Konu: Sevdiğimiz Şiirler  (Okunma sayısı 3252714 defa)

harslan05

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 2.861
  • Teşekkür 57371
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2020 11:50:49
İkimiz birden sevinemiyoruz,
Gök, kızılken sen
Maviyken bulutlar.
Ahşap çiçekler ekiyorum, hırsımız kurusun
Telaşımı gömüyorum uykuya
ömrümün ikindisi.
Ama şöyle düşün
İkimiz birden üzülebiliyoruz.
Buna da şükür.
İkimiz birden düşünemiyoruz, düşümüz ayrı.
Sen uykudayken ben uyanıyorum
Ellerimde peynir kokusu
ceketimde kağıt mendil unutulmuş,
Çamaşırlar dilsiz, makinalar ruhsuz.
Turum tırak -Nazım’ı okuyan anlasın-
İki pencere karşı karşıya
iki ayrı kıtada.
Hiç karşılaşamıyoruz.
İkimiz birden konuşamıyoruz, biliyor musun?
Taş, kağıt, makas
makas kağıt taş.
Hâlâ anlamadıysan
indiğin otobüse biniyorum ben
terkettiğimi seviyorsun.
Ya erkensin ya geç geliyorsun.
Çok sevmekli iki ihtiyarın aynı gün aynı yerde
Ölmesi gibi.
İkimiz ayrı ayrı kavuşabiliriz, bu doğru.
Farklı bütünün tamlananları.
Ruhumuz aitlikle müsemma,
sahip olmaktan bahis açılınca
bir kedim bile yok, anlıyor musun?
Kimin yitirdiğisin
kimin gediğinin taşı?
Sahip olduğun tek mülk
boşluğunun çukuru.
İkimiz birden sevilebiliriz ama.
Seni herkes sever,
ben herkesi sevmem.
Senden de benden de çok var
biz’den hiç yok.

Adige Batur

ALAMET-i FARİKA

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 1.056
  • Teşekkür 11280
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2020 22:29:27
       

          h.n.a.



GERİ DÖNEN MEKTUP

Ruhun mu ateş, yoksa o gözler mi alevden?
Bilmem, bu yanardağ ne biçim korla tutuştu?
Pervane olan,kendini gizler mi alevden?
Sen istedin,ondan bu gönül zorla tutuştu..

Gün senden ışık alsa da bir renge bürünse;
Ay secde edip çehrene, yerlerde sürünse;
Her şey silinip kayboluyorken nazarımdan,
Yalnız o yeşil gözlerinin nuru görünse…

Ey sen ki, kul ettin beni onmaz yakışınla,
Ey sen ki, gönüller tutuşur her bakışınla!
Hançer gibi keskin ve çiçekler gibi ince,
Çehren bana uğrunda ölüm hazzı verince,

Gönlümdeki azgın devi rüzgarlara attım;
Gözlerle günah işlemenin zevkini tattım.
Gözler ki, birer parçasıdır sende ilah’ın,
Gözler ki, senin en katı zulmün ve silahın,

Vur şanlı silahınla,gönül mülkü düzelsin;
Sen öldürüyorken de, vururken de güzelsin!
Bir başka füsun fışkırıyor sanki yüzünden,
Bir yüz ki,yapılmış dişi kaplanla hüzünden…

Hasret sana,ey yirmi yılın taze baharı,
Vaslınla da dinmez yine bağrımdaki ağrı.
Dinmez! Gönülün, tapmanın, aşkın sesidir bu!
Dinmez! Ebedi özleyişin bestesidir bu!

Hasret çekerek uğruna ölmek kolaydı,
Görmek seni ukbadan eğer mümkün olaydı..
Dünyayı boğup mahşere döndürse denizler,
Tek bendeki volkanları söndürse denizler!

Hala yaşıyor gizlenerek ruhuma “Kaabil”,
İmkanı bulunsaydı, bütün ömre mukabil
Sirretmeye elden seni, bir perde olurdum.
Toprak gibi her çiğnediğin yerde olurdum.

Mehtaplı yüzün Tanrı’yı kıskandırıyordur,
En hisli şiirden de örülmez bu güzellik.
Yaklaşması güç, senden uzaklaşması zordur;
Kalbin işidir, gözle görülmez bu güzellik…

seheryeli_

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.917
  • Teşekkür 19332
    • Çevrimdışı
  • # 13 Oca 2020 23:31:15
YARIM BIRAKTIN
Sessiz bir geceydi …
Hayır anlatamadım.
İnanmadın.
Tuttum gözyaşlarımı yanında hep.
Utandım.
Hep güçlü bil istedim beni.
Seni sevmek kolay mıydı ?
Yoksa beni sevmek mi zor ?
Gittin …
Yarım bıraktın
Yarsız bıraktın beni
Yalnız değil
ıssız bıraktın beni …
Hep susmak oldu en iyi yaptığım.
Yine susuyorum.
Bu defa benim söylediklerime ağlıyorum.
Belki hak etmediklerine …
Belki.. belki seviyor olma ihtimaline …
Hep ..
Hem içimde hem bana en uzak olmak zorunda mısın ?
Her defasında bırakmak zorundamısın ısıttığın ellerimi ?
Her ayrılıkta..beni hep geri dönüşüne inandırmak zorunda mısın ?
Oysa ben … hep içimde sakladım senii !!!
Görüyormusun ?
Yine düşlüyorum yine geri dönmeni umud ediyorum.
Hep bekliyorum hep geliyorsunn …
Sonra hayatımı alt üst edip çekip gidiyorsun …
Sen
Yine
Yarım bıraktın
Yarsız bıraktın beni
Yalnız değil ıssız bıraktın benii …
Her defasında doyamadım sana …
Bakamadım dilediğimce …
Şöyle içimdenn sımsıkıı sarılamadımm …
Koklayamadımm kokunu alamadım yanıma …
Mesafeler değildi seni ve beni engelleyen
Sen ve ben biz olamamıştık bir türlü gerçekten.
Anlatamamıştık bizi
Yine döneceksin biliyorum.
Hissedebiliyorum .
Son hoşçakalın diğerine çok benziyordu sevdiğim adam.
Beni seviyorsun …
Seni seviyorum …
Ne olur
Beni
Yarım bırakma
Yarsız bırakma
Issız bırakma

burcum7

  • Bilge Üye
  • *****
  • 3. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 2.003
  • Teşekkür 11858
    • Çevrimdışı
  • # 15 Oca 2020 17:41:34
 :)

kurthan

  • Moderatör
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 8.474
  • Teşekkür 63108
    • Çevrimdışı
  • # 15 Oca 2020 20:39:53
Günaydın gece yarısı!
Yalnızlığıma katılabilirsin;
Yalnız soru sormayacaksın...
Okur musun
Gözlerimden akan kelimeleri?
Peki görüyor musun?
Yüreğimde kesik bir güvercin
Kanat çırpıyor..
Iyi dinle!
Düşlerini kimseye emanet etmeyeceksin,
Kaptirmayacaksın...
Tamam..
Bir şeylerin dışındayım.
Biliyorum.
Daha doğrusu bir seyler bensiz sürüp gidiyor.
Ama...
Susmak,
Konuşmak anlamına geliyor.
Şimdiyse ben
Uzayan bir boşluktayım...
                      Tomris Uyar

pamiraaa

  • Moderatör
  • *****
  • Özel Eğitim Öğrt.
  • İleti: 12.540
  • Teşekkür 80306
    • Çevrimdışı
  • # 16 Oca 2020 15:28:13
Seviyordum sizi ve bu aşk belki.
İçimde sönmedi hiç...
Fakat üzmesin sizi artık bu sevgi.
İstemem üzülmenizi hiçbir şeyle.

Sessizce, umutsuzca seviyordum sizi.
Bazen çekingenlik, bazen kıskançlıkla üzgün.
Bu öyle içten, öyle candan bir sevgiydi ki;
Dilerim bir başkasınca da böyle sevilin.

PUŞKİN

Gül Rengi

  • Uzman Üye
  • *****
  • İleti: 2.708
  • Teşekkür 43782
    • Çevrimdışı
  • # 18 Oca 2020 22:53:39
Göğe bakmak gibi bir şeydi anlaşılan
Açık mavi bir göğe, gündüz yıldızları olan

Sana bakmak gölde kayık olmaktı
Kış günü köy evinde soba olmaktı bir de
Yaz günü bir ağacın gölgesinde uyumak
Elma soymak gibiydi, kavun kokusu
İçimdeki hastaneden taburcu olmak
Sana bakmak bana hep iyi geldi
Sanki saç örgüsüydün salkım söğütte
Sana bakmak güzel olan her şeydi

Sokak kedisine şefkat, baltalara merhamet
Sana bakmak ağaçlardan yana olmak demekti
Bahçe mahkemesinde nergisin tanıklığı
Yoksul öğrencilere defterlerdi, kalemdi

Heyecanını yitirmiş istasyondum belki de
Gelen hiçbir tren beklediğim değildi
Yalnızlığa sarılmaktan kurtuldum
Çünkü yüzüne baktım çünkü yüzün ay
Işıtıverdi birden içimdeki geceyi

Sana bakmak yastan çıkıp dörtnala
Lunapark şenliğine geçmekti bir bakıma

Teneffüs zili kadar sevimli derslerdi yüzün
Çiçekten karneyle eve dönmekti
Bitmiş gibi konuştum, şaşkınlıktandır
Sana bakmak iyi değil, pekiyi

Abdülkadir Budak'

hacile

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • 4. Sınıf Öğretmeni
  • İleti: 20.163
  • Teşekkür 143982
    • Çevrimiçi
  • # 29 Oca 2020 14:57:44
Hazin Bir Ömrün Hesabındayım..!  
     

Bu gece..
Hangi yılın hangi ayına ait olduğu önemli olmayan bir gece
Lakin bu gece işte...

Duvarda asılı duran ve sürekli homurdanan yaşlı akreple yelkovan,
Yanıbaşımda annanemden kalma eski bir sehpa,
Üzerinde sigara küllerine boğulmuş izmarit dolu bir kültablası

Ve ben yine aynı yerimde..
Pencere karşısına özenle yerleştirilmiş hatıra yığını o koltuktayım
Gönül gözümle aydınlatmaya çalıştığım o aşina karanlıktayım...

Ve ben yine,
Hazin bir ömrün hesabındayım
Yüküm ağır,
Yüküm sancılı
Geçen her dakikam bir öncekinden kaygılı..

Sil baştan başlamaya niyet ettiğim ömrümün sonundayım
Zaman daralıyor her saniye başı
Küssün istiyorum akreple yelkovan birbirine.
Zaman dursun istiyorum
Çünkü ....

İçimde birbirine karışan ve durulmayı bekleyen duygular var..
Her seferinde,
Mutluluklarıma galip gelen pişmanlıklarım var..
Söylenmemiş itiraflarım,
Yarım kalan sevdalarım var...
Son mısrası yazılmamış şiirlerim,
Bir kez daha dinleyebilseydim dediğim türkülerim var...

Dedim ya,
Hazin bir ömrün hesabındayım
Yüküm ağır,
Yüküm sancılı
Geçen her dakikam bir öncekinden kaygılı..


Sil baştan başlamaya niyet ettiğim ömrümün sonundayım
Zaman daralıyor her saniye başı
Küssün istiyorum akreple yelkovan birbirine.
Zaman dursun istiyorum
Çünkü ....


Kalkıp ışığı yakmalıyım son bir gayretle
Ya kalkamazsam , 
Ya ışığı açamazsam..
Bir yarım kalmışlık daha mı eklenicek hesabıma ?
Yoo vazgeçtim..
En iyisi karanlık galiba...
Sigaramda bitmek üzere
Zaman da...

Gözlerimdeki karanlık neden artmaya başladı ki?
Halsizlik bedenimi esir alıyor yavaş yavaş
Başım da ağrıyor...
Bu fırtına da neyin nesi şimdi ?
Biri bu uğultuyu sustursun ne olur..!
Korkuyorum..
Vakit geldi mi yoksa?

Son bir kez şiirlerime dokunmam lazım
Dur be zaman..!
Dur..!
Son bir şiir yazmam lazım..

Ellerim titriyor..!
Gözlerime inen bu perdeyle yazabilir miyim acaba?
Olmayacak,başaramayacağım galiba...
En iyisi şiirimi zamana emanet etmek..
Bu kadarını kaldırabilirsin öyle değil mi ey zaman..?
Hazır mısın?
Ben hazır değilim..!
Yaz şimdi beni uğurlayan saniyelerine,
Her mısrası aynı olan şiirimi..

“ ölüyorum..”

Aslıhan Özçelebi 
 

karınca63

  • Tecrübeli Üye
  • ****
  • İleti: 59
  • Teşekkür 185
    • Çevrimdışı
  • # 31 Oca 2020 15:51:24
Bir Eşi Olmalı İnsanın!!!
Bakarken yüreğinin kabardığı,
Gözlerinden gözlerine yüreğinin aktığı...
Aşık olduğu bir eşi olmalı!
... Sabah gözlerini açtığında,
yanında olduğunu görüp,
Şükürler etmeli Yaradana.
Koklamalı saçlarını Uyuyan eşine şefkatle bakıp,
Usulca dokunmalı yüzüne,
Bir eşi olmalı insanın!!!
Varlığını hissedebilmek için.
Parmakları titremeli, incitirim korkusuyla.
Sürekli çağlayan bir pınar olmalı gönlü...
Kramplar girmeli midesine,
Onsuzluk aklına geldikçe!
Bir eşi olmalı insanın!!!
Rüzgar onun kokusunu getirmeli,
Yağmur O’nun sesini.
Elleri yanmalı ellerini tutabilmek için.
Akşam onu görecek diye, pırpır etmeli yüreği.
Kelebekler gibi olmalı insanın kalbi.
Ayakları birbirine dolaşmalı heyecandan, eve dönerken eşi.
Beklemek asırlar gibi uzun gelmeli.
Gelişi ile sonsuz bir nur dolmalı içine.
Bir eşi olmalı insanın!!!
Yüzüne baktığında, konuşmadan anlamalı derdini,
Tasasını, öfkesini, sevincini, coşkusunu...
Güven duymalı, herşeyiyle.
Başını göğsüne koyup, huzurla uyuyabilmeli,
Tüm düşüncelerinden arınmış olarak.
Babası, abisi, arkadaşı, dostu, sırdaşı, anası, çocuğu olmalı...
Şımarabilmeli yanında. Kıskanılmalı zaman zaman da...
Bir eşi olmalı insanın!!!
Sabah yolcularken işine, içi acımalı,
Daha yollarken özlemeye başlamalı.
Seni şimdiden özledim!!!
Bir eşi olmalı insanın!!!
Akşam dönüşünü beklemeli sabırsızlıkla.
Gözleri yollarda kalmalı
Ve kapıyı çalmadan açmalı...
Aşkla karşılamalı,
Hasretle sarılmalı boynuna,
Özlemle koklayıp, öpmeli,
Yıllarca uzak kalmışçasına!
Bir eşi olmalı insanın!!!
Her günü bir başka güzel olmalı yaşamın,
Bir başka özel, bir başka soluklanmalı her anında.
Verdiği hiç bir şeyin yeterli olmadığını düşünüp, kahrolmalı,
Daha fazla ne yapabilirim diye düşünmeli.
Bir eşi olmalı insanın!!!
Cennetten köşe almışçasına
Sevdiği, sakındığı, bakmaya kıyamadığı...
Her bir hücresinden aşkın fışkırdığı,
Çölde okyanusu yaşadığı bir eşi olmalı insanın!!!
Ben seni ölene dek seveceğim boş laf!!!
Ben seni sevdikçe ölmeyeceğim...

tunahan111

  • Aktif Üye
  • **
  • İleti: 30
  • Teşekkür 165
    • Çevrimdışı
  • # 05 Şub 2020 00:02:40
gitti ah...
gecelere hüzünleri serperek
yaralı bir kuş gibi kanarcasina gitti..,
yalvaran gözlerime, elemi pay ederek,
bir kabahatmiş gibi, kaçarcasina gitti...

gitti ah...
şarkılara bel bağlamak faydasız.
üstüme kapılari kaparcasına gitti...
gecenin geldiğini haber vermeden; hırsız...
yasanmis bir ömrü çalarcasina gitti

gitti ah...
bir nehirdi,
yazamadığım şiirdi.
yüzüme son bir defa
bakarcasina gitti...

gitti ah...
gözyaşları yanaklarımda kaldı
hayatın perdesini çekercesine gitti...
belki doyulmamıs toz pembe bir masaldı.
göğsümden yüreğini sökercesine gitti...

gitti ah...
karsılaşmak ömür boyu imkansız.
beni hazanda koyup bahar dalına gitti...
bilmiyorum ne yapsam, ne söylesem anlamsız.
ayrılmıştı dünyamız; kendi yoluna gitti...

gitti ah...
bir mevsimdi,
çizemediğim resimdi.
kalbime bir çiviyi,
çakarcasina gitti...              Yusuf Hayaloğlu

adamın biri

  • Bilge Üye
  • *****
  • İleti: 4.583
  • Teşekkür 19097
    • Çevrimdışı
  • # 10 Şub 2020 00:17:17
Yağmurlu bir Kasım günü,
Cebimde ıslanmış bir mektup,
Zar zor toparlamışım kendimi,
Sol yanım alev, alev,
Seni bekliyorum okul bahçesinde,
İçimde deli bir cesaretle,
Hayatım boyunca unutamayacağım
O ses yankılanıyor uzaklardan ve gittikçe yaklaşıyor,
Merdivenlerde bir koşuşturmaca,
Acı siren sesleriyle bir ambulans geliyor okulun bahçesine,
Bilinmez bir korku kaplıyor içimi,
Ve sedyede görüyorum seni rengin soluk bembeyaz, bir melek gibi,
Koşuyorum hiç durmak sızın boş sokaklarda yağmura karışan göz yaşlarımla, mezarlıkta alıyorum
soluğu Annemin başucunda,
Bir yandan dua ediyorum, bir yandan kendime, kaderime kızı yorum, ben sevdiğim için mi ölüyor
insanlar önce Annem şimdi sen,
Sevmem bir daha kimseyi,
Mezarlıkta biraz ağladıktan sonra eve gidiyorum, dua ediyorum sabaha dek,
Ve ertesi sabah okulda alıyorum acı haberi küçük kalbin hayata dayanamayıp durmuş kalp krizi
geçirmiş sin ve melek olmuşsun.
Şimdi yıllar geçti hala aynı mahalledeyim, evlendim çocuklarım oldu, hatta kızım bizim okulda okuyor
o bahçede geziyor, seni son gördüğüm yerde, Annemi her ziyaretimde, senin yanında uğruyorum, her
seferinde iki gülle gidiyorum mezara, biri sanabiri Anneme iki beyaz gül, hayatıma giren iki meleğe.
Birde o mektup var senden kalan,
Sana vermek için beklediğim o ıslak mektup hala saklıyorum onu,
Merak ediyorsundur ne yazıyor diye,
Şöyle başlıyor;
Bunları yazı yorum çünkü seninle konuşacak cesaretim yok, sana saçma gelebilir ama öyle işte,
Annemi kaybettikten sonra fazla çevrem olmadı yalnız gezdim hep, sessiz yalnız bir çocuk oldum , bu
yüzden okulda deli diyende oldu bir sürü şey zırvalayanda oldu, ama sen, sen başkaydın benim için,
Annemin gülüşleri vardı sende, belki bu yüzden farklıydın, seni her gördüğümde boğazım
düğümleniyor konuşamıyordum bu yüzden bu mektubu yazma kararı aldım bilmiyorum cesaret bulup
da vere bilir miyim sana, ha birde ricam var senden tek sen okursan sevinirim, sana olan hislerime
karşılık vermesen bile aşkıma saygı duymanı isterim...
Sen hatırlar mısın bilmiyorum ama, benim hiç unutamadığım bir gün var. Hani okul gezisine çıkmıştık
ya, sıcak bir haziran günüydü, okulların kapanmasına sayılı günler kala, hayatımda ilk defa uzun bir
yolculuğa çıkacaktım çok korkuyordum. Cam kenarında oturuyordum, korkularım epilepsi nöbetlerimi tetiklemişti, kriz geçiriyordum ve sen yaklaştın o an, gözlerinden süzülen bir iki damla yaşa inat, güçlü
gözüküyordun. Elini saçlarıma atıp kulağıma fısıldadın " ölmek için çok küçüksün lütfen yaşa" dedin .
Boynuma , yüzüme kolonya sürüyordun. Öğretmenler dahi panik olmuşken, sen o minicik kalbinle,
minnacık ellerimle bana şifa olmuştun. O gün aşık olmuştum sana, evet sana aşığım...... Yazıyordu o
mektupta, bak ben hâlâ yaşıyorum, bak hâlâ ölmedim. O gün, o minik ellerini tutup sana şifa
olamadım, " ölmek için çok küçüksün" diyemedim. Sanki sen doğa üstü güçlere sahiptin, sanki orada
bütün gücünü bana verip beni hayata döndürdün, sanki bu yüzden, benim yüzümden yorgun
düştün... Sen, sen öldün. Maalesef ben hâlâ yaşıyorum...

Sana Adanmış Şiirler, Cem Bostan

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 15 Şub 2020 02:40:48
Nesini Söyleyim Canım Efendim

Nesini söyleyim canım efendim
Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim
Arzuhal eylesem deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

Sefil ireçberin yüzü soğuktur
Yıl perhizi tutmuş içi koğuktur
İneği davarı iki tavuktur
Bundan gayrı yoktur malımız bizim

Reçberin sanatı bir arpa tahıl
Havasın bulmazsa bitmiyor pahıl
Tecelli olmazsa neylesin akıl
Dördü bir okkalık dolumuz bizim

Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara halinden kimse bilmiyor
Devletin sikkesi selam vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim

Evlat da babanın sözün tutmuyor
Açım diye çift sürmeye gitmiyor
Uşaklar çoğaldı ekmek yetmiyor
Başımıza belâ dölümüz bizim

Zenginin sözüne beli diyorlar
Fukara söylese deli diyorlar
Zemane şeyhine velî diyorlar
Gittikçe çoğalır delimiz bizim

Sekiz ay kışımız dört ay yazımız
Çalığından telef oldu bazımız
Kasım derken buz tutuyor özümüz
Mayısta çözülür gönlümüz bizim

Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta satar
Hasırdan serilir çulumuz bizim

Zenginin yediği baklava börek
Kahvaltıya eder keteli çörek
Fukaraya sordum size ne gerek
Düğülcek çorbası balımız bizim

Serdarî halimiz böyle n’olacak
Kısa çöp uzundan hakkın alacak
Mamurlar yıkılıp viran olacak
Akıbet alınır öcümüz bizim

Kelkitli Aşık Serdari

munzeviçığlık

  • Uzman Üye
  • *****
  • Müdür Yardımcısı
  • İleti: 4.647
  • Teşekkür 22306
    • Çevrimdışı
  • # 15 Şub 2020 02:59:50
YOLCU

Bugün son sinek de soğuktan öldü
Son gül soldu,son yaprak döküldü
Ay bulutların içine gömüldü
Son ahbap da diyar-ı ahirete göçtü

Bir bu heyhula kaldı buracıkta
O da ölümünü bekliyor küçük bir odacıkta
Bir damla su misali küçük bir kovacıkta
Bir mezardır istediği kdüz bir ovacıkta

Halini soran yok mu bu kimsesize
Sorarlar bir gün bunun hesabını size
Muhtaç bu garip bir çift söze
Basar bağrını küçük bir köze

Cemil MERİÇ

ferdem

  • Bilge Meclis Üyesi
  • *****
  • İleti: 4.354
  • Teşekkür 26757
    • Çevrimdışı
  • # 16 Şub 2020 01:02:07
“Seni bir daha görmeye
Umut yok, bu belli
Ama vazgeçmiş değilim
Değişmem verdiğin kederi

Sen iyi misin
Yaprakları dökülmedi
Değil mi, kuruttuğun güllerin
Biliyorum okuduğunu
Yazdığım yeni şiirleri”

 Cevdet Karal

 

Egitimhane.Com ©2006-2023