Konu: Anlamlı Yazılar  (Okunma sayısı 64157 defa)

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.020
  • Teşekkür 9213
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2013 19:05:00
HOŞAFIN YAĞI KESİLMİŞ

Yeniçeriliğin bozulmaya yüz tuttuğu dönemlerde ocak mensupları, buluttan nem kapmaya ve her yapılan işten kendileri aleyhine sonuç çıkarmaya başlamışlardır. İşte o devirlere ait, 'Hoşafın yağı kesildi' diye bir deyimimiz vardır dilimizde.

Hikaye şöyle; Vaktiyle yeniçeri ocaklarında yemek dağıtan mutfak meydancısı, işine itina göstermeyen cinsinden bir olsa gerek, üzerinde ayet ve dualar yazılı koca kepçe ile önce yağlı yemekleri ve pilavı taksim eder; sonra da hoşafları dağıtırmış. Böyle olunca yeniçeri ortalarına giden hoşaf bakracının üzerinde bir parmak kalınlığında kalıp gibi yağ tabakaları yüzer ve tabii bunlar kısmetine göre karavanalara dağıtılırmış.

Bir gün akıllı bir yeniçeri ağası, durumu görüp doğrusunu göstermek için meydancıyı yanına çağırmış ve

-Bundan böyle kepçe temiz iken önce hoşafları dağıt. Yağlı ve sıcak yemekleri sonra dağıt ki hem soğumamış olurlar, hem de tatları birbirine karışmaz.

Meydancı o günden sonra emri uygulamış.

Ancak bu defa sofralara giden hoşaf bakraçlarının üzerinde yağları göremeyen yeniçeriler kazanı kaldırmışlar;

-Hakkımızı yiyorlar, istihkakımızdan çalıyorlar. Hoşafın yağını bile kestiler. Yağlı hoşaf isterük!

s.kahya

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 8.761
  • Teşekkür 33440
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2013 19:06:34
[linkler sadece üyelerimize görünmektedir.]
HOŞAFIN YAĞI KESİLMİŞ

Yeniçeriliğin bozulmaya yüz tuttuğu dönemlerde ocak mensupları, buluttan nem kapmaya ve her yapılan işten kendileri aleyhine sonuç çıkarmaya başlamışlardır. İşte o devirlere ait, 'Hoşafın yağı kesildi' diye bir deyimimiz vardır dilimizde.

Hikaye şöyle; Vaktiyle yeniçeri ocaklarında yemek dağıtan mutfak meydancısı, işine itina göstermeyen cinsinden bir olsa gerek, üzerinde ayet ve dualar yazılı koca kepçe ile önce yağlı yemekleri ve pilavı taksim eder; sonra da hoşafları dağıtırmış. Böyle olunca yeniçeri ortalarına giden hoşaf bakracının üzerinde bir parmak kalınlığında kalıp gibi yağ tabakaları yüzer ve tabii bunlar kısmetine göre karavanalara dağıtılırmış.

Bir gün akıllı bir yeniçeri ağası, durumu görüp doğrusunu göstermek için meydancıyı yanına çağırmış ve

-Bundan böyle kepçe temiz iken önce hoşafları dağıt. Yağlı ve sıcak yemekleri sonra dağıt ki hem soğumamış olurlar, hem de tatları birbirine karışmaz.

Meydancı o günden sonra emri uygulamış.

Ancak bu defa sofralara giden hoşaf bakraçlarının üzerinde yağları göremeyen yeniçeriler kazanı kaldırmışlar;

-Hakkımızı yiyorlar, istihkakımızdan çalıyorlar. Hoşafın yağını bile kestiler. Yağlı hoşaf isterük!
Çok güzelmiş bayıldım bu hikayeye.. :)

bergüzar

  • Uzman Üye
  • *****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 1.020
  • Teşekkür 9213
    • Çevrimdışı
  • # 02 Haz 2013 19:15:53
 bunu da teşekkür edemedim 6 saatten paylaşayım dedim...bazen içimizi ferahlatacak sözlere sarılıyoruz:)
İPİN UCU

Sonucu başkalarının kararlarına bağlı olan bir işten umut kesildiği, yahut olumsuz netice alınacağı belli olduğu vakit halkın diliyle, 'ipin ucu p.şt elinde' diye bir söz işitilir.

Hemen her devirde geçerliliğini koruyan bu ifadenin hikâyesi de şöyledir;

Vaktiyle medreseden mezun olan öğrencilerden biri Bursa camilerinden birine imam tayin olmuş. Vazifeye başladığı ilk hafta ilk Cuma hutbesini okuyacak olması heyecanlandırmış.

Eski arkadaşlardan birini çağırmış;

-Ben minbere çıkarken ayak bileğime ip bağlayacağım, sen de gelip minberin dibine otur, beni kontrol et. Eğer heyecanla yanlış bir kelime edersem ipi çekerek beni ikaz et.

Cuma günü geldiğinde genç imam minbere çıkmış arkadaşı da ipin yanına oturmuş.

Genç imam hutbeye başlamışken cemaatten birinin ayağı ipe takılmış, imam ip çekilince yanlış söylediğini düşünerek ifadeyi değiştirmiş.

İfade yanlış olduğu için bu kez de arkadaşı ipi çekince imam ne yapacağını şaşırmış.

Cemaat de başlamış gülmeye.

Genç imam arkadaşının kendisine oyun oynadığını düşünerek öfkelenmiş; Ey cemaat! Size bugün güzel şeyler anlatacaktım ama ne yapayım ki ipin ucu p.şt elinde demiş ve minberden inmiş.
..demem o ki arkadaşlar iyibirşeyler yaparken ipin ucunu kaptırmayın p....lara:)

EyLuL-

  • B Grubu
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 138
  • Teşekkür 808
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2013 20:28:09
benim kırgınlığım senin yalanlarına ! insan doğrulur, ama yalan doğrulmaz.kabul edilmedikçe de yalandan vaz geçilmiş olmaz,ya dosttan ya nefsin sürüklediği yalandan vaz geçeceksin.bu senin dönüm noktan,hiç bir şey yapmaya mecbur değilsin hatta önemli hissetmediğin kimseye de mecbur değilsin ama öğrenme zorunluluğu olan şey nefsine demecbur olmamak,işte bu yüzden doğruyu seçmelisin.doğru söylemeye başladığın an kendinin ne kadar değerli olduğunu anlamaya başladığın andır çünki her yalan seni değersizleştirir.herşey biter,tükenir ama dostluklar kıyamete kadar akan hasenat çeşmesi gibidir,nesilden nesile aktarılır ve asla unutulmaz.kişi hatayı kabullendikçe kemale erer,kemali arttıkça yücelir,yalanlar ise kişiyi alçaltır,küçültür ve hergün başka bir çıkmaza sürükler,dost satılan veya ucuz menfaatlere tercih edilen şey değildir,sır ise dostta güzel ve güvendedir

ogrtmn35

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 17.030
  • Teşekkür 174719
    • Çevrimdışı
  • # 09 Haz 2013 22:29:29
9 yaşındaki bir çocuğun çizmiş olduğu resim...
Anlamına gelince...
Denizde tahterevalliye binmiş iki kuş...
Çocuğun açıklaması ;
İki kuş var biri kafeste diğeri özgür gibi gözüküyor
ama aslında ikisi de esir...
Çünkü diğeri uçarsa arkadaşı ölecek ..

hafız ahmet

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 3.806
  • Teşekkür 17646
    • Çevrimdışı
  • # 10 Haz 2013 13:57:30
"Yere düşen ekmeğin üstüne basan insan görmedim ama yere düşen insanı tekmeleyen çok kişi gördüm" diyor...

Saygılı olmaktaki kusurlarımızı şöyle anlatıyor:

- Birbirimize saygılı olma konusunda 3 tip temel hatamız var...

Avrupa'da yaşayan vatandaşımız orada yerlere çöp atmıyor ama Kapıkule'den girer girmez yerlere tükürmeye, çöp atmaya başlıyor. Niye burada böyle yapıyorsun diye sorulduğunda, herkes böyle yapıyor diyor. Kendi fikri olmayan insanın duruma göre hareket etmesidir bu.

İkinci hatamız, adama göre davranmamız. Karşımızdaki adam iri yarıysa, 'Buyur Abi', diyoruz, ufak tefekse, 'Ne var lan!' diyoruz. Oysa ki, insanların onuru birbirine eşittir.

Üçüncü hata, keyfimize göre davranmak. Keyfimiz yerindeyse eve girerken 'Merhaba millet' diyoruz, değilse surat asıyoruz. Oysa keyfimiz yerinde olsun olmasın insanlara saygılı davranmak zorundayız.

Diyorum ki, yerdeki ekmeğe saygılı olma konusunda ülkemde mutabakat var, kimse basamaz, ayağıyla dürtüklemez ya da öper, koyar bir kenara.

Ekmek nimettir kabul, peki insan nimet değil mi?

- Profesör Üstün Dökmen

EyLuL-

  • B Grubu
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 138
  • Teşekkür 808
    • Çevrimdışı
  • # 10 Haz 2013 19:58:39
Gerceklerin aynası bu olsa gerek..gercekten öle güzel bi yazıki.yureginize saglık..emeginize saglık..

EyLuL-

  • B Grubu
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 138
  • Teşekkür 808
    • Çevrimdışı
  • # 10 Haz 2013 20:33:47
GENÇ KIZIN İBRETLİK SONU...

Şehir içi dolmuşların birinde 20 yaşlarında ince
elbiseler giyinmiş genç bir kız,utanma duygusunu
parçalar bir şekilde,açılıp saçılmış fitne
sergiliyordu.Arkasında saçı
sakalı ağarmış ihtiyar,genç kızın halinden dolayı
arkasında utançla oturuyordu.Kızın kulağına
eğilerek edeple şöyle
fısıldadı:
Ey kızım sana yakışan örtünmektir.Tesettür,insan
kurtlarının iştahını kabartan bu şeffaf elbiseden
daha
faziletlidir.Hem bu hayâyı parçalar fitneye
sürükler.
Genç kız şöyle dedi:
Sana ne? kabrime benimle beraber mi gireceksin?
cennete ve cehenneme koymak senin elinde mi?
Kız ahmaklaşmış,ada mın üzerine gitmeye
başlamıştı.Sonr a cür’eti ve utanmaz tavırlarını
artırdı,adamla alay ediyor
şöyle diyordu: Al,işte cep telefonum.Allah'ı
arada,bana cehennemde hangi odayı ayıracağını
söyle.Ve çirkin bir kahkaha attı. Adam
çekindi.Allah'a sığındı.Allah bana yeter.o ne güzel
vekildir dedi ve sustu. Bu cahil kıza nasihat
edeceğine pişman oldu.Sessiz geçen 10
dakikadan sonra şoför durağa gelmiş,herkes
inmeye başlamıştı.herk es genç kızın da inmesini
bekledi. O arabanın kapısının yakınında
oturuyordu ve uyuyup
kalmıştı. Adama onu uyandırmasını söylediler.
Adam
çekinerek onu hafifçe sarstı ve kız yere
seriliverdi.Ruhunu
yaradanına çoktaaan teslim etmişti.
Yolcular,gördük leri
duruma hayret ederek titrediler ve biz Allah'tan
geldik ona dönücüleriz dediler. Genç kız
yaratıcısıyla alay
etmişti. İşte cep telefonum demişti, Allah'ı ara
bana
cehennemde hangi odayı ayıracağını söyle
diyordu.Ve bu
söylediklerinin ardından da Rabbine doğru yola
çıkmıştı.İşte,h ayatı rabbiyle dalga geçtiği sırada
sonlanmıştı. Bu ibret tablosu şu hadisi hatırlatıyor.
"Şüphesiz kul ucunun nereye varacağını
düşünmeden,ALLAH 'ı gazaplandıracak bir söz
söyler bu sayede cehennemi boylar."
unutmayın bılmeden önem vermeden soyledıgınız
sozler sızın helakınıza neden olabılır....

ses26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 349
  • Teşekkür 813
    • Çevrimdışı
  • # 10 Haz 2013 21:29:28
Ey herkesi ve her şeyi şefkat ve merhametiyle kuşatan ve ey sürçüp düşenleri bağışlayarak tökezleyenlere yeniden doğrulma fırsatları veren Yüce Yaratıcı!
Sen , Sana yönelip dua edenlerin sesini mutlaka işitir , çağrılarına icabet edersin; kapına sığınıp bir nidada bulunanlara da elbette karşılık verirsin...
Bize merhametinle muamele et....
Sürçmelerimizi bağışla...
Ömrümüzün geri kalanında da bizleri dupduru ve salih ameller işlemeye muvaffak eyle....

ses26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 349
  • Teşekkür 813
    • Çevrimdışı
  • # 10 Haz 2013 22:00:18
"Dört duvarın arasında gecelerce karanlığı tırmalayarak, tam orta yerinden ikiye bölünerek, bir kez değil iki kez kıvranarak ağladım. Neden ağladığımı bilmeyerek ağladım. Ne bulmaya ne yok olmaya, ne kirliliğe ne arınışa götüren, sadece kendi ateşiyle yakan ve ağlamaktan başka bir şey olmayan bir ağlayışla ağladım her hüküm göklerden gelirdi, ben şikâyet etmeden ağladım.

sezeryan68

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 1. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 152
  • Teşekkür 7645
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2013 13:49:53
Huzur  Evlerinde Simitçilerin, Kapıcıların, Ayakkabı Boyacılarının Değil, Daha Çok ; DOKTORLARIN,MÜHENDİSLERİN,MİMARLARIN… Ana-Babaları Dolu.
       “  OKUMAKLA  ADAM OLUNAMIYOR DEMEK Kİ ! ”

EyLuL-

  • B Grubu
  • Fen ve Tekn. Öğrt.
  • İleti: 138
  • Teşekkür 808
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2013 20:21:04
--Bu Çeşme'den Su İçmek Müslümana Haram--


Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap ...Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş:

“Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”

Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye…

Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam:

- “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış:

- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:

- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam:

- “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:

- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur:

- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”

- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”

- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”

- “Eeee?!..”-

“Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam:

- “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler… Az zaman geçmiş ki, adam:

- “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… Levantenler din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan:

- “Bitti mi?..” demiş adama.

- “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş.

- “Şimdi nedir isteğin?..”

- “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, en sözü dinlenilen, itimat edilen âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…Ve ne olmuş bilin bakalım?.. Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!.. Aptal ve cahil bir imam tayin edilmiş yerine, ne konuştuğunu kendi kulağı duymayan tam yobaz cinsinden biri… Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta derdest edilen koca âlim için:

- “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…”

- “Kim bilir ne halt etti de tevkif edildi!..”

- “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…”

- “Sorma, sorma…”

Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş:

- “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam:

- “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş:

- “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..”

Sultan acı acı tebessüm etmiş:

- “Hava bile haram, hava bile!..” demiş…

hafız ahmet

  • Bilge Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 3.806
  • Teşekkür 17646
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2013 20:55:12
AYAKTA SU İÇMENİN BİLİMSEL GERÇEĞİ

Peygamber efendimiz(sav) ayakta su içmeme hususunda bizi uyarmıştır. Bu uyarıların arkasındaki büyük hikmetleri bugün bilimde doğruluyor.

Çocukluğumdan beri suyu ayakta içme konusunda büyüklerimizden duyduğum tek şey, ayakta içme.

Ama neden ayakta içmemeliyiz? Tıbben veya dinen nedir açıklaması nedir?

Dün yarım kiloluk pet şişedeki suyu büyük su bardağına boşalttım ve hepsini ayakta birden içtim. O an da büyüklerin sözü aklıma geldi…

Bunun üzerine biraz büyüklerle konuştum, biraz da konuyla ilgili yazılar okudum…

Buyrun sizde okuyun;

Peygamber efendimiz ayakta su içmeme hususunda da bizi uyarmıştır. İlk bakışta bu biraz anlamsız gelen bir öğüt olsa da bu sözün özüne bakıldığında yine bizim sağlığımız için etkileri çok büyüktür.

Bir hadisde ayakta su içmenin zararına şu şekilde işaret etmiştir:

“Eğer ayakta su içen kimse midesine verdiği zararı bilseydi içtiği suyu şüphesiz ki geri kusardı” (Abdürrezzak 10/427 hadis 19588).

Yine aynı konu ile alakalı olarak;

“Sizden biriniz ayakta su içmesin. Her kim unutur da içerse kusmaya çalışsın” buyurmuştur (Müslim eşribe Hadis 116)

Diğer açıklama;

İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır.

Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer.

Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek onikiparmak bağırsağına (duodenum) geçer.

Eğer insan sıvıyı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer.

Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera dahil, bir çok insan hastalıklarından korunmuş olur.

Rastgele yerde meşrubatı alıp ayakta içenler bu tehlikeye daha fazla maruz kalırlar…

ogrtmn35

  • Moderatör
  • *****
  • İleti: 17.030
  • Teşekkür 174719
    • Çevrimdışı
  • # 11 Haz 2013 23:26:44
İlk kendine GÜNAYDIN de uyanırken.!
Ve ilk kendine GÜLÜMSE aynalarda.!
Bir tatlı söz söyle kendine TEBESSÜM et.!
Ve umursa kendine TESEKKÜR et.!
Sevmekle baslar herşey kendini SEV.!
DOST ol kendine DÜRÜST ol.!
İlk kendine GÜNAYDIN de uyanırken.!
Ve ilk kendine GÜLÜMSE aynalarda.!
Sonra göreceksin binlerce yüzde kendi yansımanı...!

ses26

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • 2. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 349
  • Teşekkür 813
    • Çevrimdışı
  • # 12 Haz 2013 23:13:31
 Her defasında yanılacak, kırılırcasına dövülen kapıyı duymayacak, yanından geçip giden ezel tanışını tanımayacak, omuzlarından tutup sarsanı yalanlayacak kadar yorgunsun. Ya Rabbi! Yarattıklarının arasında benim dostluğuma dayanabilecek biri yok mu, diyen Şems’in yorgunluğuyla yorgun.

 

Egitimhane.Com ©2006-2023