Konu: Bunları Biliyor Musunuz?  (Okunma sayısı 609720 defa)

caki1910

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.591
  • Teşekkür 6060
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 22:11:40
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Turkiyenin ilk sari-lacivert takımı ANKARAGÜCÜ'dur.
Bu da ilginç bir bilgi.)

Renklerden ziyade Ankaragücü İstanbul'da kurulmuştur bence bu daha ilginç :)

GeCeKondu

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 839
  • Teşekkür 3433
    • Çevrimdışı
  • # 26 Oca 2021 22:13:15
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Renklerden ziyade Ankaragücü İstanbul'da kurulmuştur bence bu daha ilginç :)
baştan sona ilginç, enteresan , bi o kadar da çirkiniz zaten.)

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.208
  • Teşekkür 40956
    • Çevrimdışı
  • # 04 Şub 2021 20:32:00
Deniz Gezmiş idam edilir ve o günden sonra
Annesi Mukaddes Gezmiş çok uzun süre
Konuşmaz , konuşamaz...

Sürekli radyo dinler..
Radyoda Deniz'in sevdiği Türküleri dinler ve içten içe ağlar..

Gene bir gün radyo dinlerken radyoda şu Türkü vardır.

"Yüce dağ başında yanar bir ışık
Düşmüşem derdine olmuşam aşık
al buğday benizli zülfü dolaşık
dividim kalemim yazarım
öyle bir yavrunun derdi var bende"

İşte tam da o anda Mukaddes ana
Türkü'ye eşlik etmeye başlar...

Öyle bir yavrunun derdi var bende' der
ve o günden sonra tekrar konuşmaya başlar...

Öyle bir yavrunun derdi var bende...

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.275
  • Teşekkür 25376
    • Çevrimdışı
  • # 13 Şub 2021 12:23:08
Peru'da oluşan "Chicama" dalgası devlet kanunuyla korunmaktadır. 1 km etrafında şeklini bozmamak adına herhangi bir yapıya izin verilmemektedir.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.595
  • Teşekkür 168824
    • Çevrimdışı
  • # 14 Şub 2021 13:21:57
''Ailene namazı emret; kendin de ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz; (aksine) biz seni rızıklandırıyoruz. Güzel sonuç, takva iledir. ''

 (Taha/132)

caki1910

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.591
  • Teşekkür 6060
    • Çevrimdışı
  • # 14 Şub 2021 13:32:35
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
KÖYLÜ KUNDURASI "CİZLAVET"

Cızlavêt, 1893'de İsveç'in Gislaved kentinde bir lastik firması kuran Wilhelm ve Carl Gislow kardeşler tarafından üretilmiş ayakkabılar olup, Türkiye'de Gislaved/Kara lastik adıyla bilinmektedir. Diğer adları Ankara - Trabzon kundurası idi.                             
                                                                                       
Cızlavet veya Cislavet diye okunan Gislaved 1930 yılından itibaren Türkiye'de özellikle İç ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde giyilen, hurda lastiklerden yapılıp, ayakkabı şekli verilmiş ve kundura gibi türlerinin eskitemediği bir ayakkabıdır... Sovyetler Birliği kırsal kesiminde de kadınların yıllarca giydiği .Biraz daha pahalı halk tabiriyle "lüks" olanlarının içinde astar bulunurken kadınlar için renkli olanları da üretilmiştir. Bugün ise daha estetik ve bir çok renk seçeneğiyle elit sınıfın tercih ettiği pahalı modelleri kullanılmaktadır...

Alıntı

Görsel : Sovyet Rusya afişlerinden

Ben köye gittiğimde bu lastikleri(soğuk kuyu-kara lastik) kurduğum taş ocaklarında toprak taşımak için kullanıyordum. Oyun bitince yıka giy miss :)

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.275
  • Teşekkür 25376
    • Çevrimdışı
  • # 14 Şub 2021 17:22:00
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Ben köye gittiğimde bu lastikleri(soğuk kuyu-kara lastik) kurduğum taş ocaklarında toprak taşımak için kullanıyordum. Oyun bitince yıka giy miss :)
Evet öğretmenim bende giydim küçükken çok sağlamdır. Mahalle maçlarında krampon niyetine de çok kullandık. Biraz koku yapar ama olsun herkes giydiği için pek sıkıntı olmuyordu.:))

ilhami_60

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 4.275
  • Teşekkür 25376
    • Çevrimdışı
  • # 16 Şub 2021 15:35:54
Japonlar 700 yıldır ağaç kesmeden odun üretiyorlar. 14. yüzyılda olağanüstü daisugi tekniği Japonya'da doğdu. Gerçekten de, daisugi, bu ağaçların gelecek nesiller için dikilmesini ve kesilmemesini, sanki dev bonsai ağaçları gibi budanmasını sağlar; Bu tekniğin sedirlere uygulanmasıyla elde edilebilen ahşap, homojen, düz ve budaksızdır, pratik olarak inşaat için mükemmeldir. Ağacın ahşabını kullanırken, kesmeden büyümesine ve filizlenmesine izin veren bir sanat kuralı olan budama. Olağanüstü teknik.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 23.595
  • Teşekkür 168824
    • Çevrimdışı
  • # 17 Şub 2021 13:20:22
Peygamber Efendimizin (s.a.v) 80 tane sünneti;
1) Affetmek
2) Çalışmak
3) Süt içmek
4) Saç örmek
5) Etli yemek
6) Koşmamak
7) Saç uzatmak
8) Koku sürmek
9) Sohbet etmek
10) Kabak yemek
11) Teravi kılmak
12) Selam vermek
13) Yardımlaşmak
14) 3 kez sarılmak
15) Sahur yapmak
16) Düzenli olmak
17) İlim öğrenmek
18) Sessiz ağlamak
19) Sadaka vermek
20) Ezanı dinlemek
21) İki öğün yemek
22) Teşekkür etmek
23) Temiz giyinmek
24) Birbirini sevmek
25) Pazarlık yapmak
26) Hal hatır sormak
27) Tebessüm etmek
28) Misafir ağırlamak
29) Kıyafeti katlamak
30) Birbirini uyarmak
31) Artık bırakmamak
32) Kaşları düzeltmek
33) İğne iplik taşımak
34) Eşikte oturmamak
35) Ölümü hatırlamak
36) Misafiri uğurlamak
37) Sevdiğini söylemek
38) Heybetli görünmek
39) Yumurtayı yıkamak
40) Yastıksız yatmamak
41) Birbirine sabretmek
42) Doymadan kalkmak
43) Yerde yemek yemek
44) Gül suyu kullanmak
45) Davete icabet etmek
46) Yemeği yavaş yemek
47) Sebze ve eti yıkamak
48) Öğle uykusu uyumak
49) Ekmeği elle koparmak
50) Yeri gelince konuşmak
51) Vakıa suresini okumak
52) Misafire ilgi göstermek
53) Hasta iken hamdetmek
54) İlk verilen sözü tutmak
55) Yemeğe tuzla başlamak
56) Beyaz ve yeşil giyinmek
57) Yavaş ve tane konuşmak
58) Suyu üç yudumda içmek
59) Yoldaki engeli kaldırmak
60) Yemekte güzel konuşmak
61) Kahvaltıda 7 zeytin yemek
62) Aynaya bakınca dua etmek
63) Misafiri tekrar davet etmek
64) Sabah uyanınca el yıkamak
65) Birbirinin kusurunu örtmek
66) Elleri ve yüzü kurulamamak
67) Akşam bulaşık bırakmamak
68) Yemekten sonra tatlı yemek
69) Yemeklerin ağzını kapatmak
70) Su içerken kıbleye yönelmek
71) Kapı açıldığında yan durmak
72) Her işe besmele ile başlamak
73) Çatlak bardaktan su içmemek
74) Yemeğe besmele ile başlamak
75) Arkadaş ziyaretinde bulunmak
76) Seccadeyi sünnet üzere katlamak
77) Abdest alırken yüzüğü çevirmek
78) Cuma günü gusül abdesti almak
79) Bir şey yerken 3 parmakla yemek
80) İsraf etmemek ışıkları söndürmek.



ayselaysel

  • Üyeliği İptal Edildi
  • Öğrenci Velisi
  • İleti: 7.728
  • Teşekkür 14143
    • Çevrimdışı
  • # 17 Şub 2021 19:59:44

Neden Mavi Sebze Ya Da Meyve Yoktur?


Meyve ve sebzelerin rengini bir düşünün.Yeşillikler adı üstünde yeşil, domates kırmızı, salatalık yeşil, elma kırmızı, kiraz koyu pembe yada mor..Hiç mavi bir sebze ya da meyve aklınıza geldi mi?

Gelebilme imkanı yok zaten çünkü hiç mavi sebze , meyve bulunmuyor.Peki bunun nedeni nedir bu soruyu cevaplayalım;

Bitkilere veya meyvelere renk veren pigmentlerin yapıları, düşük dalgalı renkleri ortaya çıkarmak üzere gelişmiştir.Mavi ya da buna yakın renkleri oluşturan bileşikler genel olarak zehirli ya da enerji açısından daha pahalıdır.

Kloroplast içerisinde bulunan klorofil pigmenti renklidir.Rengi genel olarak yeşil , sarı ya da turuncudur.Mavi klorofil pigmenti bulunmadığı için de mavi meyve de bulunmamaktadır.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.208
  • Teşekkür 40956
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2021 17:15:22
Değerli devlet adamı; Adnan Kahveci hakkında bir arkadaşımdan dinlediğim bir anısını da ben anlatmadan geçemiyeceğim. Değerli devlet adamı Adnan Kahveci, aynı zamanda  okul ve iş arkadaşım Metin Kahveci'nin kuzenidır. Adnan Kahveci; bakandır artık yoğun iş hayatı nedeniyle yorgun düşmüş. Ancak maddi yönden ötürü pek tatil (ailesi ile birlikte) yapmamaktadırlar. Ailecek bir yıllık izninde bir tatil köyüne gidip kısa bir tatil yapma kararı alırlar. Antalya'da bir tatil köyünden sade bir vatandaş olarak rezervasyon yaptırır. Ancak bakanlığında çalışan çalışanlarına sıkı sıkı tembih eder; Kesinlikle söz konusu tatil köyüne haber verilmeyecek. O; vatandaş Adnan Kahveci ve ailesi olarak gidecek tatilini yapacak ve geri gelecektir. Ailecek bütün bir gece arabaları ile söz konusu tatil köyüne giderler. Sabaha karşı tatil köyünün nizamiye kapısına varırlar. Ailenin bütün gece yol yorgunluğu üzerindedir. Deyim yerinde ise pestil gibidirler. Adnan Kahveci; nizamiye kapısı önündeki otoparka arabasını park eder. Kapıcıya giderek normal bir vatandaş olarak tatil köyüne tatile geldiklerini ve içeri girmek istediklerini söyler. Ancak bu tür yerlerde belli saatlerde giriş çıkış olduğu Adnan Kahveci'ye kapı bekçisi tarafından söylenir. Ancak girişlerin 09.00 da olacağı söylenir. Adnan Kahveci arabaya döner saat dokuza kadar bekleyeceklerini ailesine söyler. Eşi hanımefendi ile aralarında kısa bir konuşma olur. (Adnan, kendinin maliye bakanı olduğunu neden söylemedin. Görmüyor musun ne kadar yorgunuz?) şeklinde. Adnan Kahveci son derece olgunluk göstererek nazik bir şekilde eşini ikna eder. Arabada saat dokuzu beklemeye başlarlar. Bu arada saat dokuza doğru bakanlık'dan bir çalışan veya bir müsteşar durumu merak ederek tatil köyünü arar ve arabanın plakasını vererek
bakanın gelip gelmediğini merak eder. Aldığı cevap ilginçtir. Plakası verilen araba otoparkta park etmiş bir şekilde beklemektedir. Ve bir koşuşturmadır başlamış ve kamp müdürü, kapıcıya ağzına geleni saymaktadır. Arabadan durumu izleyen Adnan Kahveci, hemen kapıya giderek kesinlikle kapıcıya kızmamasını, suçun kendisinde olduğunu, bu kadar erken gelmemesi gerektiğini, kapıcının görevini yaptığını söylemiş ve köye giriş yapmıştır.


Kaynak: Mehmet Toprak
Yrd Doç Dr Murat ak.

107325

  • Uzman Üye
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.765
  • Teşekkür 4052
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2021 20:18:00
Ahhh nerede o alcak gönullu mutevazi insanlarimiz,.onlar baskaydi.

police21

  • Uzman Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.672
  • Teşekkür 4894
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2021 23:31:13
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Değerli devlet adamı; Adnan Kahveci hakkında bir arkadaşımdan dinlediğim bir anısını da ben anlatmadan geçemiyeceğim. Değerli devlet adamı Adnan Kahveci, aynı zamanda  okul ve iş arkadaşım Metin Kahveci'nin kuzenidır. Adnan Kahveci; bakandır artık yoğun iş hayatı nedeniyle yorgun düşmüş. Ancak maddi yönden ötürü pek tatil (ailesi ile birlikte) yapmamaktadırlar. Ailecek bir yıllık izninde bir tatil köyüne gidip kısa bir tatil yapma kararı alırlar. Antalya'da bir tatil köyünden sade bir vatandaş olarak rezervasyon yaptırır. Ancak bakanlığında çalışan çalışanlarına sıkı sıkı tembih eder; Kesinlikle söz konusu tatil köyüne haber verilmeyecek. O; vatandaş Adnan Kahveci ve ailesi olarak gidecek tatilini yapacak ve geri gelecektir. Ailecek bütün bir gece arabaları ile söz konusu tatil köyüne giderler. Sabaha karşı tatil köyünün nizamiye kapısına varırlar. Ailenin bütün gece yol yorgunluğu üzerindedir. Deyim yerinde ise pestil gibidirler. Adnan Kahveci; nizamiye kapısı önündeki otoparka arabasını park eder. Kapıcıya giderek normal bir vatandaş olarak tatil köyüne tatile geldiklerini ve içeri girmek istediklerini söyler. Ancak bu tür yerlerde belli saatlerde giriş çıkış olduğu Adnan Kahveci'ye kapı bekçisi tarafından söylenir. Ancak girişlerin 09.00 da olacağı söylenir. Adnan Kahveci arabaya döner saat dokuza kadar bekleyeceklerini ailesine söyler. Eşi hanımefendi ile aralarında kısa bir konuşma olur. (Adnan, kendinin maliye bakanı olduğunu neden söylemedin. Görmüyor musun ne kadar yorgunuz?) şeklinde. Adnan Kahveci son derece olgunluk göstererek nazik bir şekilde eşini ikna eder. Arabada saat dokuzu beklemeye başlarlar. Bu arada saat dokuza doğru bakanlık'dan bir çalışan veya bir müsteşar durumu merak ederek tatil köyünü arar ve arabanın plakasını vererek
bakanın gelip gelmediğini merak eder. Aldığı cevap ilginçtir. Plakası verilen araba otoparkta park etmiş bir şekilde beklemektedir. Ve bir koşuşturmadır başlamış ve kamp müdürü, kapıcıya ağzına geleni saymaktadır. Arabadan durumu izleyen Adnan Kahveci, hemen kapıya giderek kesinlikle kapıcıya kızmamasını, suçun kendisinde olduğunu, bu kadar erken gelmemesi gerektiğini, kapıcının görevini yaptığını söylemiş ve köye giriş yapmıştır.


Kaynak: Mehmet Toprak
Yrd Doç Dr Murat ak.
Günümüzde bir örneği daha varsa diyecek sözüm yok.
Paylaşım için ayrıca teşekkür ederim.

toplum-bilim

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 3.208
  • Teşekkür 40956
    • Çevrimdışı
  • # 21 Şub 2021 23:42:33
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
Günümüzde bir örneği daha varsa diyecek sözüm yok.
Paylaşım için ayrıca teşekkür ederim.
Hani "adam kolay yetişmiyor" deriz ya, işte zor yetişen adamlardan biriydi...

dark city

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 3.328
  • Teşekkür 13995
    • Çevrimiçi
  • # 26 Şub 2021 07:26:48
Lahanadaki bir maddenin insandaki yağ hücrelerini parcaladığını, terle atılan yağlar nedeniyle kişinin kilo verdiğini. Kilo vermek için Lahananın haşlama suyu içilebilir.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK