Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 612005 defa)

hicran10

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.227
  • Teşekkür 5829
    • Çevrimdışı
  • # 28 Ağu 2020 13:35:59
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bu nasıl çocuk kitabı?
Bu nasıl çocuk kitabı?
......,

police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.674
  • Teşekkür 4894
    • Çevrimdışı
  • # 28 Ağu 2020 14:07:13
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bu nasıl çocuk kitabı?
Gerekenler yapıldı hocam. Artık kimsenin yaptığı yanına kar kalmıyor. Her platformda da duyurmaya çalıştık. İnşallah daha iyi denetlenir.

orkideliyavuz

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 403
  • Teşekkür 2694
    • Çevrimdışı
  • # 28 Ağu 2020 14:27:12
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bu nasıl çocuk kitabı?
Bunların çocuk kitabında işi ne?

orkideliyavuz

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 403
  • Teşekkür 2694
    • Çevrimdışı
  • # 28 Ağu 2020 14:34:33
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın.
Amin.

TİTUSS

  • Çalışkan Üye
  • ***
  • İleti: 29
  • Teşekkür 118
    • Çevrimdışı
  • # 28 Ağu 2020 14:56:19
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Bu nasıl çocuk kitabı?
bu arada bu kitabın 4.baskısıymış

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.285
  • Teşekkür 25446
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eyl 2020 14:24:51
Türkmen evine bir şıh misafir geldi,
Buyur ettiler, köylülerle birlikte odaya
aldılar, köylüler ne keramet edecek
diye ağzının içine bakarken, şıh arada bir irkilir gibi yapıp “Hoşt” diyordu…
Köylüler bunun bir keramet olduğunu
anladılar ama ne kerameti olduğunu
anlayamadılar, merakla sordular:
“Ya şıh hazretleri nedir o arada hoşt
dediğin?..” Şıh:
“Bir köpek Kabe'nin duvarına
işeyecek gibi niyetleniyor, onu
görüyorum tabii ki, hoşt diye
kovalıyorum…”
Köylülerin itikadı bir iken bin oldu… Olanları kapının eşiğinden dinleyen
evin hanım ağası sofrayı hazırladı,
herkesin önüne üzerinde et olan pilav
geldi…
Şıhın tabağında sadece pilav vardı…
Şıh bir süre etsiz tabağa baktıktan sonra, kapıda beliren hanım ağaya
“Benim tabağımda et niye yok, bunun
bir sebebi var mıdır ey hatun?” diye
sordu…
Hanım ağa yaklaştı, tabağı ters çevirdi,
onun etlerini pilavın altına koymuştu… pilavın altında etlerin gözükmesiyle
elindeki kepçeyi şıhın kafasına indirdi:
“Ulan tabağındaki eti görmedin de,
Kabe'deki iti mi gördün !!!

ebemkuşağı

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 183
  • Teşekkür 2240
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eyl 2020 16:38:38
Doğruymuş ...

dilek0127

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 5.714
  • Teşekkür 31560
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eyl 2020 20:35:58
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Doğruymuş ...
Şaka gibi😱😠

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.218
  • Teşekkür 41061
    • Çevrimdışı
  • # 04 Eyl 2020 22:52:30
MUSTAFA KEMAL'İN "ASİL KAN" DEDİĞİ GENÇ ÖĞRENCİ, TIBBIYELI HİKMET KONGREYE DAMGA VURMUŞTU

4 Eylül Perşembe 1919, Saat: 14.00, Sivas

Batıda Yunanistan, doğuda Ermenistan, Karadeniz’de Pontus Krallığı hayali İtilaf Devletlerinin düşlerini süslüyordu. Ülkenin dört bir yanı müstevliler tarafından sarılmıştı. Adana, Antep, Maraş ve Konya havalisi, Antalya ve Trakya işgal bölgesine dahil edilmiş, saltanat ve hilafet bu işgale boyun eğmişti.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Sivas Kongresinin açılış konuşmasını yaparken, kongre üyelerinden ümitvâr olmalarını şu sözlerle bekliyordu:
“Saygıdeğer Efendiler!
Vatan ve milletin kurtuluşunu hedefleyen mecburiyetler, sizleri bunca sıkıntı ve engellere rağmen Sivas’ta topladı. Kahramanca kararlılığınızı tebrik eder ve sizlere hoş geldiniz demekle mutluluğumu arz ederim.
Efendiler, milletimizin sizin gibi aydınları, millî onur ve haysiyet sahipleri, manzaranın üzücü karanlığından dolayı ümitsizliğe kapılmadı. Çünkü onlar bilirler ki, tarih bir milletin varlığını, hakkını hiçbir zaman inkâr edemez. Çünkü onlar kuvvetli bir iman ile inanmışlardır ki, bir yalancı perdenin arkasından vatan ve milletimiz aleyhinde verilen hükümler, ortaya sürülen kanaatler muhakkak iflasa mahkûmdur.”

Manda ve himaye nasıl reddedildi?

Heyeti Umumiye Sivas Sultânîsi’nde çalışmalarına başladı. Bir hafta boyunca Gazi Paşa başkanlığında kurtuluşun tayini için çalışmalar yürütülen kongrede, 8 - 9 Eylül 1919 tarihlerine damgasını vuran tartışma ise mandaterlik meselesi olacaktı.

Bu tartışma gazetelerde de yer buluyor; kongre toplanana kadar İstiklal, Vakit, İleri gibi gazeteler Amerikan mandaterliğini;

Peyam, Sabah, Alemdar, Yeni İstanbul gazeteleri İngiltere mandaterliğini; İkdam, Tasvir-i Efkar, ve Zaman gazeteleri tam bağımsızlığı savunuyordu. Zaman gazetesinde Vatan Mefhumu adlı başyazısında Yahya Kemal şu sözlerle manda yanlıları ile alay edecekti:

“Bu şehre girmek için Fatih’in her topuna doksan manda koşmuştuk. Şimdi koca saltanatı bir mandaya değişeceğiz…”

Anadolu'daki aydın ve idareciler ile Türk halkının tamamına yakını bağımsızlık düşüncesiyle hareket ederken, İstanbul’daki aydınların mandaterlik üzerine yayın yapmaları kongreyi de bu yönde etkileyecekti.
Peki, aydınlar nasıl bir manda yönetimi istiyordu? Manda meselesiyle ilgili İsmail Hami Bey'e hazırlanması görevi verilen muhtırada mandaterliğin sınırları çiziliyordu.

"Bir manda komisyonu teşkili

Mandada milliyet esasının kabulü

Devletin tarafsızlığının temini

Tarihler 9 Eylül’ü gösterecek; İstanbul’dan gelen Tıbbiyeli Hikmet Bey manda tartışmalarının arasında ayağa kalkarak, yüksek sesle ve Mustafa Kemal’e hitaben şu ifadeleri dile getirecekti:
“Paşam, delegesi bulunduğum Tıbbiyeliler beni buraya İstiklal davamızı başarmak yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler. Mandayı kabul edemem. Eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olursa olsun şiddetle ret ve takbih ederiz. Mustafa Kemal’i vatan kurtarıcısı değil, vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz.”

Tıbbiyeli Hikmet Bey, okullarını karargah olarak kullanan İngiliz müstevli subaylarına karşı Mustafa Kemal’in önderliğini yaptığı direnişe selam göndermek için 14 Mart’ta Tıbbiye-i Şahane’nin iki kulesinin arasına dev bir Türk bayrağı asacak kadar cesur bir gençti.

Hikmet Bey'in bu çıkışı karşısında hararetli tartışmalarla ısınan kongre salonu buz kesti.

Sivas Sultanisinin yüksek duvarları, Mustafa Kemal’in sessizliği delen sözleriyle yankılandı:

“Arkadaşlar, gençliğe bakın! Türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin!

Evlat, müsterih ol. Gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. Biz azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. Parolamız tektir ve değişmez: ‘Ya İstiklal, ya ölüm’!”

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.218
  • Teşekkür 41061
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eyl 2020 16:42:32
Atatürk’ün emri ile kurulan Heybeliada’daki Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi ve 200 dönümlük arazisinin “İslami Eğitim Merkezi” kurulmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildiği ortaya çıktı.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.218
  • Teşekkür 41061
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eyl 2020 18:56:16
ABD ' NİN SÜT TOZUNA ,MARGARİNE ,CÜCE BUĞDAYA İSYAN EDEN
TEREYAĞIMIZI, ZEYTİN YAĞIMIZI ,TARHANAMIZI SAVUNAN ADAM
TARHANA OSMAN
Os­man Nu­ri Koç­türk
..
İLK İSYANI AMERİKAN SÜT TOZUNA
Türkiye'de sütümüzün tüketilmesi yerine Amerika'dan yardım adıyla gelen sonra ithal edilen miadı dolmuş süt tozuna karşı çıktı..
ABD 'nin kendi ülkesindeki üretim artıklarını, tüketilemeyecek kadar kötü olan gıdaları bizim ülkemize sokmasını eleştirdi.
Osman Nuri Koçtürk, süt tozu, içerisinde kanser yapabilen ''aflatoksin'' mantarını ortaya çıkardı ve yıllar sonra yasaklanmasını sağladı.
..
İKİNCİ İSYANI AMERİKAN MARGARİNİNE
Türkiye'deki tereyağ ve zeytinyağını savundu.
ABD, süt tozu gibi yine “yardım” adı altında Türkiye’ye çok ucuza soya yağı satınca yerli tereyağı-zeytinyağı pazarımız zarara uğradı.
Tüketilen sert yağın miktarı, arttıkça kalp ve damar hastalıklarına neden oluyordu.
Hidrojenlenmiş yağların kullanılmasıyla ortaya çıkan bu sağlık sorunları sonucunda ABD’de, tüketimde büyük azalmalar olmuştu.
Amerikalılarda; İtalyanlar ve Fransızlar gibi sıvı yağ kullanmaya başladı.
ABD kendi ülkesinde kullanmadığı katı yağları Türkiyeye layık görmüştü.
Katı yağlar Türkiye'ye dayatılarak sokuldu
Margarinlere karşı hep bizim tereyağımızı ve zeytinyağımızı savundu
..
ÜÇÜNCÜ İSYANI AMERİKAN CÜCE BUĞDAYINA
Nobel ödülü sahibi ABD 'li Norman E. Borlaug “Yeşil Devrim” akımıyla Rockefeller Vakfı ile birlikte buğdayın genleri ile oynarak cüce buğdayla verimi arttırmayı savunuyordu.
Henüz kimyasal gübrelerin daha ortaya çıkmadığı toprakların tarım ilaçları ile zehirlenmediği zamanlardı.
Osman Nuri Koçtürk, cüce buğdayın büyük bir yalan olduğunu; bu buğdayların toprak ve insan sağlığını tehlikeye soktuğunu söyledi.
Türkiye’nin bu tür maceralara girmesiyle tarımının yok edileceğini ,toprak ve insan sağlığının büyük tehlikelere atılacağını savundu.
..
TARHANA OSMAN
25 Ha­zi­ran 1918…İzmir Karşıyakada doğan Osman Nuri Koçtürk
Ankara Üniversitesi Veteriner hekimliği Fakültesinden 1943 yılında mezun oldu.
Orduda görev yaptı.
AB­D’­ye gön­de­ril­di ve Mis­so­uri Üni­ver­si­te­si Bes­len­me Kür­sü­sü­’n­de ça­lış­ma­lar­da bu­lun­du.
1953’te yur­da dö­ne­rek As­ke­ri Bi­yo­lo­ji Ens­ti­tü­sü kim­ya­ger­li­ği­ne atan­dı.
As­ke­ri Ve­te­ri­ner Aka­de­mi­si Bi­yo­kim­ya Kür­sü­sü Ba­şa­sis­tan­lı­ğı gö­rev­le­rin­de bu­lun­du.
An­ka­ra Tıp Fa­kül­te­si Bi­yo­kim­ya Kür­sü­sü­’n­de ön­ce uz­man son­ra gı­da kon­tro­lü ve hij­yen do­çen­ti ol­du.
1956’da Et ve Ba­lık Ku­ru­munda ; Mer­kez La­bo­ra­tu­var­la­rı Mü­dü­rü ve Tek­no­lo­ji Mü­dü­rü olarak görev yaptı.
An­ka­ra Üni­ver­si­te­si Tıp Fa­kül­te­si Bi­yo­kim­ya Kür­sü­sü­’n­de öğ­re­tim gö­rev­li­si olarak ça­lış­tı.
Sürekli insan beslenmesi ile ilgili yazılar, makaleler yazdı .
Radyo konuşmaları yaptı.
İthal gıda ürünlerine karşı ülke kaynaklarının değerlendirilmesini
savundu.Çok tepki çekti,saldırıya uğradı.
TARHANA
Anadolunun geleneksel ürünü olan tarhananın besleyici yönlerini araştırdı ve sürekli savundu.
Halka tarhanadan vazgeçmemelerini anlattı.
Adı TARHANA OSMAN olarak halkın belleğinde kaldı.

ebemkuşağı

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 183
  • Teşekkür 2240
    • Çevrimdışı
  • # 07 Eyl 2020 02:14:40
Ateşin gölgesi yoktur.
O yüzden insanın içi yanarken kimse görmez!
Alıntı
 
@harran_beyi

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.285
  • Teşekkür 25446
    • Çevrimdışı
  • # 07 Eyl 2020 19:30:05
Olumlu düşünmenin getirileri.

Amerika da bir okulda ilginç bir deney yapılır .Özel bir sınıf oluşturulur ve bir grup öğretmen bu sınıfa verilir.
Öğretmenlere bu sınıftaki öğrencilerin çok seçme öğrenciler olduğu söylenir.Öğrencilere de aynı şekil de öğretmenlerinin çok seçme öğretmenler olduğu söylenir.Yıl sonunda sınıfın başarısı harikadır.Okul müdürü o öğretmenlerle toplantı yapar ve sınıfın kura ile gelişigüzel seçildiğini söyler.Bunun üzerine öğretmenler, ''Bu durumda  demek ki biz süper öğretmenleriz'' derler.Müdür cevap verir:
-Hayır sizlerde kura ile seçildiniz.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.218
  • Teşekkür 41061
    • Çevrimdışı
  • # 07 Eyl 2020 22:35:33
Size MEHMETÇİK adının nereden geldiğinin hikayesi …

Adı Mehmet Çavuş.

1877 – 1878 Osmanlı Rus Savaşı sırasında ailesi Anadolu’ya göç ederek Biga’nın Bahçeli Köyüne yerleşen Mehmet Çavuş, 1878 tarihinde Filibe Kasabasında doğmuş.

Orada büyüyüp, okumuş.

Çanakkale Savaşlarının yaşandığı 1914 yılında ‘da Bigalı Mehmet Çavuş askerdir.

İtilaf Devletleri deniz savaşları sırasında 4 Mart 1915’de ilk olarak karaya asker çıkarmayı dener.

Deniz tarafına, karşıyı geniş bir açıdan görebilecek şekilde yerleşmiş olan Bigalı Mehmet Çavuş komutasındaki 20 Türk askerinin elinde sadece el bombası ve tüfekleri vardır

Çıkarma olmadan önce Bigalı Mehmet Çavuş askerlerini toplar ve şöyle bir konuşma yapar.

“Bana bakın, üzerinde durduğumuz, ayağımızı bastığımız yer ata yâdigarıdır, vatanımızdır. Ha anamızın ırzı ha vatanın ırzı! Bu gelenler de unutmayın ırz düşmanları… Bu ırz düşmanları buraya geldiklerine pişman olmalı!…”

İngiliz askerleri çıkarmaya başlayınca, Bigalı Mehmet Çavuş beklenen Ateş emrini verir, ve 20 askeri ile savunmaya başlar. Karaya çıkan İngiliz askerleriyle Mehmet Çavuş’un takımı arasında, 3 saat devam eden şiddetli bir çatışma yaşanır.

Mehmet Çavuş’un askerleri akıllıca taktikler geliştirir ve sürekli yer değiştirip, ateş ederek sayılarını çok gösterirler. Bu nedenle teknelerde bekleyen İngiliz askerlerinin tamamı karaya çıkamazlar.

Bir ara Mehmet Çavuş’un tüfeğinin mekanizması işlemez olur. Tüfeğini yere atarak istihkam küreğini eline alır, düşman üzerine kürekle saldırır..

İngilizler 23 ölü, 35 yaralı ve 4 kayıpla gemilerine geri dönerler. Bu çarpışmada Türk askerlerinden 6 şehit, 13 yaralı vardır.

Bigalı Mehmet Çavuş’ta başından ve göğsünden yaralanır. Avuçlarının içi de paramparçadır.

Maydos Hastanesi’nde tedavi olur, hava değişimi için izin verilerek köyüne gönderilir.

Fakat izin süresini tamamlamadan “Arkadaşlarım cephede savaşırken ben burada yatamam” diyerek tekrar cepheye döner.

Ama onun o günkü çatışmasını, kürekle saldırmasını izleyen bir kişi vardır, Yarbay Mustafa Kemal.

Mustafa Kemal Mehmet Çavuşu Gümüş Harp Madalyası ile ödüllendirir ve ona köstekli bir gümüş saat ve gümüş tabaka hediye eder.

Bigalı Mehmet Çavuşun bu kahramanlığı İstanbul’da da duyulur ve büyük bir gurur kaynağı olur. Gazeteler ondan bahseder. Artık o bir kahramandır.

Ve o günden sonra ..

Türk Askeri ” MEHMETÇİK ” olarak adlandırılır.

Yani bugün hepimizin yazıp çizdiği Mehmetçik adının sahibi Bigalı Mehmet Çavuştur.

Peki savaştan sonra ne yapar Mehmet Çavuş?

16 yıl askerlikten sonra Bahçeli Köyü’ne döner. Geçimini sağlayabilmek için çiftçilik yapmaya başlar.

Kendisine bizzat Atatürk tarafından teklif edilen maddi yardımları; “Ben vatanım için savaştım, para için savaşmadım” diyerek reddeder.

Sonra …

Sonra Devlet unutur Mehmet Çavuşu … Ne maaş bağlanır, ne başka bir şey … Ekonomik sıkıntılar içinde yaşar ve
3 Şubat 1964 tarihinde 86 yaşında vefat eder.

öğretmen1934

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 620
  • Teşekkür 819
    • Çevrimdışı
  • # 07 Eyl 2020 22:42:21
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Atatürk’ün emri ile kurulan Heybeliada’daki Türkiye’nin ilk pandemi hastanesi ve 200 dönümlük arazisinin “İslami Eğitim Merkezi” kurulmak amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildiği ortaya çıktı.

Diyanet aşıyı da bulur 😂

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK