bugün yusuf tekinin açıklamalarına cevaben bu yazıyı bir çok haber sitesine gönderdim,bildiğiniz haber siteleri varsa siz de gönderin arkadaşlar.
SAYIN MİLLİ EĞİTİM MÜSTEŞARI YUSUF TEKİN’E
Sayın MEB Müsteşarı Yusuf TEKİN’in uygulamalarını ve açıklamalarını bazen sevinerek bazen de hayretler içerisinde takip ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı müsteşarlığı görevine geldiğinden bu yana olumlu ve takdir ettiğimiz projeleri ve güzel uygulamaları olan Syn Yusuf TEKİN, eşitlik, hakkaniyet ve kul hakkı anlamında aynı başarıyı sergileyememiştir.
Konuyu anlamak ve anlamlandırmak adına evvela Sayın Yusuf TEKİN’in twitterdan yaptığı son açıklamaları ve sonrasında ise değerlendirmelerini gerekçelendirdiği durumlar için örnek olay incelemeleri vererek kamuoyunun takdirlerine bırakacağız.
Bakanlık Müsteşarı Sayın Yusuf Tekin sosyal medya hesabı üzerinden alan değişikliği konusunda açıklamalarda bulundu. İşte Yusuf Tekin'in Açıklamaları:
1. Herkese hayırlı günler. Alan değişikliği ile ilgili duyurumuz konusunda maalesef herkes sadece kendi zaviyesinden bakarak değerlendirme yapıyor. Bir kaç hususu paylaşmak istiyorum.
2. Bakanlık olarak herhangi bir işlem yaparken temel prensibimiz kul hakkına taalluk eden bir haksızlık ve adaletsizlik yapmamak, Anayasanın güvence altına aldığı eşitlik ilkesine aykırı davranmamak başta olmak üzere herkesin üzerinde uzlaştığı temel ilkelerdir.
3. Bu ilkelerin kişisel ya da sınıfsal çıkarlardan çok daha önemli olduğuna inanıyorum. Bakanlığımızın insan kaynakları politikaları dahil bütün uygulamaları da bu kapsamda anayasal ilkeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
4. Dolayısıyla kişisel durumları ya da sınıfsal/grupsal konumlarına göre yapılan eleştirilere bu çerçevede saygıyla bakıyorum.
Sayın Yusuf TEKİN’in açıklamaları doğrultusunda;
Sayın TEKİN’İN AÇIKLAMASI 1: Herkese hayırlı günler. Alan değişikliği ile ilgili duyurumuz konusunda maalesef herkes sadece kendi zaviyesinden bakarak değerlendirme yapıyor.
-Sayın TEKİN, belirttiğiniz üzere herkes sizin gibi kendi zaviyesinden bakıyor olaya haklısınız ama şu var ki alan değişikliği bekleyen öğretmen arkadaşlar sizden doktor, kaymakam, vali olmak için talepte bulunmuyor. Mutlu olamadıkları, verimli hissetmedikleri ve ya daha önce farklı alanlara atanan öğretmen arkadaşlar 2013 yılına kadar yönetmelikte var olan ve bu yönetmeliğe güvenerek 2. Üniversiteyi okuyup atama bekleyen arkadaşlardır. Eğitim gördükleri alanda ülke menfaatine ve kendi durumlarına uygun olarak çalışmayı talep etmektedir.2013 yılına kadar yönetmelikte şu ifade vardı her yıl haziran ayında yapılacak alan değişikliğine gerekli şartları taşıyanlar başvurur fakat siz bu ibareyi yönetmelikten çıkararak keyfiyete döktünüz. 2013 yılında alan değişikliği adı altında sınıf öğretmenliği diplomasına sahip arkadaşları 4+4+4 sistemi nedeniyle oluşan norm fazlalığı eritmek için kullanarak binlerce öğretmen arkadaşı yan alan tabiriyle atayarak dışarıda atama bekleyen öğretmen arkadaşları mağdur ettiniz ve en büyük vebali aldınız. Sonraki yıllar da Üniversiteleri işlevsizleştirerek MEB çatısı altındaki Sınıf Öğretmenlerine Özel eğitim ve teknoloji tasarım öğretmenlik sertifikası vererek alan değişikliği yaptırdınız ve bu uygulamaya hala devam etme kararlığında olduğunuz 2017 alan değişikliği kılavuzunda görülmüştür.
Sayın TEKİN’İN AÇIKLAMASI 2. Bakanlık olarak herhangi bir işlem yaparken temel prensibimiz kul hakkına taalluk eden bir haksızlık ve adaletsizlik yapmamak, Anayasanın güvence altına aldığı eşitlik ilkesine aykırı davranmamak başta olmak üzere herkesin üzerinde uzlaştığı temel ilkelerdir.
-Sayın Yusuf TEKİN,evvela “KUL HAKKI “ konusu kadar çok hassas bir noktadan girerek hem kamuoyunu yanıltmakta hem de amiri durumunda olduğunuz çatı altında çalışan öğretmenleri rencide etmektesiniz. Kamuoyuna kul hakkı fetvasıyla yaptığınız girizgahla iyi bir siyasetçi olduğunuzu kanıtlamış olabilirsiniz fakat bununla beraber bu açıklamanız ve yaptığınız uygulamalar sizi hesap verebilirlik durumundan kurtarmaz ve gerek Yüce ALLAH’ın karşısında gerekse öteki tarafta bizim vebalimizden kurtarmaya yetmez.
Kul Hakkı nedir ve nasıl kul hakkına girilir Milli Eğitim Camiasından birkaç örnek vererek gözler önüne sermeye ve takdiri kamuoyuna sunmaya çalışalım.
Milli Eğitim Çatısı altında yapılan uygulamalar;
a: Alan Değişikliği Uygulamaları:
2012 yılına kadar rutin yapılan ve ilk atamaları etkilemeyen hatta ilk atama bekleyen öğretmen adaylarının bilmediği yasal ve çalışan öğretmenlerin 2. Üniversite diploması, yüksek lisans ve doktora eğitimiyle farklı bir branşa geçmek için kazandığı bir başvuru hakkıdır.
Fakat Sayın TEKİN sınıf öğretmenliği diplomasına sahip öğretmenlerin üniversitede okurken dönem içinde aldıkları seçmeli bir dersi yan alan adı altında ayrı bir diplomaymış gibi atama şekline dönüştürülmüştür ve bu yolla binlerce sınıf öğretmeni diplomasına sahip öğretmeni yönetmelikte olmamasına rağmen geçici maddeler ekleyerek; Edebiyat,Türkçe,beden eğitimi,İngilizce,kimya,fizik,biyoloji,rehberlik…vb adı altında branş değiştirmelerine olanak veren sizlersiniz.
Bu Alan değişikliği adı altında yapılan yan alan değişikliği;ilk atama bekleyen binlerce öğretmen arkadaşın hakkını gaspetmek olmuyor,kul hakkı olmuyor ama ne hikmetse Sayın TEKİN’e göre hali hazırda öğretmen olan arkadaşlar yönetmeliğe güvenerek 2. Üniversiteyi farklı bir alanda okuyup yönetmeliğe göre hakkını isteyince kul hakkına girmek oluyor. Benzer bir uygulamada da Milli Eğitim Bakanlığı illerde Özel eğitim adı altında 3 aylık kurslar açarak özel eğitim sertifikası dağıtmıştır.
Binlerce atama bekleyen ve okuyan özel eğitim öğretmeninin hakkı çalınarak sınıf öğretmeni olan öğretmenler milli eğitimlerin verdikleri bu sertifikayla özel eğitim öğretmeni olarak atamışlardır ve bu saçma uygulamaya da alan değişikliği denmeye başlanmıştır. Takdiri kamuoyuna bırakıyorum.
b: Yönetici Atamaları:
Milli eğitim camiasında herkesin bildiği ama kimsenin uluorta ses çıkaramayıp kaderine boyun eğdiği ama haksızlıkların kol gezdiği kul hakkının resmen gasp edildiği bu uygulamayı dillendirsek de bilirim ki hiçbir şey değişmeyecek.Sınavla atamayı iptal edip sendikaların referansıyla mülakat puanlarının belirlendiği ve bu puanlara göre atamaların yapıldığı Sayın Müsteşarım siz bilmeseniz de 100000 öğretmen ve aramızda çalışan memur,hizmetli..vs. arkadaşlar biliyor.
c: Eş Durumu Atamaları:
Yıllardır bir türlü çözüm bulunamayan Milli Eğitim Bakanlığının değil sadece ve sadece eşinden ayrı Öğretmen arkadaşların kanayan yarasıdır,görürüz,biliriz ama hissetmeyiz çözüm bulmayız.Allah yardım etsin diyerek geçiştirdiğimiz,ayrılın dediğimiz,istifa edin dediğimiz Bu milletin evlatları.Biz ne desek boş, verin mikrofonu ellerine size çocuklarını,özlemlerini anlatsalar yeter.
d: İlk Atamalar:
Milli Eğitim Bakanlığı olarak şuanda siyasi tabela durumundalar, onca eğitim fakültesi mezunu varken fen-edebiyat mezunlarına formasyon dağıtıp umut aşıladınız tabelada ne kadar sayı yazarsa ve ne kadar referansla alım olursa kazançtır düşüncesi hakim oldu.Kesinlikle alan değişikliği bekliyorum diye karşımıza çıkarılan ilk atama öğretmenlerine karşı değilim.100.000 öğretmen açığı mı var madem alan değişikliği ilk atama bekleyen arkadaşlara haksızlık olur Sayın Yusuf TEKİN buyurun ilk atamayla kapatın öğretmen açığını,biz istemiyoruz alan değişikliğini. Fakat yapmazsınız Sayın TEKİN.5000 dershane öğretmenini referansla kadroya geçirirsiniz ses çıkmaz kul hakkı olmaz öyle mi?Maliye karşılamıyor dersiniz,devlet personel başkanlığı bize istediğimiz kadar kadro vermiyor dersiniz dersiniz de dersiniz ama 50000 ve daha fazla ücretli öğretmeni kul hakkı demeden yan sınıfında 3000-4000 maaş alan kadrolu öğretmenin yanında asgari ücretle çalıştırırsınız ve maliye buna tamam der öyle mi?
5: Norm Fazlası atamalar ve Resen atamalar:
Tek bir örnek vereceğim arkadaşımın eşi zorunlu hizmetten dolayı il dışına resen ataması oldu milli eğitime gittik ve orada da bazı öğretmenlerin de bu durumda olduğunu ve çare aramak için orada olduğunu gördük,bizim arkadaş sendikasızdı ve yetkili sendikaya üye olarak görev yerinde kaldı diğer tanımadığım öğretmen arkadaşlar da farklı sendikalardandı ve maalesef onları uzun bir yol sancısı sardı…Kul Hakkı öyle mi?
…..vb maddeler uzun uzun devam ettirilebilir ama sanırım bu yaptığınız uygulamalar kamuoyunun kul hakkı nedir,nasıl olur sorularına takdir hakkı verecek yeterliliktedir.
.
Gel gelelim Yasal mevzuata gelince Sayın Yusuf TEKİN 2. Gerekçelendirmenizde belirttiğiniz” Anayasanın güvence altına aldığı eşitlik ilkesine aykırı davranmamak başta olmak üzere herkesin üzerinde uzlaştığı temel ilkelerdir.” Dediğiniz gerekçenize
…gerçekten bunu söyleyecek kadar adaletli olduğunuzu düşünüyorsunuz demek ki!yukarıda belirtilen uygulamaları geçersek mevzuata bir göz atalım derim.
Bizce Alan değiştirmek yasal haktır ve bu hakkımızın verilmesi gerekiyor.
Yasal gerekçelerimiz şunlar;
A ) öğretmen atama ve yer değiştirme yönetmeliğinin; Alan değişikliğine bağlı yer değiştirmeler
MADDE 60 – (1) Bakanlıkça uygun görülmesi hâlinde; öğrenimine uygun alanı dışında bir başka alana atanan öğretmenler, öğrenimleri birden fazla alana atanmaya kaynak olan öğretmenler ile başka bir alanda yükseköğretimi bitiren öğretmenler, adaylıklarının kaldırılmış olması ve yükseköğrenimlerinin atanacakları alana uygun olması kaydıyla, Bakanlığın kararına göre mezuniyetleri itibarıyla atanabilecekleri alanlara alanlarının değiştirilmesini isteyebilir.
(2) Alan değişikliği isteyen öğretmenlerin alan değişiklikleri, il içinde tercihleri de dikkate alınmak suretiyle alanlarında ihtiyaç duyulan eğitim kurumları olacak şekilde hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılır. Hizmet puanlarının eşit olması durumunda öğretmenlikteki hizmet süresi daha fazla olana öncelik verilir.
(3) Alan değişikliği işlemleri Bakanlıkça belirlenecek takvim çerçevesinde yapılır
B ) Anayasanın başlangıç maddelerinde belirtildiği üzere;
Her Türk vatandaşının bu Anayasadaki temel hak ve hürriyetlerden eşitlik ve sosyal adalet gereklerince yararlanarak millî kültür, medeniyet ve hukuk düzeni içinde onurlu bir hayat sürdürme ve maddî ve manevî varlığını bu yönde geliştirme hak ve yetkisine doğuştan sahip old yılına kadar öğretmenuğu; Topluca Türk vatandaşlarının millî gurur ve iftiharlarda, millî sevinç ve kederlerde, millî varlığa karşı hak ve ödevlerde, nimet ve külfetlerde ve millet hayatının her türlü tecellisinde ortak olduğu, birbirinin hak ve hürriyetlerine kesin saygı, karşılıklı içten sevgi ve kardeşlik duygularıyla ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” arzu ve inancı içinde, huzurlu bir hayat talebine hakları bulunduğu; FİKİR, İNANÇ VE KARARIYLA anlaşılmak, sözüne ve ruhuna bu yönde saygı ve mutlak sadakatle yorumlanıp uygulanmak üzere, TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.
C ) T.C Anayasasında;V. Devletin temel amaç ve görevleri
MADDE 5- Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.,
D ) T.C Anayasasına Göre;
MADDE 10- Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 12/9/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (Ek fıkra: 12/9/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde ve her türlü kamu hizmetlerinden yararlanılmasında kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.
E )Devlet Memurları Kanununa göre;
III. Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması MADDE 14- (Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.) Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir
F ) Devlet Memurları Kanununa göre;
Genel Haklar Uygulamayı isteme hakkı: Madde 17 – Devlet memurları, bu kanun ve bu kanuna dayanılarak yayınlanan tüzük ve yönetmeliklere göre tayin ve tesbit olunup yürürlükte bulunan hükümlerin kendileri hakkında aynen uygulanmasını istemek hakkına sahiptirler.
G ) Devlet memurları kanunu
Temel ilkeler: Madde 3 – Bu kanunun temel ilkeleri şunlardır: Sınıflandırma: A) (Değişik: 31/7/1970 - 1327/2 md.) Devlet kamu hizmetleri görevlerini ve bu görevlerde çalışan Devlet memurlarını görevlerin gerektirdiği niteliklere ve mesleklere göre sınıflara ayırmaktır. Kariyer: B) Devlet memurlarına, yaptıkları hizmetler için lüzumlu bilgilere ve yetişme şartlarına uygun şekilde, sınıfları içinde en yüksek derecelere kadar ilerleme imkanını sağlamaktır. Liyakat: C) Devlet kamu hizmetleri görevlerine girmeyi, sınıflar içinde ilerleme ve yükselmeyi, görevin sona erdirilmesini liyakat sistemine dayandırmak ve bu sistemin eşit imkanlarla uygulanmasında Devlet memurlarını güvenliğe sahip kılmaktır.
Sayın TEKİN’İN AÇIKLAMASI 3. Bu ilkelerin kişisel ya da sınıfsal çıkarlardan çok daha önemli olduğuna inanıyorum. Bakanlığımızın insan kaynakları politikaları dahil bütün uygulamaları da bu kapsamda anayasal ilkeler çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Sayın Yusuf Tekin yukarıda belirtilen uygulamalar ışığında görüleceği üzere ilkeler ile kastınız sadece sizin çıkarınız ya da tercihiniz olup tamamen keyfiyet ile yapılmaktadır.Milli ve insan kaynaklarını düşünecek bir uygulama değil,şayet uygulamanız insan kaynakları politikalarına ve insan kaynakları performans verimlilik ve tasarrufuna bağlı olsaydı bir yandan öğretmen normu fazlalığından dert yanıp bir yandan da öğretmen açığımız 100bin civarı demezdiniz. Dahası bunca öğretmen açığı varken ve hali hazırda bütün öğretmen açığını kapatacak potansiyeliniz yokken öğretmen verimliliğini düşünseydiniz alan değişikliğini yaparak öğretmen verimliliğini artırıp İNSAN KAYNAKLARINI TASARRUFLU kullanmış olurdunuz.
Sayın TEKİN’İN AÇIKLAMASI 4. Dolayısıyla kişisel durumları ya da sınıfsal/grupsal konumlarına göre yapılan eleştirilere bu çerçevede saygıyla bakıyorum.
Sayın Müsteşarım,Sayın Yusuf TEKİN, Milli eğitimde örnek alınacak ve alkışlanacak çok güzel katkılarınız var. Fakat lütfen kamuoyunu KUL HAKKI gibi bir gerekçeyle ve özellikle kul hakkını Alan Değişikliği Bekleyen Öğretmenler yiyormuş gibi bir algıyla yanıltmayın ve aynı gerekçeyle bizleri ilk atamanın önüne yem atacak kadar da aşağılamamanız hususunda gereğini arz ediyoruz. Biz de sizin zor şartlar altında ve çok büyük bir camiada bir baba gibi çocuklarına mümkün mertebe eşit davranabileceğinize inanıyor bu şerefli Türk Bayrağını her yerde her şartta şerefle taşıyacağımızı bilmenizi ister, bu vesileyle saygılarımızı sunuyoruz.
Sayın TEKİN,Sayın Müsteşarım bu yazılanlar için kesinlikle size karşı şahsi bir garezimiz olduğunu düşünmeyin,mevcut uygulamalar ve durumdan belki haberiniz yok! sizinle beraber kamuoyunu da aydınlatmak için yazıyoruz,adalet eminiz ki eşit dağıtılınca bu geniş aile bir olunca güzel olur.Saygılar iyi çalışmalar.
2013 YILINDAN BU YANA
ALAN DEĞİŞİKLİĞİ BEKLEYEN
MAĞDUR ÖĞRETMENLER