Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 543056 defa)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.973
  • Teşekkür 37633
    • Çevrimdışı
  • # 27 Haz 2020 11:09:47
MUTLAKA OKUYUN !!!!!!

BUNLAR HEPSİ BİRER SİLAHTIR...

DİREKT BİOLOJIK YAPIMIZA ZÜRRİYETİMİZE

KANIMIZA DNA'MIZA NİŞAN ALMIŞLAR.

BELKİDE HEDEFE BÜYÜK ORANDA ULAŞTILAR.

ÇÜNKÜ ÇİKOLATADAN  SAKIZA ,
COLADAN MEYVE SUYUNA ,
YOĞURTTAN PEYNİRE ,
GİYİM KUŞAMDAN AYAKKABIYA   ŞAMPUANDAN,KOZMETİĞE AKLINIZA NE GELİRSE HEPSİ BİRER YOK EDİŞ SİLAHI!..

HEMDE KENDİ ELLERİMİZLE..


Sağlıkla Gelen Ölüm
Siyonistler'in
Dünya Nüfusunu Azaltma Planı
Mide koruyucu olarak verilen ilaçta
yer alan maddeye dikkat edin
'Titanyum Dioksit' uluslararası kodu
E171 yani bizi aslında kanser eden
atom altı bir madde !..
* * * * *
●Ben Titanyum Dioksit !..
* * * * *
●Atom altı çalışan
nanoteknolojik bir boyayım
Nem dengeleyici olarak da
işlem görebilirim
Boyutum çok küçücük olduğu için
sizin DNA yapınızı bile bozabilecek kadar tehlikeliyim ama çok sevimli değil miyim
İçinde bulunduğum abur cuburun
Ambalajıma bir bakar mısınız
ne kadar usluyum
Ehe Çocuğunuz bu ürünü aldığı zaman
o tazecik hücrelerine nüfuz edebilecek
şekilde üretildik
Vücudunuza
bir kere girdikten sonra çıkmam
Nereye yerleşirsem özellikle kaslarda eklemlerde dayanılmaz ağrılar yaparım !..
* * * * *
●Hani gördüğünüz
leke tutmayan duvar boyaları var ya
lekeyi yok eden
İşte o benim sayemde hep
Atom altıyım ben
Evinizde benim gibi bir canlı ile
yaşıyorsunuz aslında
Milyonlarca küçücük ve
sevimli nanoteknolojik parçacıklar
Biz bir aileyiz !..
* * * * *
●Mesela Faruk Günindi abi var
Aidin Salih teyzenin öğrencisi
İşte o bizim için şöyle der
"Beyazlarınız için aldığınız deterjanlar
aslında lekeyi çıkarmıyor
İçinde bulunan titanyum dioksit ile
beyaza boyuyor" !..
* * * * *
●Bizler diş macunlarında da bulunuruz dişlerinizi beyazlatmada görev üstleniriz Oradan da artık vücudunuzun neresine gidersek !..
* * * * *
●Biz Atom Altıyız
Ahir zamanın
en tehlikeli buluşuyuz
ama sevimliyiz !..
* * * * *
●Haaa Bu arada
Uluslararası kodum ise E171'dir !..
* * * * *
●Titanyum Dioksit İçeren
Bazı Ürünler !..
* * * * *
●1- Falım sakızlarda
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●2- Hamilelere verilen demir ilacı
Ferrum fort da
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●3- “Rabelis” adlı tablet ilaçta
boyar madde olarak
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●4- "Fludex" adlı ilaçta !..
* * * * *
●5- "Dolorex" adlı ilaçta !..
* * * * *
●6- Biobellinda bb cream da
CI77891 koduyla
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●7- Emedur tablet 200 mg ilaçta !..
* * * * *
●8- A-ferin adlı ilaçta
boyar madde olarak
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●9- BİM a.s nin
çocuk diş macununda
Cl 77891 koduyla
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●10- Faks el sabununda
CI 77891 koduyla
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●11-Soğuk algınlığı ve grip için verilen
"Dolven" film kaplı tablette
boyar madde olarak
titanyum dioksit (E171) var !..
* * * * *
●12- Majezik adlı ilaçta
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●13- Paradontax adlı diş macununda
"titanyum dioksit" maddesi var !..
* * * * *
●14- Sensodyne naneli diş macununda
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●15- Sebamed in pişik kremimde
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●16- Signal dış macunu
CI 77891 koduyla
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●17- Dove sabunda da
Cl 77891 olarak var !..
* * * * *
●18- Macrol antibiyotikte var !..
* * * * *
●Panten şampuanda var !..
* * * * *
●19- Garnıer BB kremde
Cl 77891/TITANIUM
DIOXIDE olarak var !..
* * * * *
●20- ALERİNİT adlı ilaçta var !..
* * * * *
●21- Ketavel adlı ağrı kesicide var !..
* * * * *
●22- Glıss şampuanında da var !..
* * * * *
●23- Hamilton güneş kreminde
titanium dioxide var !..
* * * * *
●24- Sağlık Bakanlığının
çocuklara dağıttığı
diş macununda da
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●25- Diadermin bb kremde de var !..
* * * * *
●26- Aquas ve vivatinell
bebek güneş kreminde
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●27- Sensodny promine
6 12 yaş diş macununda var !..
* * * * *
●28- Himalaya marka
cilt maskesinden
titanium dioxide var !..
* * * * *
●29- Reflor probiyotıkte e171var !..
* * * * *
●30- Apireks cold & flu da E171 var !..
* * * * *
●31- Maybelline colossal kajal
göz kaleminde var !..
* * * * *
●32- İburamin cold da da
titanyum oksit var !..
* * * * *
●33- Neutrogena deep clean
yüz maskesinde
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●33- Sebamedin
güneş kreminde var !..
* * * * *
●34- Bonibonlarda da var !..
* * * * *
●35- "Medlukast" isimli oğluma
alerji için verilen ilaçta
“boyar madde olarak
titanyum dioksit “içerir diyor !..
* * * *
●36- Crebros adlı ilaçta
yardımcı madde olarak
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●37- Nivea lip butter
dudak nemlendiricisinde var !..
* * * * *
●38- Lev-end isimli epilepsi ilacı
Risperdal isimli psikiyatri ilanında var !..
* * * * *
●39- Kolesterol hapı olan
TARDEN'DE boyar madde olarak
titanyum dioksit içerir yazıyor !..
* * * * *
●40- Sesu rol on ağda da var !..
* * * * *
●41- Ersag güneş kreminde
titanyum dioksit var !..
* * * * *
●42- Kağıt havlu
tuvalet kağıdı
kağıt mendiller
bunlarda boş yere
etikette aramaya gerek yok bence
Bunlar %100 selülozdan üretiliyor
ama işlenme aşamasında ağartılırken
hangi yöntemle maddeyle ağartılıyor
bu önemli
Bu bilgiyi de etikette bulamayız !..
* * * * *
●43- Pepticer adlı mide ilacında
hem jelatin
hemde titanyum dioksit var !..
* * * * *
●44- Nootropil isimli ilaçta
E171 koduyla yazılmış !..
* * * * *
●45- Oriflimenin
diş macununda !..
* * * * *
●46- LR markalı kozmetik ürünlerinin
Birçoğunda var
Dudak nemlendiricisi
Ruj
Diş macunu
Rollon da gördüm !..
* * * * *
●47- Hamilelik için verilen
bulantı hapında da var
(ZOFER 4 mg tablet) !..
* * * * *
●48- Çoğu sakızın içinde
titanyum dioksit vardı !..
* * * * *
●49- A101 de ve Bim de ki
dışı beyaz bademli
çikolatalı şekerde var !..
* * * * *
●50- LANSOR
Mide ilacında var !..
* * * * *
●Sonuç olarak çok çook fazla üründe
titanyum dioksit var ve bu ürünün çeşitli zararları var sizlerde evinizdeki ürünleri inceleyebilirsiniz
Bilinçlenelim !..

Alıntı Ferhat Önder Türk Kardeşler Birliği sayfası

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.190
  • Teşekkür 3653
    • Çevrimdışı
  • # 27 Haz 2020 19:54:23
Diyarbakır’ ın bir dağ köyünde ilköğretimde görev yapan öğretmen Matematik dersinde ;
– Bir kasada şu kadar çilek varsa, 10 kasada kaç çilek vardır? Diye öğrencilerine bir soru soruyor.
Öğrenciler:
– Öğretmenim çilek ne? Diyorlar.
Öğretmen:
– İşte çocuklar çilek.
– Biz hiç çilek yemedik. diyorlar.
Bunun üzerine öğretmen pes etmiyor, oturup Bursa’daki tarım firmalarına toprak numunesi yolluyor ve diyor ki;
– Bu toprakta çilek yetişir mi ? diyor.
Bursa’daki firmalardan cevap geliyor.
– Evet Diyarbakır şartlarında çilek yetişir.
Hatta mektubun yanında çilek fideleri ve yetiştirme şeklini anlatan bir tarif yolluyorlar. Öğretmen öğrencilere okuyor nasıl yetiştirileceğini, çıkarıyor bahçeye ve diyor ki:
– Bu sene size matematikten sınav yok.
Öğrenciler:
– E nasıl not alacağız öğretmenim?
Hepsine bahçeyi kazdırıp, çilekleri diktirip, can sularını verdikten sonra her birine dörder çilek fidesi verip:
– Şimdi gideceksiniz evinize anne babanıza ben size nasıl öğrettiysem sizde onlara öyle öğreteceksiniz.
Çocuklar gidiyorlar evlerine hepsi anlatıyorlar ve çilekleri dikiyorlar ve öğretmen diyor ki:
-Çilek mevsimi gelince getireceksiniz tabakta on tane çileğe bir not alacaksınız.
Çocuklar tabaklarla getiriyorlar @geleceginmimarlariogretmenler çilekleri sayıyor öğretmen çilekleri eksik olanlara da tam not veriyor ve sonra diyor ki:
– Çocuklar nasılmış tadı?
Öğrenciler:
-Valla ucunda not vardı diye yiyemedik.
– Hadi bakalım yiyin. Diyor öğretmen.
Çocuklar ağızlarını burunlarına bulaştıra bulaştıra yiyorlar çilekleri. Aradan iki yıl geçtikten sonra çilek girmemiş o köyün halkı şu anda Diyarbakır’ın pazarında çilek satıyorlar.
Şimdi düşünüyorum da, öğretmen olmak bu işte gerçekten… Tahtada müfredat anlatmak değil… Bulunduğun yere bulunduğun ülkeye bir şeyler katmak…

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.973
  • Teşekkür 37633
    • Çevrimdışı
  • # 28 Haz 2020 11:19:41
TİMURUN KILICI

Kurtuluş Savaşı yılları. Türk Milleti ölüm kalım mücadelesi veriyor. Ankara Hükümeti Milli Mücadelede kullanmak üzere para ve askeri malzeme temini peşinde.
        Oluşturduğu heyetlerle özellikle Türk Cumhuriyetlerinden Buhara Azerbaycan ve Rusya'dan yardım alabilme adına görüşmeler yapıyor. Rusya'da Lenin işbaşındadır. Lenin Buhara Cumhurbaşkanı Osman Hoca başkanlığındaki Buhara heyeti ile yaptığı görüşmede bu konuyu açar.
        Osman Hoca Türkiye'ye yardıma hazır olduklarını belirtir. Hem de 100 milyon altın yardım edebileceklerini söyler... Lenin şaşırır "yüz milyon altın mı" deyince Buhara Türklerinin lideri Osman Hoca ‘evet’ der. Osman Hoca'nın göndereceği altınlar büyük Türk İmparatoru Timur'un hazineleriydi.
        Ankara'ya iletilmek üzere Moskova'ya gönderilen 100 milyon altından ancak 20 milyonu Türk hükümetine ulaştırıldı. Ruslar 80 milyon altına bir şekilde el koymuştu.
         Buhara Cumhuriyetinde Timur'un hazinelerinin içinde üç tane de yakut elmaslarla süslü kılıç vardı.Bu kılıçlar da Bozkırın imparatoru Timur'a aitti.İşte Timur'un kılıçları ve Trabzon'u ilgilendiren serüveni bu üç kılıçtan biri ile ilgili olarak başlayacaktı.
         Timur 1402 yılında İzmir'i fethettiğinde yanında taşıdığı kılıç Buhara Hükümetinin hazinesindeydi.Buhara hükümeti  heyet halinde yeni kurulmuş Ankara Hükümetine bir ziyaret gerçekleştirir.
         Ziyaret esnasında Timur'a ait üç kılıç ve elyazması Kuran-ı Kerim Atatürk'e hediye edilir. Kılıçların biri Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk'e biri de Garp cephesi komutanı İsmet Paşa'ya takdim edilir.
          Üçüncü kılıç Timur'un İzmir'i fethinde taşıdığı kılıçtır. O kılıç ta İzmir'e ilk giren Komutana hediye edilecektir. Tören anında maneviyat çok yüksektir. Zaten Büyük Taarruz için 1 Eylül 1922 yılında "ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri" emrini başkomutandan alan Türk ordusu İzmir'i işgalden kurtarmaya azimlidir. Yeminlidir.
           Maçkalı İbrahim Bey'in Behriye Hanım'dan  olma oğlu 1859 da İstanbul’da doğar. 1909’da Osmanlı'nın zor günlerinde Harp Okulundan mezun olur.
           Savaşında Anadolu’da oluşan  Kuvayi Milliyenin yanında yer alır...Başkomutan M.Kemal Paşa "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri" emrini verdiğinde askerleri ile birlikte İzmir'e doğru uçarcasına hücum eden bu yiğit komutan, Trabzonlu Şerafettin Yüzbaşı'dan başkası değildir. Hedef İzmir hükümet konağı idi. Kordon boyunca komuta ettiği bölüğünün başında rüzgarla yarışırcasına atıyla ilerleyen Şerafettin komutan atılan bir el bombası ile atıyla birlikte yere kapaklanıp ağır yaralar almasına rağmen hemen temin edilen bir başka atla Hükümet Konağı'na yönelir. Burada da bir Yunan müfrezesi ile çatışarak göğsüne mermiler isabet etmesine aldırmadan atından atlayarak konağa girip  göğsünde sakladığı Türk  Bayrağını çıkartıp göndere çekti.
        İzmir artık kurtulmuştu. 9 Eylül 1919.Atatürk  Kurmayları ile birlikte İzmir'e geldi.Halk tarafından büyük bir coşku ile karşılandı
        İzmir'e ilk giren komutana verilmek üzere hediye edilen Timur'un kılıcı artık sahibini bulmuştu.
        15 Eylül 1919 'da bizzat Mustafa Kemal Paşa İzmir Hükümet Konağına kan damlayan yaralarına aldırmaksızın Türk Bayrağını göndere çekip İzmir'in yeniden Türk toprağı olduğunun mührünü vuran yiğit Trabzon evladına Timur'un 3.kılıcını vererek Şerafettin Yüzbaşı'yı kahramanlığından dolayı kutladı.

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.190
  • Teşekkür 3653
    • Çevrimdışı
  • # 28 Haz 2020 17:45:35
ÇEKİRDEKLERİ ÇÖP TORBASINA KOYMAYIN

Tema Vakfından Duyurulmuştur... Yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin.
Mümkünse herhangi bir yerde toprağın 10 cm altına gömün.
Üzerine de bir bardak su dökün.

Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın ( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre kirliliği değildir aksine çevre için yeni hayattır.
Doğa hemen o yeni çekirdekleri kucaklar ve besler…

Yapacağınız en kötü hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir !
Bunu yapmayın ve yaptırmayın.

Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en az yarısının yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz adına küçümsenemeyecek büyük bir servet...
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden geldiğince meyve çekirdeği gömelim, savuralım, fırlatalım…

Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin desteklerini bekliyor, Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.

Poşete koymadığınız her çekirdek için şimdiden teşekkürler...

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.973
  • Teşekkür 37633
    • Çevrimdışı
  • # 28 Haz 2020 19:26:23
Şimdi size ibretlik bir olay aktaracağız hem bugünden hem geçmişten.
Yazıyı okurken lütfen fotoğraflara dikkatli bakınız.. "İstiklal Harbimizin unutulmaz kahramanlarından Albay Reşat ÇİĞİLTEPE'nin adının verildiği, Ankara-Mamak'ta bulunan ÇİĞİLTEPE Ortaokulunun adı değiştirilmiştir.
Okula, Milli Eğitim Vakfı'na bağışta bulunan Turhan Polat'ın ismi verilmiştir. Böylece İstiklalimiz için canını veren aziz bir kahramanın ismi para karşılığı silinmiştir. Unutanlar için Reşat ÇİĞİLTEPE'nin kim olduğunu hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz.
Albay Reşat Çiğiltepe, 1879’da İstanbul’da doğdu. 1893 yılında girdiği Harp Okulu'nu 1896’da bitirdi. Önce Balkan Savaşları’na katıldı. Yanya Savunması'nda yaralandı, Çanakkale Cephesi'nde gösterdiği olağanüstü kahramanlığı sonucunda 17. Alay Komutanlığı görevine getirildi.
Doğu Cephesi'nde Muş'u Ruslardan kurtaran kahraman askerlerimizden biriydi. Kurtuluş Savaşı’nda 21. Tümen Komutanlığı'na atandı. Yarbay rütbesi ile I., II. İnönü ve Sakarya muharebelerine katıldı, cephenin en önünde düşmanla vuruştu.
1 Mart 1922 yılında Miralay rütbesine terfi etti ve 57. Tümen Komutanlığı görevine atandı. Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından, Büyük Taarruz'da Sincanlı Ovası'ndan Dumlupınar'a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe'yi düşmandan temizlemesi emredildi.
Çiğiltepe’ye dönüp şöyle dedi: "Hey mübarek dağ, bak bakalım bana! Gelecek nesiller senin kıymetini bilir ve burada bugün olanları, sebil olan şu canları umarım hatırlarlar. Başarırsak, bunca kana ve cana mal olan bu tepenin değerini umarım anlayabilirler." Albay ÇİĞİLTEPE, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği, Çiğiltepe’yi yarım saat içerisinde düşmandan temizleme sözünü yerine getiremedi. “Muvaffakiyetsizlik beni hayatımdan bizar etti.” diyerek yaşamına son verdi.
45 dakika sonra askerleri aziz naaşını taşıyarak Çiğiltepe'yi düşmandan temizledi. Vefat haberini alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gözyaşları içinde onun büyük bir vatansever olduğunu söylüyordu.
Soyadı kanunu çıkartılınca Atatürk, hiç unutmadığı şehit albaya Çiğiltepe soyadını verdi. Para karşılığı okulun isminden çıkartılan, vatanseverliğin sembolü "ÇİĞİLTEPE" soyadı böyle kazanılmıştı."

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.190
  • Teşekkür 3653
    • Çevrimdışı
  • # 28 Haz 2020 19:33:51
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Şimdi size ibretlik bir olay aktaracağız hem bugünden hem geçmişten.
Yazıyı okurken lütfen fotoğraflara dikkatli bakınız.. "İstiklal Harbimizin unutulmaz kahramanlarından Albay Reşat ÇİĞİLTEPE'nin adının verildiği, Ankara-Mamak'ta bulunan ÇİĞİLTEPE Ortaokulunun adı değiştirilmiştir.
Okula, Milli Eğitim Vakfı'na bağışta bulunan Turhan Polat'ın ismi verilmiştir. Böylece İstiklalimiz için canını veren aziz bir kahramanın ismi para karşılığı silinmiştir. Unutanlar için Reşat ÇİĞİLTEPE'nin kim olduğunu hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz.
Albay Reşat Çiğiltepe, 1879’da İstanbul’da doğdu. 1893 yılında girdiği Harp Okulu'nu 1896’da bitirdi. Önce Balkan Savaşları’na katıldı. Yanya Savunması'nda yaralandı, Çanakkale Cephesi'nde gösterdiği olağanüstü kahramanlığı sonucunda 17. Alay Komutanlığı görevine getirildi.
Doğu Cephesi'nde Muş'u Ruslardan kurtaran kahraman askerlerimizden biriydi. Kurtuluş Savaşı’nda 21. Tümen Komutanlığı'na atandı. Yarbay rütbesi ile I., II. İnönü ve Sakarya muharebelerine katıldı, cephenin en önünde düşmanla vuruştu.
1 Mart 1922 yılında Miralay rütbesine terfi etti ve 57. Tümen Komutanlığı görevine atandı. Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından, Büyük Taarruz'da Sincanlı Ovası'ndan Dumlupınar'a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe'yi düşmandan temizlemesi emredildi.
Çiğiltepe’ye dönüp şöyle dedi: "Hey mübarek dağ, bak bakalım bana! Gelecek nesiller senin kıymetini bilir ve burada bugün olanları, sebil olan şu canları umarım hatırlarlar. Başarırsak, bunca kana ve cana mal olan bu tepenin değerini umarım anlayabilirler." Albay ÇİĞİLTEPE, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği, Çiğiltepe’yi yarım saat içerisinde düşmandan temizleme sözünü yerine getiremedi. “Muvaffakiyetsizlik beni hayatımdan bizar etti.” diyerek yaşamına son verdi.
45 dakika sonra askerleri aziz naaşını taşıyarak Çiğiltepe'yi düşmandan temizledi. Vefat haberini alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gözyaşları içinde onun büyük bir vatansever olduğunu söylüyordu.
Soyadı kanunu çıkartılınca Atatürk, hiç unutmadığı şehit albaya Çiğiltepe soyadını verdi. Para karşılığı okulun isminden çıkartılan, vatanseverliğin sembolü "ÇİĞİLTEPE" soyadı böyle kazanılmıştı."

Bu haberi sabah televizyonda izlediğimde çokk hüzünlendim. Yedi yıl bu okulun hemen yan tarafında oturdum.
Çok üzgünüm...

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.072
  • Teşekkür 9824
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2020 00:36:37
110 gönüllünün katıldığı bir çalışmada, katılımcıların yarısı yalan söylemeyi bırakmayı kabul etti, diğer yarısına ise herhangi bir bilgi ya da talimat verilmedi.

On haftanın sonunda, yalan söylemeyi bırakacağını belirten grupta % 54 daha az zihinsel şikayet (stres ya da kaygı gibi) ve % 56 daha az fiziksel sağlık sorunu (baş ağrısı ya da sindirim sorunları gibi) vardı.

Bilim ve Teknik Sayı - 622, Bilim ve Teknik Dergisi

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.072
  • Teşekkür 9824
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2020 01:12:54
Batı Avustralya Üniversitesi'nden
Dr. Michael Wheeler ve ekibinin yaptığı bir
araştırmada, her sabah sadece 30 dakikalık egzersiz yapmanın tansiyonu düşürmede tansiyon ilaçları kadar etkili olabildiğini gösteren sonuçlar elde edildi.
  Araştırma kapsamında yapılan deneylerde, 55-80 yaş aralığındaki 35 kadın ve 32 erkeğin üç farklı günlük planı, rastgele sıralarla ve her bir uygulamanın
arasında en az altı gün olacak biçimdetakip etmesi istendi.
Katılımcılar ilk planda 8 saat kesintisiz oturdular, ikinci planda 1 saat oturup yürüyüşbandında orta yoğunlukta30 dakikalık yürüyüş yaptıktan sonra
6,5 saat oturdular.
  Üçüncü planda ise, yine 1 saat oturup yürüyüş bandında orta yoğunlukta 30 dakikalık yürüyüş yaptıktan sonra 6,5 saat oturdular ancakbu oturma periyodunu,her 30 dakikada bir, 3 dakikalık hafif yoğunlukta yürüyüşlerle böldüler. Sonuçların standartlaştırılabilmesi adına bütün çalışmalar
laboratuvar ortamında yapıldı. Katılımcılar günlük planların uygulandığı günlerde ve o günlerin arifesindeki akşamlarda aynı yemekleri yediler.
    Sonuçta, egzersiz içeren planlarınuygulandığı günlerde,egzersiz içermeyenplanın uygulandığı
günlere göre, hem kadınlarınhem erkeklerin ortalama
tansiyonlarının daha düşük olduğu görüldü.
   Söz konusu etki, özelliklesistolik kan basıncında
görüldü. Kalp kasıldığı andaki tansiyona sistolik
kan basıncı deniyor ve kalbin gevşediği andaki
tansiyon anlamına gelen diastolikkan basıncına nazaran kalp sorunlarının daha güçlü bir belirteci
olarak kabul ediliyor.
   Kadınlar için 3 dakikalık kısa yürüyüşlerin ayırt edilebilir bir ek faydası olduysa da bu etki erkeklerde
daha zayıf görüldü.
   Araştırmacılar cinsiyetler arasındaki bu farkın
nedenini tam olarak anlayamasa da bu durumun kadın ve erkeklerin egzersize verdikleri farklı adrenalin tepkileriyle ve çalışmaya katılan kadınların tamamının menopoz sonrası dönemde olması ve dolayısıyla daha yüksek kalp-damar hastalığı riski taşımasıyla ilgili ilabileceğini düşünüyor.
   Dr. Wheeler egzersiz içeren günlük planlar sonucunda, kadınve erkeklerin ortalama tansiyonlarındaki düşüş miktarının bu yaş grubunda tansiyon ilaçlarından beklenenen etkiye denk olduğunu belirtiyor.
    İngiliz Kalp Derneği’ndenChris Allen’a göre,
Dr. Wheeler ve ekibinin araştırması, fiziksel etkinliğin
tansiyonu düşürerek kalp krizi ve inme riskini azalttığını destekleyen çok sayıda bulguyu pekiştiriyor.

Bilim ve Teknik - Sayı 618, Bilim ve Teknik

ugur_29_

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 668
  • Teşekkür 2301
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2020 01:23:16
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Şimdi size ibretlik bir olay aktaracağız hem bugünden hem geçmişten.
Yazıyı okurken lütfen fotoğraflara dikkatli bakınız.. "İstiklal Harbimizin unutulmaz kahramanlarından Albay Reşat ÇİĞİLTEPE'nin adının verildiği, Ankara-Mamak'ta bulunan ÇİĞİLTEPE Ortaokulunun adı değiştirilmiştir.
Okula, Milli Eğitim Vakfı'na bağışta bulunan Turhan Polat'ın ismi verilmiştir. Böylece İstiklalimiz için canını veren aziz bir kahramanın ismi para karşılığı silinmiştir. Unutanlar için Reşat ÇİĞİLTEPE'nin kim olduğunu hatırlatma ihtiyacı duyuyoruz.
Albay Reşat Çiğiltepe, 1879’da İstanbul’da doğdu. 1893 yılında girdiği Harp Okulu'nu 1896’da bitirdi. Önce Balkan Savaşları’na katıldı. Yanya Savunması'nda yaralandı, Çanakkale Cephesi'nde gösterdiği olağanüstü kahramanlığı sonucunda 17. Alay Komutanlığı görevine getirildi.
Doğu Cephesi'nde Muş'u Ruslardan kurtaran kahraman askerlerimizden biriydi. Kurtuluş Savaşı’nda 21. Tümen Komutanlığı'na atandı. Yarbay rütbesi ile I., II. İnönü ve Sakarya muharebelerine katıldı, cephenin en önünde düşmanla vuruştu.
1 Mart 1922 yılında Miralay rütbesine terfi etti ve 57. Tümen Komutanlığı görevine atandı. Gazi Mustafa Kemal Paşa tarafından, Büyük Taarruz'da Sincanlı Ovası'ndan Dumlupınar'a kadar tüm yolların önündeki en stratejik engel olan Çiğiltepe'yi düşmandan temizlemesi emredildi.
Çiğiltepe’ye dönüp şöyle dedi: "Hey mübarek dağ, bak bakalım bana! Gelecek nesiller senin kıymetini bilir ve burada bugün olanları, sebil olan şu canları umarım hatırlarlar. Başarırsak, bunca kana ve cana mal olan bu tepenin değerini umarım anlayabilirler." Albay ÇİĞİLTEPE, Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya verdiği, Çiğiltepe’yi yarım saat içerisinde düşmandan temizleme sözünü yerine getiremedi. “Muvaffakiyetsizlik beni hayatımdan bizar etti.” diyerek yaşamına son verdi.
45 dakika sonra askerleri aziz naaşını taşıyarak Çiğiltepe'yi düşmandan temizledi. Vefat haberini alan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, gözyaşları içinde onun büyük bir vatansever olduğunu söylüyordu.
Soyadı kanunu çıkartılınca Atatürk, hiç unutmadığı şehit albaya Çiğiltepe soyadını verdi. Para karşılığı okulun isminden çıkartılan, vatanseverliğin sembolü "ÇİĞİLTEPE" soyadı böyle kazanılmıştı."

Hocam okuyunca bu degişikliği yapanlara veryansın edip Sendikama da yazı yazma düşüncesindeydim, resimleri görmemişrim allttaki paylaşımı okumuştum.
 Görselleri görünce  görünce KAHRAMAN Albayımızın ismini tabelada göremeyince bir haberlere bakim dedim, okulun ismi tepenin adıymış zaten. Haberi yapan ZOOM yalan haberini yapan sözcüymüş meğer ve eleşriren anka haberdeki vatandaşta RAHMETLİ ATATÜRK ÜMÜZ dersimde katliam yapmamıştır dediği için Onur Öymen gibi vatanseverleri dışlamış olan zevattan sadece biri. Gerisini siz düşünün artık.

Eyüp_34

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 257
  • Teşekkür 838
    • Çevrimdışı
  • # 02 Tem 2020 04:04:44
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Hocam okuyunca bu degişikliği yapanlara veryansın edip Sendikama da yazı yazma düşüncesindeydim, resimleri görmemişrim allttaki paylaşımı okumuştum.
 Görselleri görünce  görünce KAHRAMAN Albayımızın ismini tabelada göremeyince bir haberlere bakim dedim, okulun ismi tepenin adıymış zaten. Haberi yapan ZOOM yalan haberini yapan sözcüymüş meğer ve eleşriren anka haberdeki vatandaşta RAHMETLİ ATATÜRK ÜMÜZ dersimde katliam yapmamıştır dediği için Onur Öymen gibi vatanseverleri dışlamış olan zevattan sadece biri. Gerisini siz düşünün artık.
Haberi gördüğümde ben de durumu fark etmiştim. Okulun önceki adı "Albay Reşat ÇİĞİLTEPE" değil "ÇİĞİLTEPE" iken bu konuda yorum yapan pek çok kişi bunun farkına varamamış. Keşke o okula gerçekten "Albay Reşat ÇİĞİLTEPE" adı verilmiş olsa ve öyle de kalsaydı. Albay Reşat ÇİĞİLTEPE ile ilgili okuduğum bir makalenin sonuç kısmını kısa bir bilgilendirme olması amacıyla aşağıya ekliyorum.
Alıntı
Üzerinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti, uğruna binlerce Türk evladının toprağa düştüğü, nice Albay Reşatlar’ın can verdiği kutlu bir emanettir. Onların bıraktığı bayrağı şerefle omuzladığımızı düşünüyor musunuz? Her gün binlerce Türk’ün Marmaris, Kuşadası, Bodrum, Fethiye gibi tatil merkezlerine gittiği yol üzerinde (Sandıklı – Afyon yolu arasında) bulunan Albay Reşat Bey Şehitilği’ni ziyaret edip, bu şanlı askerimizi yâd edip, onların ruhunun şad olması için dua ediyor musunuz? Albay Reşat’ın vefatından sonra, ailesi “Çiğiltepe“yi soyadı olarak kabul ettiği hâlde bugün nerede oldukları bile bilinmiyor. Binlerce Anzak’ın her yıl 25 Nisan’da Avusturalya’dan kalkıp Çanakkale’ye gelerek işgalci “atalarını” ziyaret ettiklerini gördüğünüz hâlde, öz yurdumuzdaki büyük kahramanlarımızın adını bile duymamış olmamız, yüreğinizi sızlatmıyor mu?

Makale Yazarı: Orkun Kutlu
NOT: Albay Reşat Çiğiltepe’nin Sandıklı İlçesi'nde bulunan mezarı, Ankara’daki Devlet Mezarlığı’na nakledilmiştir. Albay Reşat Çiğiltepe Şehitliği, görevini yerine getirmeyi canından aziz bilen 57'nci Tümen Komutanı Miralay Reşat Bey ve o çevrede şehit düşenlerin anısına yaptırılmış olup 22.06.1996 tarihinde ziyarete açılmıştır. Şehitliğin girişinde Albay Reşat Çiğiltepe’nin bronzdan yapılmış büstü, ortasında ise çekilmiş bir kılıcı andıran dikili taş ve kitabeleri ile mermerden yapılmış şehit mezarları bulunmaktadır.
Kaynak: Afyonkarahisar İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.277
  • Teşekkür 152119
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2020 09:57:01
Peygamberimiz bazı hadislerinde ümmetinin ömrünün binbeşyüz seneyi geçmeyeceğini söylüyor.Ve ahirzaman olarak belirtilen son safhada da yaşanacak kıyamet alametlerrini sıralıyor.Aşağıdaki yazıda,Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'in 14 asır önce haber verdiği bu alametleri okuyacaksınız........

*İnsanların başına bir zaman gelecek ki ,onlardan faiz yemiyen kalmayacak yemese bile tozu mutlaka bulaşacaktır.

*Bir çok kişi az bi dünyalık zarfında dinini feda edecektir.

*Kazanç,belirli kişiler arsında dolaşacak,dar gelirliler açlık ve sıkıntıya düşecekler.

*Fitne her veve girecek ve tecrübesiz gençler başa geçecekler.

*Kur'an'dan bir resim,islam'dan bir isim,Müslümandan bir cisim kalacak.

*Üç şey çok kıymetlenecek;Helâl para,kendisiyle amel edinen sünnet ve candan bir dost.

*Ecnebiler çokğalacak ve müslümanlara galebe edecekler.

*Sonradan gelen nesiller ,önceden gelenlere sövüp sayacaklar.

*Mihnet,bela,musibet artacak,rahat ve huzur kalmayacak,kimse eliyle bunları önleyemeyecek.

*Köylüler şehirlere akın edecekler ve ne idüğü belirsiz deve çobanları,bina yaptırmakta birbirleriyle yarışacaklar.

*Bir Müslüman koyundan daha âciz olacak,hor ve hakir görülecek.

*İlim azalacak,cehalet,anarşi ve cinayetler artacak,adam öldürmek hafif bir suç sayılacak.

*Hilesiz iş yapılamayacak,tacirler ve yazrlar artacak kalem bollaşacak.

*Kişi elbisesini sakındığı kadar dinini sakınmayacak ve fakirler de namaz kılmayacak.

*Akrabalık bağları kopacak ve selam,sadece tanıdık olanlara verilercek.

*Zenginler ticaret için,hafızlar riya ve gösteriş için hacccca gidecekler.

*Büyükleri merhametsiz küçükleri hürmetsiz olacak;çocukları terbiye,köpekleri terbiyeden daha zor olacak.

*İnsanlar kötülüklerden birbirlerini sakındırmayacak ve iyiliği emretmeyecekler.

*Minareler çoğalacak,camiler süslenip ziynetlenecek(kkilise ve havralar gibi) ve içlerinden yüksek sesler gelecek.

*Hainlere emin,emin olanlara hain denilecek ve ''şurada emin bir insan vardır''denilecek kadar emin insan sayısı azlacak.

*Kişiye ,şerrinden korkulduğu için ikramda bulunulacak.Görünüşte dost fakar esasında düşman sayısı artacak,sözler hep yalan ve birbirine muhalif olacak,amir ve memur çok ,doğru iş yapan az olacak.

*Yıldızlar(fal)doğrulanacak ve kader yalanlanacak.

*Allah ü Teâlâ apaçık inkar edilecek.

*Âlicenaplık,izzet-i ikram ve cömertlik duyguları kaybolacak ve haklar para karşılığı satılır hale gelecek.

*Cemaatin inanacı zayıf,ibadeti taklit olacak,hafızlar çok ama âlim bulunmayacak.

*Zenginlere itibar edilecek,cimrilik artacak,zekat ağır bir borç olarak kabul edilecek.

*Âlimler para ve dünyalık karşılığında ilim öğretecek,ahiret ameli ile dünyalık talep edecekler.

*Dinden garı hususlar için öğrenim yapılacak.

*Erkekler kendilerini kadınlara,kadınlar da erkeklere benzeyecekler.

*Erkekler erkeklerle ,kadınlar kadınlarla münasebetsiz alakalar kuracak.

*Her tarafta şarkıcı ve çalgıcı kadınlar zuhur edcek.

*Söz kadınlarda olacak ve zina yaygınlaşacak.

*Kadınlar,saçları deve hörgücü gibi ,sokaklarda dolaşacaklar.

*Haram işlemeyi kolaylaştıran imkanlar artacak,gençler günah işlemeye ve kötülük yapmaya çok meyledecekler.

*İmanı kalpte tutmak,kor ateşi elde tutmaktan daha zor olacak,kişi gece mü'min yatacak sabah kafir olarak kalkacak veya bunu tersi olcak.

*İçkiyi devletler teşkil edecekler ve muhteliif isimler altında içilecekler.

*Dünya işlerine dalıp ahiret işleri unutulacak,Allah'ın kitabıyla hükmetmek ayıp sayılacak.

*Büyük ve gösterişli binalar yapılacak ve bunlardan dolayı sokaklar daralacak.

*Yırtıcı hayvanların derileri tabaklanarak çeşitli giyim eşyası yapılacak.

*SAbah giyinen elbise başka akşam giyinen elbise başkaolacak.Önünüze yemeklerden biri gelip diğeri gidecek ve Kabe'nin örtüldüğü gibi evlerimizin duvarları da halılarla süslenecek.

*Ümmetimin erkekleri şişmanlayacak ve semizleşecekler.

*Dedikodu yaygın bir hal alacak.

*Herkes ''kazanamadığından ve geçinemediğinden ''şikayetçi olacak.

*Yalancı şahitlik ve boşanmalar artacak,ani ölümler sık görülecek.

*Mal çoğalıp sel gibi akacak,mal sahibi malına tapacak ve tüccarların çoğu hilekar olacak.

*Kişi karısına itaat edip anasına asi olacak ve arkadaşına yaklaşıp babasından uzaklaşacak.

*Gönüller birbirini sevmez olacak,dince ve dünyalık işlerde muhtelif görüşler belirlenecek,kardeşler bile dinde ve mezheplerde ihtilaf edecekler.

*İmar edilen şeyler harap edilecek,harap olanlar ise imar edilecek.

*Fazıklar başa geçecek ve konuşmasını bilmeyenler halka hitap edecekler.

*Arap arazisinin çölleri ,nehirlere ve çöllere kavuşacak.

*Faize alış-veriş;rüşvete hediye denecek,tefecilik artacak,helal-haram unutulacak,para gelsin de nerden gelirse gelsin dencek.

*Zaman kısalacak.Bir sene bir ay gibi,bir ay bir hafta gibi,bir hafta bir gün gibi geçecek,bir günün geçmesi ise bir yuaprağın yanması kadar çabuklaşacak,hiçbir şeyde bereket kalmayacak.



toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.973
  • Teşekkür 37633
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2020 23:16:31
✓BÜTÜN MEYVE AĞAÇLARI ÇİÇEK AÇARKEN İNCİR AĞACI NEDEN ÇİÇEK AÇMAZ...!?

 *İNCİR'ler Teknik Olarak Meyve Değil,,
Tersyüz Edilmiş Çiçeklerdir..

 *Çiçekleri armut şekilli bir kozanın içinde açar ve daha sonra olgunlaşıp yediğimiz meyvelere dönüşür..

 *Daha sonra her bir çiçek bir adet bir tohumlu ''aken'' adı verilen sert kabuklu bir meyve oluşur

 *Her İNCİR Birkaç Adet Aken''den Oluşur..

 *Yani İNCİR Yediğimizde, Aslında Birden Çok MEYVE Yemiş Oluruz..

 *Ama İNCİRİ Sıradışı Yapan Şey Sadece Bu Değil..

 *İNCİR Çiçekleri içeride büyüdüğü için özel bir polenleşme sürecine ihtiyaç duyarlar..

 *Polenleri yayması için rüzgara veya arılara bel bağlayamazlar..

 *İşte bu noktada İNCİR Arısı devreye girer.. İNCİRLER genetik malzemesini yayacak İNCİR Arısı olmadan türlerini devam ettiremezler..

 *İNCİR Arısı da İNCİR Olmadan yaşayamaz çünkü larvalarını buraya bırakır..

 "BU İLİŞKİYE MUTUALİZM ADI VERİLİR"..

 *Dişi İNCİR Arısı Yumurtalarını bırakmak için erkek incire girer.
(bu arada erkek incirleri yemiyoruz)

 *Erkek İNCİR Arı Yumurtalarını ikame edecek bir şekle sahiptir..
 Dişi arının kanatları ve anteni İNCİRİN Küçük aralığından içeri girerken kopar bu yüzden ARI içeri girdiğinde dışarı çıkamaz..

 *Buradan sonra yaşam döngüsünü sürdürme görevi yavru arılardadır..

 *Erkek yavru arılar kanatsız doğarlar çünkü yegâne görevleri dişilerle yani teknik olarak kız kardeşleriyle çiftleşmek ve incirin dışına doğru bir tünel kazmaktır..

 "Dişi yavru bu tünelden dışarı çıkarak poleni de beraberinde götürür..
 Eğer İNCİR Arısı yanlışlıkla erkek İNCİR yerine yediğimiz dişi İNCİR'lerin içine girerse içeride üremesi için gerekli koşullar bulunmaz..

 *Ve geri dışarı da çıkamaz çünkü kanatları ve anteni kopmuştur..
 Bu yüzden ne yazık ki arı içeride ölür ama bu gereklidir çünkü çok sevdiğimiz bu meyvenin polenleri bu şekilde dağıtılır..

 *Endişelenmeyin, bu demek değil ki İNCİRİN içindeki çıtır çıtırlık Arı Kadavrası..

 *İNCİR Arıyı Proteine parçalamak için fisin (incir enzimi) adı verilen bir enzim kullanır.
 Ancak yine de bu enzim hayvanın dış iskeletini tümüyle parçalamaz..

 *Yani evet teknik olarak İNCİRİ Isırdığınızda Aslında İNCİR Arılarını veya diğer bir deyişle zamanında İNCİR Arısı olan bir şeyi de yediğimizi..!!!

 Alıntı

huseyinyesilot

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 9.865
  • Teşekkür 124793
    • Çevrimdışı
  • # 03 Tem 2020 23:48:40
KUR'ANDA ADI GEÇEN YİYECEKLER VE FAYDALARI(Diyetisyen Murat Topoğlu)

HURMA
 Pankreasta ensülin salgılanmasını düzenli sağlayarak şeker dengesini korur.
Doğumun kolay olmasını sağlar. (Kuran'daki Meryem Suresi)
Loğusalıkta süt hormonlarını harekete geçirerek anne sütünün artışını sağlar. (Meryem Suresi).
Çünkü hurma Hz. Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. Şayet hurmadan daha iyi bir yiyecek olsaydı; Allah diğer meyveleri Meryem'e ikram ederdi.
Dekstroz ve früktoz oranı yüzde 75 ile 87 arasında değişir. Glikoz yoktur. İçinde A, C, B1, B2, B3, B6, B9 (folik asit), B12, K, vitaminleri, betakaroten, ayrıca oligo element var.
A vitamini bilindiği üzere çok etkili bir anti oksidandır. Dolayısıyla halk arasında tavukkarası olarak da bilinen gece körlüğünü önler. Aynı zamanda ağız ve akciğer hastalıklarında oldukça etkilidir.
Betakaroten (pro vitamin A), doğada natürel olarak bulunan A vitamininin ilk formatıdır. Bu vitamin, vücudumuzdaki DNA, hücre zarı ve protein yapısını destekler. Dolayısıyla kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu engeller. Sperm oluşumunu destekler.
Zeaksantin maddesi de yaşlılığa bağlı kas erimesini önler. Vücuttaki kas kaybını engeller. İdrar söktürücüdür. Dolayısıyla ödem oluşumunu önler. Taze hurmanın içinde bulunan pitosin maddesi, adet sancılarına çok iyi gelir.
 Liften çok zengin olduğu için bağırsakların çalışmasını düzenler; böylece kabızlığın (konstipasyon) birebir ilacıdır. Aynı zamanda yüksek lif sayesinde kötü kolesterol olan LDL'nin düşmesine neden olur. Ayrıca bağırsak kanserine yol açabilecek biyokimyasal maddelerin azalmasını sağlar.
İçinde bulunan flavonoid, polifenol anti oksidamı olarak bilinen tanin maddesini içerir. Tanin iltihabı, vücuttaki kanamaları önleyen bir maddedir.
Ayrıca içinde oligo element (az bulunan elementler) vardır: Sodyum, potasyum (Muzdan 2.5 kat daha fazladır), kalsiyum, demir, bakır, manganez, çinko, magnezyum, kükürt, klor, fosfor, florin (Diğer meyvelerden 4 kat daha fazladır. Diş eti ve diş sağlığı açısından önemlidir.)
Demir: Hurmanın içinde 0.9 mg/100 gram vardır. Kırmızı kan hücrelerinin içindeki kanın rengini veren hemoglobinin oluşumunda en etkili bir mineraldir.
Günde 15 adet orta boy hurma, bir insanın günlük demir ihtiyacını karşılar.
 Potasyum: Kalp atış hızı ve tansiyonun düzenlenmesi için önemlidir. Kalsiyum ve fosfor: Kemiklerin erimesini önler. Bakır: Kırmızı kan hücrelerinin oluşumunu destekler.
Birçok özelliğinin yanı sıra acıkmayı geciktirdiği için zayıflamaya çok yardımcı bir meyvedir. Özellikle çok acıkma ve çok tatlı ihtiyacı duyulunca 10 adet beyaz veya sarı leblebi 2 hurmayla beraber yenilip üstüne 1 bardak su içilirse 2-3 saat boyunca açlık hissedilmez.
 
BAL(Nahl Suresi - 68-69)
 Früktoz ve glikoz gibi doğal şekerler içerir. Bunun yanı sıra magnezyum, potasyum, kalsiyum, bakır, iyot, çinko, sodyum klorür, kükürt, demir ve fosfor gibi mineralleri de içerir. Ayrıca B1, B2, B3, B5, B6 ve C vitaminleri vardır. Sindirimi çok kolay olduğu için bağırsakların ve böbreklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.
Hızlı bir enerji kaynağıdır. Ilık su ile karıştırılıp içildiğinde 7 dakikada kana karışır. Bu da beynin çalışmasını hızlandırır. Kan yapımına destek olur. Anti mikrobik bir ajandır.
Belirli bakterilerin, maya ve küfün büyümesine engel olur. Vücut direncini ve savunma mekanizmasını artırır. Antioksidandır.
 Dokuda hidrojen peroksit (oksijenli su) oluşturarak mikropların üremesini önler. Dolayısıyla böcek sokmaları, deri kesiklerinde, ekzamada ve yanıklarda etkilidir. Çünkü anti enflamatuvar (iltihap önleyici) etkisi vardır.
Yeni kılcal damarların oluşumunu artırır. Bal biraz tarçın ve su ile karıştırılıp ağrı olan yere sürülünce ağrının azaldığı görülür.
Ayrıca bu karışım biraz zeytinyağı ile karıştırılıp uygulanırsa saç dökülmelerini de (15 dakika saçlı deride bırakılıp yıkanırsa) engeller.
1 kaşık bal ile yarım çay kaşığı toz tarçın karıştırılarak günde 3 defa yenilirse öksürük ve balgam atımını artırarak gribal enfeksiyonları bertaraf eder.
 Ayrıca 2 kaşık bal, 4 kaşık limon suyu ve az bir tuz karıştırılıp gargara yapılırsa boğaz enfeksiyonunu azaltır.
2 kaşık bal ile 3 tatlı kaşığı toz tarçın demlenmiş çay içinde eritilerek içildiğinde kolesterol seviyesini azaltır.
Anti aging (yaşlanmayı geciktiren) bir besindir.
 
NAR (EN'AM, 99)
 Kışın sevilen meyvesi be bereketin simgesi olan nar, bol miktarda C vitamini, polyphenol, demir, potasyum içerir tüm bunlar da özellikle kış aylarında bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
Vücuttaki kolestrol ve şeker seviyelerini dengeleyen nar, kanser hücrelerinin gelişmesine engel olurken, kalp sağlığının korunmasında da yardımcı olur.
 
KİRAZ (VAKIA, 28-33)
Kirazın çok güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Bol miktarda A vitamini içerir ve baş ağrılarında 15-20 tane yenmesi anında ağrıyı yok eder. Ayrıca kiraz, potasyum, demir ve magnezyum açısından da zenginidir.
 
İNCİR (TİN, 1-3)
 İncir içerdiği besin, vitamin ve mineraller sayesinde vücuda enerji verir. Bunun yanı sıra; sodyum, potasyum ve magnzeyum açısından çok zengindir.
En az portakal kadar C vitamini içeren incir, aynı zamanda B3, B6, B2 ve K vitamini de içermektedir. Kalp sağlığını korur, tansiyonu dengeler, vücudu temizler, sindirim sistemine faydalıdır, kabızlığa iyi gelir, ağrıları azaltır, cilt hastalıklarında etkilidir.
 
SOĞAN (BAKARA, 61)
 Soğanın içerisinde bol miktarda C vitamini, B6, biyotin, krom, kalsiyum ve lif gibi insan sağlığı açısından oldukça faydalı maddeler bulunmaktadır. Ufak bir ayrıntı olarak, soğanın içerisinde bulunan alisin isminde bir madde, kesildiğinde gözlerinizin yaşarmasına neden olmaktadır.
 
MERCİMEK (BAKARA, 61)
 Discovery Health dergisine göre, mercimek tüketmek vücutta inflamasyonu azaltmaya yardımcı olması nedeniyle romatoid rahatsızlıkla iyi gelir. Yüksek oranda lif içermesi nedeniyle diyabet, insülin direnci ya da hipoglisemi gibi durumlar için oldukça faydalıdır. Hem kan şekeri seviyelerini dengede tutmakta hem de sürekli bir enerji kaynağı olabilmektedir.
 
SÜT (NAHL,65-66)
 Sütün faydalarını yazmaya kalksak en az bir yarım saatte okuyacağınız faydalar sıralanır. Kalsiyum kaynağından mı bahsedelim, cildi güzelleştirmesinden mi?
 
SARIMSAK (BAKARA, 61)
 Herkes sarımsağın güçlü bir antibiyotik olduğunu bilmektedir. Sarımsağın içerisinde bulunan dialil sülfit bileşikleri, campylobacter bakterileri yok olmasını sağlayarak bağışıklık sistemimizin daha güçlü olmasına neden olmaktadır.
 
ÜZÜM (BAKARA, 266)
 Üzüm bol miktarda protein ve lif içerir. Bunlarda vücudumuza enerji olarak döner. Üzüm ayrıca folatlar, niasin, riboflavin, tiamin gibi bileşenleri de içinde barındırır. İçindeki kalsiyumun da kemiklere faydası vardır.
 
MUZ (VAKIA, 28-33)
 Muz lifli yapısı nedeniyle böbreklere iyi gelir, bağırsaktaki bakterileri öldürür. Tüketildiğinde metabolizmaya yardımcı olur ve mideyi rahatlatarak sindirimi destekler. Bunun yanında içerdiği zengin vitamin ve bileşenler sayesinde cilt sağlığına olumlu katkıları vardır.
 
BALIK ETİ
 "Denizden taze et (balık eti) yemeniz ve ondan takınacağınız bir süs eşyası (inci) çıkarmanız için denizi emrinize veren O'dur. Gemilerin denizde suları yara yara gittiklerini de görüyorsunuz. Bütün bunlar O'nun ihsanlarını aramanız ve nimetlerine şükretmeniz içindir."( Nahl Suresi, 14.)
"İki deniz aynı olmaz. Şu tatlıdır, susuzluğu giderir, içimi kolaydır. Şu ise tuzludur, acıdır. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve takınacağınız süs eşyası çıkarırsınız. Allah'ın lütfundan istemeniz ve şükretmeniz için gemilerin orada suyu yara yara gittiğini görürsün."( Fatır Suresi, 12.)
Peygamber'imiz (a.s.m.) şöyle buyurur:
"İki ölü ve iki kan bize helal kılınmıştır. Ölüler; balık ve çekirge, iki kan ise ciğer ve dalaktır."( İ. Mace, Hadis 3218, Müsned 2/97.)
 
AYVA
 Peygamber'imiz "Ayva, göğüsteki sıkıntıyı, ağrıyı giderir, gönlü (kalbi) ferahlatıp kuvvetlendirir"( M. Zevail, 5/45 C; Sağir, 2/80)
"Sizden biriniz kalbi üzerinde bir ağırlık hissettiği zaman ayva yesin!"( Herevi, 1/971; Nihaye, 3/116. ) buyurmuşlardır,
Ayrıca ayva idrarı arttırarak diüretik etki gösterir, ishali keser, kusmayı ve vücut ısısının düşmesini engeller. Hamileliğin ilk üç ayında bolca yenilmesi doğacak olan çocuğun daha güzel ve alımlı olmasında etkilidir.
 
ET
Tıbb-ı Nebevi et tüketimi hakkında son derece dengelidir. Et, hakkında genel olarak tavsiye edilen bir gıda olarak bahsedilir. Fakat ölçülü olunması, aşırı derecede tüketilmemesi gerektiği ifade edilir.
Buradaki dengeli et tüketimi gerçekte en doğru olan uygulamadır. Etten tam olarak uzaklaşmak ve aşırı derecede et tüketmek uç davranışlardır ve tavsiye edilmez. Etlerin çeşitleri ve özelliklerine göre tüketilmesi, bazılarının daha rahat tüketilebilecekleri bazılarının da daha az kullanılması gerektiğinin belirtilmesi çok önemlidir. Kur'an'da 12 yerde etin adı geçer.
 
ZEYTİN
 Kur'an'da "Yine sizin için Tur-i Sina'da yetişen bir ağaç meydana getirdik ki bu ağaç hem yağ (zeytinyağı) hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir" (Müminun Suresi, 20.) buyrulmuştur.
Peygamber'imiz de "Sizlere zeytinyağı tavsiye ederim. Hem yiyiniz hem de onunla yağlanınız. Zira zeytinyağı basur hastalığı için şifadır" (C. Sağir, 2/54, K. Ummal, 10/28295.) buyurmuşlardır.
Zeytinyağının damar sertliğine, kabızlığa, ülsere, karaciğere ve romatizmal hastalıklar ile böbrek taşları ve kum oluşumuna karşı faydası vardır. Tansiyon düşürücü özelliği de bulunmaktadır.
 
ÇÖREK OTU
 Çörek otunun tıbb-ı Nebevi açısından değerlendirilmesinde şu iki hadis yeterli gelecektir:
"Çörek otu yarım baş ağrısına, yüz ve ağız bölgesinin felçlerine, uyku hastalığına, unutkanlığa, baş dönmesine ve nefes darlığına karşı faydalıdır."(Buhari Tıp 7/14; İ. Mâce, Tıp H.3448))
"Sizlere şu çörek otunu tavsiye ederim. Zira bunda ölümden başka birçok hastalık için şifa vardır."(C.Sağir,2/53; F.Kadir, 4/338.)

züleyha11

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • Lise Branş Öğrt.
  • İleti: 698
  • Teşekkür 4289
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2020 15:00:40
.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.973
  • Teşekkür 37633
    • Çevrimdışı
  • # 04 Tem 2020 20:34:34
"Ayyuka çıkmak" diye bir tabir vardır dilimizde. Nedir bu ayyuk diye merak ederseniz...

Ayyuk, gökyüzün kuzey yarımküresinde Aurigae burcunun en parlak yıldızıdır. Keçi yıldızı da denir kendisine.

Bir zamanlar gökyüzünü seyreden atalarımızdan dilimize kalmış bir miras anlayacağınız...

(Alıntı )

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK