii'nin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı beşinci bir işlem oluşturarak çözmüştür. Ayrıca minarelerin serefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanin ürünüdür. Almanlar aynı sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlardır Mimar Sinan ise bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte edebilecek bir dehadir.Almanların dehası ise, o kopya metale Selimiye'den daha fazla turist çekebilmelerindedir.

Selimiye camisisinin zemini gevşek topraktır bu nedenle minarelerinin yakın zamanda yıkılacağı düşünülmüş uluslararası bir grup mühendis toplanıp camiiyi sağlama alma üzere incelemelerde bulunulmuş ve son olarak en son teknoloji olan meetal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişlerdir. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükkleri kelepçelerin aynıları ile karşılaşmışlardır. Mimar Sinan yüzyıllar önce aynı şeyi düşünmüş, yapmış bir şahsiyettir.

Ayrıca 1950lerde bir grup Japon mühendis Türkiye'de mevcut tarihi eserleri incelemek için izin alır sıra Selimiyeye geldiğinde ondan sonraki tüm incelemeleri iptal ederler ve kalan tüm zamanı bu camiiye ayırırlar çünkü camii bambaşka, bilinmeyen sistemlere sahiptir. Uzun süre incelemelerin sonucunda caminin altında mevcut raylı sistemi keşfederler bu sistem sayesinde o zayıf toprakta yapı ayakta kalabiliyor ve herhangi bir sarsıntıda 5 derece dolaylarında esneyebiliyordu bu şekilde yapı en ufak zarar görmüyordu. Bu sistemi keşfeden Japonlar ülkelerine döndüklerinde aynı sistemi gökdelenlerde uygulamaya başlarlar ve gökdelenlerin güvenliği,sağlamlığı katbe kat arttırılmış olur. Sonuç olarak bugün tüm dünyada gökdelenlerde bu sistem uygulanmaktadır.

php_korsan

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 5.619
  • Teşekkür 5049
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eyl 2019 22:25:28
Japonyada içecek otomatları her yerdeki gibi paralıdır.Ama deprem olduğu zaman hepsi ücretsiz aşağıya düşer ve insanlar bunları alarak sığınaklara giderler.Karşılığı devlet tarafından ödenir.

police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.569
  • Teşekkür 4705
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eyl 2019 23:13:58
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
TÜRK MİMARİSİNİN TARİHİNDE İŞTE MİMAR SİNAN GERÇEĞİ..

SELİMİYE CAMİİ'NİN SIRLARI..

Mimar Sinan Selimiye camii'nin kubbesini o genişliğe oturtmak için 13 bilinmeyenli bir denklemi matematiğin bilinen 4 ana işleminden farklı beşinci bir işlem oluşturarak çözmüştür. Ayrıca minarelerin serefelerine çıkanların yolda birbirlerini görmemeleri ise büyük bir bir dehanin ürünüdür. Almanlar aynı sistemi meclislerinin önündeki dev kürede kullanmışlardır Mimar Sinan ise bu sistemi 2 metre çapındaki minarelere yüzyıllar önce monte edebilecek bir dehadir.Almanların dehası ise, o kopya metale Selimiye'den daha fazla turist çekebilmelerindedir.

Selimiye camisisinin zemini gevşek topraktır bu nedenle minarelerinin yakın zamanda yıkılacağı düşünülmüş uluslararası bir grup mühendis toplanıp camiiyi sağlama alma üzere incelemelerde bulunulmuş ve son olarak en son teknoloji olan meetal kelepçelerle minarelerin temellerini sabitlemenin en iyi çözüm olduğuna karar vermişlerdir. Minarelerin temellerini açınca, koymayı düşündükkleri kelepçelerin aynıları ile karşılaşmışlardır. Mimar Sinan yüzyıllar önce aynı şeyi düşünmüş, yapmış bir şahsiyettir.

Ayrıca 1950lerde bir grup Japon mühendis Türkiye'de mevcut tarihi eserleri incelemek için izin alır sıra Selimiyeye geldiğinde ondan sonraki tüm incelemeleri iptal ederler ve kalan tüm zamanı bu camiiye ayırırlar çünkü camii bambaşka, bilinmeyen sistemlere sahiptir. Uzun süre incelemelerin sonucunda caminin altında mevcut raylı sistemi keşfederler bu sistem sayesinde o zayıf toprakta yapı ayakta kalabiliyor ve herhangi bir sarsıntıda 5 derece dolaylarında esneyebiliyordu bu şekilde yapı en ufak zarar görmüyordu. Bu sistemi keşfeden Japonlar ülkelerine döndüklerinde aynı sistemi gökdelenlerde uygulamaya başlarlar ve gökdelenlerin güvenliği,sağlamlığı katbe kat arttırılmış olur. Sonuç olarak bugün tüm dünyada gökdelenlerde bu sistem uygulanmaktadır.



Gurur duyacağımız öyle çok değerlerimiz var ki...

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.664
  • Teşekkür 35482
    • Çevrimdışı
  • # 10 Eyl 2019 22:19:16
Ataturk Amasya ziyareti sirasinda, yorenin ileri gelenleri ile Vali konaginda sohbet ederken bir ara tam karsisinda oturan 50-55 yaslarinda sakali goguslerine kadar inen birine gozleri takilir. Yaninda oturan valinin kulagina egilip sorar:

-“Kimdir bu?”
-“Efendim kendisi Seyh’tir. Yorede cok hatirlisi vardir.”

Bunun uzerine Ataturk Seyh’i yanina cagirttirir.

-“Bak baba’ imanin olcusu sakalin boyunda degildir. Sunu rica etsem de en azindan Peygamber efendimizinki gibi kisaltsan” der ve eliyle de boyunalti hizasini gosterir. Seyh “emrin olur Pasam” diyerek yerine cekilir.

Toplanti bittikten sonra Ataturk Amasya’dan ayrilir ve aradan birkac ay gecer…

Bir aksam Ataturk’un aklina Amasya’daki seyhi gelir. Vali’yi telefonla arayip seyhin sakalini kesip kesmedigini sorar. Vali seyhin sakal boyunda en kucuk bir kisalma bile olmadigini soyler.

Ataturk telefonu kapatir, kagidi kalemi eline alir ve sonra nazirini cagirip, yazdigi yaziyi Amasya Valiligi’ne teblig etmesini ister.

Ertesi gun Amasya’dan seyh efendinin Ataturk’u gormek uzere Ankara’ya dogru yola ciktigi haberi gelir.
Seyh Ankara’ya ulastiginda’ Ataturk’un karsisina cikar. Sakal tamamen kesilmis, sinekkaydi bir tras olunmus, saclar kisaltilmis, kilik kiyafet bastan sona degistirilmis, bambaska bir gorunume burunulmustur.

Orada bulunanlar bu degisime cok sasirirlar ve Ataturk’e bunun nedenini sorarlar:

-“Aman Pasam, o seyh ki sakalina el dahi surdurmezdi…Siz ne ettiniz de kokunden kesmesini sagladiniz?”

Ataturk gulumser, sonra da yanindakilere donup soyle der:

-“Dun aksam Amasya Valiligi’ne bir yazi gonderdim ve seyhi Afyon’a vali atadigimi bildirdim.”

Ardindan da yeni bir yazi hazirlayip nazirina bunu seyhe vermesini soyler.

Yazida soyle yazmaktadir:

-“Inancin olcusunun sakalda olmadigini anladigina sevindim. Valilik meselene gelince…Bugun koltuk ugruna kirk yillik sakalindan vazgecebilen, yarin baska seyler icin milletinden bile vazgecebilir. Seni boyle bir ikileme mahkum birakmayalim.”

- Worldpress , Atatürk Ansiklopedisi

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.014
  • Teşekkür 142941
    • Çevrimdışı
  • # 14 Eyl 2019 19:59:37
YASİN Suresini ölülerinize okuyunuz. (Tirmizi)
 
* Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi de YASİN'dir. Kim Yasin'i okursa, Cenabı Hak ona on defa Kur'an okumus kadar sevap ihsan eder. (Tirmizi)
 
* Kim geceleyin YASİN okursa affedilmiş olarak sabaha çıkar. (Tirmizi)
 
* YASİN’i Her gece okuyan, şehid olarak ölür(Elmanevi)
 
* YASİN’i okuyunuz. Onda on bereket vardır:
 1- Aç, okursa doyar,
 2- Çıplak, okursa giyinir,
 3- Bekar, okursa evlenir,
 4- Korkusu olan, okursa emin olur, :
 5- Mahzun, okursa ferahlar,
 6- Misafir okursa seferde yardım görür,
 7- Kayıp (için okunursa) bulunur,
 8- Hasta okursa (veya hastaya okunursa) şifa bulur,
 9- Ölü üzerine okunursa azabı hafifler,
 10- Susayan okursa suya kavuşur. (Ramuz 79/4)
 
* Her kim anne ve babasının veya bunlardan biri nin kabrini her Cuma ziyaret eder ve yanlarında YASİN okursa, her harfinin sayısınca ona mağrifet olunur. (Hak dini Kur'an dili)
 
* YASİN-i ŞERİF'i gece okuyan, Yedi hatim sevabına nail olur.
 
* YASİN-i ŞERİF'i gece okuyana, 20 hac sevabı verilir. (Künüzü'd Dekaik)

Ayperisi88

  • Bilge Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.104
  • Teşekkür 17045
    • Çevrimdışı
  • # 15 Eyl 2019 17:30:30
👏👏👏👏

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.014
  • Teşekkür 142941
    • Çevrimdışı
  • # 18 Eyl 2019 09:18:24
Bunları Biliyor muydunuz?

►Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini… 
►Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını… 
►Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu… 
►Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu.. ►Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini… 
►Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini.. 
► Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini… 
►Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini… 
►Bütün bunların, 1500 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu biliyormuydunuz...?

efoo

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yetkili
  • İleti: 5.110
  • Teşekkür 81460
    • Çevrimdışı
  • # 18 Eyl 2019 09:19:49
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bunları Biliyor muydunuz?

►Yemeğe tuz ile başlanırsa beyin tarafından gönderilen bir uyarı sayesinde, midede mukus denilen sindirimi kolaylaştırıcı bir tabaka oluşturduğunu ve midenin sindirime hazırlıksız yakalanmasını önlediğini…
►Yemek yerken yerde oturarak sol ayağı katlayıp sağ ayağı karna çekerek oturulup yenildiğinde, su ile doldurulmuş balon şeklinde olan midenin çıkış kısmını kapatarak yenilen gıdanın tam sindirilmeden bağırsaklara kaçmasını önleyeceğini ve mide dolunca da doygunluk hissi vererek çok fazla yemeden kalkılacağını…
►Yemek yerken yemeğin ortasında su içildiğinde içilen suyun yenilen gıdaların sindirilmesine, gerekli vitaminlerin emilmesine katkıda bulunduğunu ve midede doygunluk hissi vererek az yemeye vesile olduğunu…
►Oturularak ve en az 3 yudumda içilen su, dil ve ağız bölgesinde daha fazla duraksadığından tükürük bezleri için gerekli olan suyun emilimini artırıp anti bakteriyel ve antioksidan etkiye sahip tükürüğün salgılanmasını artırarak ağız ve diş sağlığına katkıda bulunduğunu.. ►Uyurken sağ yana dönüp yatıldığında solda olan kalbimizin daha rahat çalışmasına neden olarak, kalbi yormadan dinlenmiş bir vaziyette kalkılabileceğini…
►Tuvalete girerken sol ayakla ilk adım atıldığında kaygan olan zeminde ayağın kayması durumunda sola göre daha güçlü olan sağ ayağın düşmeyi engelleyerek vücudu dengelediğini..
► Banyo yaptıktan sonra ayaklara soğuk su dökmenin kan dolaşımını hızlandırıp sıcak sudan dolayı genleşmiş olan damarların içindeki kanın aktivasyonunu artırarak tansiyon düşüklüğünü önlediğini ve savunma mekanizmasını güçlendirdiğini…
►Kesintisiz uyunan uzun gece uykularının, damarlarda vazodilatasyona neden olduğunu, uyku ortalarında kalkıp el yüz yıkamak (ör: abdest almak) az yorucu egzersizler yapmanın (ör: teheccüd namazı) vazodilatasyonu engellediğini ve daha zinde kalkılabileceğini…
►Bütün bunların, 1500 sene evvel Peygamberimiz (sav) in yaptığı ve ümmeti için de tavsiye ettiği sünnet-i seniyyeler olduğunu biliyormuydunuz...?


O söylüyorsa doğrudur..

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.664
  • Teşekkür 35482
    • Çevrimdışı
  • # 20 Eyl 2019 13:02:14
Hala bazı yörelerde biraz kaldıysa korunması ve yeniden çoğaltılması için!
BİR MEYAN KÖKÜ HİKAYESİ...

Hepimizin bildiği bir bitkidir meyan kökü.
Çok uzun çağlardan beri:
Başta tıp olmak üzere yiyecek ,içerek , kozmetik gibi bir çok sektörde kullanılır .
Atalarımız bile Meyana; Hayat iksiri
(ab-ı hayat) ismini takmışlardır.

Doğada kendiliğinden yetişen bir bitkidir.
Aynı zamanda ticari olarakta yetiştirilir.
Tek başına neredeyse her derde deva gelen bir bitkidir.
En bilinen tedavileri akciğer ve karaciğer hastalıkları üzerinedir.
Akciğer ve karaciğer kanserlerinin tedavisinde en güçlü ilaçlardan daha etkili olduğu görülmüştür.
Kan şekeri düşüklüklerinde, eklem iltihaplarında, romatizmada, astımda, alerjilerde, kronik cilt hastalıklarından tutunda...
Gastritlerde,mide-barsak ülserlerinde, kronik bronşit ve farenjit vakıalarının tedavisinde...
Safra yolları hastalıklarında ve kolesterol düşürmede,hücre yenilenmesinde...
Daha saymakla bitmeyen bir çok sağlık ve şekerleme içecek, kozmetik alanında kullanılır.

YIL 1850

2 İskoç olan; Edward MacAndrews ve William Forbes’tin kurmuş oldukları MacAndrews & Forbes Company Osmanlı imparatorluğunda yetişen meyan kökünü toplamak üzere harekete geçer.

AYDIN 1854

Şirket Aydın’da ilk meyan işleme fabrikasını açar.
Bu fabrikayı Nazilli, Kuşadası ve Söke'de kurdukları diğer fabrikalar takip eder.
Bu fabrikaların enerji ihtiyacını karşılamak için kaçak olarak linyit kömürü madenleri açılır.
Olayın farklı boyutlarına gittiğini gören Aydın vilayeti harekete geçerek şirketi, Hükümete şikayet eder.
Ama firma gerekli torpilleri bularak valiliği tınlamaz.

Bu arada bölgenin Meyan bakımından zenginliği fark eden Fransızlar ,İtalyanlar ve Ermeni Tüccarlar da Aydın bölgesinden meyan kökü toplamak için harekete geçerler.
Onlarda fabrikalar kurarlar.

Ama Forbesyt Company kendi silahlı gücünü kurarak kurulan işletmeleri ve depoları basar.
Onlar namına meyan kökü toplayanları öldürerek,tehdit ederek kendisine rakip olacak firmaları ortadan kaldırırlar.
Vilayetin; Özel bir şirket silahlı kolluk kuvveti kuramaz itirazı üzerine verdikleri cevapta aynen şunu yazarlar;
"Osmanlı Devleti Firmalarının güvenliğini sağlamasında yetersiz durumdadır.
Bu yüzden kendi silahlı gücümüzü oluşturmuş bulunuyoruz."

Bu MacAndrews & Forbes Company nin 1910’lu yıllarda Osmanlı memleketlerinden yıllık ihraç ettiği meyan kökü miktarı 40.000 ila 50.000 ton arasındaydı.
1912’de şirketin ihraç ettiği meyan kökünün değeri 1.258.299 dolara ulaşıyordu.
Bu paralarla oynayan Firma Osmanlı devletine gerekli vergileri vermemek için her türlü baskı ve entrikaları yapmıştır topraklarımızda.

Söke'de,İzmir'de ,İskenderun'da halen FORBEST köşkleri vardır.
İşte bu köşklerin hikayesini anlattım sizlere...

Meyan kökünde Glycyrrhizin denen etkin madde vardır.
Bu madde şekerden 50 defa daha tatlı olup, köklerde bulunma oranı % 5-13 arasında değişmektedir.
Bu etkin maddenin ekstratlarının kilogram fiyatları dört- beş bin dolar civarında satılır.

Aydın,Nazilli,Söke...
Bir zamanlar egemen güçlerin meyan savaşları yaptıkları bölgelerimiz idi.
Hoyratça kökünü kuruttuk meyan köklerinin...

Şimdilerde ise bu ovalarda esen rüzgarlar,Meyan köklerinin hüzünlü hikayelerini anlatırlar sessizce...
Ama dinleyenleri var mıdır?
Hiç zannetmiyorum...

Alıntı


 

Egitimhane.Com ©2006-2023