Konu: İbretlik Hikayeler  (Okunma sayısı 1073174 defa)

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.958
  • Teşekkür 156956
    • Çevrimdışı
  • # 29 Eyl 2020 10:15:07
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]

dark city

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.593
  • Teşekkür 5106
    • Çevrimiçi
  • # 02 Eki 2020 08:11:36
Can tatlıdır derler. Doğrudur.

Ölümcül hastalığı olan annesi için:
" Anneciğim keşke senin yerine ben ölsem."

Diyen oğlunun samimiyetini test etmek isteyen anne bir akrabasıyla anlaşmış ve ona demiş ki:

"Bu akşam tam ezan okununmaya başladığında bizim evin kapısını 3 kez çal."

Oğluna da bir rüya gördüğünü ve bu akşam tam akşam ezanı başladığında Azrail'in canını almak için geleceğini,  söylemiş.

Tabii oğlu yine; keşke benim canımı alsa, tarzında cümleler söylemiş annesine.

Akşam olup da ezan başlayınca, daha kapıdan gelen ilk "tık" sesinden sonra Kadının oğlu:

"HASTA ORADA"' diye bağırmış.

Sık sık kullanılan " Senin için ölürüm." sözünü bazı insanlar icin  test etmek gerekir.

unodeca

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 164
  • Teşekkür 5311
    • Çevrimdışı
  • # 05 Eki 2020 02:09:19
Washington DC'deki Atatürk heykelini, Ermeni saldırılarından koruyan bir grup siyahi

dark city

  • Uzman Üye
  • *****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.593
  • Teşekkür 5106
    • Çevrimiçi
  • # 05 Eki 2020 06:46:51
Düşman düşmandır. Düşmanlığından asla vaz geçmez. Onun işi odur çünkü.

Efedim ırmak kıyısına gelen bir AKREP ırmağın karşısına geçecekmiş.

O sırada bir KALUMBAĞAYA  çıkagelmiş. AKREP rica etmiş KALUMBAĞAYA kendini sırtına alıp karşıya geçirmesi için.

Sen beni iğnelersin ikimiz de boğuluruz demiş KAPLUMBAĞA  Hayır, demiş AKREP kendi sonuma neden olacak bir yanlış yapar mıyım demiş. İğnelememek için söz de vermiş.

Güç de olsa ikna olmuş KAPLUMBAĞA. Yola çıkmışlar. Irmağın yarısına gelince AKREP iğnelemiş KAPLUMBAĞAYI. İkisi de nehrin dibine doğru batarken sormuş KAPLUMBAĞA: Hani söz vemiştin.

AKREP: "Yapacak bir şey yok benim huyum bu." demiş.

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.958
  • Teşekkür 156956
    • Çevrimdışı
  • # 07 Eki 2020 17:06:54
HER İŞTE BİR HAYIR VARDIR

Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kral, daha çocukluğundan itibaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi:

"Bunda da bir hayır var!"

Bir gün kralla arkadaşı birlikte ava çıktılar. Kralın arkadaşı tüfekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ateş ediyordu. Arkadaşı muhtemelen tüfeklerden birini doldururken bir yanlışlık yaptı ve kral ateş ederken tüfeği geriye doğru patladı ve kralın baş parmağı koptu. Durumu gören arkadaşı her zamanki her zamanki sözünü söyledi:

"Bunda da bir hayır var!"

Kral acı ve öfkeyle bağırdı: "Bunda hayır filan yok! Görmüyor musun, parmağım koptu?"

Ve sonra da kızgınlığı geçmediği için arkadaşını zindana attırdı. Bir yıl kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yaşadığı ve aslında uzak durması gereken bir bölgede birkaç adamıyla birlikte avlanıyordu. Yamyamlar onları ele geçirdiler ve köylerine götürdüler. Ellerini, ayaklarını bağladılar ve köyün meydanına odun yığdılar. Sonra da odunların ortasına diktikleri direklere bağladılar. Tam odunları tutuşturmaya geliyorlardı ki, kralın başparmağının olmadığını fark ettiler. Bu kabile, batıl inançları nedeniyle uzuvlarından biri eksik olan insanları yemiyordu. Böyle bir insanı yedikleri takdirde başlarına kötü olaylar geleceğine inanıyorlardı. Bu korkuyla, kralı çözdüler ve salıverdiler. Diğer adamları ise pişirip yediler. Sarayına döndüğünde, kurtuluşunun kopuk parmağı sayesinde gerçekleştiğini anlayan kral, onca yıllık arkadaşına reva gördüğü muameleden dolayı pişman oldu. Hemen zindana koştu ve zindandan çıkardığı arkadaşına başından geçenleri bir bir anlattı.

"Haklıymışsın!" dedi.

"Parmağımın kopmasında gerçekten de bir hayır varmış. İşte bu yüzden, seni bu kadar uzun süre zindanda tuttuğum için özür diliyorum.Yaptığım çok haksız ve kötü bir şeydi"
"Hayır" diye karşılık verdi arkadaşı.

"Bunda da bir hayır var"

"Ne diyorsun Allah aşkına?" diye hayretle bağırdı kral.

"Bir arkadaşımı bir yıl boyunca zindanda tutmanın neresinde hayır olabilir"

"Düşünsene, ben zindanda olmasaydım, seninle birlikte avda olurdum, değil mi?"

Ve sonrasını düşünsene?

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.958
  • Teşekkür 156956
    • Çevrimdışı
  • # 16 Eki 2020 23:06:35
İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Şakir ve Zakir adında iki oğlu vardır. Hasankaleliler her ikisine de sonsuz saygı ve sevgi duyarlar. İbrahim Hakkı’nın küçük oğlu Zakir, yavaş yavaş itibarını kaybetmeye başlar, son derece dindar olan Hasankale halkı Zakir’in her zaman meyhaneye gitmesine çok kızar olmuşlar. Zakir gününün büyük bir kısmını meyhane köşelerinde geçirir. Şakir ise tıpkı babası gibi son dererce dindardır. Bu sırada garip bir olay olur. İbrahim Hakkı Hazretleri, Zakir’in meyhane borcunu ödemek üzere meyhaneci ile görüşür. Meyhaneci, İbrahim Hakkı Hazretleri’ne der ki, “Zakir’in hiç bir şekilde bana borcu yoktur. Sebebine gelince, Zakir sabahtan gelir oturur, akşama kadar şarap içer. Ertesi günü gelince, onun şarap içtiği fıçıyı dolu bulurum.” Bu cevabı alan İbrahim Hakkı Hazretleri, Zakir’in artık bir ermiş olduğuna kanaat getirir. Bir gün İbrahim Hakkı Hazretleri, oğullarını imtihan etmeye karar verir. Sabah namazından önce iki oğlunu da yanına alarak kaleye çıkar. Tan zamanı burcun önünden tam otuz iki tane güvercin geçermiş. Bunlar kırklardan olan perilermiş. İbrahim Hakkı önce büyük oğlu Şakir’e dönerek, “Oğlum Şakir kendini burçtan aşağı at” der. Şakir korkar, babasının isteğini yerine getiremez. İbrahim Hakkı Hazretleri daha sonra küçük oğluna döner, aynı teklifi ona da yapar. Zakir, hiç gözünü kırpmadan babasının sözünü dinler ve kendisini kalenin burcundan aşağı atar. Tam o esnada otuz dokuz güvercin peyda olur. Bu otuz dokuza bir de Zakir ilave olur, kırk olurlar. Böylece Zakir kırklara karışmış olur. İbrahim Hakkı Hazretleri diğer oğlu Şakir’e dönerek şöyle söyler:
Harabat ehline hor bakma Şakir Defineye malik viraneler var!


Kaynak: netmola.com/harabat-...-viraneler-var



hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 21.958
  • Teşekkür 156956
    • Çevrimdışı
  • # 18 Eki 2020 17:30:53
BİLGE İLE KÖPEK...

Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı.

Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

 -Benim bundan öğrendiğim şu oldu, der.
—Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.

   Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur. Bu yüzden ne varsa paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır diğer insanlar için...

   Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü mutlaka vardır...

 

Egitimhane.Com ©2006-2023 KVKK